25 Kas 2016

BAŞKANIN LİNÇ SÜPRİZİ MEYVESİNİ VERİYOR,,,
ANLADIM Kİ; 
ASIL SÜPRİZ YORUMLARDAN SONRA OLACAK...

"E.B''nin yorumu: Bekir AKKAYA bunun affedilir bir yanı yok açıklamayı fetoculardan sonra cinsiyet yoksunu sapık hocalar diye temizletmek lazım...

1 Mayıs’tan itibaren tüketici izinsiz mesaj ve e-posta bombardımanından kurtuluyor. BTK’nın yeni taslağına göre toplu mesajların içeriğinden şirketin yanı sıra operatörler de sorumlu tutulacak. Tüm Gazete ve haber Sayfaları…20 Nisan 2015
ONAYSIZ İLETİYE 50 BİN TL CEZA
KUTLAMA MESAJI DA ONAYA TABİ
ŞİMDİ İZİNSİZ MESAJ ÇEKMEK RAHATSIZ ETMEK SUÇ….

Sürekli telefonuma gelen mesaj üzerine yazdığım yazıyı aynen burada tekrar yayınlıyorum…
Her gelişinde sildiğim halde tekrar tekrar bana değişik hitapla gelen mesajlara tepki için ve dahi özellikle bazı mesajların aynı yer ve firmadan gelen mesajları kasdederek ne bir firme adı ne de bir kişi adı kullanmadan bir yazı yazdım…Burada özellikle şu adam ve adamcık kelimelerine bir açıklık getireyim…Rahatsız olduğunuz ve mesajlar size sık sık gelse ve kimden geldiğini bilmezseniz buna ne denir…Büyükse adamlar, küçükse adamcıklar…Ben de aynen bunu yaptım…
Benim rızam dışında kanunen suç olan mesaj bana gönderilemez…Kimseye de gönderilemez…
İşin ilginç tarafı muhatabınıza

19 Kas 2016

         
İnternette en çok kedilerle ilgili videoları izlerim…Fareleri yakalama maharetleri dışındaki tüm davranışlarına gülmemek mümkün değil. Önü uçurum olduğu halde emin adımlarla yürüyüşlerine devam etmeleri sonucu paldır – küldür düşmeleri, kaynar ekmeğe sulanarak tırnaklarının acıması sonucu bağırmaları ve devamında da unutarak aynı fiili tekrar yapmaları, aynada gördükleri kendilerine karşı efelenmeleri ardından aynaya dalmaları, duvara atlıyorum derken paldır küldür yuvarlanmaları. Birkaçını yukarda sıraladığım kedilerin yüzlerce davranışlarına gülmemek elde değil.
         Çevremde bazı insanların durumlarını ben kedilerin sakarlıklarına benzetirim. Yıllar önce Terme’de bir düğüne gitmiştim. Zil – zurna sarhoş bir adam kendini müziğin sesine kaptırarak kendinden geçmiş bir halde oynuyordu. Meydanda tüm kalabalık adamı izliyor ve

7 Kas 2016





**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********




5 Kas 2016

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********
**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********


**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********


Bekir AKKAYA ve Mustafa Bilgü
İkimiz de Öğretmen

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

24 Eyl 2016

           Alttaki resimde görüldüğü üzre Ordu Büyükşehir Belediyesi Fizme - İslamdağ arasında 13 km'lik bir yol çalışması için başlatıyor...Yol bu alkışlamamak mümkün değil. Ancak çalışma esnasında kimseyi mağdur etmemek üzere. Zaten büyüşşehir de sabır ve anlayışınız için teşekkür ederiz diyor. 
              İşte bu yolun ilk başladığı yerde iki hastamın olduğu evin suyu kesiliyor...Borular da kesiliyor...Ben de bunun üzerine ilgilileri arıyorum ve durumu anlatıyorum. Ne muhtarı ne de şirket yetkililerine bir şey anlatmak mümkün değil. 
                 Daha sonra  Kumru OSKİ devreye giriyor...Bana gerekeni yapacaklarını ancak yolun kısa zamanda biteceğini daha iyi bir şekilde suyu bağlayacaklarını söylüyorlar ve ben "tamam" diyorum. ve Kumru OSKİ gerekli yardımı yapıyorlar...Ancak bir kaç gün beklememi ifade ediyorlar...Ben de tamam diyorum...
              Bunun üzerine ben komşumuz Hayrı Deniz'den yardım alarak geçici olarak getirdiğim boruları uzun çalışmamızdan sonra eve suyu getiriyorum.
                Çalışma esnasında kepçeyi süren kepçeci ve kamyon şoförüne "daha dikkatli olmalarını" söylemem üzerine kepçeden inerek bana saldırıyorlar.
Ardından da şirketin şefi olduğunu söyledikleri birini oraya çağırıyorlar...Ardından da tüm Fizmeliler toplanıyor...Şirket yetkileri ile birlikte güya beni oradan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Aynı anda da şirket şefi olduğunu söyleyen biri bana söğdü ve yolu kesti diyerek Kumru jANDARMA kARAKOLUNA beni telefonla şikayet ediyor. Sonra da ben ifade için  jandarma karakoluna gidiyorum ..Adamlar iftira atıyorlar, şikayet ediyorlar , sonra da şikayetlerini geri alıyorlar...Ben de zaten şikayet etmiyorum...
BİRİNCİ NOKTA BELİRLENİYOR...

22 Eyl 2016

Uzun zamandır bu yazıyı yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım. Etkilendiğim ve şok yaşadığım olaya şahit olmama rağmen  henüz alenileşmiş bir durum yok.  Yani muhatabım birinci ağızdan bana bir şey söylemiş değil.  Bana ulaşılan bilgi her ne kadar ben kastedilsem de üçüncü şahsa benim terbiye edilmem ve kulağım çekilmem için ulaştırılmış. Sözünü ettiğim şahıs o kadar yüksekte ki benden tarafa dönmeyi ya da kulağımı çekmeyi bile kendine yakıştıramamış. Büyük ihtimal kirlenirim diye benle kendi arasına aracı koyuyor.
İlgili aracı da görevini yapmanın keyfi ile ilgili kişi ile beni terbiye etmenin sevap olduğunu, dolayısıyla bana da büyük bir iyilik yaptığını düşünüyor. Üstelik benimle ilgili kendine yazılan mesajdan önce, kendine mesajı kimin gönderdiğine vurgu yapıyor. Daha doğrusu ilgili yüce adamın ismine vurgu yapıyor. Hızını da alamayarak ta Ordu’ya

10 Ağu 2016




**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

Türkiye ateistleşiyor diyen akademisyen özür diledi

Volkan Ertit, "sekülerleşme" tezinin 15 Temmuz gecesi darmadağın olduğunu söyledi, "artık sadece arıların sosyolojisini çalışacağım" dedi.

Genç akademisyen Volkan Ertit geçtiğimiz yıl Ahmet Hakan'a verdiği röportajda "sekülerleşme"tezini anlatmıştı.
Ertit'in açıklamalarına göre Türkiye dindarlaşmaya doğru değil, dinden uzaklaşmaya doğru gidiyordu.
Fakat 15 Temmuz darbe girişimi gecesi milletin"iman gücüyle" demokrasiye sahip çıkması sonucu genç akademisyen Facebookhesabından bir duyuru yaparak bu tezinin "darmadağın" olduğunu açıkladı.

"HALK TARAFINDAN TROLLENDİM"

Özür dileyen Volkan Ertit, "Son 2 senedir sizleri trollediğim için kusura bakmayın, ben de bu halk tarafından trollendim" diye yazdı.
İşte Ertit'in özür yazısı:

 KAYNAK: http://www.ensonhaber.com/turkiye-ateistlesiyor-diyen-akademisyen-ozur-diledi-2016-08-09.html

ÖNCEKİ YAZI VE RÖPORTAJ: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/turkiye-dindarlasmiyor-aksine-dinden-uzaklasiyor_30083737

**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********

4 Ağu 2016

Kumru İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği (KUMİMDER) Kumru Döşekdibi’nde bir araya geldi.
                Son iki yıldır yaylada yapılan buluşmayı Öğretmen Osman YILMAZ’ın başkanlığını yaptığı KUMİMDER gerçekleştirmektedir.
                09 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen bir araya geliş fotoğraflarını https://picasaweb.google.com/113587386740291393784/6305646459497502497?feat=flashalbum internet adresinden buraya taşıdık….

Bekir AKKAYA / KUMRU

İŞTE FOTOĞRAFLAR



2 Ağu 2016

Bir fatiha: Arkadaşım Ahmet Aşık’ın ruhuna mektup*

Sana bu mektubu yazmamın sebebi, içinin bütün sızılarını iyileştirecek bir müjde: Türkiye toplumu tarihinde ilk kez bir askeri darbeye yekten karşı çıktı; direndi, darbeye geçit yok dedi. Sosyalistlerinse bir teki bile (tam on yıllardır hayal ettikleri gibi) bir akşam vakti karanlığın kenarından ağır ellerini toprağa basıp doğrulmuş o sade, “sıradan” insanların, hani şu dillerinden düşürmedikleri “halkların” yanında darbecilere karşı sokağa çıkmadı. Çünkü onlar sosyalistti, demokrattı, ilericiydi, ileri görüşlüydü; çünkü darbenin püskürtülmesi en çok Erdoğan’a yarayacaktı.

30.07.2016 15:28  
Ertuğrul-Başer



Seni son gördüğümde (vefatından bir sene kadar evveldi) doktoruna söylediklerini anlatmıştın, hatırlıyor musun: Aman doktor, benim biraz daha yaşamam lazım, biraz daha yaşayıp, şu Kenan Evren denen
15 Temmuz: Makarnacı devrimi

Oysa beğenmedikleri makarnacılar daha ilk anda, 81 vilayette yüzbinlerle, sabahlara kadar sokaklara dökülüp onların da, demokrasinin de geleceğini kurtardı. Ben ise 15 Temmuz Devrimi’nde darbeye karşı yürüyen bu yüzbinlerin arasında bir damla olmaktan onur duyuyorum.

18.07.2016 09:14  
Cengiz-Alğan

cengiz.algan@gmail.com

15 Temmuz akşamı saat 22:30 civarında, uzun bir yolculuktan dönmüş evimin kapısından içeri adımımı atarken kardeşim aradı, köprüyü askerlerin kestiğini söyledi. Televizyonu açıp haberlere baktım. İki kamyon jandarma köprüyü sadece tek taraflı trafiğe kapatmışlardı. Haberlerde başkaca bir gelişme de yoktu. “Herhalde büyük bir terör saldırısı ihbarı var, köprüyü koruma görevi olan jandarma da görevini yapıyor” diye düşündüm. O sırada darbe endişesiyle arayan bir arkadaşıma da böyle söyledim ve ekledim: “Böyle bir şeye kalkışırlarsa sonları idam olur”.

Birazdan Başbakan’ın
15 Temmuz: Türk solunun cenaze töreni

OHAL’in ilk üç kararnamesinde de görülebileceği gibi, alınan tedbirler tamamen bu örgüte ve askerin içinden çıkabilecek tehditlere karşı oldu. Üçüncü kararnamede ise orduyu tamamen sivillere bağlayan, devrim niteliğinde kararlar alındı. Başına sonuna bakmadan her şeye karşı çıkmak da solun bir başka hastalığı.

01.08.2016 09:25  
Cengiz-Alğan

cengiz.algan@gmail.com

Onlar ki toprakta karınca, 
                                   suda balık,
                                                havada kuş kadar
                                                             çokturlar; 

…sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
               bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
                onlar ağır ellerini toprağa basıp
                                        doğruldukları zaman.
Nazım Hikmet
Kuvâyi Milliye Destanı

İrili ufaklı bütün örgütleriyle Türk solu yıllar yılı, Nazım’ın girişteki şiirinde söz ettiği işçi sınıfının, ezilenlerin, halkın “ağır ellerini toprağa basıp doğrulacağı” bir devrime öncülük etme hayaliyle yaşadı. Örgütler kuruldu, ittifaklar yapıldı, çatışmalar yaşandı. Okullarda, fabrikalarda, sendikalarda, mahallelerde örgütlenme çalışmaları yapıldı. Sayısız gazete, dergi, broşür, bildiri çıkarıldı, dağıtıldı. Milyon kez basın açıklamaları, mitingler, yürüyüşler düzenlendi. Silahlananlar oldu, devletle ve birbirleriyle çatıştılar. Hapislere düşüldü, işkencelerden, infazlardan geçildi. Şiirler,

14 Tem 2016

   Mesleğimizin eğitim ve öğretimle ilişkisi olması nedeniyle bulunduğumuz yerlerde kitaplar hep karşımıza çıkar.
            Zorunlu olarak kitap işimizin bir parçasıdır. Öyle olunca da bir öğretmeni kitaplardan ayrı düşünmek mümkün değildir. Hep böyle düşünülür ancak durum hiç te böyle değildir.
            İşin doğrusu son zamanlarda öğretmen kitabı sevmiyor. Diğer mesleklerde kitabı sevmeme anlaşılan bir durum olabilir. Ancak bir öğretmenin kitabı sevmemesi  ya da kitaptan uzak durması  anlaşılan bir durum değildir.
            Öğretmenin görevi eğitim öğretim ve dolayısıyla kitaptır. Mesleğini yerine getirirken ve geçimini temin ederken kullandığı araç ve gereci kitap ve kalemdir.
            Devlet öğrencilere kitapları ücretsiz veriyor. Aslında bu iyi gibi gözükse de bu durum çok kötü bir şeydir. Kitap gibi bir şeyin bu kadar değersizleştirilmesi ve işi bitince atılması ve yakılması şekline getirilmesi anlaşılır bir durum değildir. Ben şahsen bu durumun son derece tehlikeli bir durum olduğunu düşünüyorum. Ve bunu bir öğretmen olarak söylemekte hiçbir sakınca da görmüyorum.
            Bizde okuma alışkanlığı zaten yok. En azından ders kitabı da olsa evlere bazı kitaplar giriyordu. Şimdi bu kitaplarda yılsonunda öğrencilerden toplanarak geri dönüşüme gönderiliyor. Hatta bu kitaplarla birlikte ne kıymetli romanlar araştırma ve fikir kitapları da aynı şekilde toplanarak geri dönüşüme gönderilmekte. Okulların birçoklarında kütüphane yok. Yıl içinde sınıflarda oluşturulan kitaplıklarda toplanılan kitaplar toplanarak doğru yakılmaya ya da geri dönüşüme gönderiliyor. Yetkilere bu durumu aslında iletmek lazım. En azından kitaplar devlet tarafından ücretsiz verilmemeli. Çocuğunu okutacak en azından kitapları para ile almalı. Kitaplar da eskisi gibi sık sık değiştirilmeyerek gelecek yıllarda da kullanılabilmelidir.
            Bu konuda yazılması gereken çok şey var. Okuma yazması olmayandan öğretmen olmamalıdır. Kitap okuma alışkanlığı edinmemişlerden öğretmen ya da milli eğitimde bir görev verilmemelidir.
            Son olarak hafta içerisinde gazetelerde yayınlanan bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
   “Üniversite yerleştirilmelerinde daha önceleri Tıp ve Hukuk Fakültelerine uygulanan başarı puanı sıralaması bu yıl Mimarlık ve Mühendislik Fakültelerine de uygulanacak. Öğrenciler Tıp Fakültesine gitmek için 40 bin, Hukuk Fakültesine girmek için 150 bin, Mimarlık Fakültesine 200 bin, Mühendislik Fakültesi için ise 240 binin içerisine girmek zorundalar.   Bu rakamlarda öğretmenlik var mı? Yok.
             Kimse böyle bir durumdan çocuklarımız için iyi bir gelecek beklemesin.
            Milli Gazete’den
            “Kitap sızlar kitap sızlar
            Kalem ağlar kitap sızlar
            Son Kitabın ilk emrini
            Unuttular Kitapsızlar”

            Bekir AKKAYA/ 14 Temmuz 2016/KUMRU
**********Sitemizde yayınlanan yazı, fotoğraf ve dokümanlar başka bir site ya da dergi-gazetede yayınlanacaksa önceden yazılı izin gerektirir. Sitelerimizde yayınlanan diğer doküman veya belgeler , kaynak gösterilmek ve sitesinin ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.Bekir AKKAYA **********






KONULAR (İÇİNDEKİLER)

HABERLER (535) Bekir Akkaya Yazıları (296) Bekir Akkaya Özel (170) Etkinlik Proğramları (163) Önemli Belgeler (162) Oğlum Bak Git (144) Seçme Fotoğraflar (144) Kim Kimdir? (136) Eğitim-Öğretim (129) Vesikalık Kareler (125) Önemli Yazılar (113) Derneklerimiz (105) Bekir Akkayaya Yazılanlar (103) Foto Haber (103) Bekir Akkaya Fotoğrafları (97) Araştırma İnceleme (90) Siyah Beyaz Kareler (90) Bekir Akkaya Yorumları (83) Yazarlarımızdan (76) Bekir Akkaya Araştırmaları (68) Polemik Yazıları (68) Abdullah Özbek Yazıları (55) Duyuru Haber (55) Video (54) Siyaset (52) Cemiyet Fotoğrafları (47) Önemli Bağlantılar (45) Haber Yorum (44) Vefat Haberleri (43) Önemli fotoğraflar (39) Kitap-Kütüphane (38) Şiir (38) Şiirler (38) Seçme Şiirler (31) İlginç Haberler (26) İKTİBAS (24) İsmet Kaymak Yazıları (24) Konuşan Fotoğraflar (22) Şairlerimizden (22) Bekir Akkaya İzlenimleri (18) Aklınızda Bulunsun (16) Ekonomi (16) Ekrem Saygı Yazıları (16) Sağlık (15) Türküler (15) Afiş (14) Bekir Akkaya Şiirleri (14) Ahmet Çapku Yazıları (13) BEKİR AKKAYA YAZILARI (13) KUMRULU YAZARLARDAN (13) Bekir Akkayanın Not Defteri (12) Goca Garı İlaçları (12) Kumrulu Şair ve Yazarlar (11) Yılmaz İmanlık Yazıları (11) Bekir Akkaya Röportajları (10) Ölümden Sonrasına Yolculuk (9) İlhan Tinci Yazıları (9) Bekir Akkaya Videoları (8) Logo-Amblem (8) ORİMDER (8) Abdullah Saygı Yazıları (7) Cemalettin Yaktı Yazıları (7) İbretlik Fotoğraflar (7) Şairlerimiz (7) Röportajlar (6) Yılmaz Alır Yazıları (6) İmam Hatiplinin Not Defteri (6) VİDEO (4) Bekir Akaya (3) BEKİR AKKAYA ŞİİRLERİ (1) Kumru (1) Şehitlerimiz (1)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Blog Archive

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Social Icons

Featured Posts

Kumru Haber Arşiv

SAYFAMIZDA ARAYIN

Yükleniyor...

Bekir Akkaya Kimdir?

Social Icons

Follow by Email

Video

twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail

Son Beş Yazı

KUMRU BELGESEL'DE SON BEŞ YAZI

TOPLAM ZİYARETÇİ SAYISI