Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

1 Aralık 2025

BİZ DE VARIZ OYUNU -2003 - /Rıza Razı Değil Bekir Akkaya Yazdı

Hocaya sormuşlar : - Hocam cenaze götürürken tabutun neresinde bulunmak daha iyidir? Hoca : - Tabutun içersinde bulunmayın da neresinde olursanız olun." diye cevap vermiş.

Aynı soru tiyatro için sorulsa ne cevap verilebilir acaba! Oyunculuk mu? Yoksa izleyicilik mi? Ya da o sahneden ve salondan uzak durmak mı?

Aynı soru şöyle de sorulabilir. Ev denilen yapının içinde mi, dışında mı olmak gerekiyor? Ya da dünyanın, yani şu yaşadığımız gezegenin içinde mi, dışında mı bulunmak gerekiyor? Eğer  yaşamdan söz ediyorsanız ve bu yaşamı devam ettirmek istiyorsanız tiyatroda ya salonu, ya da sahneyi tercih edeceksiniz. Hangi bölümde bulunursanız bulunun tiyatro çatısı içersinde bulunmaya mecbursunuz. Bu durum ev için de, dünya için de geçerli bir kuraldır.

Peki tiyatro binasında ben nerdeyim?

Dedik ya biz yerimizi biliriz. Bizim yerimiz izleyici bölümü olup, babamdan kalma benim koltuk, ona babasından kalmış. Ben kendimi bildiğimden bu yana hep babamın yanında oldum. Sahnede oyunlar oynanır, babam bana

Savaş mı Var RIZA RAZI - 2003 / Ekrem Saygı Yazısı

 
Her taraf  karanlık …  aniden bir davul sesi , arkasından bir
haykırış , başlıyoooor,
başlıyooor  oyun başlıyor  ve bir adam trübünlerden  sahneye doğru
koşuyor. Bütün başlar adama çevrili . Uçmuş ya bu. Şaşırmadan şaşırmaya
gidiyor. Başlar yukarda pür dikkat
kimileri gülüyor, kimileri de ne olduğunu anlamadan şaşkın ,şaşkın
bakıyor.
         Savaş mı var Rıza! Bu çığlık neden? Ben mi göre

DUMAN KÖYÜNDE BİR DİLEKCEYE YÜZLERCE İMZA (ARŞİV HABER)

Kumru Duman Köyü Kadastro ve Ecrimisil Sorunları Hakkında Başvuru

Halil İbrahim DEĞRİ tarafından Ordu ili Kumru ilçesi Duman Köyü adına yapılan şikayet ve taleplerin yapılandırılmış sunumu

Başvuru ve Şikayet Özeti

Ordu ili Kumru ilçesi Duman Köyü adına Halil İbrahim DEĞRİ tarafından yapılan başvuruda, daha önce gönderilen 10.12.2002 tarihli yazıya cevap alınamadığı belirtilmiş; köyde gerçekleştirilen kadastro çalışmaları ve bu çalışmalar sonucunda tesbit ve tesis edilen ecrimisil işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek, ilgili görevliler hakkında şikayet ve yapılan işlemlerin düzeltilmesi talep edilmiştir.

Köyün Durumu ve Yaşam Koşulları

Kumru ilçesine bağlı Duman Köyü, ilçe merkezine 3 km mesafede yer

29 Kasım 2025

BAYRAM KUCAKLAŞMAKTIR (şiir) /BEKİR AKKAYA

Rabbin yarattığı insanoğluyuz.

            Çok değil bir damla sudan olmuşuz.

            Ruhla beden bir arada doğmuşuz.

            Bayramlar coşku sevgi demektir.

            Düşmanla da kucaklaşmak demektir.

 

            Bir teşekkür kurban Rabbe dönüştür.

            Niyetle huzurda bir yok oluştur.

            Yoksulla fakirle hep bir oluştur.

            Bayramlar kalplerde bir kırılıştır.

            Büyük küçük içten bir sarılıştır.

 

28 Kasım 2025

KUMRU ÖZEL DERVİŞOĞLU ETÜT EĞİTİM MERKEZİ ÜZERİNE /ORDU HABER GAZETESİ 2002 KÖŞE YAZIM...

                                          

BU YAZI YÜZÜNDEN ORDU VALİLİĞİ'NE DÖNEMİN İKTİDARI MENSUPLARI TARAFINDAN ŞİKAYET EDİLDİM
-------
Kumru’da Eğitimde Yeni Bir Dönem: Dervişoğlu Etüt Eğitim Merkezi

Kumru’nun Sosyal ve Kültürel Hayatına Katkı

Kumru’nun eğitim alanındaki bu önemli kazanımı, ilçenin sosyal ve kültürel gelişimine de katkı sağlamaktadır. Dervişoğlu Etüt Eğitim Merkezi, yalnızca akademik başarıya odaklanmakla kalmayıp, öğrencilerin kişisel gelişimlerine destek olacak ortamlar sunmaktadır. Böylece çocuklarımız hem bilgiyle donanmakta hem de sosyal becerilerini geliştirme fırsatı bulmaktadır.

KUMRU ÖZEL DERVİŞOĞLU ETÜT EĞİTİM MERKEZİ

Bekir AKKAYAbekirakkaya@yahoo.com

Planınız bir yıl için ise pirinç ekin, on yıl için ağaç dikin, yüz yıl için ise insanları eğitin.

HUANG-ÇE

Eğitim her şeyin başıdır. Eğitime önem veren milletler geleceğine

9 Mayıs 2025

İmam Hatip Lisesi Turnuvasında Bira Reklamı Haberi (2006)


.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............







PAYLAŞILAN BİR DUYGU Cemalettin Yaktı




PAYLAŞILAN BİR DUYGU

 

Cemalettin Yaktı

Biz gazeteciyiz; Her şeyi bilir, gelecek hakkında en doğru tahmini yaparız ya! Önümüze çıkan soruyor; 'Türkiye'de neler oluyor, bizi ne bekliyor, sonumuz ne olacak?'

Dörtbir yanımıza hortum bağlamışlar, üç yanımızı saran deniz yetmedi, okyanuslara akıyoruz... Göstergeler kime ne, gösteriler bulutların üstünde, af geliyor af... Bunları biliyorum...

Vurgun yazıyoruz, küfür yiyoruz, tehdit ediliyoruz. 'e-mail' oldu 'e-küfür', 'read mail'i tıklamaktan korkar olduk. Olsun; yine yazacağız... Peki gelecek? Bilenler beri gelsin...

Olanı biteni yazıyoruz, yazmaya da devam edeceğiz de, bugün kafamı bir başka konuya taktım...

Pazar için yazıyoruz ya, 'ortam-hava değiştirmek için' hayal denizinde kürek çekiyoruz. Sakın, 'vardır bunun arkasından bir şey' demeyin, hinlik aramayın, mesaj çıkarmaya da çalışmayın!

Gelelim takık olduğumuz konuya;

'Aşkın gözü neden kör?' ve de 'Neden aşkla çılgınlık yan yana'...

Bu sorunun yanıtını, 'Aşkı bulmanın ve korumanın yolları' adlı kitabın yazarı Kürşat Başar'a sordum; 'Aşkın gözü neden kör?' Şaşırıp, 'Ben ne biliyim' dedi. 'Nasıl bilmezsin?' diye çıkıştım; 'Aşkın kitabını yazan sen değil misin. Hem aşk dersi veriyor, hem de aşkın gözünün neden kör olduğunu bilmiyorsun.'

Sevgili dostum; Burada iş yapıyoruz iş...

Kürşat Başar'dan fayda yok. Başımızın çaresine baktık. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan araştırdık, yanıtı bulduk -gibi-. Bulduğumuz, 'evvel zaman içinde' diye başlayan hikaye...

Kaynağını bilmiyorum, affola...

'Uzuuun zaman, insanlar dünyaya ayak basmadan önce; İyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün, toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın oturuyorlarken SAFLIK ortaya bir fikir atmış, 'Neden saklambaç oynamıyoruz?' Hepsi bu fikri beğenmiş; saklambaç oynamaya karar vermişler. ÇILGINLIK, bağırmış; 'Ebe olmak istiyorum, ebe olmak istiyorum!' Hiç kimse ebe olup da ÇILGINLIK'ı arayacak kadar çıldırmadığı için kabullenmiş. ÇILGINLIK, bir ağaca yaslanıp saymaya başlamış; 1, 2, 3... ŞEFKAT, Ay'ın boynuzuna asılmış, İHANET çöp yığınının içine girmiş, SEVGİ bulutların arasına kıvrılmış, YALAN bir taşın altına saklanacağını belirtip, her zamanki gibi yalan söyleyip gölün dibine saklanmış, TUTKU dünyanın merkezine gitmiş, PARAHIRSI içine girmeye çalıştığı çuvalı yırtmış. ÇILGINLIK saymaya devam etmiş, 79, 80, 81, 82... AŞK'ın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar saklanmış. AŞK, karasız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu sizi şaşırtmamalı; hepimiz AŞK'ı yakalamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve ÇILGINLIK saymaya devam ediyor; 95, 96, 97... Tam 100'e vardığı anda, AŞK sıçrayıp güllerin arasına saklanmış. ÇILGINLIK bağırmış; 'Sağım solum sobe, geliyorum!'... Arkasını dönmüş, TEMBELLİK'le göz göze gelmiş. Çünkü onun saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra ŞEFKAT'i ayın boynuzunda, İHANET'i çöplerin arasında, SEVGİ'yi bulutların arasında, YALAN'ı gölün dibinde ve TUTKU'yu dünyanın merkezinde görüp sobelemiş. Biri hariç; AŞK. ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış, son hedefini bir türlü bulamıyormuş. -Belki de kendiliğinden ortaya çıkıp sobelenen- HASRET, hasretten olsa gerek dayanamayıp, ebenin kulağına fısıldamış, 'AŞK, güllerin arasında saklanıyor'. Yine göremeyen ÇILGINLIK, eline çatal şeklinde bir sopa alıp güllerin arasına çılgınca saplamış, saplamış, saplamış. Ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. AŞK, elleriye yüzünü kapatıp ortaya çıkmış. Parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş. ÇILGINLIK, elindeki çatal sopayı, yanlışlıkla da olsa AŞK'ın iki gözüne saplayıp kör etmiş. 'Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?' diye bağırmış; 'Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?' Ve AŞK, yanıt vermiş; 'Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, kılavuzum olabilirsin'. İşte o günden beri, AŞK'ın gözü kördür, ÇILGINLIK her zaman yanındadır. '

Hikaye bu...

İyi de n'olacak Türkiye'nin hali.

Haydi saklambaç oynayalım!

Ege'nin imbatı sizinle olsun.

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

2000 Lİ YILLARDA DUYGULARIN BEKLENEN GELİŞMESİ Cemalettin Yaktı



 

2000 Lİ YILLARDA DUYGULARIN BEKLENEN GELİŞMESİ

 

Cemalettin Yaktı

          insanın yaradılıştan getirdiklerinden biri de duygularıdır. Şimdilerde hayvanlarda dahi varlığından sıkça bahsediliyor. Zaman zaman çok olumsuz eleştirilere maruz kalsa da , duygusallık aptallıkla eş değermiş gibi gösterilmeye çalışılsa da , çağdaşlığın tersiymiş gibi üzerine yürünse ve aşağılanmaya çalışılsa da, modern pazarların, uluslar arası ticaret alışverişinde içine düşülmesi   idari sisteminde ve yönetim tarzında kullanılması aptallık gibi görünse de gerçekliğin baş düşmanı sayılsa da  duygular insan yapısının bir parçası olarak, hem de hiçbir zaman ayrılması mümkün olmayacak bir parçası kalacaktır.

            Her çağın kendine özgü ekonomik, sosyal, kültürel ve hatta duygusal yapısı mevcuttur. Bazı duygular bazı çağlarda çok öne çıkabilir. Eski Anadolu’ da misafirleri için canını verirlermiş. Bazı duyguları ise her zaman eğitimi gerekir. Sanatsal duygular bunlardandır. Özel eğitim ve çaba isterler. Geliştirilmesi için çaba gerektirir.

            İhtiyaçlar şelalesinde alt alta dizildiğinde sanatsal, duygusal ihtiyaçlar, can güvenliği barınma, varlığını devam ettirme duygularından daha sonraki sıralarda gelir.karnı aç olan birinin önündeki gıdanın yalnızca açlığını giderici değerini düşünmesi gibi. İşte duygular da bu duruma uygundur. Daha az ince daha az estetize ve daha çok vahşicedir. Estetik ve sanatsal duyguların gelişimi için olmazsa olmaz sa olmazlardan biri de işte bu temel ihtiyaçları yüzde büyük bir çoğunluk sağlanmış bir toplumsal alt yapıdır.

            Şunu da açıkça söylemekte fayda var. Duygu içermeyen toplumsal yaklaşımlarda insanlar fazlaca mutlu olamamışlardır. Bu tür toplumsal organizasyonlar insanların mutluluğunu anlamamıştır. Sonuçta batılısı doğulusu memnun değildir. Tüm dünyada yaşadığı toplumsal yapıdan memnun olan insan sayısı olmayanlardan azınlıktadır. Yeni yüzyıldaki yaklaşımların insanca, samimi, sıcak insan duygularının farkında olan, onun duygusal bir varlık olduğunu hesaba katan yaklaşımlar olması lazımdır. Klişelerin istatiksel, matematiksel değerlerin yerini insani değerler bire bir, dolaysız ilişkiler almalıdır. Geçtiğimiz asrın katı, savaşçı yaklaşımının yerini yeni bin yılın ilk asırlarında barışçı, katılımcı , daha duygusal değerlerin alması belenmektedir. Yıkılan eski Avrupa imparatorluklarının yerinin nasıl Avrupa birliği gibi yeni imparatorluğun alması , bölgesel savaşların giderek azalması ve yerinin yeni ticari hareket guruplarının alması gibi öncülere bakarak yeni asrın duygusal yapısında oluşabilecek değişiklikleri saptayabiliriz. Örnek vermek gerekirse , son on beş yıldır aşırı gelişim gösteren milliyetçi duygular gittikçe azalacak. Çünkü bu duygu ulusal devletçilikle ile birlikte giden bir duyguydu.ileriye doğru projeksiyon yapılınca ben bunları hissediyorum.

            Ayrıca insan olarak kalacağı ve kendini kendi yapısında uzaklaştıran , kendine yabancılaştıran tüm gayri insani varoluşları yok etme mücadelesi sürecektir.

                                                                                              cemalettin yaktı

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............