Dün Haşmet UZAR aradı. “Doktor; zamanın var mı, seni şöyle bir dolaştırayım” dedi.
Ne zaman” dedim
“yarın sabah” dedi.
Baktım zamanım müsait, hem de haşmetin bu günlerdeki düşüncelerini de merak ediyorum, biraz dolaşmada yarar var diye düşündüm. Sabahın saat beş buçuğunda aradı. Kalktım, sabahın serinliği geceden hanımın açık bıraktığı pencereden dolmuş içeri. Ortalık aydınlanmış ve kuş sesleriyle dolmuş. Kanaryası bülbülü, sakası, ambar kuşu, serçesi, cırtlık kuşu, kırlangıcı hepsi bir ağızdan melodiler döktürüyorlar. Kırlangıçlar çok yetenekli Pilotlar gibi çamurlanmış su birikintisinin kenarına dalışlar yapıyorlar. Bir kısmı da çamurluğun kenarında ha bire gagalarıyla çamur alıp havalanıyorlar. Hayret ediyorum. Kırlangıçlar yere konmaz diye kalıp bir düşünce var aklımda. Ama konuyorlar işte. “Beynime böyle bir şey



