Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

31 Aralık 2021

Kumru 2007 TMO Hatırası (VİDEO)

Kumru 2007 TMO Hatırası

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Tarafından 2007 Ürünü Alım Kampanyası Çerçevesinde Kumru İlçesi’inde bugüne kadar 1200 Ton Fındık Alımı Gerçekleştirdi.

Karadenizde olduğu gibi Kumru’da da ilk olarak geçen yıl alımlara başlayan TMO, bu yıl üreticiler arasında da daha çok kabul görüyor. Toprak Mahsullerine fındık veren üreticiler, sıra almadan ve elemanların bilgilendirmesinden son derece memnun. Görüşünü aldığımız fındık üreticileri “ Kumru’da TM Ofisinden son derece memnunuz. Bugüne kadar hiçbir haksızlığın yapıldığını ne duyduk ne de gördük. Gerek nem, gerek randıman ve gerekse sıra alma durumlarında zaman zaman itiraz olsa da Kumru’da Toprak Mahsulleri görevlilerince gerekirse randıman tekrar alınarak üreticiler ikna ediliyor. Sıra konusunda ise hiç bir kimse bugüne kadar mağdur edilmedi. Nem oranı ise Bakanlar Kurulu kararı olduğu tüm üreticilere gösterilerek, vatandaşın fındığını kurutmada Ofis görevlileri üreticiye yardımcı oluyor.”
TMO’den bir görevli: “ Biz Kumrulu üreticilerden son derece memnunuz. Nem ve randıman konusu üreticilerin en çok üzerinde durdukları bir konudur. Elimizde “Bakanlar Kurulu”nun bir oranı mevcut. Bizim 6.1 oranında fındığı alma imkanımız yok. Mutlaka üretici fındığının nemini 6’dan aşağı düşürmesi gerekir. Alım yaptığımız Kumru Fiskobirlik Bahçesinde vatandaşın fındığını kurutup tekrar alım yapıyoruz. Bugüne kadar bu konuda kimse mağdur olmamıştır.” Dedi. Randımanı ise vatandaş ikna oluncaya kadar tekrar ediyoruz. Genelde düşük randıman gelen, koruk ve çürük fındık sahibi üreticiler TMO’yu tercih etmiyorlar. Bu gibi durumlarda bizim yapacağımız hiçbir durum yok. Elimizdeki ölçülerle fındık almayı sürdürüyoruz. Devletimizin verdiği ölçüleri uyguluyor ve haksızlık yapmamaya çalışıyoruz” dedi.
*Bekir AKKAYA*
.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Kumru 2007 TMO Hatırası (VİDEO)

Kumru 2007 TMO Hatırası

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Tarafından 2007 Ürünü Alım Kampanyası Çerçevesinde Kumru İlçesi’inde bugüne kadar 1200 Ton Fındık Alımı Gerçekleştirdi.

Karadenizde olduğu gibi Kumru’da da ilk olarak geçen yıl alımlara başlayan TMO, bu yıl üreticiler arasında da daha çok kabul görüyor. Toprak Mahsullerine fındık veren üreticiler, sıra almadan ve elemanların bilgilendirmesinden son derece

Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman Gezimiz Üzerine /Bekir AKKAYA

Kumru Atatürk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Öğretmenlerinden Özden Yaktı'nın çabaları sonucu, Samsun İkadım Belediye Başkan Yardımcısı Şamil Bilgü'nün tahsis ettiği otobüsle geçtiğimiz hafta iki günlüğüne Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman ilimizi kapsayan bir gezi de yer aldık.

Son derece keyifli ve paylaşımcı bir gezi oldu. Şahsen ben bu geziden son derece

faydalandım. Sizlerle geziden edindiğim izlenimleri kısaca paylaşmak istiyorum.

Gezilen yerler kadar gezide beraber olduğunuz insanlar da amacınızın gerçekleşmesinde önemli bir unsurdur. Bu yönden benim için çok keyifli bir yolculuk oldu. Gezi boyunca Dr.Cemalletin Yaktı ile memleketi ve insanları kurtarma adına derin konular içerisine girmemiz, istemeden de olsa gezi amacımıza da uygun düşmedi.

Her ne olursa olsun gezimizde yer alan başta öğretmen arkadaşım Özden Yaktı ve diğer öğretmen arkadaşlarımız, Eczacı Mehmet Bilgü , Eczacı Mehmet Güneytepe ve Ekrem Saygı ile birliktelik, gezi kadar verimli ve keyifli oldu. Şamil Bilgü’nün bereketinden olsa gerek İlkadım Belediyesine ait otobüs şoförlerimiz de son derece yetenekli ve bir o kadarda bilge insanlardı.

İki geceyi otobüste geçirdik. İlk durağımız olan Gaziantep’te Arkeoloji Müzesini ziyaret ettik. Gezdiğimiz müzede geçmiş dönemlere ait eserleri büyük bir hayranlıkla izlerken, şimdilerin beton yapılarının hangi parçasını, yüz yıl sonra hangi müzede sergileyebiliriz? Sorusuna şahsen ben cevap bulamadım. Gaziantep gerçekten büyük bir şehir. Caddelerinde dolaşırken son derece modern bir şehir olduğu ve insanların da son derece kendine güven içinde ve mutlu oldukları anlaşılıyor. “Çağdaş İmam” lokantasında yörenin kebaplarını ve çanak içerisinde ayranını ve ekmeğini yemek için yüzlerce kişi ile ayakta beklemek ve yüzlerce kişi ile aynı anda yemek yemek insanı şaşırtıyor. Bakırcılar, Sahancılar türünden Çarşıları sizi yüzlerce yıl geriye götürebiliyor. El sanatlarının her türü ve çekiç sesleri teknolojiye sanki meydan okuyor. Doğu ile batının her türlü alışverişini Gaziantep’te yapmanız mümkün. Çayın yerlisi de var, kaçağı da. Tütünün yerlisi de var kaçağı da…Çok az kaldığımız şehirde Doğu ve batıyı aynı anda yaşadığımı söyleyebilirim.

İkinci durağımız Şanlıurfa’ya akşam saatlerinde ulaştık. Şanlıurfa Öğretmenevi’nden ayırttığımız 40 yatak yeri nedeniyle hepimiz gayet rahattık. Öğretmenevini girişinde büyük yazlılarla yazılmış “ÖĞRETMENEVİMİZDE SADECE ÖĞRETMENLER DEĞİL KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ YANI SIRA HALKIN DA YARARLANACAĞI” ibaresi tarafımızdan zaten biliniyordu. Resepsiyon görevlisine verdiğimiz kimlikler sayesinde ayrılmış yerlerimize 40’ımız yerleştirildik. Şanlıurfa Öğretmenevi 160 yataklı olup, Kumru Öğretmenevimiz yanında hayli büyük. İlçemiz Kumru için Kumru Öğretmenevinin 17 yatağı bulunması Kumru’ya gelenler için büyük bir şans, bizim gezide şanslılığımız gibi.

Öğretmenevi Müdür Yardımcısı sayesinde, Urfa Sıra Geceleri”ni az da olsa görme imkanımız oldu. Gelen bir otobüse binerek “Pınar Başı Konağı”a götürüldük. Pınar Başı Konağı Hicri 1321 yılında yapılmış. Değişik genişlikte çok sayıda oda mevcut. Konağın tam orta yerinde fıskiyeli havuz bulunmakta. Büyük odalara gelenlere çalınıyor söyleniyor. İnsanlar yiyorlar içiyorlar. Kebaplar ve çiğ köfteler. Bizler çiğ köfte yemesekte yiyenleri ve tavanda yapışmışları izleme imkânımız oldu. İşin doğrusu Urfa’ya gidilipde sıra gecelerine katılmamak ve izlememek büyük eksiklik. Öğrendiğimiz kadarıyla Urfa’da sayısız konaklar ve tarihi mekânlarda bu gelenek her akşam yapılıyormuş. Aklınızda bulunsun, önceden mutlaka yer ayırtılması gerekiyormuş.

Sabahleyin kahvaltımızı öğretmen evinde yaptık. İlk iş olarak Şanlıurfa Kalesine gittik. Birkaç kez Urfa’ya gitmeme rağmen ne kaleye ne de balıklı göle uğramak nasip olmamıştı. Havaların güzelliği ve serin oluşu bizim gezimize de yardımcı oldu. Kalenin eteğinden gözünüze kalenin en yüksek yerinde elli metre aralıklarla iki kule gözüküyor. Kaleye doğru tırmanırken Şanlıurfa , Halilurrahman Camii ve Balıklı Göl aşağılarda kalıyor. Kaleden aşağıya baktığınızda muhteşem bir görüntü ile karşı karşıya geliyorsunuz.

Cami ve Balıklı Gül’ün etrafı yemyeşil. Urfa “Peygamberler Şehri” olarak bilinir. İsa AS.’dan dolayı da “Kutsanan Şehir” olarak adlandırılır. Urfa ile ilgili yüzlerce hikaye ve efsaneler dilden dile dolaşmaktadır. Gezdiğiniz her yer bu rivayetlerin gerçek olduğuna şahitlik ediyor. İbrahim AS ile Nemrut arasında geçen hikaye kaleyi gezerken yüzde yüz gerçeğe dönüşüyor. Urfalı delikanlıyı dinlerken siz İbrahim AS’nin mancınıkla ateşe atılışını ve ateşin gül bahçesine dönüşmesini ve yanan odunların su içinde balık oluşunu bizzat görüyorsunuz. Hatta Nemrut’un oturduğu yere oturup, şimdi Halilurrahman Camii’nin önünü ve Balıklı Gölü izleyebiliyorsunuz. Bu küçük yazı ile ayrıntıların tamamını sizlerle paylaşma imkanımız olmasa da kalenin hemen arkasında taşları oyarak Nemrut’un yaptığı vadiyi görmek insanı derin bir düşünceye sevk ediyor. Nemrut’un bütün erkek çocuklarını öldürdüğü halde İbrahim AS’den kurtulamaması ve topal bir sineğin burnundan girerek kafasına balyoz vurdurarak onu çıkartmaya çalışması ve ölümüne sebep olması, tarih boyunca peygamberlerle Nemrutların mücadelesi’nin belgeseli Şanlıurfa’da gezdikçe gerçeğe dönüşüyor.

Balıklı göl ve çevresi muhteşem. Onlarca kutsal yer ve mekan. Binlerce balık, kesinlikle yenilmesi yasak. Bediuzzaman Saidi Nursi’nin de ilk defin edildiği kabride Camii Külliyesinin içersinde. Şimdi İsparta civarlarında olduğu söyleniyor. Külliyenin şifalı Suyu’ndan içip bir başka yere gidiyoruz.

Hz. Eyüp AS’nin sabır makamına geldiğimizde yüzlerce insanın ziyaret için sıra beklediğini görüyorsunuz. Zar zor biz de dua için merdivenlerden iniyoruz. Çok değişik rivayetler var. İnsanlar hem dua ediyor, hem şifa suyundan içiyor hem de Büyük ihtimal Ulu caminin çevresinde çol cocuk yemek ve kahvaltı yapıyor. Herkesin derdi aynı. Ya hastalık ya kısmet ya da işerinin iyi gitmesi…Çevrede yüzlerce insan Urfa hatırası türünden bir şeylerin satmasının derdinde. Kelaynak kuşlarının korunmasını ve korunan kayvanların keyfine diyecek yok. Urfa gezimizin bitmesinin ardından Adıyaman’ın yolunu tutuyoruz.

Bu kez gezeceğimiz yer Doğu-Batı Medeniyetinin, 2150 m. Yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut. Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleriyle, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. İki bin yıldır güneşin doğuşunu ve batışını 2150 m. Yükseklikte izleyen dev heykellerin sırrının çözülmesi için KOMMAGENE UYGARLIĞI'nın keşfine gitmek gerekir. Biz de güya keşfedeceğiz diye gittiğimiz Nemrut’ta iyi bir dolu ve yağmura tutulduk. Kilometrelerce uzaklıktaki bu Nemrut Heykelleri bize pek iyi gelmedi. Tonlarca büyük bu heykellerle yağmur ve dolu nedeniyle korumaların kaçması neticesinde sarmaş dolaş fotoğraflar çektirdik. Hatta bu heykellerin yasak olmasına rağmen tepelerine kadar çıktık. Yağmurun dinmesi sonucu korumalar bize gelerek “sakın zincirlerden içeriye girmeyin demesine epeyce de güldük. “

Gezip görmek güzel bir şey. Benim şahsi kanaatim, on metrede gitseniz paylaşımcı ve bireysel yaşantıdan uzak bireylerle gezi daha da güzel olur. Geziyi tertip eden Arkadaşım Öğretmen Özden Yaktı’ya ve Samsun İlkadım Belediyesi ve özellikle de Başkan Yardımcısı Şamil Bilgü’ye soförlerimize ve katkı yapan herkese şahsım adına teşekkür eder saygılar sunarım. **Bekir AKKAYA** 25 Mayıs 2007

Bekir AKKAYA /25 Mayıs 2007 /KARADENİZ HABER POSTASI GAZETESİ

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman Gezimiz Üzerine /Bekir AKKAYA

Kumru Atatürk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Öğretmenlerinden Özden Yaktı'nın çabaları sonucu, Samsun İkadım Belediye Başkan Yardımcısı Şamil Bilgü'nün tahsis ettiği otobüsle geçtiğimiz hafta iki günlüğüne Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman ilimizi kapsayan bir gezi de yer aldık.

Son derece keyifli ve paylaşımcı bir gezi oldu. Şahsen ben bu geziden son derece

30 Aralık 2021

TAKKE DÜŞDÜ KEL GÖRÜNDÜ (FETÖ VE AVANESİNE 41 KIT'ALIK REDDİYE)/Kadir ÇETİN

Sonunda ortaya çıktı da foyan
Öğrendi tüm dünya gerçek halini
O eski ceketin, o parlak boyan
Makyajın andırmış kara gelini
Fetö, takken düştü gördük kelini

------

Ağladın, sızladın milli dilenci
Durmadan sömürdün yaşlıyı, genci
Senden daha aktır en kara zenci
Çek artık ceplerden kirli elini
Fetö, takken düştü gördük kelini
------
Sahtekâr; heybende hile, hurda çok
Nurcuyum diyordun sen de o nur yok
Bırak nuru; zerre şeref, onur yok
Dansöz gibi durma kıvır belini
Fetö, takken düştü gördük kelini
------
Milleti sömürdün manevi, maddi
Çoktan doldu, taştı istiap haddi
Bu konu çok mühim, durum çok ciddi
Düşmesin, iyi sar peştamalini
Fetö, takken düştü gördük kelini,
------
Milleti çevirip yolunmuş kaza
El, etek öpmeye gittin papaza
Her yerin ötüyor, gerek yok saza
Artık başka yerde öttür telini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-------
Misal, Karaman’ın meşhur koyunu
Öğrendik milletçe, çözdük oyunu
Yedi sülaleni, sopun, soyunu
Tamamen kararttın istikbâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
--------
İstedin pastadan en büyük payı
Konya'ya hor baktın, öptün Hanya’yı
Nasıl da keşfettin Pensilvanya’yı?
Görmedim dünyada bir emsâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
--------
Bir masal uydurdun dinde diyalog
Fark etmez kilise, cami, sinagog
Fizikçi, kimyacı bir de biyolog
Kimlere kurdurdun din kartelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Herkesi ağlatıp, gülen Fetösün,
Parsayı toplayıp, bölen Fetösün,
Dini bozmak için gelen Fetösün,
Hahama izlettir resitalini
Fetö, takken düştü gördük kelini
--------
Hikmet, hizmet, himmet, olimpiyatlar
Yurt, okul, dershane, yatlar ve katlar
Deşifre oldu hep yediğin haltlar
Çevreye atma ha biten pilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
Yargı, polis, ordu; sızdın içime
Vekil, memur, esnaf; türlü biçime
İmam, doktor, yazar; bakın seçime
Sonunda batırdın amiralini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Gezi olayları, hırsız, hırları
Operasyon, baskın, yardım tırları
Ele servis ettin mahrem sırları
Yıkamak kurtarmaz, yak mendilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Tele kulak oldun dinledin bizi
Kaset-montaj, film, çevirdin dizi
Dünyaya izlettin devletimizi
Ödersin her işin sen bedelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
“Haşhaşi” kılıklı casus timleri
Açıkla dinledin başka kimleri
Fos çıktı bombalar, çektin pimleri
Başında parala al Merkel'ini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Bizi de dinlesin o tele-kulak
Servis etsin hemen sesimi ulak
Oturup ağlasın gözleri sulak
Belki memnun eder kardinalini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
Cemaat uydurması hikâye imiş
Casusluk, hainlik tek gaye imiş
Timsah gözyaşların sermaye imiş
Saçına sürsen de her gün jelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
‘’Kırık mızrabınız, kırık testiniz’’
‘’Kadrolu vaizci’’, mazbut sestiniz
Tutmadı, görüldü blöf, restiniz
Maça kızı, papaz, pis yedilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
Milleti kandırıp taktın peşine
Alet ettin dini, dünya işine
Böyle hin adamın, dinle işi ne?
İlim yok, ihlâs yok, gör amelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
------------
Düşünsem aklıma gelmez dünyada
Daha neler gördük aha medyada
Pişman ol, tövbe et, bir özür ya da
Düzelt rezil olmuş tüm ahvâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Duydum Mehdi’lerin başı olmuşsun!
Deccal korkusundan aşı olmuşsun
Hepten şaşırmışsın, şaşı olmuşsun
Yıkıl, git gözümden, al deccal’ini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Şimdi de bir yeni pâye kapmışsın
Hâşâ! Mesih olup yoldan sapmışsın
Ey alçak, sen öyle neler yapmışsın
Kim yıktı kurduğun tüm hayalini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Herkesi uyuttun sen gördün rüya
Rüyanda neleri görmüşsün güya
Her işin düzmece, gösteriş, riya
Rüyanda yap artık ihtilâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Kalbinden silemez kimse pasını
Yeter bekle artık sen iflasını
Tutanlar bulunur belki yasını
Kabrine dikerler tunç heykelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
--------------
Dinime dokunma, sen bak dinine
Şahidiz tükenmez bitmez kinine
Çok şükür nihayet girdin inine
Çek hoca gözümden şu eşkâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Ortaya çıkınca gerçek muradın
Kırmızı deftere yazıldı adın
Nihayet senin de doldu miâdın
Zindana çevirdin istiklâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Bu nasıl hocalık, kin kusuyorsun
Zulümler oluyor, sen pusuyorsun
Kına yak ey Fetö!.. Ne susuyorsun?
Bebekler katleden İsrail’ini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Samanyolu, Zaman, malum medyanız
Yayardı her yana; “şerre ortağız”
Meydanı boş sanır, büzülmez ağız
Malum arı soksun, sarkmış dilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Beddua seansın bittiyse hoca
Bekliyor taltife Yahudi loca
İstersen tehdit say, istersen rica
Çek artık devletten paralelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
Arkanda olsa da kocaman dayın
Treni devrildi paralel rayın
Rezil, rüsva oldu monşer adayın
Topla, git buradan tüm ahâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Damdaki kemancı; malum paralel
Çaldı da oynadı, hoppa taralel
Çatıdan korkarken, çatladı temel
Çürüktü, bilirdik biz temelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Belli ki yan çizdi malum kankanız
İyice açığa çıktı ankanız
Bak battı, batıyor, işte bankanız
Saçtın yuro, dolar ve riyalini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Asıl şimdi ağla ey yağmur adam!
Kalmadı ortada ne çatı, ne dam
Seni kurtaracak çıkar mı madam
Kimlerle yaparsın hasb-i hâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
------------
Ey koca yalancı, tul-i emelli
Çırpındıkça battın dibe temelli
Amelin bozuktur, niyetin belli
Düz yolda kırdırdın bak dingilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Herkes bilir yaşın gelmiş kemâle
Hakk’ı bilen seni alır mı kâle
Kargalar gülüyor düştüğün hâle
Beklerken gelecek son ecelini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Sahteymiş; öğrendik, o yeşil pason
Her şeyin düzmece, her yerin fason
Seni din düşmanı, sicilli mason
Terk eyle, abesle iştigâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
----------
Ne hocası senden hoca mı olur
Dini alet eden cezasın bulur
Akıbet, ölüm var, gör başa gelir
Artık başka yerde akıt selini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Yaptığın yanında kâr sandın fakat
İşin sakat, yedin İlâhi tokat
Bunu da davanda say teferruat
Git, öğren ilk önce, ilmihâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
-----------
Zamanla anladı seni Türkiye’m
Çözdü bu çetrefil geni Türkiye’m
Attı bünyesinden yeni Türkiye’m
Bir daha bulmak zor muâdilini
Fetö, takken düştü gördük kelini
---------
Kalkışma yaptın da ne oldu kansız
Kiminiz hapiste, kiminiz cansız
Alayınız şimdi kaldı vatansız
Kaçıp köşe bucak yak ikbâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini… (ilave)
------------
Ne semiz bir tavuk, ne iri kazım
Ben Türk’üm, Çerkez’im, Kürt’üm ve Laz’ım
Ben necip milletim, bu son ikâzım
Ölüm var; unutma ihtimâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
------------
“Necibi” mahlasım; Müslüman-Türküm
Rabbimden gayrıdan yok asla korkum
Hep döndü, dönüyor, dönecek çarkım
Haline bakınca, bildim kâlini
Fetö, takken düştü gördük kelini
Çek artık sinemden paralelini
Çek artık dinimden paralelini
-------------
Ahmed Necip Serdaroğlu (Kadir Çetin) 2010/İZMİR

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

TAKKE DÜŞDÜ KEL GÖRÜNDÜ (FETÖ VE AVANESİNE 41 KIT'ALIK REDDİYE)/Kadir ÇETİN

Sonunda ortaya çıktı da foyan
Öğrendi tüm dünya gerçek halini
O eski ceketin, o parlak boyan
Makyajın andırmış kara gelini
Fetö, takken düştü gördük kelini

------

Öküzün Birine Defalarca Cevap Verdim. İşte Onlardan Biri. Şimdi mi? PALDIR KÜLDÜR DURUMU

1. Bir mesaj aldım. Mesaj tanıdık ama o her zamanki gibi bilinmezleri oynuyor…O bütün hayatında hiçbir varlığı olmadığı halde ortada durmayı yeğliyor…

2. Şimdilik hiçbir cümle benden yok…Ama ilerde her gün ve her an ilgilinin önüne bu söyledikleri konulacaktır…

3. Aksi açık ve alenen olmadığı sürece ilgiliyi yine MÜNAFIK olsa da dost sayacağız…Ve onun yaptığı davranışları

biz de tekrarlayacağız…Yani münafık…

4. Yazdığı yazıdaki rahatsızlıkları kendini ele veriyor. Ezik ve büzük bir şey.  Ne edep ne terbiye tam bir cıbıldak. Amuda kalkar ve G. Diplomat geçinir.

5. G. Diplomatlık  başta yanıltsa da arkası hiç durmaz sonra da ŞAP’a oturur.  Utanma arlanma eksilere vurmuş.

6. Toy çocuklar gibi okşanmaktan hoşlananlar tokada da hazır olmalılar…Her gün yaprakları toplamak ve renk değiştirmek sizi anlamlandırmaz.

7. İsimsiz atmalar hiçbir yerde kabul görmez…İsimsizlerin adını da zaten koyan koymuş bir de bizim koymamız yakışık almaz…

8. Fiyakanızın incinmesine ben de karşıyım, bunu da söylemişimdir…Her gün çizik attıranlar sizi her gün bozarken bir iki kez de bozması gerekenler bozmuş şimdi de benim okşamamı bekliyor.  Ama nafile. Günahından değil kirlenmemden korkuyorum.

9. Adınız yoksa babanız da yoktur…Saklananların sakladıkları çok şey olduğu kesindir…Zaman gösterecek.

10. Yine de bu marka tanıdığımızdır…Öfkenin nedenini ilerde sunacağız…Yalaka kendi yaptığı davranış, büyük adamlarla olma ve görünme bu markaların ortak özelliği…Bu diyarlarda bu kalıptan çıkanlar boşuna uğraşmasınlar kendilerini ispat edemezler…Sıradan birine kim yatırım yapsın ki;

11. Siz en iyisi parfüme devam…Güzel koku iyi gider…Bir de Mekkeli olursa tadından yenmez…

12. Verimsiz mıntıkadan sağlam bir şey çıkmaz…en azından lanet ettiklerinden uzak dur….Bunlar ilerde seni çok tosladacaklar…Sen ortada durmaya devam et…Orta malı olmak kötü bir şey de değil ki…Yani sandık hesabı…

13. Palavralarının sonu olmadığını toslayınca anlarsın…Sataşman da ondan…3’ü beş göstermekle gözü kaş göstermekle bir başarı sağlanılmış olmaz…Okuduğunuz türkü hep “ilahi” makamı…Söyleyince neden kızılıyor ki…

14. Yalakalık değil gerçek…Yer bulamadığınız mıntıkaya lanet okuma bu kalıpçılarda…Yaverini iyi seç ki açık verme…

15. Yazı diplomatik ama sizi çok ele verdi…Güvendiklerin ya da yön araçların çürük ve çapsız…

16. Cevabımız ilerde hem de isimlerinizle olacak.

17. Bundan böyle kaynak belirtilerek yaptıklarınız ve küfürleriniz alenen yayınlanacaktır…

18. Sitemizi ziyaret edenlere İyi eğlenceler…Bize yalaka deyip küfredenlere de kemük yalayarak iyi kalça büyütmeler…

BEKİR AKKAYA /18 Ocak 2010 Pazartesi/KUMRU

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Öküzün Birine Defalarca Cevap Verdim. İşte Onlardan Biri. Şimdi mi? PALDIR KÜLDÜR DURUMU

1. Bir mesaj aldım. Mesaj tanıdık ama o her zamanki gibi bilinmezleri oynuyor…O bütün hayatında hiçbir varlığı olmadığı halde ortada durmayı yeğliyor…

2. Şimdilik hiçbir cümle benden yok…Ama ilerde her gün ve her an ilgilinin önüne bu söyledikleri konulacaktır…

3. Aksi açık ve alenen olmadığı sürece ilgiliyi yine MÜNAFIK olsa da dost sayacağız…Ve onun yaptığı davranışları

İLK OLMA ÖZELLİĞİ OLAN WWW.KUMRU.ORG (KUMRU HABER) SİTEMİZDEN DUYURU (DÜŞÜNCEM YİNE AYNI)

Sitemizin ziyaretçileri ilk günden bu yana şunu zaten biliyorlar. www.kumru.org sitesi Kumru’da ilk olma özelliği bulunan ve 1999 yılından 2003 yılına kadar değişik uzantılarla yayın yapan sitemiz  daha sonra da www.fizme.com sitesinin sahibi dostumuz Mehmet Arşin tarafından sponsorluğu üstlenilen www.kumru.org sitesi KUMRU HABER olarak yayınını sürdürmektedir. Ve o günden bu yana yayın çizgisinden hiç sapmadan yaptıklarının bilincindedir.

dostumuz tarafından maddi yönü karşılanmakta, ben Bekir Akkaya tarafından da titizlikle bugüne kadar tarafsız bir yayın yapmaya özen gösterilmektedir.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada yayınımız aynı çizgide sürdürülecektir. Yayın çizgisinde zamanımız oldukça abur cuburdan uzak tarafsız her türlü bilgi ve habere sitemiz açık olacaktır. Kumru’nun yararına olacak ve insanları mutlu kılacak tüm dokümanlar sitemizde yerlerini alacaktır. Ben Bekir Akkaya olarak sitemizin daha çok kültür ve edebiyatta ağırlık verme gayreti içerisindeyim. Hangi düşüncede olursanız olun  kendilerini önemseyip bir iki cümle de olsa yazdıklarını önemseyenlerin tüm yazı ve araştırmaların  sitemizde yayınlanmasından yanayım. Şucu bucu demeden elime ulaşan tüm dokümanları tarafsız bir şekilde yayınlama gayreti içeresindeyim. Ne siyasi ne de ticari hiçbir düşüncem de yoktur.

www.kumru.org (KUMRU HABER) sitesi dostumuz  Mehmet Arşin

Altı aydan bu yana ise www.kumruhaber.org ve www.kumrureklam.org siteleri tarafımdan satın alınarak daha kolay yoldan haber ve yazılar koyulmakta ve manşet olarak ta  www.kumru.org sayfamıza manşetten  taşınmaktadır.

On yıldır yayınlarımız  bizi takip edenler  takdirle karşılanmakta bu yüzden de sayfamızda yayınlanması için çok sayıda araştırma ve yazılar gönderilmektedir. Bundan son derece memnun olmakla birlikte tüm yazıları sayfamıza taşımanın bir kişi ile mümkün olmadığını gördüğümüzden daha gelişmiş bir sayfa ile editör olarak sitemize yazmak isteyenlere kendi yazılarını kendilerinin yayınlamalarına tarafımızdan izin verilmeye başlanmış bulunmaktadır. Ancak burada yazıların sorumluluğunun yazara ait olduğu da bilinmesi gerektiği özellikle bilinmelidir.

Şimdi buradan şunun bilinmesini arzu ediyorum. Yayınlanan yazılar sitemizin yazarı da olsa birinci derecede sorumlu ilgili yazara aittir. Haberim olduğu takdir de gerekli yayına müdahale etme hakkına da sahip olduğumun bilinmesi gerekir.  Çünkü herkesin genel kanaati de sayfaların benim olduğu düşüncesidir ki bu da yanlış bir durum değildir. Her ne sebeple olursa olsun kasıtlı ya da maksatlı bir yazı tarafımdan bile yazılmış olsa haberim olduğu takdirde müdahale etmeye buradan açıkça bizi takip edenlere tekraren söylemek isterim.

Şunu gururla ifade edeyim ki; sitemiz kurulduğu günden bu yana yerel basına ve internet sitelerine kaynaklık etmektedir. Yapılan tüm haber ve yazılar bir şekilde yerel basında da yer almaktadır. Yine sayfalarımızda yayınladığımız bir çok dosya da zaman zaman kitap ve dergi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sayfamızda bulunan dokümanların kaynak belirtilmesi şartı ile yayınlanmasında da hiçbir sakınca da yoktur. Ben şahsen bu yayınlarımızla Kumru’nun kültürüne katkı yaptığımı düşünüyorum. Bundan da son derece mutluyum.

Şunu da bu vesile ile belirteyim. Burada çektiğimiz fotoğraflar ve kendimizin yaptığı araştırmalar hiçbir kaynak belirtmeden ve izinsiz paraya dönüştürülerek alenen hırsızlık ta yapılmaktadır. Ve kendilerinin dokümanları imiş gibi yalanlarımız ve yanlışlarımızı bile kendilerinin araştırmaları imiş gibi yayınlamaktan çekinilmemektedirler. Bu konunun hukuki boyutunu bilen bir hukukçumuz bu konuda bana bilgi verir ve emek hırsızlarına yapılacak bir şey varsa bu konuda yardımcı olunursa son derece memnun olacağımı özellikle belirtmek isterim.

Şunun da altını çizeyim…Şu anda Kumru Kitabı , adresini şimdi belirtmek istemediğim bir internet sitesinde yayında…Adresini verdiğim takdirde hırsızlara sermaye olur düşüncesi ile şimdilik gizli tutuyorum. Hukukçu ziyaretcilerimiz sitede yayınlanan dökümanların telif haklarının yazarına ait olduğunu ve bunun buradan alınarak yayınlanmasının suç olduğunu bize açıkça ve bizim anladığımız dilde ifade ederlerse ilgili sayfayı ziyarete açacağımı buradan ilan ediyorum…

Ancak bundan önce adımıza yayınlanmış yazıların isimsiz cisimsiz “Kumru Rehberi” adında kitapcıklara peşkeş çekildiğini gördükçe elimizde yayınlanmamış araştırmaları yayınlamak içimizden pek gelmiyor. Peki, şahsen benim yapmam gereken iki şey var o da ya bunları bir kitap haline getirmek ya da sobaya vurup yakmak. Şahsen benim için ikinci seçenek daha uygun düşüyor ki, zaten bugüne kadar yayınlananlardan sadece hırsızlar para kazanıyor…Üstelik bu çok akıllılar kaynak bile belirtmiyor….

Son zamanlarda içimden bir ses “siteni kapat-siteni kapat” diyor …Bu duyguya daha önceki yıllarda yine kapılmıştım. Ama son zamanlarda bu fazlası ile içimden yankılanmaya ve beni rahatsız etmeye başladı. Bu duyguya neden kapıldığımı pek anlamasam da bazı karşılaştığım durumlar zincirleme beni bir yerlere doğru götürüyor. Üstelik kendime maddi ve manevi hiçbir yararı olmayan bu siteler benim ne işime yarıyor ki, ben bunu 1999 yılından bu yana sürdürürüm. Ve üstelik bu yazı ve çiziler yüzünden hiç karşılaşmamam gereken durumlarla da karşılaşmıyor değilim. Bütün bunların sonucunda hiçbir maddi kazancım olmadığı gibi, tahmin etmediğiniz kadar maddi kaybımda bulunmaktadır.


Birileri bir şeyler yapmaya çalışıyor. Birileri sizi sizin bilmediğiniz yöne doğru çekmeye uğraş veriyor. Acaba buna neden olan durum ya da göze gelme bu siteler olmasın? diye düşünmüyor değilim…

Devlet memuruyum. Maaşımı devletten alıyorum. Kimseye borçlu değilim. Sitemiz hiçbir reklam almamakta sipariş usulü de hiç yazı kaleme alınmamaktadır. Yüzlerce gelen yorumlarda eğer maksatlı ise kesinlikle yayınlanmamakta ve silinmektedir…

Daha fazla bir şey yazmak istemiyorum. Sitemiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimsenin maksatlı ve taraflı düşüncelerine alet olmayacaktır. Bunu sezinlediğimde ya da başka istikamete çekileceğine kanaat getirildiği an kendi kendini kapatacaktır.

Şimdilik araştırma yazı çizilere ağırlık verilecek çok önem arz etmiyorsa hiçbir habere de yer verilmeyecektir. Zorunlu olmadıktan sonra da yorumlar bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yayınlanmayacaktır. Tartışmaya neden olacak hiçbir habere ya da dosya yayınlanmayacak tarafsız kalınmaya özen gösterilecektir. Aksi takdirde ya da bir zorlanma durumunda kendi kendini kapatacaktır.

Tüm site ziyaretcilerimize Duyurulur…

Bekir Akkaya/18 Ocak 2010 Pazartesi /Kumru Haber/Kumru

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............