Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

30 Mayıs 2022

FINDIĞINIZI ASLA SİGORTALATMAYIN/ARŞİV YAZILARDAN/ BEKİR AKKAYA

Yapılan propagandalar hem de resmi ağız ve ilanlardan olunca inanmamak mümkün değil ki? Sonrasında da bir Allah'ın kulu ortalıkta gözükmüyor. Muhatapta bulamıyorsunuz. Bulduğunuz muhataplar ise topu birbirlerine ya da ellerinde yazan yoruma açık sözleşme metnine atıyor. Ne hikmetse de gözü size diktilerse yorumlar da sizden yana bir türlü olmuyor. Deseler ki, "Kardeşim biz çiftçiden yana değil, sizden para toplamanın bin bir bahane ile hak ettiğiniz parayı ödemeyeceğiz.  Fındıklarınız ne olursa olsun isterse toptan bahçe ateşle yakılsın sigorta kapsamına sokmayacağız." Deseler tamam diyeceğiz. Ama onlar öyle yapmıyor. Gelip gördükleri halde, fotoğraflarla görüntüledikleri halde "Hayır donma deyince biz dal ucundaki tomurcukları söylüyoruz, fındığın don nedeniyle tamamının kuruması bizim sigorta kapsamımızın dışındadır." Diyorlar.

            Bilindiği gibi yüzlerce çiftçinin yaptığı türden güya ben de geçen yıl fındığı dona ve diğer afetlere karşı sigortalattırdım. Ve paramı da ödedim. Geçen yıllarda aynen sigorta yaptırmıştım.

            Yine bilindiği gibi bu yıl fındıkların özellikle de yüksek kesimde bahçesi bulunan bizlerin fındık bahçelerindeki fındık ocakları aşırı don nedeniyle tamamen kurudu. Bırakın dal uçlarını ocakların dalları ve hatta köklerinden kurudu.

            Fındığımı sigortalatma işini ben Kumru Erçallar'a yaptırmıştım. Bana verilen form'da "TARSİM" ALLIANZ SİGORTA A.Ş. DEVLET DESTEKLİ BİTKİSEL ÜRÜN SİGORTALARI POLİÇESİ yazıyor. Bende fındığın don nedeniyle tamamen kuruduğunu ERÇAL SİGORTA ARACILIK HİZMETLERİ LTD.ŞTİ'ne bildirdim.

            Sonrasında "eksper" denilen iki görevli mühendis geldi. Kurumuş bahçeleri tek tek dolaşarak fotoğraflarına kadar güya belgelediler. Don olayını rapor ettiler.

            Geçen gün telefonuma bir mesaj geldi. "FINDIĞINIZI SİGORTA YAPTIRMIŞ OLDUĞUNUZDAN DOLAYI KALAN TAKSİTLERİNİZİN SON KISMINI ÖDEMEDİĞİNİZ ANLAŞILMIŞTIR. FİLAN GÜNE KADAR ÖDEMEDİĞİNİZ TAKDİRDE YASAL İŞLEMLERLE ALINACAKTIR."

            Sigorta yaptırdığım ERÇALLAR'a gittiğimde "durumun doğru olduğunu, borcumun bulunduğunu" söylediler.

            Fındığın don nedeniyle kuruduğunu exsperler gelip rapor ettiklerini söyleyince de bana "SİZİN BAHÇE DALIN UCUNDAN DEĞİL, KÖKÜNDEN DONARAK KURUMUŞ, DOLAYISIYLA SİGORTA KAPSAMI İÇERSİNDE DEĞİL" dediler.

            Yani yaprağın ve tomurcuğun kuruması gerekiyormuş. Eğer ocak ta kökten ya da dalından kurursa kapsam dışıymış.

            Bu ne biçim bir önerme bu ne biçim bir mantık anlayan varsa bize anlatsın da ikna olalım.

            TARSİM YETKİLİLERİNE SORUYORUM.

            Kök kuruyunca dal kurur, dal kuruyunca yaprak ya da çiçek kurur. Bunu bilmek için üniversite bitirip bu konunun uzmanı mı olmak gerekli?

            Poliçeyi baştan sona inceledim.

            Sözleşme Koşulları başlığında "DOLU, FIRTINA,HORTUM, HEYELAN, YANGIN VE DEBREM RİSKLERİ İÇİN" başlığındaki fındıkla ilgili (d) maddesi şöyle…

            d) Fındıkta, bahçedeki ocaklarda bulunan çotanaklardaki danelerin en az %90'ının mercimek iriliğine gelmesinden sonra,

   -----------------

          Eyi de TARSİM VE SİGORTA ŞİRKETİ

            Bizim bahçede bırak dal ucunu ocakların tamamı kurudu. Bırak daneyi, kökte kalmadı. Sadece bu yıl değil ocağın tamamı sökülmesi gerekir. Yeniden dikilmesi gerekir ama sigorta kapsamı dışında imiş. Anlayan varsa beri gelsin.

-------------------

            "DON RİSKİ İÇİN İSE " BAŞLIĞINDAKİ" fındıkla ilgili c) maddesi ise şöyle…

            c) Fındık ürününde bahçedeki ocaklarda bulunan dişi çiçeklerin en az %90'nı(Karanfilli Tomurcukların) etrafını çevreleyen pulcuklardan ayrılıp, sap oluşturmaya başladıktan ve ilk yaprakçıklar görülmeye başladıktan sonra, başlar…

            …………..

            Burada fındığın tamamı donma yazmıyormuş guya.

            Bizim gibi bahçe sahiplerinin tüm bahçenin köküne kadar kurumasını sigorta kapsamı içersinde görmeyen sigorta yetkilileri emin olun bizim bile kanımızı dondurdular.

            Onlar şöyle diyorlar. "Biz dalın ucunu sigortalı yaptık, ocak kökten kurursa bu olmaz.

            --------------

            TARSİME VE SİGORTA YETKİLERİNE ŞÖYLE DESEK ANLATABİLİRMİYİZ Kİ?

            Bak, değerli uzmanlarım.

            Hani sizin dediğiniz uçtan donma olayı var ya bu şöyle olur. Eğer dalın ucu donarsa ocak kurumaz, yine az da olsa donmayan yerlerde hatta ocakta fındık olur. Ancak ocak kökten kurursa dal da yaprakta, çiçekte donar ve kurur. O zaman da o bahçede, o ocakta "NAH" fındık olur. Hatta sonraki yıllarda da fındık hiç olmaz.

            Ve olmayan bahçeyi de kimse sigortalattırmaz. Ocak olmayınca fındık olmaz.

            Ama onlar bu durumu anlamak istemiyorlar…

            …………………

            Poliçede bir çok madde var... Hiç birisi çiftçi lehine değil…Mesela size bir başka madde, hem de çok önemli

            "YUKARIDA TEMİNATIN BAŞLAMASINI TARİF EDEN FENOLOJİK EVRELERDEN ÖNCE BİR HASAR MEYDANA GELMESİ HALİNDE BU HASARLAR TEMİNAT KAPSAMI DIŞINDADIR."

           ----------------------

           Benim gibi bu maddeleri zamanında okumamışlar güya fındıklarını sigortalattırdıklarını sanıyor. Böyle bir durumla karşılaşınca da aldatıldıkları gerçeğini kabullenemiyor.

Gelin burada "TEMİNATIN BAŞLAMASINI TARİF EDEN FENOLOJİK EVRELERDEN ÖNCE BİR HASAR MEYDANA GELMESİ HALİNDE BU HASARLAR TEMİNAT KAPSAMI DIŞINDADIR."Maddesine bakalım.

         "FENOLOJİK EVRELERDEN ÖNCE" İMİŞ.

            Yani fındık için dalın ucunda çiçek olmaya başladığı an…Bunun dışındaki hiçbir hasar sigorta kapsamı dışında değilmiş…Bidirim süresinin kısalığını ben hiç söylemeyeyim. GÜNAYDIN FINDIKLARINI SİGORTA YAPTIRAN AKILLI FINDIKÇILAR…

            Bundan böyle bu poliçe değişmedikçe ben fındığımı sigorta filan yaptırmayacağım…

            Bu poliçeden ve bu yıl sigortalanmış ve bahçelere yapılan bu haksız durum ortada dururken fındığın sigortalanması durumunun yalan olduğu açığa çıkmıştır.

            Sayın TARSİM" yetkilileri ya da Tarım Müdürlükleri ya da Fındığımızı sigorta eden sigortacılar ya da  daha üst kesimdeki asıl sorumlular bu duruma bir açıklık getirmelidir.. Aksi takdirde bu aldatılmışlığı mahkemeye taşıyıp hak aramak boynumuzun borcu olsun.

            Son olarak sizlere "poliçeyi okuyup öyle imza atın." Benim gibi olmayın. Ben şahsen bundan sonra fındığımı sigortalatmayı düşünmüyorum. Zaten sigortalatacak bahçe de işin doğrusu kalmadı.

            Hoşça kalın…

           Bekir AKKAYA/26 Kas 2008 05:2 Karadeniz Haber Postası    

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

FINDIĞINIZI ASLA SİGORTALATMAYIN/ARŞİV YAZILARDAN/ BEKİR AKKAYA

Yapılan propagandalar hem de resmi ağız ve ilanlardan olunca inanmamak mümkün değil ki? Sonrasında da bir Allah'ın kulu ortalıkta gözükmüyor. Muhatapta bulamıyorsunuz. Bulduğunuz muhataplar ise topu birbirlerine ya da ellerinde yazan yoruma açık sözleşme metnine atıyor. Ne hikmetse de gözü size diktilerse yorumlar da sizden yana bir türlü olmuyor. Deseler ki, "Kardeşim biz çiftçiden yana değil, sizden para toplamanın bin bir bahane ile hak ettiğiniz parayı ödemeyeceğiz.  Fındıklarınız ne olursa olsun isterse toptan bahçe ateşle yakılsın sigorta kapsamına sokmayacağız." Deseler tamam diyeceğiz. Ama onlar öyle yapmıyor. Gelip gördükleri halde, fotoğraflarla görüntüledikleri halde "Hayır donma

27 Mayıs 2022

Ali Baba Ekmek Kumru'da



Ekmeğin En Doğal Hali ALİ BABA'da
ALİ BABA EKMEK FIRINI
Kumru İlçesi Hükümet Binasının Arkasında...
#ekmek #alibabaekmekfırını #doğalekmek #alibabaunlumamülleri


.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Ali Baba Ekmek Kumru'da



Ekmeğin En Doğal Hali ALİ BABA'da
ALİ BABA EKMEK FIRINI
Kumru İlçesi Hükümet Binasının Arkasında...
#ekmek #alibabaekmekfırını #doğalekmek #alibabaunlumamülleri


.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

25 Mayıs 2022

Sarıkamış'a Türkü ve İsmet Erçal / Bekir AKKAYA

Destanları ve Halk Türkülerini çocukluktan beri severek okurum. 1970'li yıllarda, bugün çok fazla alışık olduğumuz cinayet ve buna benzer haberler bir şekilde destanlaştırılır ve sokaklarda beş veya on kuruşa satılırdı. Boyna asılı teyp eşliğinde destan satan kişiyi biz çocuklar büyük bir ilgi ile izler, aldığımız destanı evlerimize götürür aynı makamla büyüklerimize okurduk. Bilhassa yaşlı büyüklerimiz "ah yavrum-vah yavrum!" eşliğinde gözyaşları sel olur, destanlar büyük bir özenle korunur, bütün köylerde elden ele dolaşırdı. Destan dörtlükleri daha çok "anneler-babalar" kelimeleri ile biterdi. Destanı çok güzel okuyan çocuklar her ortamda aranır, bulundukları yerlerde önemsenir izzet ve ikramlarla takdir edilir ve aferimlerle destan tekrar tekrar okutturulurdu.
Her Halk Türküsünün bir hikâyesi mevcuttur. Hatta bir çok halk türküsü destanların ufak bir bölümü olarak karşımıza
çıkar. Destanların en önemli özelliği hikâyeyi de içersinde barındırarak olayı en ince ayrıntısına kadar işlemesi ve tüm insani duyguları birazda abartılı olarak destana yansıtması destanın halk tarafından kabul görmesine neden olurdu.
********
Yıl 1914...Yer Sarıkamış...
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars'ı Ruslardan geri almak için harekata katılan Osmanlı Ordusu bu dağlarda, 60 bini donma sonucu tam 90 bin şehit verdi. "Birinci Dünya Harbi'nde diğer cephelerde olduğu gibi, buradaki çetin muharebeler de bize çok değerli deneyimler kazandırmış; istiklal ve hürriyet uğrunda canını esirgemez bir millet olduğumuzu dünyaya ispat etmiş; Osmanlı İmparatorluğu yıkılmakla beraber daha kuvvetli bir Cumhuriyet oluşturmuştur"
Anadolu'nun her bölgesinden olduğu gibi Sarıkamış, Kumru yöresinden de şehitlerimize ev sahipliği yapıyor. Rusların Karsı işgal etmesini duyan Kumrulu 30 cengaverden ikisi ise yeni cepheden gazi olarak dönüp, üç gün sonra Sarıkamış'ın yolunu tutan Çuali'nin torunu Mehmet ve Mehmetin Oğlu Mustafa'dır. Şair ve İş Adamı İsmet Erçal'ın bize anlattığına göre, Sarıkamışta baba ve oğul şehit düşmüşler ve Sarıkamışa uğurlanırlarken 30 Kumrulu gençle birlikte baba ve oğlunu bütün yöre davul ve zurnalar eşliğinde uğurlamışlardır. Babası ile birlikte vatanı kurtarmak için cepheye giden Mustafa 18 yaşında olup yeni evlenmiş, Sarıkamış'a gitmesinden hemen sonra Rasiye isminde bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir.
Çok geçmeden Kumrulu Baba Mehmet ve oğlu Mustafa'nın şehit olduğu yazısı aileye bildirilir ve Çuali Ailesi ve köy yasa bürünür ve aşağıdaki dörtlükler hatıra olarak kalır.

Baba – oğul vatan için
Uğurlandı hepsi Kars'a
Baba Memet Oğul Musti
Onlar şehit Vatan yaşa.



Köy meydanı mahşer gibi
Göz yaşları aktı coştu
Analar eşler bayıldı
Sarıkamış sen çok yaşa.



Çuali dua eyledi
Yüce Rabbim Onlar sana
Rasiyecik gülümsedi
Babam şehit vatan yaşa.



Karakış beyaz bir nur
90 bine örtü oldu
Sarıkamış dağlarında
Çınlayan ses vatan yaşa



Acı haber geldi işte
Kara yazmalar bağlandı
Eşler dul çocuklar yetim
Tek bir sevinç vatan yaşa…


Buluşmak ümidiyle….
17.02.2006
--
BEKİR AKKAYA

Sarıkamış'a Türkü ve İsmet Erçal / Bekir AKKAYA

Destanları ve Halk Türkülerini çocukluktan beri severek okurum. 1970'li yıllarda, bugün çok fazla alışık olduğumuz cinayet ve buna benzer haberler bir şekilde destanlaştırılır ve sokaklarda beş veya on kuruşa satılırdı. Boyna asılı teyp eşliğinde destan satan kişiyi biz çocuklar büyük bir ilgi ile izler, aldığımız destanı evlerimize götürür aynı makamla büyüklerimize okurduk. Bilhassa yaşlı büyüklerimiz "ah yavrum-vah yavrum!" eşliğinde gözyaşları sel olur, destanlar büyük bir özenle korunur, bütün köylerde elden ele dolaşırdı. Destan dörtlükleri daha çok "anneler-babalar" kelimeleri ile biterdi. Destanı çok güzel okuyan çocuklar her ortamda aranır, bulundukları yerlerde önemsenir izzet ve ikramlarla takdir edilir ve aferimlerle destan tekrar tekrar okutturulurdu.
Her Halk Türküsünün bir hikâyesi mevcuttur. Hatta bir çok halk türküsü destanların ufak bir bölümü olarak karşımıza

Kumru İlçesi Evliyaları ve Abdi Hoca Destanı /Bekir AKKAYA

Yazımızla İlgili Açıklama:

Kumru İlçesi Evliyaları İlk olarak Ordu Haber Gazetesi - Mart-1998 tarihli sayısında Bekir Akkaya imzası ile yayımlanmış olup yazımız daha sonra Provizyon Gazetesi’nin 5 Kasım 2004 tarihli sayısında güncellenerek tekraren okuyuculara ulaştırılmıştır.

14 Kasım 2004 tarihinde Kenthaber Kültür ve Haber Sitesinde http://www.kenthaber.com/karadeniz/ordu/kumru/Haber/Genel/Normal/kumru-evliyalari/012a012f-8d24-4cf9-a1be-d81c96706d35  adresinde  tekrar yayımlanmış olup yazının altında onlarca yorum yapılmıştır. Daha sonraları yayın hayatına son veren Kenthaber internet sayfasında bulunan yazı ve bir kısım

yorumlara https://bekirakkaya.wordpress.com/category/bekir-akkaya-arastirmalari/page/7/ adresinden ulaşmak mümkündür.

Yine bu yazımız kaynak belirtilerek tamamı “Türkiye Evliyaları” kitabında yer almıştır. Şu anda ise bir çok internet sayfasında yazımız orijinal haliyle bulunmakta olup bu yazımızda daha önceki yazılarımızda yer almayan “Abdi Hoca Destanı”nın tamamını yazımız içerisine ilave etmiş bulunmaktayız.

                                                             Bekir AKKAYA /Vav Bilgi  

KUMRU EVLİYALARI

A-    EVLİYA NEDİR?  YA DA ORDU EVLİYALARI KİTABI ÜZERİNE :

EVLİYA: Veliler. Velayet ve keramet sa­hibi. Allah'a yakın adam, iyi ahlak sahibi. KERAMET: Evliyadan sadır olan hariku­lade hal. (1)

EVLİYA VELİ: Tasavvufta, velayet (er­mişlik) makamına ulaşan kimsenin Çoğul şekli evliyadır. Allah'ın dost ve sevgili kulu.

 KERAMET: Allanın veli kullarının göster­diği olağanüstü haller. Veliyi veli kılan onun keramet göstermesi değil, Islamın kuralları­nı uygun olarak yaşamasıdır. (2)

Sözcüklerden anladığımız kadarıyla Ev­liya; Hayatını, nefsinin arzularını yok etmeye çalışarak ibadetle geçiren; kendisinde gayb-den haber verme, halleri keşfetme gibi ola­ğanüstü haller zuhur ettiğine inanılan, kera­met sahibi olduğu kabul edilen ermiş kişilere EVLİYA denilir,

Evliya, Velinin çoğulu yani cem'idir. Veli, Kur'an'daki anlamıyla Allah'ın dostu, sevgili kulu demektir.

Yine sözcüklerden anladığımız kadarıy­la, Keramet evliyadan ortaya çıkan olağanüstü hallerdir. Evliya için, zaman ve meka­na göre, bir çok keramet söz konusu Alabilir, Ancak kerametini açıklamamış nice evliyalar vardır ki, biz bunların kim olduklarını bileme­yiz, Keramet haktır, doğrudur. Fakat, evliya için keramet bir hedef yani gaye değildir. Mutasavvuflara göre, evliyanın kerametini gizlemesi esastır.

Halkımız, hakkında sadece duyduğu menkıbelere göre bilgi sahibi olduğu bu kişi­lerin kabirlerini, türbe veya makamlarını zi­yaret ederek, onların ruhaniyetlerinden yar­dım dilemek suretiyle, manevi bir tatmine kavuşurlar. (3)

"ORDU EVLİYALARI" KİTABI ÜZERİNE      

Sayın Nuri Kahraman Bey'in Başkanlığını yaptığı, Ordu Ensar Vakf’ının çalışmalarını takdir etmemek mümkün değil. Gerek düzenlediği "Pilav Günleri" ile, gerek­se  çıkardığı dergi ve kitaplarla ve di­ğer etkinlikleri ile, vakıf, Ordu'nun göz bebe­ği' 11.si şu anda yapılan ramazan ayında devam eden “Kitap  Günleri” halen devam etmektedir.

Ordu Essar vakfının düzenlediği 1996 yılındaki Ordu İmam-Hatip Lisesi Mezunlarını bir araya getirmek maksadı ile yapılan "Pilav günü"ne ben de katıldım. İşte bu esnada elime vakfın çıkardığı bir kitap geçti. Kitap, ORDUNUN TARİH BABASI" diye bilinen, Üstat Sıtkı Çebi'nindir. Ensar Vakfı tarafından basılmış büyük bir araştır­ma ürünü olduğu, kitabı okuyanlar' anlaya­caklardır. Kitabı okuyunca bilmediğim, duy­madığım bir çok evliyanın Ordu toprakları içerisinde de bulunduğunu Öğrendim. Ancak, kitabı okuyunca üzüldüm de. Çünkü merkez dahil Ordu'nun on dokuz ilçe­si mevcut, ilçelerin bir çoğunda evliya oldu­ğu zikrediliyor. Ancak, Kumru ilçesinde hiç bir evliyadan söz edilmiyor. Oysa, diğer ilçelerde olduğu gibi Kumru'da da evliyanın olduğu yöre halkı tarafından bilinmektedir.

ORDU'NUN TARİH BABASI-ARAŞTIR-MACI- YAZAR Muhterem SITKI CEBİ, Ordu Haber Gazetesi'nin 4. sayısında bizim bu ifadelerimizi doğrular nitelikte bilgiler veriyor. Ve şöyle diyor: "Henüz ulaşamadığını bazı evliyalar var, bunu da kitap çıktıktan sonra Öğrendim. İkinci baskıda bunları gözden ge-çireçeğim." Yine aynı

Sıtkı Çebi
Araştırmacı-Yazar
Fotoğraf : https://www.haberler.com/

söyleşide Üstad Sıtkı Çebi: “-Karadeniz’de türbe şekli yapı geleneği yok. Kabirleri türbe şeklinde örtmekten ziyade, çoklukla etrafını 1 veya 1.5 metre yüksekliğinde aralıklı tahta perde ile çevirmenin tercih edildiğini, kubbeli yapıların yakın tarihten itibaren yapılmaya başlandığını, söylüyor.(4)  Bu ifadeler de Kumru'da çok sayıda evliya olduğunu bize gösteriyor.

B- KUMRU EVLİYALARI

KUMRU İLÇESİNDE EVLİYA VAR!

Bizim araştırmalarımıza göre Kumru İl­çesinde evliya var. Hem de çok fazla. Aslında başlı başına araştırmaya değer bir konu. Üstat Sıtkı Çebi'nin ifadelerinden anlaşıla­cağı gibi, sağlığında evliyalığı kesin olarak bilinen büyük zatların kabirleri bile normal kabir konumunda. Bu tür kabirlerde, diğer kabirlerden değişik tarz sadece (fıraktu denilen) ağaçlarla çevrili olması. Halkın da buraları sık sık ziyaret etmesi olarak söylenebilir. Ancak, bu zatlarla ilgili halkın dilinde bir çok olağanüstü olayların anlatılır olması, kabirlerde yatan kişinin Allah dostu biri olması gerçeğini ortaya koyuyor.

Kumru İlçesi Evliyaları ve Nerede Oldukları

Kurmru İlçesi’nde ve köylerinde evliya olarak bilinen yerleri sıralamamız gerekirse, benim şahsen tespit edebildiklerim şunlardır

1-Ezetlü Evliyası (Aşağıdamlalı)

 2. Büyüktepe Evliyası (Balı)

3. Isıtma Evliyası (Akçadere)

 4. Mezarlık Yanı Evliyası (Çatılı)

 5. Tuzak Evliyası (Ça­tılı]

 6. Okçulu Evliyası (Çatılı)

 7. Boğaz Ev­liyası (Çatılı)

8. Pistan Evliyası (Çatılı)

 9. Karın Evliyası (Derbent)

10.Hıcılık Evliyası (Derbent)

11. Karortmen Evliyası (Derbent)

 12. Erene Düzü Evliyası (Divanitürk)

 13. Boğmaca Evliyası (Duman)

 14. Deli Kız Evliyası (Esence-Pencik]

 I5.Garibler Evliyası (Eskiçok Değirmen)

 16. Kepez Ev­liyası (Ortca)

 17. Dikmen Evliyası (Gökçe­li)

18, Şehitler Evliyası (Gökçeli)

 19. Karaavu Evliyası (Güneycik)

 20. Hatip Evliyası ' (GÜneycik)

 21. Karacalar Evliyası

22. Büyüker Evliyası (Konaklı)

 23. Hıdırcık Evli­yası (Konaklı)

24. Dörek Evliyası (Ortaca)

 25. Tekke Evliyası (Şenyurt)

 26. Tekke Ya­lın Evliyası (Tekke Köy)

 27. Aşağıalan Evliyası (Yalnızdam)

 28i. Çetir (Çiz) Evliyası (Gü­neycik)

 29. Hacıveli Evliyası (Divani Kayabaşısı)

 30. Abak Evliyası (Divani) vs.

Köylerle birlikte evliyaların isimlerini zikretmeye çalıştık. Burada bilgilerini yazamadığım Fizme Köyü’nde, her kabristanlıkta sayısız evliya menkıbeleri mevcut ki inşallah ileriki zamanlarda birileri araştırır ortaya koyar İnanın dinlediklerim başlı başına bir kitap konusu.

Ayrıca, evliya diye tanınan yatırların dışında, Kumru ve köylerinde kerametleri dilden dile anlatılan tanınmış Allah Dostlarının da sayısız kabirleri mevcut. Bu zatların da hayatları ayrı bir inceleme konusu. Bu kişilerin de kabirleri sık sık halk tarafından ziyaret edilir. Halk onları evliya olarak bilir. Bunların hepsinin isimlerini bu yazımda yazmam biliyorum ki sıkıcı olacak.  Konumuza ışık tutması için ve ileride araştırmalara bir iz oluşturması açısından bazı isimleri zikretmenin faydalı olduğunu düşünüyorum. Örneklik açısından bazı isimler şunlardır.

 1. Müderris Abdu Hoca (Akçaalantürk)

 2. Sülman Efendi (Akçadere)

 3. Mırozu Ömer Hoca (Keşlik-Ezetli)

 4. Müderris Mehmet Efendi (Keşlik)

 5. Abdullahi Meki Hazretleri (Çakıllı)

 6. Abdullahi Mekki Hazretlerinin Babası (Dereköy-Yukarıdarmlalı)

 7. Müderris Ali Rıza Efendi (Fizme}

 8. Kör Hafız (Fizme)

 9. Yanaşma Halil Hoca (Işılga) (Balı)

 10. Hacı Mehmet Efendi (Balı)

 11. Kırca Hoca (Ballık)

 12. Koca Hatipler (çatılı)

 13. Ehliman Haco (Derbent)

 14. Hacel Ali Hoca (Esence - Pencik)

 15. Üsin Hoca (Güneycik)

 16. Hacı Hasan Sunma (Ortaca)

 17.Hatip Hoca (Gümüş) (Konaklı]

 18. Sait Hoca (Kovancılı)

 19. Paşa Hoca (Küçükakçakese)

 20. Hüseyin Nargül Hoca (Şenyurt)

 21. Hatip Mehmet (Tekke)

Yusuf Ziya Işık
Ordu Müftüsü

22. Yusuf Ziya Işık (Yeniakçaalan)

 23. Şaştım Hoca (Demircili)

 24. Ahmet Hoca (Demircili)

 25. Abdi Hoca (Fizme)

 26. Hamit Hoca Kısık (Tarakçı) (Fizme-Karapınar)

 27. Halil Hoca (Tatlıgül) (Çokdeğirmen)

 28. Ömer Hoca (Fatsa) (Çokdeğirmen)

 29. Kitapcı Mehmet Hoca (Fizme)

 30. Abdullah Hoca (Nutkullu Hafız) (Fizme)

 31. Mehmet Alkan Hoca (Küçük Hafız) (Fizme) vs.

Evliyalar olarak, Demircili'de Ehliman, Ayvalı'da, Kömerik, yine Ayvalı'da Kayaba­şı, Demircili'de karaağu ve yine Demircili'de Üçler Evliyalarını söylemeden geçmemiz mümkün değildir. Konumuza ışık tutması açısından Kumru'da en fazla adından söz edilen Fizmeli Abdi Hoca­yı tanıtalım.

C-    KUMRU EVLİYALARINDAN VE BÜYÜK ALİM Abdi Hoca [Abdurrahman Hilmi BİLİCİ]

Fizmeli Abdi Hoca
Abdurrahman Hilmi Bilici
Asıl adı Abdurrahman Hilmi Bilici olan Abdi Hoca, 1860 yılında Kumru'nun Aşağıdamlalı Köyü’nün Avdullu Mahallesinde doğdu. Avdullu bugün Kumru ilçemizin yeni bir köyü olmuştur. Yörede, "Abdi Hoca" olarak tanınır. Yörenin tanınan en meşhur din alimlerinden birisidir.

Öğrenimine ilk olarak, şu anda Kumru Merkez camii olarak hizmet veren, Kumru Medresesi’nde başlamıştır. Daha sonra Korgan İlçesinin bugünkü Yeni Pınar (Findekse) Mahallesinde bulunan Sarı Müftü’nün Babası Mustafa Efen-di'den dersler almıştır..

İlme ve öğrenmeye karşı büyük merakı olan Abdi Hoca, ilmini daha da artırmak için Ünye İlçesi’ne gitti. Ünye'de Hacı Yusuf Efendi'den dersler aldı. Abdi Hoca, Ömrünün yirmi yılını ilim öğrenmeye adamıştır.

Daha sonra öğrendiklerini memleketinde öğretebilmek ve insan yetiştirmek amacıyla Kumru'ya gelerek iki yere medrese açmıştır. Birinci medreseyi Kumru'nun Aşağıdamlalı Köyü’nün Çakıllı Mahallesinde (Çakıllı bugün Aşağıdamlalı Köyünden ayrılarak, Kurtuluş Köyü’nün bir mahallesidir. Bugün ise Fizme Beldesi’nin bir mahallesidir.) Diğerini ise, bugün Aşağıdamlalı Köyünün topraklarında bulunan Akdana Mahallesi’nde açmıştır. Açtığı bu medreselerde kırk yıl öğrenci okutarak iki defa icazet vermiştir.

Ünü her tarafa yayılan Abdi Hocaya yaptığı hizmetlerden Ötürü devletçe bir sancak verilmiştir. Bugün bu sancak, halen şu anda Korgan'da ikamet eden torunu Ahmet Bilici'de bulunmaktadır.

Ömrünün (Tamamını ilme ve Öğrenmeye adayan Abdi Hoca 1957 yılında Aşağıdamlalı (Aşağı Fizme) Köyünün. Avdullu Mahallesi’nde vefat etmiştir. Kabri şu anda yeni köy olan Avdullu Köyü’nde bulunmaktadır. Kabri uzak ve yakından sık sık ziyaret edilen Abdi Hoca, bugün de tüm çevre ilçeler tarafından tanınmaktadır. (5)

Abdi Hoca’nın Vefatında Yazılmış Destan

Abdi Hoca [Abdurrahman Hilmi BİLİCİ] hakkında halkın dilinde ‘destan’ olarak bilinen Halk Şairi Fizmeli Hüseyin Akan (Alçaco Hafız oğlu Hüseyin tarafından yazılmış destanın tamamını şöyledir.

Dertlilerin dermanına

Bakın mevlanın fermanına

Rüzgar esmiş harmanına

İmdat eyle allahım imdat eyle

Şefaatine cümlemizi nail eyle

 

Ağlayanlar alırdı derdini

Tutmuş idi sıdk ile dini

Kendisi hem tarikat ehli

İmdat eyle allahım imdat eyle

Şefaatine cümlemizi nail eyle

 

Yatar yataktan bakıyor

Gözünden kanlı yaş akıyor

Dili durmaz daim okuyor

İmdat eyle allahım imdat eyle

Şefaatine cümlemizi nail eyle

 

Senin için ağlıyor hava cem alem

Seni methetmeye acizdir dil ile kalem

Yardımcı olsun sana haliku’l- alem

İmdat eyle allahım imdat eyle

Şefaatine cümlemizi nail eyle

 

957 eylül 24 Salı gecesi (6)

Dünyayı terk eyledi dünya havacesi

Ruhu teslim eyledi o mübarek gecesi

Ağlan efendiler her yerde oldu ilan

 

Ol gece gökte ay yok iken

Gidenler görürdü yolun olsa diken

Haberci gitti elinde ışık yok iken

Ağlan efendiler her yerde oldu ilan

 

Bütün dostları akdanaya geldiler

Ol zatın gittiğini gördüler

Üç alim peşpeşe vefat ettiler

Ağlayın efendiler her yerde oldu ilan

 

Yıkayıp kapıya yatırdılar

Bütün halkı merasime getirdiler

Fatiha okuyup ihlas getirdiler

Gitti alimler yıkıldı cahiller

Ağlayın efendiler her yerde oldu ilan

 

Tabutundan tutup bismillah dediler

Cümlesi peşine düşüp ağladılar

Peşinden cümlesi el bağladılar

Ağlan efendiler her yerde oldu ilan

 

Vefat edince haber gitti her yere

İki kaza dört nahiye doldu hep bir yere

Namaz kılmak için kondu bir yere

Ağlan efendiler her yere oldu ilan

 

Senin için umum ihvan kederdedir

Şimdi havacemiz bir avuç kefendedir

O ıssız evler yangı verir gelenlere

Dayanamaz sıfatını görenler

Ne için ağlamasın bu halk niçin

 

İki yerde medrese okuttu

Bütün malları cihanı tuttu

Şimdi karayeller [karayerler] havacemi yuttu

Niçin ağlamasın bu millet niçin

 

Kapandı ol zatın kapıları

Issız kaldı hep yapuları

Dindirdi ağrıyan sızıları

Niçin ağlamasın bu millet niçin

 

Senin için ağladı dağ ile taş

Biz niçin ağlamayalım bugün

Gardaş bizlere durmak geçti yavaş

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Nur idi mubarek zatın gövdesi

Ruhu teslim olana kadar durmadı

Ruhu teslim olunca düştü ciğer kasesi

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Tabutu kaldı millet arasında

Herkes görmek için geldi davasında

Görmek imkan olmadı meclis arasında

Ağlayalım kardeşler akıtalım yaşları

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Cemaatin sayısını ancak allah bilir

Ben sandım ya rabbi dünya hep gelir

Bizim gibi cahiller bu kadar görür

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Tabutunu kimler götürür

Müezzinler hep sala verir

Namazı kılınır hem hatim hem dua edilir

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Cemaat yol vermez görmek için ol zatı

Mübarek sancak üstüde hem adı

Hiçbir cenazede bulunmaz onun tadı

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Havam cem gitti ıssız oldu bu yerler

Kayıp oldu ortadan mübarek diller

Ah gitti alimler kaldı cahiller

Neylesin şu dünya neylesin

 

Dedi bana ağlar dağlar taşlar melekler

Beni ölüyor diye hem melekler

Benim hizmetim var dedi ol zat

Hiç kimseden hizmet ummazdı ilelebet

Ah gitti alimler kaldı cahiller

 

Sonra kabir başına getirdiler

Onca cemaat görmek için getirdiler

Çoğu görmeden geri döndüler

Hepsi gitti avlayu avlayu

 

Kabire koyup toprağı çektiler

Baş ucuna bir taş diktiler

Bütün dostları hep gittiler

Hepsi geri döndüler avlayu avlayu

 

Karıştı topraklara ol nuri mübarek

Yerin mekanını cennet eylesin felek

Şefaatin havacem anca senden dilek

Cemaatin hep gittiler avlayu avlayu

 

Avlayanları güldüren havacem

Ahiretten bize bildiren havacem

Senin için gündüzlerim gecem

İçimden geçmedi avlayu avlayu

 

Senin elinden tuttum elinden mübarek

Şeyhim isen eyle bana imdat

Gelir mi daha senin gibi bir zat

İçimden gezdim avlayu avlayu

 

Oğlu sabriye dört gün sonra

Göçüm gidecek demiş hem buğa

Dört günü tamamdı durmadı

Gezdim içimden ağlayu ağlayu

 

Ahir nefesinde unutmadı allahı

Ölüyorum korkmayınız vallahi

Çekilip kapuya gidin bir dahi

Gezdim içimden ağlayu ağlayu

 

Camiler gürleten gitti

Kürsüleri inleten gitti

Cihanın alimi ortadan gitti

Gezdim içimden ağlayu ağlayu

 

Hey camimiz ulu camimiz

Havace gelecek diye diye sevindirdiniz

Kürsülerde durur daha yeriniz

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Dillerinden ballar akarken

Bütün alem yüzüne bakarken

Şimdi yürekler hep yanarken

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Camileri daha kimler inletir

Vaiz edip halka kimler dinletir

Fizmenin şerefi hep sendedir

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Alametleri hep zahir oldu

Kendi gidip kayıp oldu

Dersine girenler bir lezzet buldu

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Hanelerin ıssız denilir

Geceleri derler namaz kılınır

Alametlerin anca bilinir

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Gündüz gelenlerin geri kaldı

Geceleri ıssız evlerin doldu

Kırklar yediler evinde namaz kıldı

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Ol mübarek tenler toprağa kondu

Senin için binbir hatim okundu

Şimdi kabrin ziyaret hak olundu

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Aşık idi havacem cümle alem sana

Yanına gelenlere ederdin dua

Şimdi uğradı havacem sana vefa

Gezdim içimden ağlayu ağlayu

 

Issız evlerine gelenler bakıyor

Issız durması hocam yürek yakıyor

Bakanların gözlerinden yaşlar akıyor

Yürek erir evlerine baktığın zaman

 

Halk toplanır arı çiçekten bal alır

Yaz mevsiminde arı peteğe işler gibi

İşler mi o petek arı söndüğü zaman

Yürek erir evlerine baktığın zaman

 

Sabah olup kalktığın zaman

Hanelerine baktığın zaman

Sanırım gelmiştir ahır zaman

Yürek erir evlerine baktığın zaman

 

Bahçelerin al çiçek açıyor

Dallarına kuşlar konuyor

Meyvelerinden yiyenler fatiha okuyor

Yürek erir evlerine baktığın zaman

 

Gelin tarikatımızdan ayrılmayalım

Başka dallara sarılmayalım

Şeyhimiz gitti diye dağılmayalım

Niçin ağlamasın ihvanlar niçin

 

Vekil bırakmıştır ona ol felek

Vekildir ol hacı halil dilek

Taş olsun ona yanmayan yürek

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Tarikatların doğru olur sözü

Uyumaz tarikatlı ihvanın gözü

Zikirdir onların hep sözü

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Çok zordur tarikatın cesbi

Uyumaz tarikatın kalbi

Her derde ederler onlar sabrı

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Havacem gitti yüreğine ateş bıraktı

Durdukça ol ateş yüreğimi yaktı

Havacemin ismi lisanı kalktı

Niçin ağlamasın bu halk niçin

 

Kıymetin bildirdi ol zat gidince

Bütün dünya ağladı sen vefat edince

Fetvayı sen verirdin kılı kıldan ince

Niçin ağlamasın bu halk niçin


Gel şair hüseyin  yakma yüreğin

Nedir havacemden dileğin

Yoktur ahiret için bir hazır emeğin

Ağlan efendiler her yerde oldu ilan

          Fizmeli Halk Şairi Hüseyin Akan (Alçaco) (7)





Abdi Hoca ile ilgili Destanı'n orijinali bizlere bundan bir kaç yıl önce vefat eden Korganlı
Gazeteci Atik Soner Alanlı'nın arşivi'inden alınarak https://www.facebook.com/Fizmecom-287118448162331 (8) sayfasının sahibi Fizme Aşığı Mehmet Arşın tarafından bizlere ulaştırılmıştır
Soner Atık Alanlı'ya Allah'tan rahmet diliyor. Dostum Mehmet Arşın'a teşekkürlerimi Sunuyorum.
Bekir AKKAYA 


Bu Yazıda Yararlandığım Kaynaklar Şunlardır:

1 .Hayat Büyük Türkçe Sözlük. Hayat yayın­ları -İSTANBUL

2.Risale Masa Ansiklopedisi. Risale Yayın­ları. Komisyon. İstanbul

3.Ordu Evliyaları. Sıtkı Cebi. Ordu Ensar Vakfı Yayını. Ordu

4. Ordu Haber Gazetesi. Sıtkı Çebi İle Söyleşi -Yıl:1. Sayı:4  Kasım 1997. İstanbul

5. Dünü ve Bugünü ile Korgan, Selim Uzan. Gelişim Matbaacılık. Ankara

6. Babam Kitapcı Mehmet Hoca (Mehmet Akkaya) bana şu bilgileri vermiştir. Bölgemizde üç büyük âlim birer hafta arayla Salı günleri vefat etmişlerdir. 1957 yılının Eylül’ünde bir Salı günü müderris Abdi Hoca [24 Eylül 1957], öbür Salı günü Pencik/Esence’li müderris Hacı Ali Efendi, öbür Salı günü ise Yusuf Işık Efendi (Ordu Müftüsü) ardı ardına vefat etmişlerdir.

7. Halk Şairi Hüseyin Akan. Vicdan Sesi Matbaası, 1958, Samsun.

          8.Abdi Hoca ile ilgili Destanı'n orijinali bizlere bundan bir kaç yıl önce vefat eden Korganlı Gazeteci Atik Soner Alanlı'nın arşivi'inden alınarak https://www.facebook.com/Fizmecom-287118448162331 (8) sayfasının sahibi Fizme Aşığı Mehmet Arşın tarafından bizlere ulaştırılmıştır
Soner Atık Alanlı'ya Allah'tan rahmet diliyor. Dostum Mehmet Arşın'a teşekkürlerimi Sunuyorum. Bekir AKKAYA 


           9. Fotoğraflar Bekir Akkaya’nın aşağıdaki blog ve facebook sayfalarından alınmıştır.

          https://bekirakkaya.blogspot.com/

          https://kumrubelgesel.blogspot.com/

          https://bekirakkaya.wordpress.com/

          https://bekirakkaya1.wordpress.com/

          https://www.facebook.com/kumruhaber

          https://www.facebook.com/kumrulubekir/

                                         Bekir AKKAYA /23.04.2021 /vAv Bilgi

Kumru İlçesi
Fotoğraf : Bekir AKKAYA


----------------------------------------------------------------------------------------

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............