Mevlanâ, kılı kırk yararcasına her şeyden bahseden, fakat işin esasını ve özünü bilmeyen zamane bilginlerini eleştirirken şöyle bir hikâye anlatır…Padişahın biri, oğlunu, başka bilgiler yanında, yıldız ve remil (fal)[1] bilgileri de öğrenmesi için hünerli bir topluluğa verir. Çocuk, pek aptal olmakla beraber, bu bilgileri elde edip tam bir usta olur.
Bir gün padişah, yüzüğünü avucuna alıp oğlunu denemek için yanına çağırıp ‘Bil bakalım, avucumda ne var?’ diye sorar.
Çocuk, avucundakinin, yuvarlak, sarı,




