Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

26 Nisan 2022

Geliştirelim ayakları ile kafayı yeme /Bekir AKKAYA

Kişisel gelişim uzmanlarınca önerilen bazı kitap isimlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Anlaşarak Mutlu Yaşayın, Bilgece Yaşamak, Hayata Gülümse, Her İnsan Hükümdardır, Kocanızın Başarısı Sizin Elinizde, Mutluluk ve Başarı Yolları, Yaşam Coşkusu, Yürek Bilekten Güçlüdür, Babalık Coşkusu, Çocuk Kalbi, Ev İşlerini Savaşa Dönüştürmeyin, Sinirlerinize Hakim Olun, İnsan Denen Meçhul, Olumlu Yaşama Sanatı, Etkili Dinleme, Başarılı İnsanın Karar Anı, Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, vs…” 

Öğrendiklerimizle ilişkilerimiz arasında yüzde yüz bir çelişkiyi her gün yaşıyoruz. Ya bu kitaplar yalan ya bizde bir terslik

var. Okudukça saldırıyor, öğrendikçe batıyoruz. Fiskos içersinde debelenen bir iş yeri. Dedikodu üreten bir fabrika ya da sokak. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Öğrendikçe kibirleniyor, bilgilendikçe hırsa biniyoruz. 

Özden söz edenlerin aksine, söze cila çekiyoruz. Görüntü ve hatiplik mükemmel. Pozitif düşüncenin yöntemleri ve hayata gülümse. Ahlak ve fazilet ama illa da imaj. Gülümsedikçe riyakarlık fazlalaşıyor. Bir yığın bilimsel ve ilimsel bilgi. Kurallar ve kaideler. Bir o yana bir bu yana her gün yalpalıyoruz. İlişkiler menfaate endeksli. Kazanmak zorunlu, kaybetmek yıkılış. Ruhtan uzaklaştıkça cilalar kalınlaşıyor. 

Mutlu olmanın bir yolu var ama pek raflarda gözükmüyor. Önerenler en çok sefil. 

Aşağıdaki ilişki bir kapı aralıyor ama kişisel gelişim uzmanları bu kapıdan çok uzakta gözüküyor. Söz özden gelmeyince, hayata pek yansımıyor. Özü fark eden kişisel gelişim uzmanlarından ufak bir yansıma. 

 “Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. 

O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. 

Durumu Hacı Bektas Veli'ye anlatır ve Hacı Bektas Veli - “'Helal değildir “ diye bu kurbanı geri çevirir.

 Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise ; bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana söyle der: - “Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.” Der. 

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas Dergâhı'na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar. Hacı Bektas da söyle der: - “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir"der. 

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle.
            BEKİR AKKAYA/30 Ekim 2017/KUMRU


.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Geliştirelim ayakları ile kafayı yeme /Bekir AKKAYA

Kişisel gelişim uzmanlarınca önerilen bazı kitap isimlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Anlaşarak Mutlu Yaşayın, Bilgece Yaşamak, Hayata Gülümse, Her İnsan Hükümdardır, Kocanızın Başarısı Sizin Elinizde, Mutluluk ve Başarı Yolları, Yaşam Coşkusu, Yürek Bilekten Güçlüdür, Babalık Coşkusu, Çocuk Kalbi, Ev İşlerini Savaşa Dönüştürmeyin, Sinirlerinize Hakim Olun, İnsan Denen Meçhul, Olumlu Yaşama Sanatı, Etkili Dinleme, Başarılı İnsanın Karar Anı, Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, vs…” 

Öğrendiklerimizle ilişkilerimiz arasında yüzde yüz bir çelişkiyi her gün yaşıyoruz. Ya bu kitaplar yalan ya bizde bir terslik

24 Nisan 2022

Deyyus /Abdurrahim Karakoç


****** ©© Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©©****** ---------------------- - Tüm metin, resim ve içeriğin hakları https://bekirakkaya.blogspot.com.tr/ (BEKİR AKKAYA)'ya aittir. 5846 Sayılı Kanuna rağmen çalınan her türlü içeriğin hukuki ve cezai sorumluluğu çalanın kendilerine aittir.-

Deyyus /Abdurrahim Karakoç


****** ©© Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©©****** ---------------------- - Tüm metin, resim ve içeriğin hakları https://bekirakkaya.blogspot.com.tr/ (BEKİR AKKAYA)'ya aittir. 5846 Sayılı Kanuna rağmen çalınan her türlü içeriğin hukuki ve cezai sorumluluğu çalanın kendilerine aittir.-

Ahmet Akkad’a İlahiyat Dersi : Felsefe ve Din Bilimleri /Ölümden Sonrasına Yolculuk-9

Elinizde bulunan bu gazetenin bu köşesinde “Ölümden Sonrasına Yolculuk ve ruhsal alemle” ilgili sekiz bölümlük yazının en sonunda da cennet ve cehennem kavramı üzerinde durarak konuyu bitirmiştim. Çok sayıda olumlu tepkinin yanında birkaç kardeşim tarafından da sert eleştirilere maruz kaldım.

Eleştiri boyutundan da öte bu yazılarım nedeniyle yazılarım ve düşüncelerimden çok branşım ve eğitim düzeyim sorgulandı. Kısacası bu yazılarım benim uzmanlık alanım değilmiş. Eleştirenler daha çok ilahiyatçı meslek sahibi kardeşlerim oldu. Cennet ve cehennem noktasında farklı düşünsek de ben şahsen kendimi bir cennet sakini olarak görüyorum. Bizim bulunduğumuz yerde boş yerin çokluğunu da belirtmek isterim.

Ben yazılarımın özellikle kelime ve kavramlar noktasına dikkat ederim. Kelime ve kavramların orijinal halini kullanmaya ve öyle düşünmeye gayret gösteririm. Uzmanlık alanım olmasa da beni eleştiren ve hatta küfre kadar götüren birkaç ilahiyatçı kardeşime “İlahiyat” kavramı üzerine görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde İlahiyat; Tanrı bilimi, Felsefe olarak açıklanmaktadır.

Hayat Büyük Türk Sözlüğünde ise : 1. Felsefenin uluhiyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı 2. Dini ilimlerim bütünü Fr=teologie-teoloji( bu mana Türkçe’ye mahsustur): İlahiyat Fakültesi –Sayfa : 573

Din konusunda bize ağır ithamlarda bulunan ve İslami konularda kendilerinin uzman olduğunu söyleyen kardeşlerimizin okudukları okulların en eskisi ve en köklü olanı Ankara İlahiyat Fakültesidir. (Benim bildiğim kadarıyla Ankara dışındaki tüm şimdiki ilahiyatlar Enstitü idi ve bir de Erzurum İslami İlimler Fakültesi vardı.) 

Ankara İlahiyat Fakültesi Internet Sitesinde hangi derslerin okutulduğuna baktım. Hiçte benim sözünü ettiğim uzmanlık bölümleri ve kardeşlerimizin sürekli sözünü ettikleri bir uzmanlık durumu söz konusu değil. http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/index.php# Internet sitesinin akademik bölümler bölümüne baktığınızda 1. Temel İslami Bilimler 2. Felsefe ve Din Bilimleri 3. İslam Tarihi ve Sanatları 4. İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 5. Dünya Dinleri 6. Yaygın Din Öğretimi ve Uygulamaları olarak görülmektedir.

İlgili bölümlerden gördüğüm kadarıyla bir fakih ya da müfessir yetişmesi mümkün değil. Fakülteninde arkadaşların aksine böyle bir iddiası yok. Birinci madde olan Temel İslami Bilimleri bölümüne baktığımda şu açıklama mevcut “Temel İslam Bilimleri Bölümü, İslam düşünce tarihinde ortaya çıkan ve çok tanınan inceleme alanlarını, akademik düzeyde ele almayı ve öğretim konusu yapmayı amaçlayan bilim dallarından oluşmaktadır. İslam düşüncesinin çeşitli alanlarında sağlıklı dinî bilgi üretebilmek için akademik bakışı ilke edinen araştırmalara büyük ihtiyaç vardır. Bölümümüz, bu ihtiyacı karşılamak ve evrensel bilim ilkelerini de göz önünde bulunduracak başarılı çalışmalar ortaya koymak üzere Tefsir, Hadis, Kelam, İslam Hukuku, İslam Mezhepleri Tarihi, Tasavvuf ve Arap Dili ve Belagatı olmak üzere 7 anabilim dalından oluşmaktadır.” Açıklaması yer almaktadır.

Bu bilgileri verirken ben yorum yapmamaya gayret gösteriyorum. Geçen bir muhabbet esnasında söz konusu “boşanma” olunca, içimizden bir arkadaşımız “ bu konunun uzmanı benim ve bu konuda benden başkasının görüş ve düşüncesi yanlıştır.” Cümlesini kullanınca “teoloji” nedir? ya da Amerika’da da İlahiyat Fakültesi var mı? Demiştim.

Yukarıda iki sözlükten “ilahiyat” kelimensin Tanrı bilimi ve Felsefe anlamı taşıdığı ifade edilmektedir. Başka bir karşılığını bilen varsa onu da ben bilmiyorum. Tanrı ile bilimi bir arada tutmak ve savunmak Ahmet AKKAD’lara düşer. Uzmanlık dedikleri bu olsada bundan İslami konuların ya da dini konuların uzmanlığı çıkmaz.

Sevgili Uzman Kardeşim Ahmet AKKAD,

Ekşi Sözlük (http://sozluk.sourtimes.org/) girdim ve “ilahiyat” yazdım. Belki buralardan bir şeyler kaparak uzmanlığını geliştirirsin. Bak neler çıktı, neler…

- En yüksek sözel puan !!

-Dinle ilgilenilen bilim dalı, tanrıbilim, teoloji,

-mistisizm

-Teoloji : Din bilimi, üzerinde tartışılan dini inanışları doğru varsayıp akla uygun biçime sokmaya ve savunmaya çalışır. Teolojiyi din felsefesinden de ayıran budur.

-Bilimin deneme yanılmayla bilgi edinme üzerine kurulu bir güzellik olmasından, tanrı kavramının da deneme yanılmayla işi olmamasından hareketle katıksız bir oksimoron= paradoks olduğunu düşündüğüm terim.

-Oksimoron =paradoks): iki birbiriyle çakışan özellik veya düşünceyi barındıran tamlama. Bundan dolayı bu tamlamalar imkansız diye nitelendirilir. İki zıt anlamlı kelimenin beraber kullanılması...(kör ressam, dilsiz vaiz, köşeli daire, özgür aşk, sessizliğin sesi, ateist imam, tanrı bilimi, dini meslek, meslek dersi vs.)

Bütün bu bilgilerden sonra bana tepki gösterenler kendi aldıkları eğitimle ve neyin uzmanı olduklarını bir düşünsünler. Biz yazılarımızda bilimsel bir düşünce sergilemedik. Ruhsal hayatın ve ölümün bilimle izah edilemez olduğunu, cennet ve cehennem kavramı ise bilimin konusu olmadığını ifade etmiştik.

İki zıttı bir arada tutmak ve onu gerçeğe dönüştürmek zor bir iş. Zaten kafa karışıklığıda burada ortaya çıkmaktadır ki, en azında bizim zihnimizde böyle bir yorgunluk yoktur. 

“UZMANLIK : Ahmet AKKAD: Maaşallah... Bekir AKKAYA her konunun uzmanı!. Müfessire! ihtiyaç yok.” Cümlesini yazmadan önce, şu uzmanlık alanını ve beyin hücrelerini bi masaya yatır.

Buluşmak ümidiyle…

Şimdi sizlere bir link vereceğim. Bu linke tıkladığınızda hem videoyu ve hem de yazıyı okumanızı şiddetle öneriyorum...İşte ilgili adres
https://www.ihvanlar.net/2018/03/11/iste-ilahiyat-ve-ilahiyatin-yetistirdigi-nesil/

Bekir AKKAYA/28.12.2008 / KARADENİZ HABER POSTASI GAZETESİ 

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Ahmet Akkad’a İlahiyat Dersi : Felsefe ve Din Bilimleri /Ölümden Sonrasına Yolculuk-9

Elinizde bulunan bu gazetenin bu köşesinde “Ölümden Sonrasına Yolculuk ve ruhsal alemle” ilgili sekiz bölümlük yazının en sonunda da cennet ve cehennem kavramı üzerinde durarak konuyu bitirmiştim. Çok sayıda olumlu tepkinin yanında birkaç kardeşim tarafından da sert eleştirilere maruz kaldım.

Eleştiri boyutundan da öte bu yazılarım nedeniyle yazılarım ve düşüncelerimden çok branşım ve eğitim düzeyim sorgulandı. Kısacası bu yazılarım benim uzmanlık alanım değilmiş. Eleştirenler daha çok ilahiyatçı meslek sahibi kardeşlerim oldu. Cennet ve cehennem noktasında farklı düşünsek de ben şahsen kendimi bir cennet sakini olarak görüyorum. Bizim bulunduğumuz yerde boş yerin çokluğunu da belirtmek isterim.

Ben yazılarımın özellikle kelime ve kavramlar noktasına

23 Nisan 2022

Simyacı'dan Notlar -2

Geçen hafta bu köşede  yazdığım Simyacı'dan Notlar -1'in devamı olarak bugünde Simyacıdan Notlar-2 olarak kitaptan aldığım önemli cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Çıktığında çok satanların en başında yer alan Özdemir İncenin Türkçe’ye çevirdiği Paulo Coelho’nun “Simyacı” adındaki kitabının 25. baskısını birkaç yıl önce okumuştum. 
İslam’ın Tasavvuf yönünden habersiz kesimlerce yere göğe sığdırılamayan kitabı dikkatli bir şekilde Okumakla
kalmayıp, önemli bulduğum cümleleri not almıştım. İslam Tasavvufunu az çok bilenler kitapta çok enteresan bir durumun olmadığını göreceklerdir.

 Kitap baştan sona benim anladığım kadarıyla Hıristiyanlığın mistik yönünü hayata yansıtmaya yönelik kaleme alınmış. İslam’ın tasavvuf yönüne ve hayatına yabancı olanlar için kitapta ilginç cümleler mevcut.

Hıristiyanlığı kaynak olarak alan batı kaynaklı bu tür kitaplar önemsenirken, kimsenin aklına İslam’ın Tasavvufla ilgili asıl ötelerin ötesi söylemleri bütün kütüphanelerimizde yüzlerce olduğu halde kimsenin dikkatini çekmiyor.

Roman türünden İslam tasavvuf hayatını gerçek hayata yansıtma ve kitaba dönüştürme bizde pek yaygın değil. Gerçek hayattan uzak “veliler -evliyalar kitapları ve filmleri bana göre İslami hayattan çok uzak bir yaşam öneriyor. Söz konusu bu tür yayınlar, tasavvufi hayatının, insanları dünya hayatından uzaklaştıran, eğlence ve dünya nimetlerinden uzak yaşamasının bir ibadet olduğu öneriliyor. Bu haliyle de İslam’la Hıristiyanlık dünya yaşamında bilerek veya bilmeyerek yer değiştiriyor. Bu durum ise kafa karışıklarından tutun da insanların aradıklarını, elinin altında olduğunu unutup başka yerlerde aramalarına neden oluyor. Hıristiyanlığın mistik yönü önemsetilmeye çalışılıyor. İşte “Simyacı” adlı kitaptan benim dikkatimi çeken cümleler…

Numaralar cümlelerin bulunduğu sayfaları göstermektedir.

“Göl Narkisos’un güzelliğini fark etmez. Çünkü gözlerin derinliklerinde kendi güzelliğinin yansımasını görüyordu.11-12”

“Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktur.23”

“Herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. Hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez. Tıpkı, düşleri gerçeğe dönüştürmeyi beceremediği halde düş yorumculuğuna kalkışan cadı gibi.29”

“Tarlalarımızı ve kadınlarımızı görünce burada yaşamak isterler.21”

“Kişisel mankıbe, kişinin her zaman gerçekleştirmek istediği şeydir.34”

“Gizemli güç, olumsuz gibi görünen güçlerdir.34”

“Her şey bir ve tek şeydir. Bir şey istediğin zaman, bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.34”

“İnsanın düşlediği şeyi gerçekleştirmesi için her zaman olanak bulunduğunu bir türlü anlamadı.35”

“Lutüf Kuralı: İlk kez kağıt oynadığın zaman kesinlikle kazanırsın, Acemi Talihi. Çünkü hayat senin kişisel Mankıbeni yaşamını istiyor.41”

“Tanrı, herkesin izlemesi gereken yolu yeryüzüne çizmişitr. Senin yapman gereken, senin için yazdıklarını okumak sadece.41”

“Everenin harikalarını tanı.”Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.43”

“ Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.44”

“Parası olan insanlar hiçbir zaman tamamen yalnız değildir.48”

“Gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız, bütün evrenin sizin yararınız için işbirliği yapacağını söylemişti.49”

“Bütün dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük biri olduğum için, sahip olduğum az bir şeyi her zaman korumaya çalışacağım.51”

“Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.52”

 “Kendi kararlarımı kendim almalıyım.53”

“Sözcüklerin ötesinde bir dil var.55”

“Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum.66”

“Herkes kendi düşlerini aynı şekilde göremez, kendince görür.66”

“Her zaman, ne istediğini bilmek zorunda olduğunu anımsa.67”

“İnsanları en çok etkileyen şey güzelliktir.68”

“Değişmek istemiyorum, çünkü nasıl değişeceğimi bilmiyorum.68”

“Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor.68”

“Öyle zamanlar vardır ki, insan, hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez.69

“Bütün hayatının gördüğü öğrenimlerin bir tek amacı vardı. Evrenin konuştuğu biricik gerçek dili bulmak.77”

“Bir şeye karar vermek başlangıçtan başka bir şey değildir.79”

“Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir. Hayat hikayemizle (koku) dünya tarihinin aynı el tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman bu korku uçup gider(Sahip olunan şeyleri yetirme korkusu).86 “

“Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Çünkü hayat yaşanmakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.94”

“Kumullar rüzgarın etkisiyle değişirler, ama çöl hep aynı kalır. Aşkımız da böyle olacak.106”
“Aşk, sevilen nesnenin yanında bulunmayı zorunlu kılar.107”

“İstiyorum ki, benim erkeğim de kumulların yerlerini değiştiren, rüzgar gibi özgürce dolaşsın. İstiyorum ki, onu bulutlarda, hayvanlarda ve suda görebileyim.107”

“İnsan sevince” nesneler daha çok anlam kazanıyor.108”

“İnsanlar nesneleri gözlemleyerek Evrenin Ruhunu anlama yöntemini keşfedebilirler.109”

“Şimdiyi iyileştirebilirsen, gelecek olan daha iyi olacaktır. Geleceği unut ve hayatının her gününü şeriatın kurallarına uygun, olarak ve tanrının evlatlarına bahşettiği inayete güvenerek yaşa. Her gün kendisi ile birlikte ebediyeti getirir.111”

“Düşlere inanan kimse onları yorumlamasını da bilir.113”

“Yaşlı silahlar çöl gibi nazlıdırlar, gereksiz yere çıkartacak olursak daha sonra gerektiği zaman ateş almazlar. Gözümüzün önünde büyük hazineler olduğu zaman asla göremeyiz onları, çünkü insanlar hazineye inanmazlar.138”

“Gözler ruhun gücünü gösterir.140”

Buluşmak ümidiyle.
BEKİR AKKAYA*13.12.2009 / KARADENİZ HABER POSTASI GAZETESİ
.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Simyacı'dan Notlar -2

Geçen hafta bu köşede  yazdığım Simyacı'dan Notlar -1'in devamı olarak bugünde Simyacıdan Notlar-2 olarak kitaptan aldığım önemli cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Çıktığında çok satanların en başında yer alan Özdemir İncenin Türkçe’ye çevirdiği Paulo Coelho’nun “Simyacı” adındaki kitabının 25. baskısını birkaç yıl önce okumuştum. 
İslam’ın Tasavvuf yönünden habersiz kesimlerce yere göğe sığdırılamayan kitabı dikkatli bir şekilde Okumakla

22 Nisan 2022

Sokaklara Çöp Dökme Kampanyasından Ödül Almıştım...

Duyarlı Kumrulular tarafından Dünyada eşi ve benzeri görülmeyen bir kampanya başlatıldı. Bizimde bir katkımız olsun diye bu kampanyayı koşulsuz ve şartsız destekliyoruz. Kampanya doğrultusunda günde en az beş kez evde birikmiş pislik poşetlerini ya Elekçi Deresine ya da gece kimsenin görmediği bir zamanda kaldırıma boşatmak suretiyle bu kampanyaya Kumru Haber olarak destek veriyoruz.

Kumruda bu kampanyaya içtenlikle katılım çok fazla zaten. Ancak kampanya komitesi gurbetteki Kumruluların da pisliklerinin kaldırımlarda yer alması için onlara da büyük bir fırsat tanıdı. Telefon ya da faksla üç beş kuruş vererek Kumru'da pislikseverlere bu işi yaptırabilirler. Yeter ki bilinçli bir şekilde kaldırımlara ve en temiz yerlere bu pislikler atılabilsin.

Kampanyanın amacı sokakları kirleterek dünyada bir ilki gerçekleştirmek. Ve Kumru'yu Dünyaya tanıtıp bitli turistleri Kumruya çekerek onlardan alınan paralarla krizleri atlatabilmek.

Kampanyaya katılım çok kolay ve pratik. Yine biz bazı bilgilerin verilmesinin kampanya açısından yararlı olduğunu düşünüyoruz.

Sistem şöyle çalışıyor;

Evde biriktirdiğiniz pislik poşetlerini itina ile dolduruyorsunuz. Sonra onları biraz kokutmaya bırakıyorsunuz. Uzmanlar pis kokuların sokaklarda pislikten de öte dikkat çektiğini söylüyorlar. Bu durumda çöplerin mutlaka kokuşmuş olması lazım.

Daha sonra bu pislik poşetlerini ikiye ayırıyorsunuz. Bildiğiniz gibi Kumruda Elekçi Deresine poşet atmak artık alışkanlıktan öte bir ibadet halini aldı. Bu durumda poşetlerin bir kısmını mutlaka Elekçi deresine atmanız gerekir.

Elekçi Deresine poşet atmanın usulünü anlatmanın gereği olmamasına rağmen biz yenilere faydalı olur düşüncesi ile tekrar edelim. Hani ne demişler "Ettekrarü Ahsen velevkane yüz seksen." Aynen öyle. Ayırdığınız poşetleri gecenin bir vaktinde ya balkona ya da pencerelere kadar taşıyorsunuz. Sonra dereye fırlatıyorsunuz. İşte burada da hata işlememeniz gerekir. Mutlaka atılan poşet ve boklar dereye düşünce ses çıkarmalı ve yankılanmalı. Bu son derece önemli. Çünkü ne kadar ses o kadar sevap. Az sese az sevap olduğu gibi az pisliğe de az sevap…Bunun akılda tutulması gerekir.

Sonra geri kalan poşetleri en temiz kaldırımlara çol çocuk taşıyıp Kumru'nun sokaklarını pisletme niyetiyle koymalısınız. Burada niyetiniz önemli. Niyetinizi bozmayın. Ve poşetlerinizi itina ile kaldırımlara koyun ve koymaya devam edin…Ortalığı boka bulayın.

Peki bu durumda Kumru Belediyesi kampanyanın neresinde? Uzmanlara göre tam içerisinde. Aldığımız duyumlara göre Kumru Belediyesi sokakta tenhalarda bulunan çöp kovalarını artık ormanlara ya da diğer belediyelere götürecekmiş. Hem bu yolla belediyeye gelir elde edilecek ve hem de bundan sonra lüzumsuz olan kovaların çirkin görünümleri ortadan kaldırılacak.

Ufacıktan alacağınız "nah" puanları da söyleyelim de günah işlemeyelim.

Merdiven ve ara sokaklara atılan pisliklerden 40 puan.

Ana Caddelere atılan pisliklerden 150 puan,

Elekçi Deresine Atılan pisliklerden 200 puan ve artı sevap…Sevabı kim mi verecek. Tabi ki vijdanız varsa o....

Köylerden getirilen pisliklerden poşet başına 50 puan yanında bir de sokaklara sıçma şansı verilecek.

Esnaflardan sokağı kirletenlere ve biriktirdikleri çöpleri sokağa ve kaldırımlara atanlara puan yanında "ESEMES" desteği yapılacaktır.

Atılan poşet içindeki pislikler sokak köpeklerince beğenilip dağıtılıyorsa bu poşetlerin sahipleri ayrıca ödüllendirilecektir.

Şöyle bir soru sorabilirsiniz.

Bu puanları kim veriyor ve nasıl değerlendirilecek.

Bir kere bunu sorma hak ve yetkiniz yok. Nasıl ki kampanya öncesi siz pislik severler sokakları kirletirken kimseye danışmadığınız gibi, bundan sonrada kampanyayı başlatan komiteye böyle bir soru sormak abesle iştigaldir. Ve soramazsınız.

Hem sonra elimizde çok sayıda birikmiş puanlarımız mevcuttur. Kriz öncesi önlemleri zaten aldık. Bu durumda sizlere adam gibi bu kampanyaya destek vererek sokaklara poşet taşıma düşüyor.

Böyle kampanyaların pek sorgulanması doğru da değildir. Çünkü sokak kirletmek akla uygun olmaya bilir ama işin uzmanlarının söylediklerine göre bir çok faydası ilerde görülecektir.

Hem siz kim oluyorsunuz ki itiraz ediyorsunuz. Ne denildiyse o.

Yani bugüne kadar sokaklara buldukları boku koyanlar yanlış mı yapıyorlardı ki. Elekçi Deresine atılan boklarda bir yarar olmasa kim balkonlardan oralara pislik atar.

Şimdi mi?

Siz gelin bu kampanyaya katılın. Hatta evlerinizde WC'leri de kapatın. En azından elektrik ve sudan tasarruf edin.

"Birlikten kuvvet doğar" bu sokaklara pislik bırakma tek tek olmaz. Bu işi birlikte yapalım. Biriken pisliklerde birlikte boğulalım.

Kumruya bu yakışır. Haydi Kumruyu kirletmeye…Haydi Kumru'yu temiz bırakmamaya…Bekir Akaya/2005 /KUMRU TV
.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............