BİLGİSİZLİĞİN EN VAHİMİ KENDİNİ BİLMEMEDİR. SAİD HALİM PAŞA
| Cemalettin Yaktı | |
Gerçektende insanımızın bilgi edinme yolları ve bilgiye ulaşmak yolunda çaba gösterip göstermediğine bakılırsa umut var sonuçlara ulaşmak mümkün içinde gözükmüyor.ancak orta yaş ve biraz üzerindeki erkeklerin “AJANS” dedikleri ana haber bültenlerine çok ilgili olmaları bilgi edinme ihtiyacının bir görüntüsü olduğunu düşündürse de kadınların çok daha az ilgili olmaları insanı bu saptamadan kuşkuya düşürüyor..YADA ANA HABER BÜLTENLERİNİN İÇERİĞİ ERKEKSİ BİLGİ İSTEĞİ İÇERİĞİNE DAHA UYGUNMUDUR DERSİNİZ.bilgiye ihtiyaç yok ki diyemeyeceğimize göre. ve yaşamda bilgisiz hiçbir şey yapılamayacağına göre.bizim toplumumuzun doğru ve kesin ,işlerliği ve geçerliliği olan bilgiyi edinme süreçleri hakkında ne söyleyebiliriz.yazılı basın ve yayınların izlenme oranları insanı korkutacak düşüklük düzeyinde oluşu malumunuz.yoksa bizim bilgiye ihtiyacımız ve edinme süreçlerimiz konusunda yeni önermelere ihtiyacımız mı var?. Birinci olarak kadınımız ve erkeğimiz arasında ihtiyaç duyulan bilgiler açısından bariz farklılıklar var olduğu kolayca saptanana veriler arasında.kadınlarımızın kahir bir çoğunluğunun dünyasal diyebileceğimiz savaş ve çatışmalar gibi bilgilere ilgi duymuyorlar. süreli yayın organlarında en fazla ilgilendikleri, dizi filmleri fallar,dedikodu denebilecek türden içeriği olan şeyler. İkinci özellik;bilgi edinmede kolaycılığın tercih edilmesidir.hiç gayret göstermeden ,masraf yapmadan, alabileceklerimizi daha kolay tercih ediyoruz.ve bu tür bilgileri sosyal ekonomik,siyasal ve ideolojik amaçla hazır olanların ortamdaki etki güçlerinin yansısı olarak sağladıkları imkanlardan kendiliğindenci bir tavırla yararlanmayı tercih ediyoruz. Üçüncüsü;geleneksel yaşantımız dayatmadığı sürece ,toplumsal konumumuzda ,ekonomik ve sosyal yapımızda,aile yaşantımızda değişmeye dirençli,neme lazımcı,girişimciliğin deneyciliğin ve araştırmacılığın küçümsendiği (birazda şüphelenildiği) öz güvenden yoksun kolaycılığın hakimiyetidir. Dördüncüsü;aydınımızın toplumumuzun ahlaki ve manevi hayatını ,toplumsal ve siyasi geleneğini,kaynaklarını,anlayışını kısacası dehasını temsil eden ulusal varlığını,düşüncesini,kültür ve sanatını,tarihsel gelişimini kuran değerleri keşfetmek yolundaki gayretsizliği,küçümsemesi,aşağılaması,araştırma ve inceleme yetersizliği ve de sonuçlarının halkla paylaşımında,ona ulaştırıp onunda katkısının sağlanmasında ki geriliği,(bu süreçte toplumumuzun aşağılık kompleksine kapılıp kendi değerlerinden vazgeçmesini sağlayacağına inanan ajanların varlığı iddiası da vardır) Beşincisi ve de bence en önemlisi;okumakla elde edilebilecek bilginin küçümsenip önemsenmemesi. Bu bizi Said halim paşanın dediği yerde bırakıyor. DR CEMALETTİN YAKTI 14haziran1999 yıl:1 sayı:8 KARDELEN-KUMRU | ||
Kumru İlçesi'nin İlk Kültür ve Haber Sitesi -İnternette İlk Yayın : 1999
9 Mayıs 2025
BİLGİSİZLİĞİN EN VAHİMİ KENDİNİ BİLMEMEDİR Cemalettin Yaktı
BENİ ANLAMADIN YA ?..... Cemalettin Yaktı
BENİ ANLAMADIN YA ?..... | Cemalettin Yaktı | |
Beni anlamadın ya ona yanarım.geçenlerde dinlediğim bir türkünün sözlerinden bir mısra yukarıya aldığım bu cümle.BENİ ANLAMADIN diye fer yad ediyor.demek ki anlatmak istediği, anlattığı halde anlaşılmayan,anlamasını istediği bir dileği var.bir arzusu var.bir sıkıntısı var.kendisini anlatmak,anlaşılmak istiyor.karşısındaki ile iletişim kurmak istiyor.anlatmasına rağmen karşısındaki anlamamış.acaba karşısındakinin anlamaması kadar kendisinin anlatamamasının bu sonuçta etkisi var mı?.anlatmak istediğini tam olarak anlatımı.bundan emin mi?.kullandığın dildeki kavramların içeriğinde önceden uzlaşmaya vardın mı?.sen neyi anlatmak ve nasıl anlatmak ve hangi yöntemle anlatmak istediğin tam olarak biliyor muydun?.seni anlamasını istediğin kişinin seni anlayıp isteyip istemediğini biliyor musun.anlatmak istediğini tam olarak anlattığından emin misin?.yada anlamadığını nereden çıkardın?.ona seni neden anlamadığını ,bu iletişim kopukluğunda sorunun nerden kaynaklandığı konusundaki onun görüşünü aldın mı?.daha fazla ve daha iyi kendimi nasıl anlatabilirim diye bir çaba içine girdin mi?..... ayrıntılı olarak bakılınca bu kadar çok soru sorabileceğimiz bu sürece İETİŞİM diyoruz.burada söze konu edilen sözel iletişimdir.yani dilin sesler arcılığıyla kullandığımız kısmı.kuşkusuz bunun dışında onlarca iletişim süreci yolu ve yöntemi mevcuttur.ve bunlar çeşitli araçlarla yapılır.yazı gibi,resim gibi mimari bibi grafik gibi.şu anda bizde bu yazı ile bu yollardan birini kullanıyoruz.ben oturmuş daktilonun başında harfleri kullanarak oluşturduğum anlamlarını ortak kültürümüzden aldığım kelime ve kavramları kullanarak.düşüncelerimi,duygularımı,bilgilerimi,umutlarımı anlatmaya çabalıyorum.bunu yaparken yazıyı kullanıyorum. Bahsettiğimiz gibi iletişim bir araçla yapılır. Bu yazıdır. Renktir,sestir,şekildir,bedendir.işte biz bu araçları kullanarak iletişimde var olması zorunlu olan mesajımızı iletmeye çabalarız.yazmak istediğim,söylemek istediğim benim mesajımdır.her varlık var oluşuyla bir mesaj içerir.çevresine verecek en fazla mesajı olan varlığa da insan denir(bu tanım bana aittir).insan toplumsal yaşantısı,aile içi yaşantısı ve kendi iç yaşantısı ile bile bir mesaj üretir.tüm doğal,kültürel ve sosyal çevresinden gelen mesajları alır,değerlendirir ona göre yeni mesajlar oluşturur.ayrıca mesajı gönderenle alanın varlığı da temeldir.bu faktörlerin hepsi birden iletişim süreçlerinde etkilidir.bu faktörlerin hepsi birden tam ve uyumlu işlev görürse iletişim süreci tam olur.buradan çıkarabileceğimiz dersler mevcuttur.iletişim kurmak,konuşmak,yazmak,çizmek ciddi ve çok önemsenmesi gerekli bir işlemdir.önce ne söylemek istediğimizi evire çevire düşünmeliyiz,maksadımıza uygun hangi sözcükleri kullanacağımızı,bu sözcüklerin yan anlamlarını gözden geçirmeliyiz.iletişimde kullandığımız dili önce aile içinden,yakın ve dolaylı yakın çevremizden alırız.yaşadığımız toplum binlerce yıldır bu ortak dili kullanmış, onu geliştirmiş ,onu kurallandırmış,onunla yazılı sözlü sanatsal yada sanatsal olmayan eserler oluşturmuştur.günlük hayatımızda,sıradan işlerimizde dilimizin gelişiminin son boyutlarını yakalayamayabiliriz.çevremizde dilimizin kurallı,sanatsal,ve estetik kullanımı olmayabilir yada tam tersi,yabancı dillerin aşağılık kompleksli,amaçsız yada amaçlı kullanımları çok olabilir.öyle ise toplumumuzun ürettiği eserlerden yararlanmalı bu gelişmelerden payımızı almalı,dolayısıyla iletişimde kullandığımız dili geliştirmiş olup aynı kültürün paylaşımı ile aynı duygusal ve sanatsal ve teknik dil kullanımı ile kavramlarımızın içeriğinin de aynı olmasını sağlarız.toplumların altını boşaltmanın en etkili ve ucuz yolu ortak paylaşım değerlerinin paylaşımlarının azaltılmasıdır. Bu diğer iletişim yolları içinde geçerlidir. Canlıların yaradılışlarının olmazsa olmazlarından biri de iletişim kurmak mecburiyetinde oluşlarıdır.insanlarında tüm canlılar gibi dışarıdan gelen bilgileri alması değerlendirmesi ona göre de bir etki yada tepkide bulunması zorunludur.çünkü tüm canlılar yaşamak zorundadır.Bu zorunluluk içinse gıdaya,barınmaya ,korunmaya ve bunları sağlamak için de üretmeye ihtiyaç vardır.Bu ihtiyaçlar ise bir çevreden karşılanır.Bu çevrenin doğal kısımları hariç,aynı zaman da kendisi gibi olanların da çevresini oluşturur.Temel olarak bizim kendimiz gibi olanlar çevremizi oluşturur.Biz de bizim gibi olanların çevresini oluştururuz.Öyle ise nasıl bir insani çevre içinde yaşamak istiyorsak kendimiz de öyle olmalıyız.Kendimiz nasıl bir toplum da yaşamak istiyorsak,çevremize ve bizi çevre olarak görenlere o ahlaki ,ruhi ve davranışsal mesajları iletmeliyiz.Ahlaklı,faziletli,çalışkan bir toplum istiyorsak öyle olmalıyız.bu gerçeği ne kadar erken kavrarsak,çektiğimiz sıkıntıların çözümünü de o kadar erken buluruz.Derdini anlatamayan isteklerini,sevinçlerini,üzüntülerini,coşkularını,yanılgıları nı ve kırgınlıklarını anlatamayan veya ifade edemeyen insanlar olmak ve birbirini anlamamak ne kadar acı bir şey.İletişimin sonuçlarından biri de paylaşımdır.Dertlerimize ortak olmak,kederlerimizi ve sevinçlerimizi paylaşmak,sıkıntılarımızı anlamak ve paylaşmak,çözümleri için ortak mücadele etmek ,birlikte coşkulara katılmak bizi en mutlu eden şeydir.Birlikte bir güzelliğin oluşturulmasına katkıda bulunmak,bir çirkinliğin düzeltilmesi için mücadele etmek ve yeni değerlerin oluşması için katkıda bulunmak emek harcamak,bu arzu ve isteği paylaşmak mutluluk verici olsa gerek.Birlikte bir şeylerin yapıldığını ama paylaşılarak yapıldığını sonuç alındığını görmek bunun hazzını paylaşmak,katkıda bulunanları taktir etmek ve taktir edilmek dünyanın en güzel şeyi.Hepimize bir birimizle bol iletişim kuracak,art niyetsiz bir birlerimizin derdini ve sevincini paylaşacak samimi,sevecen mutlu günler diliyorum. DR.CEMALETTİN YAKTI. Kardelen-yıl;1 sayı;7 31 mayıs 1999 | ||
BAŞKALARINI GÖZLEMEK VE GÖZLEMİN AVANTAJI/Cemalettin Yaktı
Geçende üç arkadaş oturduk bir tartışma programını seyrediyoruz. Konu DEMOKRASİ. Bir tarafta Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden öğrenciler, özellikle çeşitli fikri gruplardan seçilmiş, öbür tarafta ise bazı konumları gereği Türkiye’de önde gözüken bir gruptan emekli bir kamu görevlisi ,bir diğer tarafta ise bir gazeteci .tartışma dedik ama bunun tartışma olup olmadığı konusunda insanın içine kuşkuda düşmüyor değil. Kendini demokrasinin sahibi ilan eden grup sözcüsü devamlı gazeteciyi sıkıştırmaya kelimenin argosuyla bozum etmeye çalışıyor. Gazeteci akıllı kamu oyu karşısında olduğunun farkında ve bu disiplinle hareketlerini en üst düzeyde kontrol ediyor. Zaman zaman kızıyor ama ne söyledikleri karşısındakilere mesaj olarak geçiyor nede bu durumdan kurtulmak için kalkıp gidiyor.
Bizde, yazarda bunalmış bir halde devam ediyoruz. Fakat gözümüze bir şeyler devamlı batıyor Türkiye’nin farklı üniversitelerinden öğrenciler olmasına ve de farklı siyasal gruplarda olmalarına rağmen pek farklı bir söylem tarzı tutturamamaları . birbirimizin yüzüne bakıp ,yakınıp tüh , vah dememize neden oldu .kocaman, kocaman üniversitelerde bu gençlerimize ne yapmışlar böyle sanki her şey bir slogan olmuş .gazete kupürü tarzı konuşmalar, slogan varı cümleler medyayı bilgi kaynağı kabul eden ,araştırmacı olmayan hazırcı ve kolaycı insanların sıradan eklektik mantıkları ve bilgileri.ve bunları savunurken bile hiç acabaydı akıllarına bile getirmeyen bir aymazlık. Polemik yapma adı altında terbiyeyi aşağı çeken yoka kadar indiren tavırlar.
Bizim okullarımızda bunlar nasıl yetiştiriliyor da şu güzelim çocuklarımız bu haldedirler .birbirimize bakıp utanıyoruz.biz okullarımızda şu yada bu siyasal görüşün taraftarını mı yoksa bilim alanında gelişmeleri alan bunlarla toplumu arasında bağ kurup toplumunun gelişmesi için çalışacak, kafası bilimsel yöntemlere göre çalışan kültürünü varsayımlardan değil ,şu yada bu ideolojiden değil araştırmalardan ve tüm insanların bilim alanındaki gelişmelerinden almaya yönelik çaba içinde olan bu yöntemlerle donatılmış insanlar mı yetiştirmemiz gerekiyor.ne yapmışız böyle .
ben olsaydım o yazarın ve de kamudan emekli şahısların tecrübelerinden azami yararlanmaya çalışırdım. Âmâ nerde bizim gençler hırpalamaya çalışıyorlar. Yararın yerini tarafgirlik almış. Aklın yerini saplanma ,muhakemenin yerini fanatizm almış ağızlarda sloganlar beyinlerde trajik kastlar ve demokrasiyi tartışıyorlar. Beyler Allah sonumuzu hayır eylesin. Demokrasi önce özgür ve de bunun farkında bireyler ister.
7 Mayıs 2025
KAZAK ABDAL'DAN İKİ ŞİİR ORMANDA BÜYÜYEN ADAM'ın AVRADINI
KAZAK ABDAL'DAN İKİ ŞİİR ORMANDA BÜYÜYEN ADAM'ın AVRADINI
|
|
Belki de insanı insan yapan değer edeptir. Edepsizlik ve hayasızlık en kötü bir şey. Mevki ve makamları dahi bir edepsiz saygınlığını sıfıra indirir. Duyarlı insanlar mutlaka bazı yerlerde görevlendirme yaparken bu hususa özellikle dikkat etmeleri gerekir. Hele de ailede hiç bir terbiye almayan birileri veya sonradan görmeler özel hizmet alanlarından derhal uzaklaştırılmalı, veya o tür insanları geri hizmet birimlerinde görevlendirilmelidir. Peki bu olmazsa ne olur? Ne olacak bir şekilde çirkeflik size de bulaşır ki, temizlemek için deterjan da yetmez...FAZLA SÖZE GEREK YOK...KAZAK ABDALI DİNLEYELİM! Ormanda büyüyen adam azgini Çarsida pazarda insan begenmez Medrese kaçkini softa bozgunu Selam vermege dervisan begenmez Alemi tan eder yanina varsan Seni yaniltir bir mesele sorsan Bir çim bile çikmaz karnini yarsan Camiye gelir de erkan begenmez Elin kapusunda kul kardas olan Burnu sümüklü gözü yas olan Bayramdan bayrama bir tiras olan Berber dükkaninda oglan begenmez Dagda bayirda gezen bir yörük Kimi timarli sipahi kimi bir bölük Bir elife dili dönmeyen hödük Sehristana gelir ezan begenmez Bir çubugu vardir gayet küçücek Zu'mü fa'sidince keyf getirecek Kirik çanagi yok ayran içecek Kahveye gelir de fincan begenmez Yaz olunca yayla yayla göçenler Topuz korkusundan sardan kaçanlar Mese yapragini kiyip içenler Rumeli yenicesi duhan begenmez Aslinda neslinde giymemis hare Is gelmez elinden gitmez bir kare Sandigi gömleksiz duran mekkare Bedestene gelir de kaftan begenmez Kazak Abdal söyler bu türlü sözü Yogurt ayran ile hallolmus özü Köyden sehre gelse bir Türk'ün kizi Inci yakut ister mercan begenmez | |
Esegi saldim çayira | |
2 Mayıs 2025
KUMRU HABER 2003 YILI ANASAYFASI
-----
Uzun yıllar Kumru Haber olarak www.kumru.org uzantısından yayın yaptığım internet haber sayfasının 2003 yılında anasayfasını altı fotoğrafla sizlerle paylaşmak istedim.
-----
Yayınına son verilmiş olsa da aşağıdaki internet sayfasından geçmişin yazılarına, fotoğraflarına ve her türlü arşive ulaşabilirsiniz.
-----
İTE O ARŞİV SAYFASININ ADRESİ...
https://archive.org/
#kumruhaber #kumruhaberyazıları #bekirakkayayazıları #kumruorg #arşiv #bekirakkayaarşivi
28 Nisan 2025
2000 yılında Ordu Haber Gazetesinde yayınlanan Millet Vekilimiz Eyüp Fatsa ile yaptığım söyleşi
ORDU MİLLET VEKİLİ EYÜP FATSA’NIN ORDU HABER GAZETESİNE YAPTIĞI ÖZEL SÖYLEŞİ
NOT : Bu röportaj Ordu Haber Gazetsinde Rıza Razı imzası ile yayınlanmıştır.
Rıza RAZI : Fatsa Kurultayı ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim. Bu kurultay katılan yedi ilçeye ne getirebilir veya iler ki yıllarda bu kurultaya katılan ilçeler, Fatsa tarafından mağdur duruma düşebilir mi. Bu konuda görüşleriniz nelerdir?
Eyüp FATSA : Demokratik toplamlarda kurultaylar çok önemlidir. Kendi yöremiz hakkında konuşacak olursak mesela, Mesudiye kurultayları vardı. Genelde de çok fazla ciddiyete alınmazdı. İşte Mesudiyeliler bir araya toplanmışlar konuşuyorlar, birbirleriyle hasret gideriyorlar gibi, yani sahilde böyle algılanıyordu. Bu sene Mesudiye kurultayının onuncusu yapıldı. Ben ancak bu kurultaya katılabildim. Diğer dokuz kurultaya katılamadım. Yakinen takip ediyordum, çok da ciddiye alıyordum. Kurultaylarda şu oluyor; insanlar geliyor gidiyor ilçelerinin, beldelerinin, köylerinin problemlerini konuşuyorlar bu kısa vadede belki çözüm getirilmiyor ama, bulundukları yerin bir fotoğrafını çıkarıyorlar. Bizim potansiyelimiz nedir, elimizdeki imkanlar nedir, mevcut sıkıntılarımızı biz nasıl aşarız?. Onun için o ilçenin bu ilçenin, o beldenin bu beldenin bütün yetişmiş kabiliyetleri; bunlar siyasilerdir, ticaretle uğraşan insanlardır, o yörenin esnafıdır, o yörenin yetiştirdiği ilim damlarıdır, yazarlardır, gazetecilerdir, fikir adamlarıdır. Ne kadar değer varsa bir araya gelir, herkes kendi yöresi için düşündüğünü ortaya koyar. Bunları belki ilk yıllar çok fazla hayata geçirme imkanı olmaz ama zaman içersinde bir şey yapmak isteyen insanlara hazır bir bilgi ve belge oluyor. Bunları hayata geçirecek müteşebbisler bekleniyor bu müteşebbisler
Aklıma Yandığımın Dilekcesi...
KUMRU
Okulunuzun 2/C sınıfını okutan sınıf öğretmeniyim. 17 yıldan bu yana da öğretmenlik yapmaktayım. Mesleğimi, okulumu ve tüm öğrencilerimi de son derece seviyorum. Onlara yardımcı olmak için de her türlü fedakarlığı yapmaya çalışıyor, kendimi yenilemek, öğrencilerime faydalı olmak için de gece gündüz çalışıyorum.
1999 öğretim yılının sonunda başlayıp, şu anda bazı öğretmenlerce sürdürülen bireysel sınıf düzenleme ve öğrenci velilerinden toplanan 20-30 milyon arasındaki paralar benim öğrencilerimi psikolojik olarak olumsuz yönden etkilemektedir. Aslında ben de velilerimden gönüllü veya gönülsüz para toplaya bilirim. Ancak bir öğretmenin izinsiz olarak hem de makbuzsuz okul idaresinden, ilçe milli eğitim müdürlüğünden ve kaymakamlıktan habersiz nasıl para toplana bileceğini bilememekteyim. Bu konuda sizlerle sözlü olarak konuşmamızda bana yazılı olarak arzunuzu bildiriniz dediğinizden dolayı bu dilekçeyi yazıyorum.
Aslında benimde sınıfıma bir bilgisayar, pencerelere tül perde, bir televizyon, bir film göstericisi, iyi bir yağlı boya, büyük boy bir dolap ve sıraların tamamı eski ve onları değiştirmek gerekli. Kabaca bir hesapla bunlar için en
24 Nisan 2025
Ordu'nun Bankamatik Memurları
BAZI YAZDIKLARIM
BAZI YAZDIKLARIM
| ||||
|
|
BURADA YAZILAN YAZILAR DEĞİŞİK TARİHLERDE DAHA ÖNCELERİ BAZI GAZATELERDE BEKİR AKKAYA İMZASI İLE
|














