Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

21 Mayıs 2008

Sorularla Sigara Yasağı/HABER VAKTİ

Sağlık Bakanlığı, yayımladığı soru cevaplarla sigara yasağının uygulanacağı kapalı alan tanımına açıklık getirdi.
Bakanlığın notunda stadyumlardan yataklı trenlere, çalışanlara getirilen yükümlülükten uygulanacak cezalara kadar birçok şey açıklanıyor
Sağlık Bakanlığı, tütün ve tütün ürünlerinin yataklı vagonlar da dahil, demir yolu toplu taşıma araçlarında tüketilemeyeceğini, eskiden tütün ürünlerinin tüketimi için oluşturulan her türlü alanın kapatılacağını, çalışanların da sigarayı ancak iş yerlerinin dışına çıkarak içebileceğini açıkladı.

Sağlık Bakanlığı, tütün ve tütün ürünlerinin kullanım alanını sınırlayan yasanın dün yürürlüğe girmesinin ardından akla takılan sorulara resmi internet sitesinde açıklık getirdi.4207 sayılı Kanun’un yasakçı değil korumacı bir yaklaşım ile hazırlandığı belirtilerek, bu konuda sıkça sorulan sorulara şu yanıtlar verildi:

1- Tütün ürünlerinin tüketilemeyeceği kapalı alanlar nerelerdir?

Tütün tüketiminin yasak olduğu kapalı alanlar kamu hizmet binaları, koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binalar, taksi hizmeti verenler dahil olmak üzere kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve hava yolu toplu taşıma araçları, okul öncesi eğitim kurumlarının (dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık) alanları, özel hukuk kişilerine ait lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerdir. 16 Mayıs 2008 tarihli 26878 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Başbakanlık genelgesinde kapalı alan; sabit veya seyyar bir tavanı veya çatısı (çadır, güneşlik dahil) olan, kapıları, pencereleri ve giriş yolları dışında bütün yan yüzeyleri geçici veya kalıcı olarak tamamen kapatılmış alanlar ile aynı şekilde tavanı veya çatısı olup yan yüzeylerinin yarısından fazlası kapalı bulunan yerler olarak tanımlanmaktadır.

2- Yasa öncelikle hangi alanlarda uygulanacak?

Özel hukuk kişilerine ait lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmeler dışında kalan alanlarda tütün ürünlerinin tüketilmemesi uygulamasına 19 Mayıs 2008’de geçilecek. Bu işletmelerde ise uygulama 19 Temmuz 2009’da başlayacak.

3- Eskiden kapalı alanlarda oluşturulan sigara odaları ne olacak?

Eskiden tütün ürünlerinin tüketimine tahsis edilmek üzere oluşturulan her türlü alan, 19 Mayıs 2008 itibarıyla kapatılmış olacak.

4- Tren gibi toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi mümkün mü? Yataklı vagon yolcuları kendi odalarında sigara içebilecekler mi?

Hayır. Kanun gereği demir yolu toplu taşıma araçlarında da tütün ve tütün ürünleri tüketilemeyecek.

5 - Otellerde sigara içilen odalar olacak mı?

Evet olabilecek. Bu kanuna göre, otelcilik hizmeti verilen işletmelerde, tütün ürünleri tüketen müşterilerin konaklamasına tahsis edilmiş odalar oluşturulabilir. Ancak bu odalarda standartlara uygun havalandırma tertibatı bulunacak ve tahsis edilen bu odaların mümkün olduğunca aynı kat, koridor gibi müstakil ve tecrit edilebilir ayrı bölümlerde yer alması sağlanacak.

6- Stadyumlarda özel alanlarda sigara içilebilecek mi?

Evet. Bu kanuna göre açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile bunların seyir yerlerinde tütün ürünleri kullanılmayacak. Bu tesislerde tütün ürünlerinin tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulması halinde ise bu alanlar toplam seyir alanının yüzde 50’sini geçmeyecek ve ortamda bulunan diğer kişilerin etkilenmesini önleyecek şekilde düzenlenecek.

7- Stadyumlarda, özel ofis ve alanlar satın alınabiliyor. Buralarda sigara tüketilebilecek mi?

Hayır. Bu alanlarda tütün ve ürünleri tüketilemeyecek, stadyumlarda sadece tütün tüketimine mahsus alanlarda bu mümkün olabilecek.

8- Spor hizmetinin verildiği yerlerden kasıt sadece stadyumlar mı?

Kanunda, spor hizmetinin verildiği yerler stadyumlarla sınırlı tutulmamaktadır. Bu alanlar açık ve kapalı tüm spor alanlarını kapsamaktadır.

9 - Kültür festivallerinin yapıldığı ortamlarda, sinema salonlarında tütün ürünleri satışı yapılamayacak mı?

Hayır satılamayacak. 4207 sayılı Kanun’a göre sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde tütün ürünlerinin satışı yapılamaz.

10 -Çalışanlar, iş yerlerinin balkonlarında ya da yangın merdivenlerinde sigara içebilecekler mi?

Hayır. Çalışma ortamlarının yangın merdivenlerinde, balkonlarında, merdiven boşluklarında ya da 2 binayı birbirine bağlayan koridorlarında sigara ve tütün ürünleri kullanılamayacak.

11- Çalışanlar artık tütün ürünlerini çalıştıkları binaların dışına çıkarak mı kullanacaklar?

Toplum sağlığımız için evet.



12 - Sigara içmek, işveren tarafından iş gücü kaybı olarak görülecek, değerlendirilebilecek mi? Bu değerlendirme konusunda işveren haklı görülecek mi?

Çalışan, sigara içmek için sürekli işinden uzaklaştığı takdirde, işveren bu durumu iş gücü kaybı olarak görebilecek. Bu durumda sigara içen çalışanların zorunlu aralar diye adlandırılan çay molaları ve yemek saatini sigara içmek için kullanması uygun olabilecek.

13 -Her kurumun sigara yasağı uygulamasını başlatmadan önce personeline bir geçiş süresi tanıması gerekmiyor mu?

Aslında tütün ve ürünlerinin nerelerde tüketilmemesi gerektiğine ilişkin düzenlemeler yeni düzenlemeler değil. 26 Kasım 1996 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 4207 sayılı Kanun’da ’Sağlık, eğitim-öğretim ve kültür hizmeti veren yerler ile spor salonlarında ve toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ve bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan 5 veya 5’ten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda tütün ve tütün mamullerinin içilmesi yasaklanmıştır. Bu gibi mahallerde tütün ve tütün mamullerinin içilebilmesi için ayrı yerler tahsis edilir. Tahsis edilen yerlerden sigara içilmeyen mahallere duman gidişini engelleyecek havalandırma, tecrit etme gibi tedbirler alınır’ denilmektedir.Kanun’un ilk durumu, daha 12 yıl öncesinde bir hazırlık sürecini başlatmıştır. Yeni düzenlemeler dumansız alanları genişletmiştir.

14 - Sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik bir geçiş süreci olacak mı?

Sigarayı bırakmak isteyenler için sağlık kurumlarımız tarafından gerekli destek ve danışmanlık sağlanacak. Ancak daha önce belirtildiği üzere kapalı alanlarda tütün tüketiminin önlenmesi yeni bir düzenleme değildir.

15 - Yasada iş yerleri veya büyük kurumların, çalışanlarına sigara bırakma desteği vermelerine yönelik uygulamalar da olacak mı?

4207 sayılı Kanun’un amacı gereği, tütün ürünleri alışkanlığının bırakılmasını özendirici her türlü etkinlik, program, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek ve desteklenecek.

16 - Sigarayı bırakamadığı için, bir personel işinden çıkarılabilecek mi? İşveren, bir elemanını sigarayı bırakamadığı için tazminatsız işten çıkarma hakkına sahip olabilecek mi?

Kanun, kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tedbirleri almak ve herkesin temiz hava solumasını sağlamak yönünde düzenlemeler yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Dolayısıyla böyle bir uygulama olacağı düşünülmemekle birlikte, olduğu takdirde Anayasa, İnsan Hakları ve İş Mevzuatı çerçevesinde değerlendirilecek.

17- İş yeri dışındaki izmaritler için çöp kutusu koyma sorumluluğu kime ait? Çalışan, izmariti çöp kutusu olmadığında yere atarsa kim suçlu olacak?

İş yerlerinin dışına gerekli çöp kutusu koyma, iş yerinin müstakil alanı ise iş yeri sorumluluğunda, değilse bağlı bulunduğu belediyeye ait. Kanun gereği, tütün ürünleri ile ilgili izmarit, paket, ağızlık, kağıt ve benzeri atıkları çevreye attığı takdirde, kişiye Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi gereğince 2008 yılı için 23 YTL idari para cezası uygulanacak.

18 - Sigara bırakmak isteyenler, elektronik sigara kullanabilecekler mi?

Hayır. Bağımlılık yapma riskinin fazla ve sigarayı bıraktırıcı çalışmaları engelleyici olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından yasaklanmasına karar verilmiştir.

19- Her şeye rağmen sigarayı bırakamamış kişiler ne yapacak?

Sigarayı bırakma konusunda başarılı olamamış vatandaşlarımız, Kanun’la kapalı alanlarında sigara içilmesi yasaklanan mekanlar dışında sigara içebilecekler. Kanun’un amacı sigara içenleri sıkıntıya sokmak değil, içmeyenleri sigaranın zararlı etkilerinden korumaktır.

20 - Avrupa ve Amerika’daki gibi, sigara içen hastaların tedavi önceliklerinin olmaması Türkiye’ye de getirilecek mi?

Hayır. Böyle bir yaklaşım söz konusu değil. Önceliğimiz koruyucu önlemleri alarak vatandaşlarımızı sigaranın neden olduğu hastalıklardan korumaktır.

21- Yasanın hoşgörü gösterdiği özel koşullar olarak ele aldığı cezaevleri, yaşlı bakım evleri ile ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde sigara tüketimi konusunda hiçbir sınırlama yok mu? Bu yerlerde de özel alanlar oluşturulması gerekmiyor mu?

Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalarının yatarak tedavi gördüğü birimlerde ve ceza infaz kurumlarının kapalı alanlarında da tütün ürünleri tüketilemeyecek. Ancak, buralarda gerekli tedbirler alınmak kaydıyla tütün ürünleri tüketimine mahsus alanlar oluşturulabilecek. Bu alanlara 18 yaşını doldurmamış kişiler giremeyecek.

22 - Tütün ürünlerinin satışı neden yasaklanmıyor?

Tütün ürünlerini kullanıp kullanmamak kişilerin özgür tercihleridir. 4207 sayılı Kanun’un amacı; kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirleri almak ve herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması yönünde düzenlemeler yapmaktır.

23 - Restoran, kafe, bar gibi kamuya açık yerlerde yasa ne zaman uygulamaya girecek?

Yasa; restoran, kafe, bar gibi mekanlarda da tütün ürünleri tüketimini tamamen yasaklıyor. Ancak buralarda uygulama 19 Temmuz 2009’da başlayacak.

24 - Sadece sigara içenlere hizmet verecek bar, restoran, kafe gibi yerler açılabilir mi?

Bu tarz mekanlar açılması kanunun amacından son derece uzaktır.

25 -Sadece sigara içenlere hizmet verecek kara-deniz-hava ulaşım hizmetleri başlatılabilir mi?

Kanun gereği bu mümkün değil.

26 -Sigara yasağına uymayanlardan elde edilen ceza gelirleri nereye yönlenecek?

Bu Kanun çerçevesinde uygulanan ceza gelirleri Maliye Bakanlığına, dolayısıyla Hazineye yönlendirilecek.

27 - Restoran, kafe, bar işletenlere yasağı tekrarlamaları halinde işletmeyi mühürleme ya da daha yüksek para cezası gibi uygulayacağınız farklı ceza sistemleri var mı?

Kanun’a aykırı hareket eden işletme sorumluları hakkında 500 YTL den 5 bin YTL’ye kadar idari para cezası uygulanır. Farklı bir cezai uygulama yok.

28 - Sigara yasaklarına uymamanın cezası yalnız para mı olacak?

Kanun gereği uygulanabilecek cezalar yalnız para cezalarından ibaret değil. Cezanın mahiyetine göre farklı cezalar belirlenmiştir. Örneğin bu kanunla kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin hükümleri uygulanacak olup, 18 yaşını doldurmamış kişilere tütün ürünleri satanlara da Türk Ceza Kanunu’na göre 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecek.

29 - Cezaları kimler kesebilecek?

Kanuna göre yetkili kılınan kamu görevlileri, kolluk kuvvetleri, belediye zabıtaları, TAPDK, RTÜK, belediye encümeni, mahalli mülki amir ceza verebilir.

30 - Yasa, hangi kurumların sorumluluğunda olacak ve hangi kurumlarla iş birliği içinde yürütülecek?

Yasa, başta Sağlık Bakanlığı, TAPDK, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı olmak üzere her kurum ve kuruluşa, sektöre sorumluluklar yüklemekle birlikte, temel insan haklarından olan temiz hava soluma hakkından yola çıkarak hazırlanmış bu Kanun’un en büyük destekçisi ve sorumlusu sağlıklı bir ortamda çalışma ve yaşama hakkına sahip vatandaşlarımız olacaktır.

31 - Sigara yasaklarının uygulanması esnasında vatandaşlar ve işletmeler hangi kurumlar ile muhatap olacaklar, karşılarında hangi kurumları görecekler?

Vatandaşlar yetkili kamu görevlisi, belediye zabıta görevlileri, polis ve jandarma ile cezalar konusunda, işletmeler ise işletme izni veren kurum, belediye encümeni ve mahalli mülki amir ile muhatap olacak.

AA
http://www.habervakti.com/detay.asp?id=50513&kat=Manset

KISACA SİGARA YASAĞI- BENİM PAKET YARIYA DÜŞTÜ!

Kısaca sigara içilmesini geniş ölçüde yasaklayan kurallara uymayanları bekleyen cezalar şunlar;
-Sigara izmaritini yere atmak: 20 YTL.
-Yasak yerde sigara içmek: 50 YTL.
-İçilmesine izin vermek: 500-5 bin YTL.
-Reklamı-tanıtımı: 50 bin-250 bin YTL.
-TV’de görüntüsü: bin-100 bin YTL.
-18 yaş altına satışı: 6 ay-1 yıl arası hapis.
-Sigaraya ilişkin amblem taşıyana 62 YTL.

Sabit veya seyyar bir tavanı ya da çatısı (çadır, güneşlik v.b) olan, kapıları, pencereleri ve giriş yolları dışında bütün yan yüzeyleri geçici veya kalıcı olarak tamamen kapatılmış alanlar ile aynı şekilde tavanı veya çatısı olup, yan yüzeylerinin yarısından fazlası kapalı bulunan yerler kapalı alan olarak değerlendirilecek. Bu alanlarda tütün ürünlerinin tüketilmesi önlenecek,

Köy kahveleri ile stadyumlarda da yasak kapsamı dahilindeki yerler arasında,

Belediye, vergi dairesi gibi kamu hizmeti sağlayan binaların kapalı alanlarında sigara içimi kesinlikle yasaklanıyor,

İkamet edilen konutların dışında kalan her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği binaların kapalı alanları,

Taksiler de dahil olmak üzere her tür karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu toplu taşıma araçları yasak kapsamı içinde bulunuyor,

Okul öncesi eğitim kurumları ile dershaneler, özel eğitim kurumları da dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, tüm hizmet binalarının kapalı ve açık alanları yasak ile sigara içilemez alanlar olarak düzenleniyor.

Türkiye gibi sigara içme alışkanlığının yoğun, buna karşılık sağlık ve hizmetlerinin ise kıt olduğu bir ülkede bu yasak tiryakileri de sevindirdi. Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

KUMRU’DAN KISA KISA

Bugün 19 Mayıs 2008 Pazartesi Havalar son derece güzeldi ve Kumru Futbol Sahasında 19 Mayıs Kumru’da bulunan okullar tarafından güzel bir şekilde kutlandı. Sahanın her tarafı doluydu. Kumrulular öğrencilerin hazırlıkları protokolle birlikte sonuna kadar izlediler…
Akşam da mahalli sanatcıların okuduğu türkülerle Kumru Belediyesinin organize ettiği Kumru’da asker uğurlama proğramı düzenlendi.

18 Mayıs Pazar Günü Ordu Milletvekilmiz Eyüp Fatsa Kumru’daydı. Aynı gün yayla yolları yani Niksara bağlanan yollar kalabalık bir ekiple incelendi. Kumru Niksar yolu yapılmaya hızla devam ediyor.

Bildiğiniz gibi Kumru Erçallar Kültür Sarayı Kumru’da büyük bir hizmet görüyor. Özellikle eğitime yönelik tüm proğramlar burada ücretsiz yapılabiliyor. İsmet Erçal salonda düzenlemeler yaptı. Üst kat ve sahnede tamamen yenilendi. Üst katta protokol bölümü oluşturuldu.

Geçtiğimiz aylarda Erçallar Fatsa’da büyük bir otogar ihalesi almıştı. Fatsa Orta Camii’nin yanındaki park otogar olacak. İsmet Erçal’dan aldığımız bilgilere göre çalışmalara başlandı. Bu konuda bazı dedikodulara da İsmet Erçal açıklık getirdi. Dün bu konuda Milletvekilimiz Eyüp Fatsa’ya da şu bilgiyi vermiş ve bize de aynı dedi. “Bu otogar ihalesi alınmıştır ve çalışmaya başladık. Yakında otogar bitmiş olacak…

20 Mayıs Akşamı Erçallar Kültür Sarayında Kumru Belediyesi tarafından Kumrululara bir tiyatro sunulacak. Hem de ücretsiz…

Sizlere yine bir başka haber: Kumru – Fatsa arası yol çalışmaları ikinci kat asfalt çalışmaları başladı.

Yine sağlam kaynaklardan öğrendiğimiz şu: Düzobadan Tevküre kadar olan 15 kilometrelik yol proğrama alınarak ihaleye verilmek üzerere.

Şunu da aklınızda tutun. İstanbul Kumrulular Derneğinin her yıl yaptığı geleneksel Kumrulular pikniği 8 Haziran Pazar günü İstanbul Taşdelende yapılacak. Dernek yönetimi bize bunu yazmamızı ve tüm Kumruluları davet ettiklerini bildirdiler…

Bu yıl Ericek ve Düzoba Şenlikleri yapılacak. Bildiğiniz gibi bu her yıl 28-29 Haziranda yapılıyordu. Bu tarih kesin olmamakla birlikte ileriki günlerde kesin tarih tekrar buradan duyurulacak…

Kumru’da düğünler ve proğramlar tam gaz gidiyor…Derbent’en Erzurumda görev yapan hakimimiz H.İbrahim Kargı’da evlenenler arasında…Hayırlı olsun.

Kumru ikinci gazetesini çıkarmaya başladı. Kumru Haberci Gazetesi haftalık yayınına devam ederken, Kumru Flaş Haber’de ikinci sayısını çıkardı.

Kumru Spor ise geçen haftalarda aldığı galibiyeti bu hafta sürdüremedi. Aldığımız bilgi bu…
Önümüzdeki günlerde Kumru Halk Eğitimi Müdürlüğü çok güzel bir tiyatro eseri ile Kumruluların önüne çıkacak… Aldığımız bilgi “Tiyatro eseri” muhteşemmiş…

Fındıklar ve ocaklar dondu ama bu konuda resmi makamlar tarafından hiçbir açıklama olmadı. Fındık üreticileri son derece şaşkın…

Geçen aylarda Milli Eğitim, Müftülük ve bazı kurumlarla ilgili bir bankanın yapmış olduğu promosyon anlaşması biraz gecikmişti. Tam bilgimiz olmasa da bu promosyon paraları ilgili kurumlarda çalışanlara ilgi banka tarafından ödenecek…

Sigara yasakları başladı...Bu vesile ile birlikte sigarayı hep bırakalım...
Şimdilik bu kadar…İleriki günlerde daha ayrıntılı bir şekilde aldığımız notları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim…Bekir AKKAYA/KUMRU

20 Mayıs 2008

KUMRUDA 19 MAYIS 2008 KUTLAMALARINDAN YÖRESEL OYUNLAR(VİDEO)

19 Mayıs Kumru'da böyle kutlandı. Video görüntülerini izlemek için tıklayın ...Kumrudan sevgi ve selamlar

19 Mayıs 2008

KUMRUDA 19 MAYIS BAYRAMI TÖREN GEÇİŞİ (TAMAMI) -VİDEO

Tüm yurtta olduğu gibi Kumru'da da 19 Mayıs Atatürkü Anma ve Gençlik Bayramı Törenleri yapıldı. Okulların resmi tören geçişinin tamamını sizler için çektik. Diğer görüntüler de yakında verilecektir. Tören geçişinin tamamını izlemek için bu videoyu izleyin...Kumru'dan sevgi ve selamlar/Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

KREDI KARTI OLANLAR DiKKAT!

Nasil kandiriliyoruz. .. ?? Cok kolay.. Moda kredi kartlari ya da bir baskasi.. Bunlardan en az bir tanesini veya bir kac tanesini kullaniyorsaniz; eminim siz de kandiriliyorsunuz. .
Ama bu defa tahmin ettiginiz gibi banka tarafindan degil(onlar zaten Yapmadiklarini birakmiyorlar) magazalar tarafindan..
Hizmeti size satan tarafindan kandiriliyorsunuz. .
Beni artik kandiramiyorlar. .
Nasil mi? Bir magazadan 100 milyon TL'lik alisveris yaptiniz ve Is bankasi maximum kartla odeyeceksiniz. . Normal sartlarda o isyeri maximum'a uye ve siz 100 milyonluk alisverisiniz icin % 5 maxi puan kazanacaksiniz. Yani para yerine daha sonra kullanabileceginiz 5 milyon TL kazanacaksiniz. Ancak kazanamiyorsunuz! !!

Cunku magaza sahibi sizi kandiriyor ve maximum kredi kartinizi baska bir bankanin POS makinasindan geciriyor ve bu islemi buyuk bir hizla yapiyor...
Sahip oldugunuz ozel kredi kartlari sadece o bankanin makinasindan gecirildiginde size para kazandirir..

Bu durumda 5 milyonunuz magaza sahibine kaliyor. Worlcard anlasmali bir istasyondan benzin aliyorsunuz, world card'inizin mutlaka YKB'nin POS makinasindan gecmesi lazim,yoksa buradan da puan alamadiniz demektir. Genellikle isyerleri ayni anda bir kac banka ile anlasmali oluyor ve siz hangi karti verirseniz oteki bankanin POS makinasini kullaniyorlar. . Biz de yiyoruz. Nerden bilelim ki. Bize mal satmak icin saatlerce dil doken bozuk ahlakli kisi ve kurumlar cebimizdeki Uc kurusa da goz diktiler . BUNDAN SONRA BU YAZIYI DİKKATE ALIN!/BEKİR AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

18 Mayıs 2008

BUGÜNDEN İTİBAREN SİGARA İÇENLER YANDI

Pazartesi günü yürürlüğe girecek olan sigara yasağı, kamu hizmet binalarının, koridorlar dahil olmak üzere binaların kapalı alanlarında uygulanacak. Yasa konusunda en hızlı davranan TBMM yönetimi oldu. TBMM yönetimi, sigara tiryakisi milletvekilleri ve personel için Meclis bahçesinde çadırlar kuracak.

Cezalar çok ağır

Yasak alanlarda sigara içenlere 50 YTL, sigara izmaritini veya paketini yere atana 20 YTL, sigara içilmesine izin veren iş yeri sahibine ise 5 bin YTL’ye kadar para cezası verilecek.

Tüm uyarılara rağmen iş yeri sahipleri önlem almazlarsa 500 ila 5 bin YTL arasında para cezasına çarptırılacak.

Okul ve dershane gibi gençlerin yoğun olduğu yerlerde sigara satanlara 1000 YTL ceza verilecek.

Sokaklarda 'dal' diye tabir edilen tek sigara satanlar ise 250 YTL ceza ödeyecek.

Yasaklara uymayan firmalar hakkında ise 250 bin YTL’ye kadar ağır para cezaları verilecek.

İHA/İSTANBUL

MAYDANOZ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR/İHA/ORDU

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, maydanozun insan vücuduna büyük yararları olduğunu söyledi. Maydanozun provitamin A (Beta karoten) kaynağı olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Uğur, bu özelliği ile görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve tiroid bezine iyi geldiğini kaydetti.

Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşıladığını vurgulayan, maydanozun yüksek klorofil miktarı ile böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesine yardımcı olduğunu dile getiren Uğur, "Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardımcı olur. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Mide ve bağırsaklardaki gaz birikmesini önler" dedi.


Maydanozun böbrek taşı, tansiyon ve idrar söktürücü etkilerinin de bulunduğunu belirten Yrd. Doç. Uğur, maydanoz hakkında şu bilgileri verdi: "Yapraklarında uçucu yağlar, flavonoidler (apigenin), protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit bulunur. Yapraklar vitamin (A,C,K), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengindir. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler. Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon, şişmanlama ve damar sertliğine karşı etkilidir. Yaprakları idrar söktürücü olarak kullanılır.

Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder, aybaşı sancılarını keser. Cinsel istekleri artırıcı (afrodizyak) özelliği vardır. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir. Taze yaprakların aşırı tüketimi papağan ve diğer kuşlar için toksik etkileri nedeniyle tehlikeli olabilir."

HAKAN ALBAYRAK-İHA/ORDU

YANSITMA YASASI/IsIk Menderes - Radikal Gazetesi

Yeni bir gunun telasiyla hareketlenmis sokaklardan birinde, buzuldugu kaldirimin kosesinde, misil misil uyumaktaymis adam. Bu manzarayi gorenler, farkli yargilara varmislar.
"Butun gece kumar oynayip, yorgunluktan sizip kalmis olmali. Kumarbazlar boyledir iste," diye dusunmus birisi. Digeriyse, "Zavalli, cok hasta herhalde. Onu uyandirmamali. Kendine geldiginde evine gider nasilsa," demis ve yoluna devam etmis. "Su hale bak!" diye soylenmis otekisi, "Pis sokak serserisi, insan musvettesi! Bedava icki buldun; icip korkutuk sarhos oldun. Simdi de yolumuzu tikiyorsun." Son sahis ise, saygiyla adamin onunde egilerek soyle demis: "Bir ermis icin Tanri'dan baska hicbir seyin onemi yoktur. Su anda kim bilir hangi boyutlarda dolasiyor. Onu rahatsiz etmemeli." Metafizikcilerin onemini anlatmakla bitiremedikleri evrensel bir yasayi isliyor bu Hint hikayesi. Icimizdeki bir seyleri daimi olarak disariya projekte ettigimizi; yasamin ekraninda ancak kendimizde varolanlari gorup, algilayabilecegimiz i vurguluyor, "Yansitma Yasasi".
"Butun dunya kendi projeksiyonlari mizdan baska bir sey degildir," diye izah ediyor Swami Satchidananda, "Temeliyse, dusuncelerinize ve zihni tavirlariniza dayanir. Eger zihninizde cehennem varsa, hicbir yerde cenneti goremezsiniz. Eger zihninizde cennet varsa, cehennem bile sizin icin cennet olacaktir."
Kendi icindeki kizginligi, saldirganligi, kabaligi sahiplenmeyenler nereye giderlerse gitsinler, dunyanin agresif ve nezaketsiz insanlarla dolu oldugunu soyleyeceklerdir. Agzimizdan bilincsizce cikanlari, kulagimiz farkindalikla duydugunda; baskalarina atfettigimiz duygu ve dusunceler kendimizi sevmemiz ve yasadiklarimiza mutesekkir kalmamiz icin essiz birer firsata donusecektir. .


Gercege ulasmak istiyorsak eger, tahammul sinirlarimizi zorlayan insanlari dikkatle inceleyerek, onlar icin sarf ettigimiz sozlerin ne anlama geldigini irdelememiz gerekiyor. Oz guvenle ilgili bir probleminiz varsa mesela, zaman zaman yaptiginiz cikislarda, karsinizdakini "akilsiz ve aptal olmakla" suclayarak rahatlamaya yeltenirsiniz. Egonuzu asmakta zorlaniyorsani z, baskalarinda sahit oldugunuz ego sizi tedirgin ederek, cozum bulmayi bekleyecektir.

Calisma mekanizmasini ancak deneyerek kavrayabilecegimiz bu yasanin cok enteresan bir baska yonu de var. Baskalarina verdigimiz nasihatleri genellikle kendimiz duymak ve ikna olmak icin soyleriz. Dolayisiyla yol gosterip, nasihat verdiginizde, kullandiginiz kelimelere, kurdugunuz cumlelere dikkat edin. Onlarin mutlaka bir sekilde gecerli oldugunu; en iyiyi, en dogruyu secip yasayabilmeniz icin ipucu verdiklerini fark edeceksiniz. Soylediklerinizi dinlerseniz, icinizde kesfedeceginiz derinlik, dinginlik ve irfan, kendinize duydugunuz guvenin, saygi ve sevginin artmasini saglayacaktir.

Sahsimiza yoneltilen elestirilerden, kendimizi gelistirmek, guclendirmek adina payimiza duseni kabullenirken, sozlerin gerisindeki manayi desifre ederek karsimizdakini daha iyi anlama olanagini elde ederiz. Duyduklariniz sizi yureginizden vurdugunda, saldiriya veya savunmaya kalkismadan, durup dusunun. Cunku o, aciyan bir yaranin sozlere, hareketlere dokulerek, care bulma arayisidir.

Problemlerinizi halledip, yaralarinizi iyilestirdiginizde, onceleri gosterdiginiz asiri reaksiyonlar gittikce dinecek ve sizi daha notr bir davranis tarzina yoneltecektir. Genellikle sizi uzen, sinirlendiren, tedirgin eden bir tavir veya soz karsisinda artik hic etkilenmediginizi, tepki bile gostermediginizi fark ettiginiz an, bilin ki konu kapanmistir.

IsIk Menderes - Radikal Gazetesi

Mevlana çiçegi görenleri hayrete düsürüyor

Kırşehir'de, Makine Mühendisi Ömer Çetiner tarafından çekilen çiçek resminde ortaya çıkan semazenler, görenleri hayrete düşürüyor.
Sütleğen otunun yapraklarının üzerinde görülen semazenler, Makine Mühendisi Ömer Çetiner tarafından takvim haline getirildi. Yaklaşık 2 bin adet takvim yaptırarak kişi ve kurumlara hediye eden Çetiner, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle tekrar bir çalışma yapacağını söyledi. Çetiner, çektiği resimler içerisinde en fazla yapraklarında semazenlerin görüldüğü Sütleğen Çiçeği'nin ilgi odağını kaydederek, "Sütleğen dediğimiz otta görülen semazenler görenleri ve beni hayrete düşürdü. Dünya Semazen Yılı'nda böyle bir resim yakalamak beni gururlandırıyor. Konya'dan çok kişi beni aradı. Özellikle Konya Mevlana Kültür Derneği'nden 'Bununla ilgili nasıl yardımcı oluruz ve tanıtırız' diye konuştuk. Ben hiçbir beklenti içerisinde değilim. Bu fotoğrafı istedikleri yerde sergileyebilirler" dedi.

Mevlana'nın tanıtımı için yapılacak her türlü faaliyete destek vermeye hazır olduğunu belirten Çetiner, "Yapılacak her türlü katkıya hazırım. Mevlana'nın dünyaya tanıtılması noktasında bir faydamız varsa ne mutlu bizlere" diye konuştu.

Hazırladığı resimlerin Kırşehir Güçsüzler Yurdu'nun duvarlarını süsleyeceğini vurgulayan Çetiner, yakın zamanda sergi açacağını ve sergide satılan fotoğrafların gelirini yine Güçsüzler Yurdu'na bağışlayacağını sözlerine ekledi
KAYNAK: http://www.e-yolla.com/news_2310.html

17 Mayıs 2008

ÇARIKTAN AYAKKABIYA GİDEN BİR HAYATIN ÖYKÜSÜ-1 –Bekir AKKAYA

Çok sayıda yazılmış anı ve hatıra okudum. Şimdi bir bir sıralasam pek hoş olmayacak. Ama hala bu tür kitapları okumayı çok ama çok severim. Kendi hayatımı yazmayı bugüne kadar hiç ama hiç düşünmedim. Benim gibilerin hayatı sıradan bir hayat ki, kimi ne kadar ilgilendirir ya da ne işe yarar? Okul hayatımdan kısa bir kesiti sizlerle paylaşmam birileri tarafında hiç akla gelmeyecek türden değerlendirildi ki beni hayli düşündürdü. Yazanı önemli değil ama şu iki cümle beni epey etkiledi. Cümleler şöyle “ 1- Acıklı bir hayat ama tuzaklı. 2. Köklü bir dönüşümden satır başları. Bu gibi dönüşümler çaktırmadan birileri tarafından finansa edilir, geçmiş anlatılmayanlarda mevcuttur.”

Aynı yazıdan şu cümleler bir ibretlik. “Hoca sende neler çekmişsin bu halkın çocuklarından. Acıdım. Fakat aldanmadım. Cambaza bak cambaza. Bizde cambaz gözleyecek göz mü var?” Yazının diğer “coni” muhabbetini ve oradan bir kesime sataşmalar yazımızın hiç konusu olamaz.
Demek yazılanlar önem arz ediyor. Demek yazılanlar birileri tarafından ters istikamete çekiliyor ya da önemseniyor. O halde gerçek olan yaşanmış hayatları duymak istemeyen ya da terse yönlendirmeye çalışanlara inat yediden yetmişe nakletmek gerek. En azından çocuklarımıza yaşadıklarımızı anlatmak gerek.

Geçmiş ve yaşanmış hayatımıza kimsenin acımasını talepte etmiyoruz. Acınası hayatlar dünyanın her yerinde olsa da bizler şu anda acınması gereken durumda değiliz. Allah’ta kimseyi acınacak duruma düşürmesin.

Birileri dinlediklerine inanmayabilir. Bu yaşanmışlıkları ya da yaşanılanları görmeyebilir. Bu böyle olsa da bizim gibilerin durumları geçmişte kalmış ama yaşanmış hayatlardır.
Yazdıklarımızın “Tuzaklı” olarak değerlendirilmesi gerçekten ilginç. Yine yazılarımıza atfen “çaktırmadan birileri tarafından finansa edilir.” Cümlesi de enteresan bir cümle. Oysa bizim yazılarımızda isimler zikredilmekte ve şahitler gösterilmektedir. Bu kadar paranoyak bir insanın var olabileceğini insan düşünemiyor bile.

Geçen ay bizim köy olan Fizme-Karapınar’dan ve Fizme’de ilk, ilkokul diploması alan kız unvanlı Emekli Öğretmen Lale Türkoğlu (Saygı)’nın “Uluçayır’dan Gebze’ye…” adlı 164 sayfalık kitabını okudum. Lale Abla çok sağ olsun bir de bana göndermiş. Kitapta Lale Abla “ çocukluğundan başlayarak emekli olduğu güne kadar yaşadıklarını okuyucularıyla paylaşmış. Emekli olduktan sonra da Gebze Haber Gazetesinde köşe yazarlığını sürdürüyor.

Şimdi ben de çocukluğumdan başlayarak kendi yaşadıklarımı sizlerle paylaşmaya karar verdim. Henüz hiç bir satır yazmadım. Yazarken ben de beni takip edenlerle kendi geçmişimi tekrar yaşamış olacağım. Bazen çocukluk arkadaşlarımla totuk ya da bokuç oynayacağım. Bazen de geceleri kiraz hırsızlığına bazen de kirmit toplamaya gideceğim. Bazen “sivri” göle bazen de “kısık” göle yüzmeye gideceğim.Bazen bostan hırsızlığı yapacağım, bazen de mal gütmeye gideceğim. Bazen tut ağacından bazen de kiraz ağacından düşeceğim. Bazen okula gitmeyeceğim, bazen de dersleri asacağım. Bazen yolda dövüleceğim, bazen de döveceğim. Bazen inşaata çalışmaya gideceğim, bazen de fındık ameleliği yapacağım.

Bilenlerin bildiği gibi benim bütün yazılarım kendime ait olan “BLOG” ta yayınlanmakta ve arşivlenmektedir. Tüm dünyada “blog” daha çok günlük tutmak ve hatıralar için kullanılsa da diğer internet yayıncılığını da barındırmaktadır. Ama ben kendimi yazarken özellikle de kendime ait “blog” sayfası için bu yazıları yazdığımın bilinmesini istiyorum. İsteyen http://bekirakkaya.blogspot.com/ bu sayfaya girerek yazılarımızı okur ya da www.kumru.org sayfasından güncel yazıların linkine tıklayarak bizim yazılarımıza ulaşabilir.

Henüz başlamadım ve ileriki günlerde çocukluğumdan başlayarak tüm yaşadıklarımı yazmaya çalışacağım. Bu yazdıklarım sadece gittim, gördüm, yedim ve iştim türünden olmayacak. Elimden geldiği ölçüde çevremde olup bitenlerle ilişki kurmaya ve bir sonuç çıkarmaya çalışacağım. O günlerde tuttuğum notlarda ilgili hatıralarda yer alacak. Zaman zaman çevremde insanlarla yer değiştirerek yaşamaya çalışacağım…

Size bir ip ucu. Mehmet Efe’nin Mızraksız İlmihal’ini okuduysanız bunun gibi bir şey. Mehmet Efe Bir Dönemin İslamcı Gençliği’nin Anatomisini yazmıştı. Ve yazdığı kesimden büyük tepki almıştı. Ben başkasını değil kendimi yazacağım.

Belki bir Kuran Kursu Öğrenci dünyamı ya da İmam Hatipli kendimi. Ama hep kendimi yazmaya gayret göstereceğim. Gerçi zor bir şey ama en azından yazmaya gayret göstereceğim. “Topaldan İmam Olmaz!” yazıma yazılan yorumlar beni hayli etkiledi.

CELALETTİN DERVİŞOĞLU Kardeşim Kuran Kursu için 35 yıl önce yazdığım şiiri için şöyle demişti. “Bekir Hocam 35 yıl önceki düşüncelerinle şimdiki düşüncelerinde hiçbir farklılık yok mu? Eğer varsa bu yazıyı yayınlaman bence yanlış. Kendi içinde veya yakın çevrenle mütalaa etmen daha doğru olurdu. Bazılarına bazı şeyleri ulu orta ve de yıllar sonra deklare etmek sanki şimdi de böyleymiş gibi görmelerinin sebebi olacağı gibi bazı kurumlara antipatiyle bakılacağı düşüncesindeyim. Yazınızın bu boyutlara çekileceğini belki düşünerek yazdığını da sanmıyorum. Kötü niyette aramıyorum ama talihsiz bir yayınlama olduğunu düşünüyorum. Geri çekerseniz iyi olur. Değerlendirmenizi diler hayırlı akşamlar dilerim.”

YAKUP ALYURT denilen bilinmeyen zat ise “Topaldan İmam Olmaz” yazımıza aynen şöyle yazmıştı. “Açıklı bir hikaye ama tuzaklı ,açımtırak, yalın anlatılmış. İmamlı bir tarz anlatım. Köklü bir dönüşümden satır başları . Bu gibi dönüşümler çaktırmadan birileri tarafından finansa edilir, geçmiş anlatılmayanlarda mevcutdur. BU güne gelelim şimdi yardım kaynaklarınız daha iyi , başadamınız conilerde yaşar palazlandıkça palazlanır maşaallahhh, marşal yardımınız gelişdi maşallah. Nazar deymesin işallah kem gözlere şiş , yürüyün be kim tutar conilerin yardımıyla sizi .Aslanlar bedirin aslanları. Irak da müslümanlar ölüyormuş , filistin de zülüm arşi delmiş size ne . Hele gelsin dolarlar, bak memlekete müslümanlaştı dolarlar fazlalaştı müslümanlarda işgüç onlarda . Sermaye onlarda ya allah amerikaaaaa. He be hoça sende neler çekmişsin bu halkın çoçuklarından gayrı. ACIDIM . fakat aldanmadım. MANZARAYA BAK BAK.. çambaza bak çambaza. Bizde çambaz gözleyeçek göz mü var. KORK HAÇIDAN HOÇADAN , KÖRDEN TOPALDAN , BİRDE YERE .............. YAKIN OLANINDAN. Söz doğru. İsabeti eyledik. Hoşçakalın .

Bu iki yazıyı karşılaştırdığımızda Celalettin Dervişoğlu haklı bir konuma geliyor. Yakup Alyurt gibi birilerine bazı şeyleri anlatmak mümkün değil. “Bana biri yardım etti” dediğiniz an Celalettin Dervişoğlu “sadaka, fitre, zekat, Allah için verme” anlarken Yakup Alyurt bu cümleden Amerikan ya da “coni” yardımı anlıyor.

Ben kesinlikle Celalettin Dervişoğlu kardeşime hak veriyorum ve bundan sonra da kendimi yazarkende söyledikleri önerileri hiç aklımdan çıkarmayacağım.

Ufak tefek kıyıdan kenardan yazılsa da Türkiye’de Kuran Kursları ya da bizim gibi oralarda yıllarını vermiş öğrencilerin dünyası henüz yazılmadı. Bu İmam Hatipler için de geçerli. Ben şahsen böyle bir kapsamlı ne roman ne de çalışma görmedim. İnanın ben şahsen böyle bir roman yazmayı bile düşündüm ama cesaret edemedim. Belki çocukluğumdan bu yana yazacaklarım arasında buralardan da geçmek nasip olur.
Ne bileyim. Bakalım söylediklerimi gerçekleştirebilecek miyim?

Mevla Görelim Neyler. Neylerse Güzel Eyler…

Buluşmak ümidiyle…

Bekir AKKAYA/18.05.2008/KUMRU

Odalar kapıları yedi /Adem EYÜPOĞLU

Koca bir malikanenin en küçük odası benimkiydi. Burası benim odamdı. En sevdiğim posterleri astım duvarlarıma. En sevdiğim oyunları raflarıma dizdim. Hatta odam küçük bir havuzu olan yeşil bir bahçeye bakıyordu. Güneş doğduğunda ışıklarıyla ilk benim odamı yıkardı. Bir gün kabına sığmaz oldum. Cılız bedenim irileştikçe odam sıktıkça sıktı beni. Malikanenin kuzeybatısında oturan bay çok bilmişle odamızı birleştirmeye karar verdik. Aradaki duvarları yıkıp, yalnızlıklarımızı arka bahçeye gömdük.

Çekip aldım odama, hayata dair gizemli başka ne varsa. Yan odada oturan şehvetle tanıştım. Hayatım 16’sında ele avuca sığmayan heyecanlara gebe yaşadı. Odamı bu kez şehvetle paylaştım. 10 metrekarelik minik odam gittikçe büyüdü. Boyum uzadı, yaşım ilerledi, bilgim arttı ve bu büyük malikaneyi daha yakından tanıdım. Odam demek istemiyorum çünkü artık 3 kişiyiz.

Odamızın güney cephesinde oturan büyük bir kalabalık en yakın komşumuzdu. Arada bir ‘Gooooooool’ diye bağırıyorlardı. Merakımıza yenildik. Odalar kapıları yediği için bizde odanın duvarlarını yıktık. Artık koca bir aileydik. Bilgi, ihtiras, şehvet, hırs, heyecan, adrenalin, gelecek derken küçücük odam büyük bir hane oldu. Koca bir malikanede daha yıkılacak çok duvar, tanışılacak çok komşu, bilinmesi gereken çok gizem vardı.

Annemin ninnileriyle başlayan müzik aşinalığım, yan komşum oldu. Duvarları, ritim eşliğinde şarkı söyleyerek yaktık. Kulağımdan eksik olmayan ritimle yaşamak oldukça keyifli hale geldi. Heyecanım, merakım hep mutlu odalarla karşılaştırmadı beni, malikanede bulunan güneş görmeyen kör odaları, rutubetten çürümüş yosunlu mekanları gördüm. Hatta iniltisini duyduğumda

16 Mayıs 2008

ANASİAD Başkanı Asım Cep'in Anemurion'da verdiği yemek, düşüncelerin harman olduğu bir görünümdeydi"

Her toplantıda kendi düşüncelerini ifade ederken evrensel doğrular ve kendidoğrultularında ,düşüncelerini ve karşı düşünceleri de ifade ederek ortaya koyabilmektir. Anamur'a hayranlığını, bu toplantıya da katılarak sevgi ve heyecanla ifade eden ;TBMM'nin 19 ve 20'nci dönem Milletvekilimizin düşünceleri ve esprileriyle toplantımıza damgasını vuran TEVFİK DİKER'in deneyimli kürsü hakimiyeti ve küreselleşen dünyada inandığı güncel iç ve dış politikaya değinmeleriydi.

Anamurumuzun Milletvekili ERSOY BULUT'un Anamur'un siyasal sosyal, muz ve çilek'le ilgili geniş kapsamlı sorunlarını dile getirirken yabancılara mülk satışı konusundaki düşüncelerini "Alanya'ya uğradığım zaman ilgililerle görüştüm. 45 bin yabancı ev almış" diyerek Ulusalcı bir hava ve etkin ifadelerle yabancıların devamlı kalması ve çok fazla mülk edinmelerine karşı olduklarını heyecanla ifade ettiler.

Araştırmacı yazar olarak düşünceleri çağdaş evrensel siyaset üzerine kurmuş olan TEVFİK DİKER bu düşünceye katılmadıklarını, şu örnekle ifade etti.

"Avrupa, Amerika, Asya, Rusya'da ve bütün dünyada yatırım yaparak, mülk edinen, Türk işadamları, binlerce vatandaşımız varken Türkiye'de yasaların el verdiği ölçüde aynı hakları yabancıların da kullanmasına şiddetle karşı olmamalıyız." diyerek daha uzun bir konuşmayla ifade ettiler.

Yüksekokul yapılmasının Anamur'u İl olma doğrultusunda destek olacağı açıklandı .Hava Radar Komutanımız ,Üniversite yapılmasının Anamur'u çağımızın önde gelen kentleriyle yarışır bir duruma getireceğini ve ANASİAD Başkanı ASIM CEP'le hemşeri olarak bu konuda başarılı adımlar atıldığını ifade ettiler. Bozyazı Kaymakamı ve Anamur Kaymakam Vekili M. Kamil Sağlam'da Anamur adına gerçekleşen tüm girişimlere destek olacaklarını ifade etiler.

Bir zeka oyunu gerçekleştirerek beni kürsüye taşıyan Gazeteci-yazar özellikle anamurhaber.com'un köşe yazarı TEVFİK DİKER: "Bu salonda en yaşlı kim varsa onun da düşüncelerini açıklamasını öneriyorum.!" dediler. Kürsü yöneticisi saçlarının akıyla gözüne fazla çarpan "Naci İnan" dedi ama, konuklar özellikle de Ali Arıcı beni işaret etti.

Doğrusunu isterseniz düşüncelerimi tekrar burada da yineliyorum. Anamur'a Üniversite de yapsak, İl de yapsak, Antik-Tarihsel bedenini anıtlaştırıp İlçemizin geldisini kimliğini restorasyonlarla anıtlaştıramazsak, işte Anamur burnuyla Ovacık arasına balık çiftliklerinden biri geldi. Dört balık şirketi de ruhsat aldı.. Biz haddini aşan betonlaşmayla Anamur büyüdü sanıyoruz. Rant kültürüne dönük bir büyüme var ama ANAMUR'da GELİŞME gerçekleştirilemediğinden Anadolu'nun zibilliği durumuna düşecek. Balık çiftlikleri geldi .Yarın nükleer santral da gelecek. Anamur kamu görevlileri ve sivil toplum örgütleri birleşerek bir platform oluşturarak restorasyon, balık çiftlikleri ve çarpık yapılaşmaya karşı tavır koymazsa bu memlekete yazık olur.

Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Kraliçesi Türkiye'ye geliyor. Ne Vali ne Üniversite var önceliğinde: Bursa'da İş kadınlarıyla görüşecek ama asıl amacı YEŞİL TÜRBE ve Yeşil Cami'yi gezip, İstanbul Boğazı, Haliç ve Topkapı müzelerini gezecekler.NİHAT ERKAN'nın HABERİ

Ehliyetler Degisiyor,Haberiniz Varmı?

Pek çoğumuzun haberi yok sanırım.2009 sonuna kadar tüm ehliyetlerdeTC kimlik numarası olması lazım.Biliyorsunuz trafik kazasına karışanlar artık tutanağı kendileri tutuyor.Bu iş içinde yeni ehliyet gerekecek.Belli bir geçiş süresi tanınmış.Şu anda kuyruk yokken biran önce ehliyetinizi değiştirin.

Gereken evrak:
-6 tane vesikalık foto.
-Herhangi bir hastaneden sağlık raporu (tam teşekküllü devlethastanesine gerek yok ufak özel hastaneler de bu belgeyi veriyor , göz veel titremesini kontrol ediyorlar ve 4 resim burada gidiyor)
-Nüfus kağıdı önlü arkalı fotokopi 2 nüsha
-Ehliyet fotokopisi ve aslı önce hastane raporunu alıp diğer belgelerle beraber İlçe Emniyet Müdürlüğüne şahsen gitmeniz gerekiyor çünkü ilk gün yeni ehliyetinize boşken imzanız gerekli.
Bir hafta sonrada eski ehliyetinizi alıp yenisini veriyorlar.
Hastane raporu 20 dakika ,ilk başvuru 10 dakika , ehliyeti almak 5 dakika sürüyor ama Yığılma başlarsa ne kadar süreceğini tahmin edebilirsiniz...Bizden hatırlatması.Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

ASYA, TSUNAMİDEN SONRA EN BÜYÜK FELAKETİNİ YAŞIYOR

Önce Myanmar… Sonra Çin…. Asya’da yıkıcı felaketler arka arkaya baş gösterdi. Yaşanan kasırga ve depremin bilançosu çok ağır: Onbinlerce ölü… Onbinlerce kayıp.. Onbinlerce yaralı.. Yüzbinlerce evsiz.. Hepimiz biliyoruz ki şu anda Asya’da yaşanan afetle sahip olduğu her şeyi yitirmiş yüz binlerce insan kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. Peki şu anda bir dünya vatandaşı olarak bizim üzerimize düşen ne?
Dünyanın neresinde olursa olsun insanlık adına darda kalanların yanlarında olmak. Ekmek, su, ilaç gibi temel ihtiyaçlarını karşılamayı bir insanlık görevi olarak addetmek.
Dünyanın neresinde olursa olsun ihtiyaç sahiplerine yardımı ilke edinen
Deniz Feneri Derneği, Çin ve Myanmar’a gitmeye hazırlanıyor. Bir insanlık görevi olarak addettiğimiz bu kampanyaya siz de destek verin.
Bir gün herkesin başına gelebilecek bu felaketlere karşı ayakta kalmaya çalışanlara küçük de olsa bir katkı sağlayın.
Deniz Feneri Derneği
Afet Web Sitemize Ulaşmak İçin Tıklayın :http://www.denizfeneri.org.tr/afet_cin_deprem.aspx
***
Bağışlarınızı tahsilat ekranlı bankalar aracılığıyla yapabileceğiniz gibi
www.denizfeneri.org.tr
ASYA yazıp 5560’a SMS göndererek ve

(0212) 414 60 60 nolu çağrı merkezimizle iletişime geçerek yapabilirsiniz.

15 Mayıs 2008

Duymasınlar!/ŞİİR/(1982)/ Bekir AKKAYA

1981-1982 Öğretim yılında Yeşilay’ın açtığı sigara, içki ve kumar konulu yarışmada şiir dalında birincilik alan şiirimdir.
*********
Yeşilay İstihbarat Teşkilatının çok gizli olarak aldığı habere göre, insanlara zararlı maddeler gizli bir mekânda toplantı düzenlemişlerdir. Çok tartışmalı olarak geçen toplantıda tehlikeli maddeler bir karara varıp akebinde bir anlaşma imzalamışlardır.

İnsanlık aleminden gizlenen bu anlaşmayı Yeşilay açığa çıkarmış, alınan kararları ve tartışa konularını “DUYMASINLAR” başlığı altında bir bildiri ile bütün insanlara duyurmuşlardır.

DUYMASINLAR!

Tütün derki : Dal dal olur çıkarım
Aheste aheste canlar yakarım.
Ahmağın elinde çalım satarım.
Zehirli yılanlar hiçtir yanımda.

KUMRULU PEHLİVANDAN OYUN(VİDEO)

Kumrunun en büyük pehlivanı Eyüp Ahtik sevenleri için göbek attı. Görenlere dudak ısırtan Eyüp Ahtik en iyi kalça kıvıranlara adeta ders verdi. Sitemizin ilanı üzerine yakında evlenecek olan Pehlivan Eyüp Ahtik düğünün de hem oynayıp hem de güreş yapacağını ifade etti. İleriki günlerde düğün gününü ilan edeceğini söyleyen pehlivan şimdiden düğünüme herkesi ve özellikle de derecesi olan pehlivanları davet ettiğini duyurdu.
Sevincinden yerinde duramayan Pehlivan Eyüp Ahtik Kumru Haber sitesi ziyaretcileri için de güzel bir oyun sergiledi. İŞTE O GÖRÜNTÜLER…Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

KUMRU’DA HALK YÜRÜYÜŞÜ

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ile 15-20 Mayıs tarihleri arasında kutlanılan “ “Gençlik Haftası” nedeniyle 15 Mayıs 2008 Perşembe günü tüm yurtta olduğu gibi Kumru’da da “Halk Yürüyüşü” yapıldı. (Fotoğraflar:
http://picasaweb.google.com/kumruhaber/KUMRUDAHALYRY15MayS2008PerEmbe
Kumru Hükümet Konağı önünden saat 11.00’de başlayan Halk Yürüyüşüne tüm Kumru’da bulunan kamu kurum ve kuruluşlarındaki idareci ve memurlar ile ilçe merkezinde bulunan okul idarecileri, öğretmenler Siyasi Parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluş temsilcileri de halk katıldı

Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek ve belediye idarecilerinin de katıldığı Halk Yürüyüşünde Kumru Emniyet Amirliği tarafından sıkı tedbir alındı. Sağlık Grup Başkanlığının ambulansı eşliğinde yapılan Halk Yürüyüşü Kumru Hükümet Konağı önünden saat 11.00’de başladı. Aşağı köprüden geçerek Kumru Atatürk Caddesi boyunca devam eden Halk Yürüyüşü Kumru Belediyesi önünden geçerek Yukarı köprünün sağ istikametinden devam etti. Yürüyüş Yukarı Camii’nin yanından ve Erikçeli Caddesinden geçerek Elekçi Deresi kenarından Fatsa’ya giden gidiş yolu üzerinden tekrar Hükümet konağı önüne gelinerek burada son buldu. Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

YÜRÜYÜŞLE İLGİLİ DİĞER FOTOĞRAFLAR: http://picasaweb.google.com/kumruhaber/KUMRUDAHALYRY15MayS2008PerEmbe

14 Mayıs 2008

Tut Şunun Ucundan Döşeyelim Abi - Yakup Alyurt'a /Bekir AKKAYA

Topaldan İmam Olmaz Yazıma Yakup Alyurt öyle döşenmiş öyle döşenmiş ki sormayın gitsin. Önce Yakup Alyurt’un yazısını okuyun, sonra da benim ona cevabımı…
Önce Yakup Ağabeyimizi okuyalım. Bundan da önce Yakup Ağabeyimi ağlatan “TOPALDAN İMAM OLMAZ” yazısını şu adresten http://www.kumru.tv/yazar.asp?yazarid=83&yaziid=119 ya da bu sayfadan okuyun. Şimdi de Yakup ağabeyimi dinleyelim…

YAKUP ALYURT
Açıklı bir hikaye ama tuzaklı ,açımtırak, yalın anlatılmış. İmamlı bir tarz anlatım. Köklü bir dönüşümden satır başları . Bu gibi dönüşümler çaktırmadan birileri tarafından finansa edilir, geçmiş anlatılmayanlarda mevcutdur. BU güne gelelim şimdi yardım kaynaklarınız daha iyi , başadamınız conilerde yaşar palazlandıkça palazlanır maşaallahhh, marşal yardımınız gelişdi maşallah. Nazar deymesin işallah kem gözlere şiş , yürüyün be kim tutar conilerin

KUMRU ANAFEN’DEN MAKRUBE ZİYAFETİ

Kumru Dervişoğlu Etüt Eğitim Merkezi olarak hizmet veren Etüt Merkezi ANAFEN DERSANESİ olarak hizmet vermeye başladı. Etüt Eğitim Merkezi bundan böyle Anafen Dersanesi olarak hizmet verecek. Kumru ANAFEN DERSANESİ dün akşam tüm eğitim kurumlarında çalışan okul idarecilerine Makrube ziyafeti verdi. Ziyafete Kumru Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Hocaoğlu’nun yanı sıra şube müdürleri, okul müdürleri ve müdür yardımcıları da katıldı.Ayrıca Samsun Kumrulular Derneği ve Emekli Şube Müdürü Kemal Döleş'in de katıldığı makrube ziyafetinde Akkuş'tan bazı okul müdürleri de yer aldı.

Kumru Anafen Dersanesi Müdürü Muhammet Zeki Karabacak dersane ile ilgili şu bilgileri verdi. “Bilindiği gibi kurumumuz daha önceleri Kumru Etüt Eğitim Merkezi olarak hizmet veriyordu. Talebin yoğun olması ve Kumru’daki öğrencilerimize daha iyi okul dışında eğitim vermemiz için kurumumuzu dershaneye dönüştürdük. Adımız bundan böyle “Kumru Anafen Dersanesi “ olup, Kumru’da bir ilk olan dershaneyi de Kumru’ya kazandırdık. Önümüzdeki günlerde resmen açılışını yapacağız. Bütün eksikliklerimizi tamamladık ve resmi işlemler de birkaç gün içersinde tamamlanacak. Bugün de eğitim camiasında çalışan idareci arkadaşlarımızla bir çay içelim istedik. Katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Dedi. Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU
MAKRUBE ZİYAFETİNDEN DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN BU LİNKİ TIKLAYINIZ: http://picasaweb.google.com/kumruhaber/KUMRUANAFENDERSANESNDENETMMDRLERNEMAKRUBEDAVET

13 Mayıs 2008

BIZIM ANNEMIZ/ MEHMET ARŞİN/WWW.FİZME.COM

Öldün öldün,
Direndin bütün izdiraplara,
Gece gündüz uyumadin,
Takat bulupta doymadin.
Bütün gayretinle, cabanla
Öldün öldün, dirildin.
Üzülmesin diye yavrularin,
Onlara hic bisey belli etmedin.
********************
Mücadelen sevgiyle birlesti,
Umutla mutlulukla eslesti.
Senin gülmen,
Heyecan verdi yarinlarimiza
Mahsun durmana,
Hangi gönül gösterirdi riza.
********************

Bilim tarihi dönüşümün eşiğinde mi/Prof.Dr.Osman ÇAKMAK

Prof. Dr. Osman Çakmak'ın makalesi 14 Yıldır hazırlıkları süren ve Temmuz'da gerçekleşek deney, her şeyin “madde” ve “enerji” olmadığını gösterip, yüzde 90'ı boş sanılan uzayda ne olduğunu gösterebilecek mi?
Yüzlerce bilim adamı şu günlerde Avrupa’nın en büyük nükleer araştırma merkezindeki (CERN) o süper mikroskoptan çıkacak sonuçları merakla bekliyor. CERN’de deneyler temmuz 2008 den itibaren başlayacak. Bu deney için bilim adamları 14 yıldır hazırlık yapıyordu. 4.4 milyon sterlin harcama yapıldı. 27 kilometrelik alanda yerin 100 metre altındaki tünellerde dev mıknatıslar yerleştirildi. Mıknatıslık, -271 derecede süper iletkenlerden elde ediliyor.

Heyetin baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Jos Engelen, 'Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz' diyor. Evet ne bulunacağı kesin bilinmese de kapasite ve özellikleri bakımından parçacık fiziği tarihindeki en güçlü “yeni çarpıştırıcı” sistem ile bilimde çok büyük bir sıçrama yaşanacağına kesin gözüyle bakılıyor ve fiziğin yeni bir dönüşümün eşiğinde olduğuna inanılıyor.

Bir engel çıkmazsa Deneyler Temmuzda başlayacak. Yeni buluşlarla evrendeki tüm olayların tek bir denklemle ifade edileceği bir noktaya gelineceğini umuyor bilim dünyası. Bütün formüllerin temelinde yatan ana formüle ulaşmanın heyecanlı bekleyişi yaşanıyor. Bilimi meşhur fizikçi John Wheeler’in dediği noktaya doğru emin adımlarla ilerlediğini söyleyebiliriz:

Wheeler şunu demişti? 'Bir gün gelecek, bütün eşyayı tek, harikulâde bir görüntü içinde anlayacağız. Bu görüntü öylesine sade, öylesine güzel olacak ki, hepimiz birbirimize 'Ah, biz ne kadar aptalmışız! Nasıl oldu da anlayamadık. Başka türlüsü olamazdı herhalde' diyeceğiz.

Maddenin temelinde ne bulunduğu ve maddenin aslının neden ibaret olduğu öteden beri insanoğlunun en çok merak ettiği konulardan birisi oldu. Madde esas itibarı ile atom çekirdeğinden ibaret olduğuna göre peki çekirdek elemanları (proton ve nötron) ne kadar maddedir? Onlar maddeye ne kadar benziyorlar? İşte bu sorulara kimse net cevap veremiyor.

19. yüzyılın sonunda, bilim dünyasında hâkim görüş artık her şeyin keşfedildiği ve geriye ayrıntıların kaldığı şeklinde idi. 20. yüzyılın başlarında gelişen Kuantum Mekaniği ile bakış açımız genişledi ve diğer başka boyutların varlığı ortaya çıktı. Bilim olabildiğince mesafe aldı almasına ama maddenin neden ibaret olduğu hala sır perdesi arkasında saklı kalmaya devam ediyor.

İlk zamanlar madde âlemini ayakta tutan dört temel kuvvetin (elektromanyetik kuvvet, çekim, nükleer ve zayıf nükleer kuvvetler) atomun temelinde tek bir kuvvet hâlini aldığı fark edildi. Bu defa kâinatı izah edecek daha temel ve basit bir teorinin, bütün hâdiseleri açıklayacak her şeyin teorisinin kurulabileceğ ini akla getirdi. ‘Birleşik Alanlar Teorisi’ bu yönde ulaşılmış önemli bir merhale oldu. Bu teori, önceleri ayrı ayrı mefhumlar kabul edilen kuvvet alanları, ışık, ısı, elektrik ve manyetizmanın artık tek bir yapının ‘farklı görünüşleri’ olduğunu anlatıyordu. Şimdi Büyük Birleştirme teorisi (GUT) gündemde. Bütün sistemlerin âhenkle işlemesinde rol alan kuvvetler ve bütün maddî unsurlar, tek bir hakikatin değişik yansıma ve tecellilerinden başka bir şey olmadığını söylüyor bu teori.

Kâinatın bütünlüğü ve hiyerarşisine olan inanç, bilim adamlarını Kâinatı izah edecek daha temel ve basit bir teoriyi bulmaya doğru koşturuyor. Evrendeki tüm sistemlerin ahenkle işlemesinde rol alan kuvvetlerin ve topyekun maddî unsurların, sonuçta tek bir hakikatin değişik yansımalarından ve tecellilerinden başka bir şey olmadığı gün geçtikçe bilim aynasında daha iyi belirmektedir. Tabi konunun diğer bir yönü ise, gelişmelerin her şeyin Tek bir Elden yönetildiği ve Yaratanın birliği gerçeğine ışık tutmasıdır, “tevhide” delil olmasıdır.

Keşfedilmeyi Bekleyen Sırlar

Fiziğin beklenen keşifleri ya da problemleri neler? Başrolde günümüzün geçerli madde kuramının keşfedilmemiş tek parçası olan HİGGS parçacığı var. Bu parçacık keşfedilirse, bağlantılı olarak kozmosla ilgili bir çok paradoks ve probleme çözüm bulunacak. Dahası Dört temel kuvvetten ikisi olan elektromanyetizma ile zayıf nükleer kuvvetleri farklı kılanın ne olduğunun aydınlanacak. Bu iki kuvvet neden birbirinden farklı? Evet tüm bu keşifler günlük hayatımızda çok şeyi değiştirecek.

Bununla bağlantılı olarak evrene bakışımız farklılaşacak.

Deneylerde ulaşılacak noktayı ve deneyin temelini bir de CERN’de çalışan Bilgisayar mühendisi Osman Zorba’dan dinleyelim: 'Dev Parçacık Hızlandırıcı' adlı cihazda, ışık hızıyla hareket eden protonlar 800 milyon kez çarpıştırılacak. Böylece Kâinatın var olduğu büyük patlama (Big Bang) yeniden oluşturulacak. Patlamanın sonunda 'Higgs Bosson'a yani 'Tanrı’nın Zerrecikleri' ne ulaşılacağı umuluyor. Zorba, deneyde ulaşılmak istenen noktayı şu şekilde dile getiriyor: 'Higgs Bosson yani Tanrı’nın Zerrecikleri, bugüne kadar keşfedilmemiş ancak teorik olarak var olması gereken bir parçacıktır. En azından hesaplamalar bunu gösteriyor. Cisimlerin birbirini çekmesinin kaynağının bu parçacık olduğu düşünülüyor. Tanrı’nın Zerrecikleri, ’Neden Dünya ve Ay’ın ya da Güneş’in çekim gücü vardır?’ sorusuna cevaptır. Bu deney bunu ortaya koyacak ve bilimde yeni açılımlar sağlayacaktır. ' Ayrıca şunları ekliyor: , 'Müthiş heyecanlı bir döneme girdik' Evet görüldüğü gibi eğer Higgs Bossonları bulunursa sadece çekim gücünün değil karanlık maddenin sırrı da çözülecek.

Bu çalışmanın sonuçları neden böylesine önemseniyor? Çünkü bilim adamları varlığın ve yaratılışın sırlarının açıklığa kavuşacağına inanıyorlar bu çalışmalarla. Niye atomlar var? Kimyanın gereği ne? Kararlı atom yapılarını mümkün kılan nedir? Görüldüğü gibi en temel sorulara cevap aranacak CERN’deki deneylerde. Öyle görünüyor ki elde ettiğimiz sonuçlar evrene ve varlığa yüklediğimiz manayı değiştirecek. Hatta öyle beklentiler var ki ortaya çıkacak sonuçlar nereden gelip nereye gittiğimiz ve ne amaçla yaratıldığımız gibi yaratılış sırlarına açıklık getirebilir; din ile bilimi buluşturacak sonuçlara götürebilir.

Dünya Büyük Bir Tehlike ile Karşı Karşıya mı?

CERN , Dan Brown’un çok satan romanı 'Melekler ve Şeytanlar 'a da konu oldu. Romanda, CERN 'in başarılı fizikçilerinden Leonardo Vetra cinayete kurban gider. Vetra 'nın tek gözü oyulmuş ve göğsü 'Illuminati ' sembolüyle dağlanmıştır. Ancak CERN 'in tek kaybı Vetra değildir. Ünlü fizikçinin son derece tehlikeli buluşu 'anti madde' çalınır.

Cinayeti gizleyen CERN direktörü, Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon 'u İsviçre 'ye çağırır. Dr. Vetra 'nın kızı Vittoria ile Langdon, Roma sokaklarında soluk soluğa, Illuminati’nin 400 yıllık izini sürerek cinayetleri önlemeye çalışacaklardır.

Dan Brown'un kitabında iddia ettiği gibi bu deneylerden sonra Dünya'yı büyük bir tehlike mi bekliyor? Kimi bilim adamına göre Brown meşhur olmak için yapıyor tüm bunları. Evet burada küçük bir 'Big Bang' örneği yaşanacak. Prof. Dr. Rössler, bütün insanlığın büyük bir tehlike altında olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'Eğer kara delik dengede tutulamazsa, hesaplamaları ma göre 50 ay içinde dünyamızı yutacak. Dünyanın ağırlığı minicik bir noktada yoğunlaşacak' Bu fikre katılan başka araştırmacılar da bulunuyor: Walter Wagner ve Luis Sancho , oluşacak kara deliğin dünyanın, hatta evrenin sonunu getirebileceğ ini savunuyor. Amerika ’da bu deneylere karşı dava bile açıldı. CERN yetkilileri ise “Dev kara delik teorisini saçmalık ” olarak değerlendiriyorlar. Çünkü bu deney doğrudan Big Bang Yaratılış Patlaması esnasında neler olduğuna yönelik değil. Atomaltı parçacıkları çarpıştırarak bir bilgi birikimi elde etmek ve bu bilgi birikimini kullanarak Big Bang ve evrenin yaratılışı ile ilgili yeni teoriler geliştirmek…

TeV ölçeği

Bu deneylerle dünyada erişilmiş en yüksek çarpışma enerjisi olacak. Bilim tarihinin en büyük en güçlü mikroskobunda 1 trilyon elektronvolt (kısaca 1 TeV) enerji üretecek bir sistemi tasarlıyorsunuz. İşte bir kısım çevreler, ilk defa çıkılacak olağanüstü şiddetteki bu elektrik potansiyelini korkutucu buluyorlar. Bir parçacığın bu kadar elektrikle yüklenmesi durumunda orada bir karadelik oluşabileceğini ihtimalinden söz ediyorlar. Ama çoğu bilim adamına göre tüm bunlar saçma düşünceler.

TeV (trilyon elektron volt) ölçeğini keşiflere açmak , yepyeni bir deneysel fizik dünyasına girmek anlamına geliyor. Önceki deney düzeneklerinde ancak milyar elektron volt düzeyine çıkılabiliyordu.

Elektrozayıf simetri kırılması, hiyerarşi problemi ve karanlık maddenin sırrı gibi konular, bu problemlerin ancak TeV ölçeğinde çözülebileceğine inanıyorlar. Şimdiye kadar bir türlü bulunamayan Higgs parçacıklarının ancak bu enerjilerde ulaşılabileceğine inanılıyor. Kim bilir belki de evrendeki maddenin çok büyük bölümünü oluşturan “karanlık madde” dediğimiz şeyin aslının Higgs Bossonları olduğunu anlayacağız. Belki de hatta 19 yüzyılın sonlarında (ve 20. Yüzyılın başlarında) bilim dünyasının yoğun bir şekilde tartıştığı “esir maddesi”nin “karanlık madde” ile ilişkili olduğu, hatta ondan ibaret olduğu ortaya çıkacak.

Deneyin temelini kısaca anlatmaya çalışırsak; dev parçacık hızlandırıcısında önce parçacık demetleri oluşturulacak. Parçacıklar önce tek yönde hızlandırılacak. Daha sonra ters yönlerde hızlandırma ve sonunda çarpıştırma duraklarından geçilecek. Önce düşük enerji düzeyleri, sonra tera ölçeği... Nisbi zayıf deney yoğunluklarından, kontrolü daha zor olan yüksek yoğunluklara geçilecek. Sonra?.... Yol üzerindeki her adımda, görev alan binlerce bilim insanı, mühendis ve öğrenci sonuçları yorumlayacak.

Dünya parçacık fizik camiası da LHC den gelecek ilk sonuçları heyecanla bekliyor. MIT dan Fransk Wiczek, LHC nin Fizikte bir altın çağ başlatacağı yolundaki sözleriyle fizik camiasının ortak duygularına tercüman oluyor. Bilimciler yeni bir dönemin bereketli buluşlarının eşiğine geldiklerini ve sağanak sağanak buluşlarla gündemin sarsılacağını ifade ediyorlar.

Karanlık Madde

Evren, gerçekte evrende olması gereken maddenin yüzde onu kadardır. Bu evren, yüzde doksan, ne olduğunu bilmediğimiz, hakkında hiçbir fikrimizin bulunmadığı, 'Karanlık Madde'den oluşmaktadır. Bu demektir ki uzay “boş” olmayıp, gözlenen maddenin dokuz katı kadar ağırlıkta görünmeyen kütle bulunmaktadır. Görünmediğinden ve doğrudan belirlenemediğ inden karanlık unvanı verilen “kayıp kütle” ya da “karanlık Madde'dir. Karanlık maddenin ve “kara enerji”nin varlığını gerektiren bir çok gözlem bulunuyor. Sürekli genişleyen evreni ivmeli olarak genişleten etkinin bu “kara enerji” olduğu bildiriliyor. Tüm evrene hâkim olan bu kuvvet beraberinde yıldızları ve galaksileri de bir düzen içinde tutuyor, dengeyi sağlamada “aracı” ve “vasıta” bir madde ve enerji olduğu anlaşılıyor.

İşte Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’in yeraltı laboratuarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile parçacık çarpıştırma deneyinde bu karanlık maddenin temsilcisi Higg Bossonlarına ulaşılması bekleniyor.

Varlığın Düğümlendiği Noktalar

Bilim insanları hep daha da küçük parçacıklara ulaşmanın hayalini kurarken, fiziğin o tuhaf yasası karşımız çıkıyor: Parçacıklar küçüldükçe, ağırlıkları artıyor, öyle ki bütün evreni tartabilecek bir nokta çıkıyor karşımıza. Bu parçacıklardan bir tanesinin parçalanması, yeni bir büyük patlamaya yol açıp evrenin yeniden şekillenmesine neden olabilir?

Varlığın düğümlendiği noktalara baktığımızda karşımıza süper sicimler çıkıyor: Yaşamın en küçük yapı taşı nokta şeklinde değil, iç içe geçmiş titreşen sicimler (strings) şeklindeki yapılardan ibaret. Sicimlerin en şaşırtıcı yanlarından birisi sadece bilinen boyutlara (zaman ve uzay) değil, on ya da hatta on bir boyuta sahip olması. Bu haliyle sicimler madde ve madde ötesi tüm varlıkların temeli olabilir. Bir yerlerde, görünmez bir şekilde, yumak halinde sarılı olduğu için bu boyutları göremiyoruz.

Bu nesnelerin (tabii söz konusu olanın nesne olup olmadığı da bilinmiyor) tarif edilmesi imkânsız. Princeton'daki Elite Üniversitesi' nde görevli bir fizik dahisi sayılan Edward Witten bile, süper sicimler söz konusu olunca, büyülendiğini ve onları çok garip bulduğunu ifade ediyor. Witten, bazen saatlerce koltuğuna uzanıyor ve gözlerini tavana dikerek evrenin yapısını açıklamayı amaçlayan 'M-Teorisi' üzerine düşünüyor. Teoriyi henüz tek bir formül haline getiremiyor. Daha, M harfinin anlamını bile çözmüş değil. Süper sicim teorisini irdeleyen bilim insanları M kelimesinin sır, gizem anlamına gelen 'Mysterium'dan geldiğini düşünüyorlar. Tariflerin fiziki anlamdan ziyade dini bir nitelik taşıması karşısında şaşkın… Bilgi ve akılcı araçlarla analiz yapan yöntemlerden farklı bir sır ile mi karşı karşıyayız acaba? Tüm çabalara rağmen varlığın en merkezinde yer alan şeye ulaşılamayacağı bir nokta mı var?

Varlığın derinliklerine iniyorsunuz. Ama her araştırma, karşımıza yeni sorular çıkarıyor. 'karanlık enerjiyi' keşfetmiş bulunuyoruz. Ama nereden geldiğini bilmiyoruz. Üstelik evrende bulunan kütlelerin yüzde 90'ı karanlık maddeden ibaret. Düşünebiliyor musunuz? Evrenin çoğunluğunu neyin teşkil ettiğini hala bilemiyoruz. Varlığın şahit olduğumuz kısmı devede kulak mesabesinde. . Tüm bunlar perdenin arkasında daha nice alemler ve evrenler bulunduğu düşüncesine götürüyor zihinleri. İşte CERN’deki deneyler karanlık maddeden süper sicimlere kadar teorilere destekleyici bulgular getirebilir.

Maddenin Temeli

Maddenin çekirdeğini, temelini bulmak için yüzyıllardır süren arayışların içine girdik. Maddenin derinliklerine daldık. Önce atomları, sonra ondan yüzbinlerce daha küçük olan atom çekirdeğini, ardından da atom çekirdeğindeki alt yapılar olan protonları, nötronları ve diğer yüzlerce 'temel parçacıklar'ı keşfettik.. Hayvanat bahçesini andırıyordu parçacıkların dünyası. 'Standart Teori' adını taşıyan karmaşık bir teoriyle düzenlemeye çalıştık bunları. Ama gördük ki bu o kadar kolay değil. .

“Standart Teoriye” göre maddenin temeli kuark, gluon ve leptonlardan ibarettir. Bunlara parçacık demek de zor. Bazen madde, bazen enerji yapısında olan ve aniden kaybolan tuhaf parçacıklar.. Bu yapı taşları hareketlidir. Kuarklar sadece ikili ya da üçlü gruplar halinde bulunuyor; gluonlar ise proton ve nötron gibi parçacıkların içinde yaşıyorlar, kuarkları bir arada tutuyorlar. Onları birbirine sıkı sıkıya bağlıyor. Hepsi bir araya geldiğinde ise sanki bir şeyleri gizlemek istercesinde kılık ve yapı değiştiriyorlar. . İlginçtir ki insan onu gözlediğini fark edince yapı değiştiriyorlar farklı bir keyfiyete bürünüyorlar.

Evet her şey gibi zerrelerin de kendi ortamlarında hususi âlemlerinde pek çok gayeleri, hikmetleri ve vazifeleri olduğu aşikar. Sürekli hareketleri ve vazifeleri ile varlığın dokusunu ve esasını teşkil ediyorlar. Yaratanın kendilerine yüklediği vazifeyi kendi çaplarında ifa ediyorlar.

Tek başına Genel İzafiyet Teorisi düşünce sınırlarımızı zorluyor. Teori, uzay ve zamanın, evrende bulunan büyük kütlelerin etkisiyle büküldüğünü ifade ediyor. Kuantum mekaniğini anlayabilmek daha da zor... Bu teori de, elektronların atom çekirdeğinin çevresinde bulunan sağlam yörüngeler etrafında dönmediğini, hatta bunların parçacık bile olmayıp, parçacık ve dalgadan oluşan tuhaf, çift türlü yapılar olduğunu; bu nedenle elektronların atom içindeki yerini tam olarak belirlemenin imkânsızlığını söylüyor. Formüller karmaşıklaştıkça, ileri sürülen teoriler de varsayım düzeyinde kalıyor. Belki de maddenin içinde bulunan en küçük parçacıklar, nokta biçiminden çok, muhallebi tarzında yapılardır. İncelemeye kalkışıldığında kayboluyorlar. Uzaydaki yeri belirsiz; bir burada, bir orada; ama her zaman tam olarak insanların gözlem yapmadığı bir yerde bulunuyorlar.

Son Söz

Yaratanın biz insanlara bahşettiği her şeyi anlama ve çözme merakı ile varlığın sırrını anlama konusunda hayli bir mesafe alacağız ve belki de varlığın sınırlarına ulaşacağız. Gelinen noktada Evrenin % 90’ını teşkil eden “karanlık madde” ve “karanlık enerji” “madde” ve “enerji” dışında bir mahiyet olduğu ortaya çıkarsa madde-fizik ötesi (mana) esaslı bir kâinat tablosu ile karşılaşacağız demektir: Sonuçta her şeyin kaynağının “madde” ve “enerji” olduğu ön kabulünden sıyrılacağımızı bekleyebiliriz. .
KAYNAK: (Haber 7)

ANASİAD'ın Akşam Yemeğinde Türkiye ve Bölge Ekonomisi Değerlendirildi

Anamur Sanayiciler ve İş adamları Derneği (ANASİAD'ın düzenlemiş olduğu geniş katılımlı akşam yemeği önceki gün akşam Bozyazı Anemorion Otel'de gerçekleşti. Gecenin sürprizi ise Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın telefonla yemeğe katılanlara hitap etmesiydi..

Akşam yemeğine Bozyazı Kaymakamı M. Kamil Sağlam, Anamur Garnizon Komutanı Alb. Cemil Yıldız, Anamur Muz Üreticileri Derneği (MUZ-DER) Başkanı Ecz. Niyazi Sinanoğlu, Anamur Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aydın Çelik, Güney Sahil Sanayiciler ve İşadamları Derneği (GÜSSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Mert, GÜSSİAD Eski Genel Sekreteri Serhat Demiriz, Eski Milletvekilleri Tevfik Diker, Ersoy Bulut, Anamur Belediye Meclis Üyeleri Durmuş Deniz, Naci İnan TÜSİAV Orta Akdeniz Temsilcisi Ali Haydar Kılıç, ANASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Asım Cep, Erol Avşar, İbrahim Ertan, Ecz. Polat Koray Heybeli, Gani Temizkan, Kamil Kaplan, Osman Kahvecioğlu, Mehmet Ayaz ile çok sayıda işadamı ve basın mensupları katıldı.

Akşam yemeğinin başlangıcında bir konuşma yapan ANASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Asım Cep yaptığı konuşmada şunları söyledi: "ANASİAD, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak, bölgesel, sektörel ve Ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasını sağlamak, bölgesel ve sektörel kalkınma vizyonları geliştirerek uluslararası entegrasyona ve rekabet gücünün artırılmasına yardımcı olmak, projeler geliştirmek, iş dünyasını ilgilendiren sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuna, yetkili kurumlara duyurmak, özel girişimciliğin yaygınlaşmasına çalışmak, sanayiciler ve işadamlarının sorunlarına sahip çıkarak toplumda ki girişimci nitelikleri geliştirmek amacıyla ben ve 7 arkadaşımın kararıyla kurulmuştur.Burada altını çizerek bir konuya açıklık getirmek isterim: ANASİAD hiçbir kuruluşa alternatif yada rakip değildir..Türkiye İstatistik Kurumu enflasyon rakamını yüzde 9.3 olarak açıklamıştır.Bu arada en çok tüketilen 100 kalem mal ve hizmetten 77'sinin fiyatlarında ise son bir yılda yüzde 261'e varan oranlarda artış yaşanmıştır. Burada şu gerçeği göz ardı edemeyiz. Resmi enflasyon 9.3, ama gerçek enflasyon 49'larda... Size bu konuda çarpıcı bir örnek vermek isterim..:Tarımsal girdiler içinde yer alan gübreye yüzde 76, mazota yüzde 30, elektriğe yüzde 27 zam gelmiştir. Açıkça söylemek gerekirse, Türkiye ekonomisinde işlerin yolunda gitmediği görülmektedir. "Ülkemizde siyasi istikrar olsaydı" demekten kendimi alamıyorum.

Kredi kartına uygulanan faiz, ortalama yüzde 107 civarındadır. Orta gelirli bir ticaret adamının böyle bir faiz yükünün altından kalkması mümkün mü? Ticaret adamlarımız tüm imkanları faizi ödeyebilmek için harcadıkları halde faiz faizi doğurmakta ve anaparayı ödemek mümkün olamamaktadır. Bu durumu "Serbest piyasa, ne yapalım?" diyerek, geçiştirmek mümkün değildir. Serbest piyasanın da kendine has koşulları vardır.

Biraz da İlçemiz Anamur'dan bahsetmek isterim:Anamur olarak ulusal ve uluslararası ortamda, dünyada ender yetişen muz, çilek gibi ürünlere sahibiz. Şimdi, bizler için kendimize güvenli, akıllı ve hesaplı olma zamanıdır. Üretimde, stoklamada, fiyatlamada ve pazarlamada gerçekçi davranarak yöremizi bir refah beldesi haline getirmeyi hedeflemeliyiz. Ben ve temsil ettiğim kuruluş bu konuda üzerimize düşeni istek ve heyecanla yapmaya hazırız.

Anamur'u güzel günler bekliyor. Temennim odur ki, ..bu güzellikte tüm Anamurlular ve Anamur'u sevenler paydaş olsunlar" dedi.

Gecenin ilerleyen saatlerinde toplantıya katılan tüm konuklara sırayla söz hakkı verilerek bölgenin ekonomisi hakkında ki düşüncelerini paylaşmaları sağlandı.

Gecede bir konuşma yapan eski milletvekilleri Ersoy Bulut ve Tevfik Diker, ülkemizin özelleştirme adı altında parsel parsel satılmasından duydukları kaygıları dile getirirken, Anamur ve Bozyazı Kaymakamı M. Kamil Sağlam ise yaptığı konuşmada: Bu tür toplantıların bölge ekonomisi ve kalkınması için önemli olduğunun altını çizdi.Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU

Bilgi: 0.532.2565040

Kapatılma davası sonunda olacaklar ve olmayacaklar?/Sebahattin Önkibar/Yeniçağ

Ulusalcı-milliyetçi cephenin derin kalemlerinden Sebahattin Önkibar, Kapatma Davasıyla başlayan "DARBE"yle bitecek süreci açık açık madde madde yazdı..
Sebahattin Önkibar/Yeniçağ
Kapatılma davası sonunda olacaklar ve olmayacaklar?
1) AKP’ye açılan kapatılma davası siyasidir.
2) Yüzde 47 oy ile iktidar olan bir partiye dava açılması bireysel bir teşebbüs olamaz.
3) Açılan dava, bir büyük siyaset mühendisliği projenin eylemli ilk adımıdır.
4) Bu proje her hal ve şartta başarıya ulaştırılacaktır.
5) Davanın ardında AKP’nin etki alanının dışında olan devletin tamamı vardır.
6) AKP’ye kapatılma davasının açılacağı ya da operasyon yapılacağı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile kesinleşmiştir.
7) Cumhurbaşkanlığı makamı cumhuriyeti kuran irade için bayrak gibi önemlidir.
8) Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün seçilmesinin dışında, devlette yapılan ideolojik kadrolaşmalardan yeni İslamcı zengin bir zümrenin yaratılmasına, medyanın ele geçirilmesinden polisin askere karşı alternatif bir silahlı devlet gücü şekline dönüştürülmek istenmesine, Kerkük’ün statüsünün AKP hükümetince önemsenmemesinden ABD’nin dayatması ile K. Irak’da bağımsız bir Kürt devletine razı olunmasına ve de Kıbrıs’taki teslimiyete kadar pek çok neden kapatılma davasının gerçek gerekçeleridir.
9) Türban, laikliği sabote anlamında önemlidir, ancak gerçek fonksiyonu açılan davaya ambalaj olmasıdır.
10) AKP mutlak şekilde kapatılacaktır. Kapatılmama ihtimali binde bir bile değildir.
11) Tayyip Erdoğan dahil 40 kişinin tamamına yakınına siyaset yapma yasağı getirilecektir.
12) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için de yasak kararı çıkacaktır.
13) Çıkacak yasak kararı sonrasında Abdullah Gül’ün Çankaya’da kalıp kalamayacağı tartışmaya açılıp Gül’ün istifa etmesi istenecektir.
14) Kapatılma kararı ile beraber sümen altında tutulan yolsuzluk bombaları bir bir patlatılıp AKP cenahında panik yaratılacaktır.
15) Somut yolsuzluk dosyalarının ifşası ile beraber yargı Tayyip Erdoğan için ardı ardına davalar açacaktır.
16) İşe tam bu süreçte dalgalanacak olan AKP grubundan kopmalar olacak ve yeni siyasi oluşumlar AKP’den kopanların ekseninde şekillendirilecektir.
17) Yasaklar ya da istifalarla Anayasa gereği zorunluluk haline gelecek olan ara seçime işte böylesine dalgalı ve parçalı tablolarla gidilecektir.
18) Bazılarının ileri sürdüğü gibi Tayyip Erdoğan bağımsız milletvekili adayı olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi buna set çekecektir. Erdoğan’ın bağımsız adaylığına izin verilmesi kapatılma projesinin ters yüz edilmesi olacağından böyle bir şeyin olma ihtimali yüzde bir bile değildir.
19) AKP’den ilk etapta ANAP ve liberal patentliler ayrılacaktır. Bunu Abdullatif Şener’le irtibatı olan az sayıdaki Milli Görüşçüler izleyecektir. Ardından ılımlılar da bir bir kopacaktır. Erdoğan’ın etrafında Güneydoğu kökenlilerle yakın çevresi kalacaktır.
20) AKP içinden yeni oluşuma doğum için Abdüllatif Şener ve Köksal Toptan’ın dışında Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu ve Ali Çoşkun üçlüsü de ortak olarak zemin yokluyor. Bu üçlüye yine çok ünlü bir AKP’li isim perde gerisinde destek oluyor ve hatta taktik veriyor.
21) Erdoğan’ın muhtemel emanetçisi Ali Babacan ya da Mehmet Ali Şahin olacak.
22) Mahalli seçim sürecinde İstanbul belediyesindeki yolsuzluklar için yayın sağanacağı başlayacak ve bu şekilde Tayyip Erdoğan’ın en büyük kalesi düşürülmeye çalışılacak. Dahası,Tayyip Bey’in emanetçiye teslim edeceği yeni partinin oyları da düşürülmeye çalışılacak.
23) Tayyip Erdoğan efsanesinin tamamen sönmesi için açılacak davalar bağlamında yargı kararı beklenecek. Bu şekilde bir mahkumiyet durumunda Erdoğan tarih olacak.
24) Bir aksilik olur da ters bir süreç şekillenirse (Hiç arzu etmesek de) demokrasi perdesi bir süreliğine inecektir..
NOT: Bunlar temenni değil, bilgiye dayalı analizimizdir.
KAYNAK :1. http://www.habervakti.com/detay.asp?id=50189&kat=Manset
2. http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=168927
3.http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=67204

KİTAP ÇIKINCA KARİZMALAR ÇİZİLECEK!

Ankara Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü Döner Sermaye İşletmesi Emekli Sayman Müdürlerinden Fahrettin Akıcı Üçüncü kitabını Ekim ayında çıkarıyor. Ziyaret için gelmiş olduğu Kumru’da görüştüğümüz Fahrettin Akıcı aşırı Fenerbahçe taraftarlığı ile de tanınıyor.

Fenerbahçe ile ilgili dokuz yıl önce yayınlanmış kitabı da bulunan Fahrettin Akıcı aynı zamanda Karadeniz de Fenerbahçe Derneğinin de ilk kuran bir isim. Bugüne kadar iki kitabı da çıkan Fahrettin Akıcı 1979 yılında Günaydın Gazetesinin Türkiye

Kumrulu” RUMUZLUYA ZİYARETCİLERİMİZDEN TEPKİLER

“BEKİR EFENDİ AĞZINDAN SALYALARIN AKTIĞINI FARK EDEBİLİYORUM.AMA AKMAYA DEVAM ETSİN,SEN BABA ANNENİN SÖZLERİYLE HAREKET ETME BENCE,BABA ANNEN SENİN BABANIDA YANLIŞ SÖYLEMİŞTİ SANA. KENDİNCE,ADAM GİBİ OL...EN AZINDAN HAYATINDA BİR DAKİKA ADAM GİBİ OL.BAŞKALARININ ŞEYLERİNİ ELİNE ALIP GEZME...SELAMLAR.”

*******************
KUMRUTV'DE KÜTÜPHANE HABERİ İÇİN İSE ŞÖYLE YAZILMIŞTI.

“YALAN “KUMRU- ILHAN AĞA NE YAPMAK İSTİYORSUN. 3000 KIİTAPLIK KÜTÜPHANE HA SEN GİTTİN GÖRDÜN MÜ SİYASİ AYAKLI BİR PROJE VE KARŞILIĞINDA DEVLETTEN ALINAN BİNLERCE YÜRO VE YİNE BU PARALAR KARŞILIĞINDA KURULAN 3-5 TANE ANSİKLOPEDİNİN TOPLANDIĞI PROMOSYON KİTAPLARI. KİM KÜTÜPHANE KURMUŞ NEREYE KURULMUŞ, BU KADAR YALAN KARŞILIĞINDA İLGİLİLERDEN SEN NE KADAR FAYALANDIN. KENDİNE GEL GURBAN, KENDİNE EL MALI ÜÇ BEŞ TANE AHMAKLA BİRLİKTE GÖTÜRÜYOR. İNAN BUNLARIN HEPSİ SOYTARI, HATTA SOYTARIDANBDA ÖTE... KİMİN BAŞINI TUTUYORSUN SEN BU KADAR DÜŞEMEZSİN OLMAYAN ŞEYLERİ OLDU GİBİ GÖSTERMEK SANA CİDDEN YAKIŞMIYOR BİZ SİZLERİ SEVİYORUZ LÜTFEN ARTIK KENDİNE GEL, ÜSLÜBUNA GÖRE HAREKET ET...
*********************

YORUMSUZ YAYINLADIĞIMIZ BU MESAJLARA ZİYARETCİLERİMİZDEN GELEN MESAJLARDAN BAZILARI ŞÖYLE:

“ALDIRMA HOCAM” RUMUZLU ZİYARETCİMİZ, “KUMRULU” RUMUZLUYA ŞÖYLE DEDİ:
HOCAM BU TİP İNSANLARI CİDDİ ALMAYA BİLE DEĞMEZ. BU KUMRULU DENEN ŞAHIS KENDİ KİŞİSEL EGOLARINI TATMİN ETMEK İÇİN ONA BUNA SATAŞIYOR. BUNU CİDDİ ALARAK BUNU YÜCELTMİŞ OLURUZ. BU TİPLER MEYVE VEREN AĞACI TAŞLAYAN TİPLER. HİÇBİR FAYDASI OLMAZ BUNLARIN. BUNLAR OT GELİR SAMAN GİDERLER. BENCE BU SAATTEN SONRA BÖYLE SEVİYESİZ YAZI YAZANLARI BU GÜZEL SİTEDE BARINDIRMAMAK LAZIM.
*****************

MURAT HEYİK “KUMRULU ADINDAKİ KİŞİYE ŞÖYLE DEDİ:

erisim erdemli insanlarin mantikli soyleyecek sozu olanlarin basvurdugu bir iletisim araci veya olgusudur.temelinde erdem ve de saygi ile birlikte seviye ihtiva eder.siyasset ve ideolojik tavirlarla sosyal yanilgilar beslenemez,seviyesiz tavir ve davranislar icin mazeret teskil de ettirilemez.gayet muntazam bir sekilde hertur goruse yer verilen bu site tipki snBEKIR Beyin tutumu gibi erdemliolmalı.

Sezaki berk “kumrulu” rumuzluya Şöyle Dedi
Buradan çok uzun zaman görüşemediğim arkadaşlarıma sesleniyorum.Arkadaşlar bu siteyi takip ediyorsanız eğer bu site aracılığı ile veya msn ile görüşelim.Okul arkadaşlığı ile askerlik arkadaşlığı bir başka oluyor insanın rüyaına giriyor o güzel günler.Bu akşam gene Erol takı ve İsmail kıyı kardeşlerimi rüyamda gördüm. selamlarımı gönderiyorum kendilerine. sezaiberk52@hotmail.com s.a
*********************

ABDULLAH SAYGI “KUMRULU” RUMUZLUYA ŞÖYLE DEDİ:

Selam sana kumrulu efendi.Zavallı mahlukat Atarken Uçarken Kaçarken Koşarken çevrene bakarak istikametinde birilerine zarar verirmiyim diye düşünemöeyecek kadar ZAVALLI Mahlıkat.

Öncelikle bu siteye yazı yazıp senin gibilere değer vererek neolduğu kim olduğu belirsizlerin sözüm ona kendini dev aynasında gören türden aydınlar gurubundan olan kardeş.İyi kötü tasvip edilir edilmez size cevap ve konuşma kendini düşünceni ifade etme özgürlüğünü yaşatan Sayın Bekir Hocama sataşıp yapışma yerine Adama cevap diye yorumladığım gibi önce İNSAN=ADAM Ol.

Şuanki konumun dostlara havale senin için yorum yapmaya bile değmez.Senin Benim veya bir başkasının doğrusu bu toplumun bu milletin doğrusu değildir.Zavallı Efendi.Göedüğümüz sıkıntı veya bir anlık görsellikle adrenalimizin yükseldiği dönemlerde parlayıp kendi düşünce ve fikirlerimizin dışında her şeyin yanlış olduğunu ifade eder Haykırır Yazarız Çizeriz Amma velakin sen sadece nara atıyorsun Zavallı Kardeş.

İnSANLIĞINI iNSANLIĞIMIZI KAYBETMEDEN BU DÜNYADA her bireyin hatta ve hatta her canlı cansız mahlukatın hak hukuku var.Bunu hayata geçiemek ise sedece zavallıların nara atarak kendini ifade edenlerin değildir. Bilesin.Bilesinki İnsana Saygı duyan -İnsanlığı yaşatan yaratılanı sev yaratandan ötürü diyebilen bir düşünce ile haraket edebilenindir.Duygusallıkla ifadeleri,hatalı sonuçlar doğuracağını bilen kendi düşüncesi dışındaki fikir ve düşüncelere hor bakan zaten insan olamaz o bir Zavallıdır.yoruma bile değmez be

Hocam Aynen durmak yok yola devam inadına yola devam bu ifadeyi kullanınca sadece bie slogan olarak siyasi fikirle yorum yapılıyor düşüncesine kapılanlar hata yapamakta.her siyasinin dile getirdiği bir kelimeyi ağızdan söyleyen anında bu zavallı gibi sabit fikirli tek gözlikle dünyaya bakanların yapısını gösterir.Aslını bilmeyen kendini sır görenler için yorum ve ifadelerinin altına kendini gizleyenler için böyle bir hizmetede inadına durmak yok yola devam. ABDULLAH SAYGI BURSA 13.05.2008
KÜTÜPHANE HABERİ İLE İLGİLİ YAZILAN MESAJLAR İÇİN : http://www.kumru.tv/haber.asp?haberid=4042

12 Mayıs 2008

Tereyağı Ezberlerini Bozun!

50'li yıllardan beri sanayi ürünü "margarin ve nebati yağ" lobisi, yüzyıllardır kullanılan tereyağını yere sokan haberler yaptırdılar. İşte tüm tabuları yıkan araştırma.
Kanadalı bilim adamları, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa neden olduğu öne sürülen tereyağını temize çıkardı.

Yeni bir araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tereyağı ve sığır eti kalp krizi riskini ve kolesterolü düşürüyor, şeker hastalığı

HAŞMET'LE HASBİHAL.../CEMALETTİN YAKTI/KUMRU TV

Dün Haşmet UZAR aradı.

“Doktor; zamanın var mı, seni şöyle bir dolaştırayım” dedi.

Ne zaman” dedim

“yarın sabah” dedi.

Baktım zamanım müsait, hem de haşmetin bu günlerdeki düşüncelerini de merak ediyorum, biraz dolaşmada yarar var diye düşündüm. Sabahın saat beş buçuğunda aradı. Kalktım, sabahın serinliği geceden hanımın açık bıraktığı pencereden dolmuş içeri. Ortalık aydınlanmış ve kuş sesleriyle dolmuş. Kanaryası bülbülü, sakası, ambar kuşu, serçesi, cırtlık kuşu, kırlangıcı hepsi bir ağızdan melodiler döktürüyorlar. Kırlangıçlar çok yetenekli Pilotlar gibi çamurlanmış su birikintisinin kenarına dalışlar yapıyorlar. Bir kısmı da çamurluğun kenarında ha bire gagalarıyla çamur alıp havalanıyorlar. Hayret ediyorum. Kırlangıçlar yere konmaz diye kalıp bir düşünce var aklımda. Ama konuyorlar işte. “Beynime böyle bir şey

DUYARLI OLMAYA VARMISINIZ/İSMET KAYMAK

Tarihi eserleriyle tanıdığınız İstanbulda neler oluyor.İstanbul İstanbul olalı böyle duruma düşmemiştir.Her şeyin azalmaya başladığını görüyor gibiyim.Bu sadeceİstanbul’da mı? Hayır;Cennet vatanımızın bir çok şehirlerinde bunu hissetmek ve görmek mümkündür.Biraz gerilere gittiğimizde Osmanlı dönemindeki bir yaşantı dan örnekler verecek olursak; Bir tücçar yada bakkal sabahleyin siftahını yaptığında ikinci müşteri,3.cü müşteri ihtiyacını aldığında,şu komşu bakkalım siftahını yapmadı.Git ihtiyacını ondan al.Dediği günler geride kaldı.Sabahleyin camiye namaza gelmeyen bir kişi için ,niçin gelmedi .Acaba hastamı oldu.Bir sıkıntısı mı var.Diye merak edilip,ziyaretine gidildiğini biliyorsunuz.

Bu gün bunların bir önemi varmı diyenleriniz olacak mı?İster olsun ,ister olmasın.Bir çok ünlülerin yaşadığı ve gittiği bir memleket ne hale gelmiş.O ünlüler hakkında neler yazıldı.Neler bırakıp gittiler.Biz bunlara ne kadar sahiplendik.Onların çizgisinden gidebiliyormuyuz.Duyarlılığımız yada sosyal ilişkilerimiz bu gün ne durumdadır.Bu gün bize ne oldu.Ne

ANNEM(ŞİİR)-İSMET KAYMAK

Canından bir barçanım senin
Aldığında kucağına beni
Nurluğunu hissederim
Isınırım sıcaklığına
Ne mecal kalır dizlerimde ne derman
Anlayamadım hiçbir zaman seni
Nasıl bir sevgi idi seninki
Ne söylerdin ne susardın
Ellerime dokunduğunda hissederim
Marifetini beni nasıl sevdiğini
Her an senden uzaklaştığımda
Hissederim o kalbindeki boşluğunu
Arardım aranırdım ama ne çare
Sen olmadan olmaz işte

BAZI GÜNLER UYGUN DEĞİLDİR/[grupgercekhayat] -GÖKHAN ÖZCAN

bazı günler uygun değildir aslında
günlerin demini alamadığı zamanlar vardır.
güneş doğar gece karanlık perdesini çekmeyi unutur şehrin üstünden.
günaydınlar , bir başka güne ertelenir.
insanların neşeli sesleri akşama kadar dolduramazlar caddeleri.
böyle günler uygun değildir aslında başlamaya.
ama başlarız.

............ ...

günlerin neredeyse hiç yürümediği zamanlar vardır
bir ağustos sıcağının her yeri kaplayıp kurutması gibi durur hayatın akıntısı.
sadece , bir ağustos böceğinin sesini işitiriz , uzaktan , belli belirsiz.
devranın döndüğünü unutmamak için ,

KARADENİZ GÖRME ENGELLİLER DERNEĞİ AÇILIŞ FOTOĞRAFLARINDAN(FOTOĞRAF)

Kumru'da Genel Merkezi Açılan Karadeniz Görme Engelliler Derneği Açılışından Çekilen Diğer Foğrafları görmek için Şu Adresi Tıkla:http://picasaweb.google.com/kumruhaber/KARADENZGRMEENGELLLERDERNEAILII

GENEL MERKEZİ KUMRU’DA BULUNAN KARADENİZ GÖRME ENGELLİLER DERNEĞİ AÇILDI

2007 yılı içinde kurulan Karadeniz Görme Engelliler Derneği Pazar günü saat 13.oo te muhteşem bir açılışla hizmete girdi.
Bir İlçede kurulan Özürlülere ait genel merkez olması sebebiyle ilkler arasında bulunan Karadeniz Görme Engelliler derneği Genel Merkezi İlçemiz Belediye Sarayı kat 1'de bulunuyor. Ordu Milletvekili Ayhan Yılmaz ve Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek tarafından açılışı gerçekleştirildi.
Açılışta bir konuşma yapan Ayhan Yılmaz Özürlüler

11 Mayıs 2008

BU YAZIYI GÖRÜPTE OKUMAYAN ÜÇ GÜN SONRA ÇARPILACAK!

Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığını öğrendiğim kolayı içemez oldum.
Aids virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.

Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir domuz gibi kokmaya başladım.

Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.