Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

20 Ocak 2023

Güçlü ve Zayıf İnsan / Bekir AKKAYA

Dünya kurulduğundan bu yana, güçlü insan tanımlaması çok değişiklik göstermiştir.  Daha çok vurup kıran, iri yapılı insanlar güçlü olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında para ve sermaye sahipleri de hep güçlü olarak gösterilmiştir. Bu gün dahi sermaye güç olarak gösterilse de, korku, endişe ve güvensizliğin bulunduğu yerde güçten söz etmek doğru değildir. Güç gösterisi olarak lanse edilen değerler aslında, yok olma sıkıntısını da beraberine bulundurur. Bu değerlere sahip olanlar ellerindeki güç faktörlerini kaybetme telaşı içersindedirler.

         Günümüzde modern psikoloji, güçlü ve zayıf insanları farklı bir şekilde tanımlar. Bu ise insan bilincinin gelişimi ile doğrudan ilgilidir.  İnsan bilinci Ken Keyes’ göre yedi basamaktır. Her ne kadar insan bilincinin bulunduğu noktalar , kişiye göre değişse de, yapılan her basamak bireyin bulunduğu yeri de çok az yanılma ile belirler. Ken Keyes’e göre, bilinç merkezleri ya da insanların bulunduğu noktalar üç düşük merkez ve dört yüksek bilinç merkezleridir.  Düşük merkezler; 1. Güvenlik Merkezi, 2. Duygu merkezi, 3. Güç merkezi.  Yüksek bilinç merkezleri; 1. Sevgi Merkezi, 2. Bolluk Merkezi, 3. Bilinçli Farkındalık, 4. Kozmik Bilinç merkezleridir.

         Bu basamakları aşağıdan yukarı olarak düşünürsek, altta olan üç merkezdeki kişilerin özellikleri güçsüz oldukları görülür. 

Kumru'yu Sevmek /Bekir AKKAYA

Erıch Fromm “ sevmek vermektir” diyor. Karşılık beklemeden vermek, verebilmek. Almayı herkes gerçekleştirebilir. Vermek öylemi? Sevmek; hissetmek, paylaşmak, dert edinmektir. Verme eylemini gerçekleştiremeyen hiç kimse sevemez de.

         Hakikaten sizler Kumrulu idiniz değil mi? Zannedersem Kumru’yu da çok seviyorsunuzdur. Kumru’da devlet görevlerini yerine getiren ve Kumru’yu çiftlik görenler de Kumru’yu çok seviyorlarmış. Verme, dert edinme eylemi olmayınca sevenlerimiz de çok fazla oluyor.

         Üç beş kuruş para kazanmak için zorunlu olarak gurbet ellere düşmüşlere Allah yardımcı olsun. Bu durumda olanlarımıza tek söz söylemek mümkün değil. Ancak, Bulundukları yerlerde

krallar gibi yaşayıp, Kumru veya Ordulular hayrına hiçbir faydalı işte görünmeyen beylere, beyefendilere çok sözümüz var. Bir menfaat gördüklerinde hemşehriliği de kimselere kaptırmayan Kumru severlere bizim sözümüz.

         Bir dostum “ Kumruyu sevenler üç kısma ayrılır” diyordu. Bunlar, RUHUL KUMRU, VİJDANÜL KUMRU VE CÜZDANÜL KUMRU. 1. Ruhul Kumru; gönülden severek, gerçek manada, hiçbir menfaat gözetmeden Kumrulu olmak. 2. Vijdanül Kumru, Sevmediği halde zorunlu olarak Kumrulu olmak.  3. Cüzdanül Kumru, kendisinin bir çıkarı veya geliri varsa o anda Kumrulu olmak. Normal şartlarda her birimiz bu üç kısımdan biri ile memleketliyiz. Ordulu, Fatsalı veya Ünyeliyiz.

         Asıl olan gönülden Kumrulu olmak. Asıl olan yapma gücü olup ta bir şeyler yapa bilmek. Yoksa lafla peynir gemisi yürümüyor.

         Nihayet yaz ayları geldi. Yolların çamursuz olduğunu bildiğiniz için hiç arayıp sormadığınız hısım akrabalarınızı anmaya başladınız bile. Hiç olmazsa  boyalı iskarpinlerinizle ve mercedeslerinizle mahallemize uğrarsanız, arabamın altı yere değdi diye akıl vermeye kalkışmayın. Bizde biliyoruz bazı işleri. Sizlere karşı suskunluklarımız, bizim nezaketimizdendir.

         Bulundukları yerlerde hiçbir menfaat gözetmeden dernek ve vakıf çalışmalarında fedakarca hizmet edenleri kutluyorum. Gücü yettiğince bir Orduluya kucak açarak yardımcı olanları kutluyorum. Gurbet ellerde, kimsesizlik çekenleri sık sık ziyaret edenleri, onların gönüllerini alanları kutluyorum.

         Sevmek vermektir. Gelin hep birlikte, derneklerimizi kuralım. Kurultaylar düzenleyelim. Memleketimizin problemlerini tartışalım, çözüm bulalım. Çıkarını hesap etmeden yapılan faaliyetlere katkıda bulunalım.

         Ben aslında memleketten havadisler yazayım istiyordum. Kumru – Fatsa arasının köstebek yuvasına döndüğünü, göçmelerle yolun sürekli daraldığını haber olarak yazmak iyi haber değil diye yazmak istemedim. Köy yollarında hiçbir değişikliğin olmadığını, çamurlarla mücadeleye devam ettiğimizi yazamazdım. Sudan bahanelerle komşular ve akrabalar arasında sürekli kavgalar çıktığını öğrenmek kime fayda sağlar.

         Gazetemizin önceki sayısında çıkan yazımız ciddiye alınmış. Oysa o yazı da sadece ünlem eksikti. Kumru’ya gelmeden önce yazıyı bir daha gözden geçirip, yazılanların tersini düşünün. Yoksa hayal kırıklığına uğrarsınız. Bizden söylemesi.

 

                                                                                     02.05.2000

                                                                                     Bekir AKKAYA

            

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Kumru'yu Sevmek /Bekir AKKAYA

Erıch Fromm “ sevmek vermektir” diyor. Karşılık beklemeden vermek, verebilmek. Almayı herkes gerçekleştirebilir. Vermek öylemi? Sevmek; hissetmek, paylaşmak, dert edinmektir. Verme eylemini gerçekleştiremeyen hiç kimse sevemez de.

         Hakikaten sizler Kumrulu idiniz değil mi? Zannedersem Kumru’yu da çok seviyorsunuzdur. Kumru’da devlet görevlerini yerine getiren ve Kumru’yu çiftlik görenler de Kumru’yu çok seviyorlarmış. Verme, dert edinme eylemi olmayınca sevenlerimiz de çok fazla oluyor.

         Üç beş kuruş para kazanmak için zorunlu olarak gurbet ellere düşmüşlere Allah yardımcı olsun. Bu durumda olanlarımıza tek söz söylemek mümkün değil. Ancak, Bulundukları yerlerde

18 Ocak 2023

Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'nun Tarihçesi

          İLİ :Ordu

         İLÇESİ : Kumru

         OKULUN ADI : Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu

         OKULUN ADRESİ : Karacalı Mahallesi    Kumru / Ordu

         OKULUN EĞİTİM ÖĞRETİME BAŞLADIĞI TARİH : 05 Aralık 1988

         MÜLKİYETİNİN HANGİ KURUMA AİT OLDUĞU: Milli Eğitim Bakanlığı

         OKULUN TARİHÇESİ :

Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu yeni açılan okullarımızdan biridir. 1988 yılında inşaatı bitirilen okul, aynı yıl,  05 Aralık 1988 yılında şu andaki binasında eğitim öğretime başlamıştır. İlçede bulunan iki ilköğretimden birisi olan okul, 1988 – 1989 eğitim öğretim yılında 12 dershanesi bulunmakta idi. İlk açıldığında 12 dershanenin 10 öğretmeni Kumru Atatürk İlköğretim Okulu’ndan gelmişlerdir. Öğretmenlerle birlikte aynı okuldan 464 öğrenci de

gelmiş olup, o yıl bu öğrenci sayısı ile okulda eğitim öğretime devam edilmiştir. 1988-1989 yılı sonu 41 erkek ve 30 kız olmak üzere 71 öğrenci mezun olmuş olup Atatürk İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı iken okul müdürlüğüne  Mustafa Köstek getirilmiştir.

         PANORAMA   :

         Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu, ilçe merkezinde bulunan ilköğretim okulları içersinde, eğitim öğretim kadrosu ile ve donanımı ile ilçemizin en gözde okullarından birisidir.

         Okulun asaleten bir müdürü olmayıp 1 müdür vekili, 1 müdür yardımcısı, 24 öğretmen, 3 vekil öğretmen, 1 kaloriferci ve 2 hizmetlisi bulunmaktadır. Okul sabahçı ve öğlenci olmak üzere ikili öğretim yapmaktadır. Bugün için toplam 823 öğrenci öğrenim görmektedir. Ayrıca bir anasınıfı bulunan okulda, anasınıfı öğrenci sayısı ise 20’dir.

Sürekli gelişim ve değişim içersine olan okul, özellikle son iki yıl içersinde tüm personelle her yönden eğitim seferberliği başlatmıştır. Özellikle okul – öğretmen ve veli iş birliği ile okulun tüm birimleri yenilenmiş, MİLO standartlarına uygun birimler oluşturularak tüm sınıflar, öğrencilerin çoğunluğunun istekleri doğrultusunda boyanmış, veli ile iş birliğine gidilerek sıralar yenilenmiş, her sınıfa dolaplar yapılarak sınıflar düzenlenmiştir.

         Okulda bulunan bilgi teknoloji sınıfı, bilgisayar öğretmeni olmamasına rağmen tüm öğretmenler kendileri para vererek geceleri bilgisayar kursuna gidip gündüzleri de öğrencilerine bilgisayar öğretmişler, çok büyük bir başarı göstermişlerdir. Bu yolla bilgisayar sınıfı en iyi şekilde öğrencilere kullandırılmıştır.

         Özel okullarını aratmayacak şekilde idareci-öğretmen ve veli işbirliği yoluna gidilerek bilhassa son iki yılda öğrencilerin sosyal yönden gelişmelerini sağlamak için sınıflar arası amatör basketbol, voleybol, futbol ve bilek güreşi turnuvaları düzenlenmiştir. 4. sınıflardan başlamak üzere tüm sınıflarda bilgi yarışmaları faaliyetleri yapılmış bu faaliyetler sonucunda  1999-2000 eğitim öğretim yılında ilçede yapılan bilgi yarışmasında okulumuz 1.  ve ildeki bilgi yarışmalarında 3. olmuştur.

         2000-2001 eğitim öğretim yılında öğrencilere yönelik cumartesi ve pazar günü tüm derslerden kurslar açılmıştır. Derslerin bitiminde tüm okul öğretmenleri için okulda bilgisayar ve öğretmenlerin yararlanmaları için tepegöz kursları açılmıştır. Spor salonu düzenlenerek bir konferans salonu haline getirilmiştir.

         Okulda kurulan tiyatro, müzik ve koro çalışmaları hızla devam etmekte olup tiyatro ekibinin tüm ilçelerde eserlerini sergilemeleri planlanmıştır.

         1999-2001 Eğitim Öğretim yılında 7 öğrenci süper liseyi, 3 öğrenci imam - hatip lisesini, 3 öğrenci Denizcilik Meslek Lisesini, 4 Öğrenci Kız Meslek Lisesini, 6 öğrenci Sanat Okullarını, 8 öğrenci Öğretmen liselerine gitmiştir. 60 öğrenci ise klasik liseye kayıt yaptırmıştır.

         Okulun tanıtımı ve etkinliklerin sergilenmesi için bir wep sitesinin kurulma çalışmaları hızla devam etmekte olup bir okul bülteni çıkarılması düşünülmektedir.

         Okulun dış cephesinin boyanması, girişte ışıklı tabela yapılması ve okul çatısının aktarılması için tüm resmi işlemler yapılmıştır. Bu yaz bu eksiklikler de tamamlanacaktır.

         Okulun acil olarak bilgisayar öğretmenine ihtiyacı vardır.

         Ayrıca yardımseverlerden okul kütüphanesi için kitap ihtiyacı temin edilmeye çalışılmaktadır.

         Bu Yazı Bekir Akkaya imzası ile ORDU HABER GAZETESİ’nin Mart 2001 tarihli sayısında yayımlanmıştır….

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'nun Tarihçesi

          İLİ : Ordu

         İLÇESİ : Kumru

         OKULUN ADI : Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu

         OKULUN ADRESİ : Karacalı Mahallesi    Kumru / Ordu

         OKULUN EĞİTİM ÖĞRETİME BAŞLADIĞI TARİH : 05 Aralık 1988

         MÜLKİYETİNİN HANGİ KURUMA AİT OLDUĞU : Milli Eğitim Bakanlığı

         OKULUN TARİHÇESİ :

Kumru Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu yeni açılan okullarımızdan biridir. 1988 yılında inşaatı bitirilen okul, aynı yıl,  05 Aralık 1988 yılında şu andaki binasında eğitim öğretime başlamıştır. İlçede bulunan iki ilköğretimden birisi olan okul, 1988 – 1989 eğitim öğretim yılında 12 dershanesi bulunmakta idi. İlk açıldığında 12 dershanenin 10 öğretmeni Kumru Atatürk İlköğretim Okulu’ndan gelmişlerdir. Öğretmenlerle birlikte aynı okuldan 464 öğrenci de

Kumru'da birşeyler oluyor / Bekir AKKAYA

Siz siz olun Kumru’yu görmeden sakın Azrail’e teslim olmayın. Hakikaten Kumru, güzel, şirin ve tarihi bir ilçe. Bugüne kadar tarihi diyemiyorduk. Ancak son araştırmalar Kumru’da yerleşmenin MÖ. 4500 yılına kadar uzandığını gösterdi.

         Geçen ay Fatsa’da yapılan, Fatsa’nın da aralarında bulunduğu  “FATSA VE ÇEVRE İLÇELER KALKINMA KURULTAYI’n da  7 ilçeden birisi de Kumru idi. Kumru’nun da yetkilileri,  Kumru’nun da problemlerini gözler önüne serdi. Bunun Kumru için güzel bir adım olduğunu düşünüyoruz. Belki de diğer ilçeler Kumru kadar içlerine kapanık değildirler. Bizim gözlemlerimizden şunu söyleye biliriz. Kumrunun ne iş adamı, ne politikacısı, ne de kurum amirleri bu tür toplantılara alışık değil. Kurultaya iştirak eden Kumruluların ifadelerinden biz

bunu çıkardık. En azından neyin nasıl istenildiğini, insanların nasıl bir araya gelebildiklerini  diğer ilçelerden görebilmek bile büyük başarı. Kurultaya katılan diğer ilçelerdeki bayan katılımcılar, bir Kumrulu olarak beni utandırdı. Bizler Kumrulu olarak çok kaderciyiz. Veya birileri tarafından sürekli pasifize ediliyoruz. Bilmem yanılıyor muyum?

         Karadenizliler olarak Yayla şenlikleri kervanına artık Kumrulular da katıldılar. Düz Oba Yayla şenliklerinin bu yıl 9.su  yapıldı. Ericek Yaylası Şenliğinin birincisi. En azından insanların değişik bir mekanda bu tür yerlere gitmeleri çok güzel. İnsanlar moral buluyorlar. Piknik yapıyorlar. Bunları görmezden gelmek mümkün değil. Ancak Bu tür etkinliklerin İlçeye kazandırdığını sormadan da geçemeyiz. Yayla turizmi, ilçemize kalıcı olarak ne kazandırıyor? Hangi kültürü tanıtıyoruz? Kumrulu olarak neyimizle tanıtılmak istiyoruz? Hangi ses sanatcımızı veya hangi insanımızı yetiştirip ilgili şenliklerde tanıtımını yapıyoruz? Şenliklerden sonra yaylalarımızın etkisi yörede var mı, yok mu?

         Kumru’da bu konuda hiçbir çalışma yok. Kırk Pınarlarda baş pehlivan olmuş Sayın Davut Yımaz’ın ismini internet sahifelerinden okumak mümkün ama, Kumru’da tanıtmak sanki mümkün değil. Bireysel olarak üç beş kişi bir şeyler yapmak için bir araya gelse söylenmedik söz bırakılmıyor. Şimalevimiz vardı dayanamadı, Kardelen Gazetemiz vardı ilgisizlikten son buldu.

         Bunun böyle gitmeyeceği son zamanlarda her Kumrulu için anlaşılmaya başlandı. Ve böyle gitmez de. İşte Fatsa’da yapılan kurultay, veya Kumru’da yaşanan son gelişmeler. Kumrulu soruyor artık. Kumrulu iyi ile kötüyü ayırt etmeye başladı artık.  Aslında üç beş hokkabaz iyi numara yapıyor. Bu hokkabazlardan biri giderse belki de Kumrulu kurtulur. Aslında bizde de suç var. Kendi yöremiz insanını basite alıyoruz. Belki de ana düğüm burası. Niçin Kumrulu hep, kendi yetişdirdiklerine tosun olarak bakıyor bir türlü anlamış değilim. Sürekli yabancı hayranlığı, gerçek değerine değer vermeme son derece fazla. Cezasını da maddi ve manevi olarak sürekli çektiği halde. Belki de duygusallıklarımız çok fazla.

         Bundan bazıları hoşlanmayacak ama, yine de biz duyuralım. Kumruda son zamanlarda dernekleşme konuşuluyor. Kumruyu sevenler bir araya gelmenin yollarını arıyorlar. Bazı faaliyetlerde bulunmak istiyorlar. Gün yüzüne çıkmamış veya çıkartılmak istenmeyen değerlerin ortaya çıkması için faaliyet yapmak isteyen çok sayıda Kumrulu var. Sıkıntı bir araya gelememe. Bunu bilen bazı uyanıklar, al gülüm, ver gülümle bizleri uyutuyorlar. Kumrunun yetiştirdiği insan değerini de kültürel değerini de aşağılayarak, psikolojik baskı yaparak yetişkinlerimizi yıpratmaya çalışıyorlar. Ancak görünen bir gerçek var ki, hepsi öyle veya böyle çarpılıyorlar.

         Kumrunun bir tarih hazinesi olduğu bilim adamlarınca artık ispatlandı. Bizim de aralarında bulunduğumuz bir ekip Kumruyu 10 gün adım adım araştırdı. Yerleşmenin tarihi MÖ. 4500 yıllarına kadar gidiyor. Bir çok kaya mezarı tespit edildi. Ayrıca tarihe ışık tutacak yazılı bir taş parçası Ayvalı ‘da bulundu. İncelenmek üzere Ordu Müzesine teslim edildi. Roma, ortaçağ ve Tunç devrine ait çok sayıda yerleşim yeri tespit edildi.   Bu Kumruda yapılan ilk ciddi araştırma. Yetkililer incelemelerin devam edeceğini söylüyorlar. Bu gibi çalışmalar Kumru için çok önem arz ediyor.

         Bana göre işin en ilginç yanı, bu tarihi mezarların ve yerleşim yerlerinin, birileri tarafından biliniyor olması. Anlatılana göre, kendilerini defineci diye adlandıran insanlar gece-gündüz buralarda çalışıyorlarmış. Kaya mezarları kırılmış, tahrip edilmiş. Topraklar beş katlı apartman derinliğinde kazılmış. Bu tür kazı çalışmaları geceleri yapılıyormuş. Bu insanların ellerinde bir harita olduğu söyleniliyor.

         Bu çalışmada bana göre bir başka ilginç yön, insanların tarihi eserlere karşı ve tarihe karşı çok bilinçsiz olmaları. Kendilerini okumuş zannedenlerden büyük bir kısmı bile, bu çalışmaları basite alabiliyor. İnsanlar her şeyde olduğu gibi, bu alanlara da maddi gözle bakıyor. Dolayısıyla para olmayan yerde de pek insan bulunmuyor.

         Kumrunun en şansız yönü yeterince tanıtımının yapılmaması. Bu duruma da bir el atmak gerekiyor. Gönüllü el atanlara fırsat verilmediği gibi, yapılanlar da istismar ediliyor. İstismarcılar, ya kendilerini ön plana çıkarmak için uğraş veriyor, ya da para kazanma yollarını deniyor. Bu tür davranışların sonucu,  olanlar,  Kumruya, sana, bana yani hepimize ve geleceğimize oluyor.  Beceriksizlerin uyanıkları, törenlerle birbirlerini en ufak bir iş için ödüllendiriyor. Bizim zavallı Kumrulu ise olup biten numaraları yutuyor ve hayranlıkla izliyor.

         Birkaç günlüğüne de olsa gezip görmek için seyahata çıktım. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde Mali Müşavir Mustafa Çaya, Avukat Hakan Çetik, Kuyumcu Ovagim Zeki ve Gazeteci İlhan Tinci ve Gümrük Bakanlığında çalışan Şube Müdürü Abdurrahman Özbek gibi Kumruyu seven binlerce Kumrulu var . Ve onların her birisi Kumrulu sevdalısı.  Kumruya bir şeyler yapmanın çapası içindeler. . Gösterdikleri yakın ilgiden dolayı kendilerine özellikle teşekkür ederim. Bizim gibi düşünenler çok fazla. Yeter ki  var olan gücümüze inanalım.

         Kumrunun fedakar insanlara ihtiyacı var. Oysa kazanmanın da yolu yatırımdan geçer. Bencillik insanın kendini de bir gün gelir bitirir. Eğer bencil ruhlular çoğunlukta olsa, bırakın Kumruyu, dünya da bile yaşanmaz. Mücadele iyi ile kötü arasında hayat var olduğu süre devam edecektir. Pes etmek yok öyle. İnanıyorum ki, doğrular eninde sonunda kazanacaktır.

         Hepinize güzel günler efendim.......................

                                                                                       Bekir AKKAYA         

                                                                                     KUMRU. 03.08.200

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Kumru'da birşeyler oluyor / Bekir AKKAYA

Siz siz olun Kumru’yu görmeden sakın Azrail’e teslim olmayın. Hakikaten Kumru, güzel, şirin ve tarihi bir ilçe. Bugüne kadar tarihi diyemiyorduk. Ancak son araştırmalar Kumru’da yerleşmenin MÖ. 4500 yılına kadar uzandığını gösterdi.

         Geçen ay Fatsa’da yapılan, Fatsa’nın da aralarında bulunduğu  “FATSA VE ÇEVRE İLÇELER KALKINMA KURULTAYI’n da  7 ilçeden birisi de Kumru idi. Kumru’nun da yetkilileri,  Kumru’nun da problemlerini gözler önüne serdi. Bunun Kumru için güzel bir adım olduğunu düşünüyoruz. Belki de diğer ilçeler Kumru kadar içlerine kapanık değildirler. Bizim gözlemlerimizden şunu söyleye biliriz. Kumrunun ne iş adamı, ne politikacısı, ne de kurum amirleri bu tür toplantılara alışık değil. Kurultaya iştirak eden Kumruluların ifadelerinden biz

Halk Güç- Dilek Taşına Koşuyor ! (Özel Haber)

Kumru – Düzoba Yaylası – Kurtalan Mevkiinde bulunan, yöre halkının “ GÜÇ –DİLEK TAŞI “ diye adlandırdıkları, efsanevi taş, yurdun bir çok yerinden gelen vatandaşlar tarafından ziyaretçi akınına uğruyor. Bir süre önce Kumru Erecek Yaylasında yapılan şenliklerde ve Düz oba Yaylasındaki şenliklerde  70 yaşındaki dedeler güreşmek isteyerek, güreş öncesi güç taşına oturarak, güç aldıklarını söylemişler ve güreşte gençlere oranla büyük başarı göstermişlerdi. Her iki şenliklerde yapılan dedeler güreşi yazılı ve görsel basında defalarca gösterilmişti.

         Daha çok yöre halkınca ziyaret edilen taşın gücü ve cinselliği artırdığına inanılıyor. Ayrıca taşa oturanlar her türlü dileklerinin de yerine geldiğini ifade ediyorlar.

         Yöre halkınca dilden dile anlatılan taşın ilginç bir efsanesi var. Taşın en ilginç özelliği ise taşa değişik yönlerden bakıldığında, çıplak bir kadının tüm vücudunun her alanını göre bilmek mümkün. Ayrıca taş modern bir koltuk olarak ta kullanıla biliyor. Taşı ilk olarak

1997 yılında tüm okuyucularına fotoğrafı ile birlikte Gazeteniz Ordu Haber duyurmuştu.

         Erecek ve Düz oba şenliklerine kadar daha çok gizli olarak ziyaret edilen taş, şimdilerde günün her saatinde ziyaretçi akınına uğruyor. Yöre halkı, bu yoğun ilgiden dolayı son derece rahatsız. Halk, taşın zarar görmesinden korkuyorlar. Yetkililerce taşın korunma altına alınmasını isteyen yöre halkı “ gerekirse kendimiz bekçi tutar taşımıza sahip çıkarız, taş bizim için ekmek su kadar önemli, her başımız daralsa fayda görüyoruz” diyorlar.

         Halk taşa o kadar önem veriyorlar ki, hükümet üyelerinin her birinin taşa oturmaları halinde “enflasyonun da geçim sıkıntısının da birden yok olacağını”söyleyenler bile çok fazla. Taşın profesörlerce de incelendiğini söyleyen yöre halkı, çocuğu olmayan bir çok ailenin taşa oturduktan sonra çocuklarının olduklarını ifade ediyorlar. Evlenemeyen, münasip birini bulamayan bir çok kız ve oğlanın bu taşa oturduktan sonra kısa zamanda gül gibi aileye kavuştuklarını, bunların bir çoklarının çocukları olduğunu, bu yüzden de taşı sık sık ziyaret ettiklerini vurguluyorlar.

         Kısacası Kumru’da bulunan taş,  belki de ümitlerini yetirenlerin, geçinemeyenlerin, şansı yaver gitmeyenlerin, ayrılma noktasında olanların, işi bozulanların şon şansı. Falcıların, muskacıların iyi pirim yaptığı günümüzde bu taşa oturmakta büyük fayda olduğuna artık bizde inanıyoruz. Hiç olmazsa taşa oturmak parayla değil. Bizden söylemesi. Gerisi size kalmış.................

                                                                                                        KUMRU

                                                                                                  Bekir AKKAYA

                                                                                                         23.08.2000                               

.................... © Bekir Akkaya Blogspot Copyright 1999 ©.............

Halk Güç- Dilek Taşına Koşuyor ! (Özel Haber)

Kumru – Düzoba Yaylası – Kurtalan Mevkiinde bulunan, yöre halkının “ GÜÇ –DİLEK TAŞI “ diye adlandırdıkları, efsanevi taş, yurdun bir çok yerinden gelen vatandaşlar tarafından ziyaretçi akınına uğruyor. Bir süre önce Kumru Erecek Yaylasında yapılan şenliklerde ve Düz oba Yaylasındaki şenliklerde  70 yaşındaki dedeler güreşmek isteyerek, güreş öncesi güç taşına oturarak, güç aldıklarını söylemişler ve güreşte gençlere oranla büyük başarı göstermişlerdi. Her iki şenliklerde yapılan dedeler güreşi yazılı ve görsel basında defalarca gösterilmişti.

         Daha çok yöre halkınca ziyaret edilen taşın gücü ve cinselliği artırdığına inanılıyor. Ayrıca taşa oturanlar her türlü dileklerinin de yerine geldiğini ifade ediyorlar.

         Yöre halkınca dilden dile anlatılan taşın ilginç bir efsanesi var. Taşın en ilginç özelliği ise taşa değişik yönlerden bakıldığında, çıplak bir kadının tüm vücudunun her alanını göre bilmek mümkün. Ayrıca taş modern bir koltuk olarak ta kullanıla biliyor. Taşı ilk olarak