Kumru İlçesi'nin İlk Kültür ve Haber Sitesi -İnternette İlk Yayın : 1999
Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.
23 Haziran 2008
Televizyon ve Çocuk
TERBİYECİ/ İSMET KAYMAK
Rab; terbiyeci manasına gelir.Alemlerin yaratıcısı yoktan var edicisine hamd ü sena ederiz.O uslandırıcı,düzeltici ve idare edicisidir.Allah kimin terbiyecisi Alemlerin,canlı cansız bütün varlıkların terbiyecisidir.Alem nedir?:Alem yenilir içilir bir şey değildir.Güneş bir alemdir.Yıldızlar;Ay;Dünya da bir alemdir. İnsanlar da birer alemdir.Bu alemde herkes üzerine düşen görevleri yapması gerekiyor.Mesela:Güneş ışık ve ısı veriyor.Bizler güneşe yalvarmadan ,bize ısı ver,ışık ver demeden görevini tamamlıyor.Diğerleri de öyle vazifelerini tam ve eksiksiz yapıyorlar. Yıldızlar Çakışmıyor çatışmıyorlar.AMAN DİKKAT! YER İSTANBUL.... BURALAR DA OLABİLİR!/Prof. Dr. Murat SEVENCAN
Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır.Bir muddet tek başına oturduktan sonra 20-22 yaşlarında başka bir genç
yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadasları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla
Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder... O zamana kadar hiç bir diyaloğa girmedikleri arkadaşıma dönerek: 'yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek.
Kitaplar Arasında Geçen Yıllar/ Bekir Akkaya
Bir İmam Hatipli olarak 1977 yıllarında tuttuğum notları not defterimden sayfa sayfa sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. “Kırık Hançer” Yılmaz Boyunağa’nın bir romanının adı. Romandan bazı cümleleri de not defterime taşımışım.“Türkler Musevilik ve Hıristiyanlık dururken, bunları bildikleri halde neden milli inançları olan Şamanizm’i terk ederek büyük çoğunluk halinde Müslüman oldular?”
Yılmaz Boyunağa Kırık Hançer kitabında bu soruya şöyle cevap veriyor. Türklerin Müslüman olmalarının asıl sebebi, İslamiyet’in ilahi ve bütün insanlığa ve kainata hitap eden bir din olmasından dolayı Müslüman olmuşlardır.” Ve Türkler onuncu yüzyıl sonlarında Müslüman olmuşlardır.
Etiketler:
Yazarlarımız-Şairlerimiz,
Yazılarım
Ericek Yaylası Nineler Güzellik Yarışması
Etiketler:
Fotoğraf Galeri,
Fotoğraflarım,
Haber-Yorum
22 Haziran 2008
MSN Kullananlar Dikkat!
MSN listelerinde sizi engelleyenleri göstereceğini ima eden adreslerden uzak durun.MSN listesinizde yer alan birisi sizi engellediğinde o kişiyi hep çevrimdışı görürsünüz. Uzun süredir listenizde çevrimdışı olan birisi, içinize kuşku düşürebilir ve "Acaba beni engelledi mi?" sorusunu aklınıza getirebilir. Bazı web siteleri, merak duygunuzu kullanarak ve sizi engelleyenleri göstereceğini söyleyerek hain tuzaklar kuruyor.
Etiketler:
Haber-Yorum
YEŞİL KUMRU KARTPOSTAL (FOTOĞRAF)
Etiketler:
Fotoğraf Galeri,
Fotoğraflarım
TASARRUF
'5 yaşında idim.Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri,
PTT 'NİN ÜSTÜNDE BAZ İSTASYONU
Etiketler:
Haber-Yorum
21 Haziran 2008
KUMRU TV’DE İLGİNÇ BİR YAZI
Kumru.tv internet sitesi KUMRU TV imzalı ilginç bir yazı yayımladı. Çamdan kavaktan ifadeler içersinde “Kumru’da kısa gündem konularına ”yer verilen yazıda “Meslek yaşamı boyuncu, hep gösterilenin dışında gösterilmeyen “giz”leri yönelik eğilimimiz yüzünden zaman zaman kendimi de eleştirdiğim olmuştur.” Denildikten sonra, yazının bir başka yerinde
Etiketler:
Haber-Yorum
GENEL SEKRETERLİK GÖREVİNDEN AYRILDI
Açılışı bir süre önce gerçekleştirilen ve genel merkezi Kumru’da bulunan Karadeniz Görme Engelliler Derneği kurucu üyelerinden ve şu anda genel sekreterlik görevini yürüten Bekir Akkaya “iş yoğunluğunu” gerekçe göstererek dernekteki genel sekreterlik görevinin yanı sıra tüm görevlerinden 18.06.2008 tarihinde istifa etti. İstifa dilekçesini Yönetim Kurulu ve Dernek Başkanı Faruk Teber’e imza karşılığı vererek “bu tarihten itibaren ilgili dernekle hiçbir bağının bulunmadığını söyledi. Şimdilik ayrılma nedeni olarak iş yoğunluğunu gösteren Bekir Akkaya’nın asıl ayrılma nedeni merak ediliyor. Kumru Haber/KUMRU
Etiketler:
Haber-Yorum,
Hakkımda,
Yazarlarımız-Şairlerimiz
19 Haziran 2008
ALİ BAZ’I TANIYALIM!
Etiketler:
Biyoğrafi,
Yazarlarımız-Şairlerimiz
18 Haziran 2008
ANASİAD Başkanı Cep: "TOKİ'ye çağrıda bulunuyorum, inşaat malzemelerini Anamur esnafından alsınlar"
Radyo söyleşisinde soruları yanıtlayan Cep, Anamur'da TOKİ tarafından yapılan inşaatların bölge insanına daha fazla katkı sağlaması gerektiğinin altını çizerek TOKİ'nin inşaatlarında kullanılan
Etiketler:
Haber-Yorum
MEHTER TAKIMI HABERİNE BİR AÇIKLAMA
Muhterem Bekir Hocanın bilgisine, Öncelikle mehter takımının kurulmasında maddi ve manevi katkıları olan herkesi tebrik eder, mehter takımının hep hayırlı iş ve ortamlarda sanat icra eylemesini temenni ederim.
Her kişiye hakkını teslim etmek, ilahi ve evrensel adalet ilkesi gereğidir.
Mehter takımına maddi ve manevi destek noktasında gerekli alakayı gösterenlerden birisinin de HACI EMİN PAYAT olduğuna bizzat şahsım, özelde belediye başkanım ve genelde birçok kişi şahit olmuştur. Teşekkür kısmında isminin yer almamasını vefa ilkesi gereği hoş görmüyorum. Saygılarımla
Av. Metin SALMAN /İSTANBUL
Etiketler:
Hakkımda,
Yazarlarımız-Şairlerimiz
Mustafa Pürçek ve Davut Yılmaz İkilisi Özel haber
Etiketler:
Araştırma-İnceleme,
Biyoğrafi,
Haber-Yorum,
Yazarlarımız-Şairlerimiz
Sonraki adım; Gül'ü indirmek/Yusuf GEZGİN/aktifhaber.com
Demokrasimiz(!)de millet iradesinin nüfuz edemediği, siyasal süreç üzerinde etkili kurumlar, noktalar vardır. "Göbeğini kaşıyanlar, bidon kafalılar bu stratejik kurumların sorumluluğunu taşıyacak rüşte ermediğinden, buralar asla milletin inisiyatifine bırakılamaz!” İşte bu bakış açısından dolayı sisteme millet iradesini dengeleyecek, gerektiğinde devreye girecek sigortalar yerleştirilmiştir. Çok partili döneme
Yalnizligin En Cok Koydugu Anlar/Sevda CETINKAYA
Zaman zaman hepimiz gebeririz yalnizliktan. .Iste yalnizligin en cok koydugu anlar:((( * .akşam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...
* .hastalandiğinizda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya birakip hakkını helal et diyorsanız yalnızliği iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.
17 Haziran 2008
NAFİLE İNAN (ŞİİR) İSMET KAYMAK
Etiketler:
Yazarlarımız-Şairlerimiz
GELMEZ GERİ (ŞİİR) /İSMET KAYMAK
Etiketler:
Yazarlarımız-Şairlerimiz
ANASİAD Başkanı Cep, Enerji Bakanı Güler ile EGD Başkanı Toprak'a inşaat sektörünün sorunlarını anlattı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e inşaat sektörünün sorunlarını aktarmaya çalıştığını kaydeden Cep, "EGD başkanı Celal Toprak'ı da böylesine mükemmel bir organizasyona imza attığı için kutluyorum" dedi.
Etiketler:
Haber-Yorum
ÇALIŞSANA(şiir) İSMET KAYMAK
Etiketler:
Yazarlarımız-Şairlerimiz
ANASİAD Başkanı Cep,TİMSE ile işbirliği yapacağız"
Yanında ANASİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Vedat Çelikbaş ile TİMSE merkezi'ne gelerek Genel Başkan Nazım Aygün ile görüşen Cep, "TOKİ sektörde haksız
Etiketler:
Haber-Yorum
16 Haziran 2008
Kumru Mehteran vizyona giriyor/ MURAT SÜĞÜMLÜ'NÜN HABERİ
Kumru Belediyesi Ve Din Görevlileri Derneği İşbirliği İle Kumru İlçesine Farklı Güzellikler Katmak İçin Yola Çıkan Mehteran Takımı Hazırlıklarını tamamlayarak Kumrulu seyircilere vereceği ilk konserini beklemeye başladı.Yaklaşık 3 aydır çalışmalarına devam eden mehter takımı yaptığı hazırlıklarını tamamlayarak Genel Bir Provayla Çalışmalarına Son Şeklini Verdi. 21 Haziran günü muhteşem bir organizasyonla kumrululara merhaba diyerek heyecanlı günler geçirtecek mehter takımı kadrosu ağırlıklı olarak kumru müftülüğü personeli, esnaf, öğrenciler ve değişik kesimlerden katılan gönüllü kişilerden oluşmaktadır. Çekirdek kadrosunu oluşturan din görevlilerinin daha önce tasavvuf musikisi dalında değişik olarak
İstanbul’daki Ordulular Hakkı Bulut konseriyle coştu/Adem Eyüpoğlu'nun Haberi
İstanbul Hadımköy Ordulular Derneği’nin düzenlediği 2. piknik şölenine bu yıl Hakkı Bulut damgasını vurdu. Yassıören Mesire alanındaki pikniğe akın eden Kumrulular, unutulmaz bir hafta sonu geçirdi. Sabah saat 10:00’da başlayan piknikte yumurta taşıma, çuval, halat çekme yarışmaları gerçekleştirdi. Yarışmaları orduluların dışında Muş, Tokat ve Erzurumluların
Etiketler:
Haber-Yorum
12 Haziran 2008
"Şu Benim Gariban Halkım" Türkü Sözü/FAİK ÇAĞLAR
KUMRULULAR PİKNİK'DE ÇOŞTU
Etiketler:
Haber-Yorum
11 Haziran 2008
Ozan Selami ve Kumru Şiiri /Bekir AKKAYA
Etiketler:
Araştırma-İnceleme,
Biyoğrafi,
Yazarlarımız-Şairlerimiz
"Dünyadan Tiksindim Hani"/ Şiir/ Faik Çağlar
Dünyadan tiksindim haniSöylenecek sözüm çoktur
Bela arar bulur seni
Aramana lüzum yoktur
******
Suçlayalım ama kimi
Sanki sorun bir iki mi
Tüm pislikler birikimiKolayına çözüm yoktur
*******
Kimi bezgin kimi mutlu
Kimi olgun kimi kurtlu
Yaşıyoruz şartlı şurtlu
Hiçbir işte düzüm yoktur
*******
Dar gelirle bağlı eller
Yokluğa özgürlük derler
Dostça yüzüne gülerler
Güvenilir dürzüm yoktur
*******
BİR İMAM HATİPLİNİN NOT DEFTERİ -3 / BEKİR AKKAYA
Bir İmam Hatipli olarak 1977 yıllarında tuttuğum notları not defterimden sayfa sayfa sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. “Kırık Hançer” Yılmaz Boyunağa’nın bir romanının adı. Romandan bazı cümleleri de not defterime taşımışım.
“Türkler Musevilik ve Hıristiyanlık dururken, bunları bildikleri halde neden milli inançları olan Şamanizm’i terk ederek büyük çoğunluk halinde Müslüman oldular?”
Yılmaz Boyunağa Kırık Hançer kitabında bu soruya şöyle cevap veriyor. Türklerin Müslüman olmalarının asıl sebebi, İslamiyet’in ilahi ve bütün insanlığa ve kainata hitap eden bir din olmasından dolayı Müslüman olmuşlardır.” Ve Türkler onuncu yüzyıl sonlarında Müslüman olmuşlardır.
Yine aynı kitaptan Tevrat’la ilgili şu bilgileri notlarıma almışım. Tevrat; Hz. Süleyman dan sonra gelen 24 kadar Yahudi hükümdarlarının çoğu Haz. Musa’nın dinini terk etmişlerdir. Bu hükümdarlardan biri tekrar Musa’nın dinine dönmüş ve bunun zamanında, yani bundan 1600 sene kadar önce Azra adlı bir kahin, Tevrat’ın asıl nüshasını Kudüs’te bulup meydana çıkardığını ilan etmiştir. Bugünkü Tevrat işte budur.
Bu nüshalar çoğaltıldı. Şimdi elde bulunan Tevrat Hz. Musa’ya gelmiş Tevrat değildir. Sonradan çeşitli insanlar tarafından yazılmış bir çok harfleri, iftiraları içine alan bir mecmuadır. İçinde asıl Tevrat’tan parçalar ve kısımlar da vardır.
Tevrat’ın aslı kaybolmuştur. Yahudiler Tevrat’ı da İncil’i de değiştirdiler. Kendi menfaatlerine uyan yazılar yazdılar.
***************
“Kırık Hançer” romanından aldığım notlar bunla da sınırlı olmamış. İncil’le ilgili şu bilgileri de bu romandan şöyle almışım.
İncil; Bugün elimizde var olan İncil’inde asıl ve hakiki nüshası yoktur. Hıristiyan’ların elinde bulunan ve Ahdi Cedid adını taşıyan kitaplar Hz. İsa’ya Allah tarafından inmiş olan İncil değildir.
İsa’dan sonra çeşitli insanların yazmış olduğu kitaplardır.
****************
“Az yaşa çok yaşa, akıbet gelir başa. “
*************
Şimdide aynı romandan Peygamberimiz Hz. Muhammet’ten Sözler başlığı ile şu sözleri not etmişim.
“Yabancı kadına şehvetle bakan kimsenin gözleri ateşle doldurulup, sonra cehenneme atılacaktır.”
“Komşu kadınlara ve arkadaşların hanımlarına şehvetle bakmak, yabancı kadınlara bakmaktan on kat daha günahtır.”
“ Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan bin kat daha günahtır.”
Zina günahları da böyledir.
“Evlenen dinin yarısını korumuştur.”
“Bir kimse gusül abdesti alması gerek durumda gusül abdesti almadan bir namaz vakti geçse, o kimseye ateşten gömlek giydirilecektir.”
“İçki ile iman bir yerde durmaz. İçki içince iman çıkacaktır.”
Hz. Osman Diyor ki;
“ Allah’a yemin ederim ki, bir kimse eline içki alıp içerken iman, o içkiye derki; -Hey Lanet! Dur! Ben çıkayım da, ondan sonra sen gir.”
Peygamberimiz : “ Her kim üzerindeki elbiselerinde haramdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namaz ve yapılan dualar kabül olmaz.”
“Dostluk ve düşmanlık Allah rızası için olmalıdır.”
“Sana gelmeyene gitmem, seni mahrum edene vermem, sana luzum eden af etmem.”
“Akraban kesse bile, onlarla ilgini kesme.”
Allah sizin üç şeyinizi hoş görmez. Dedi-kodu, mal israfı ve lüzumsuz soru.”
“Bizi kandıran bizden değildir.”
Hz. Aişe Anamız Ben Peygamberden işittim:
“Ezan okunurken iş işlemek dinde noksanlıktır.”
“Her kim ezan sesini işittiği zaman müezzinle birlikte hafif okursa, her harfine bin sevap verilir.” Bin günahı mahvolur.”
Bu notların Kaynağı: Kırın Hançer-Roman-Yılmaz Boyunağa…
Ben bu notları 01.03.1977 tarihinde almışım.
******************
“Ahmet Günbay Yılmaz’ın Çiçekler Susayınca adındaki kitabından aldığım notların başlığı “Güzel Sözler” adını taşıyor. İşte o notlarım.
Güzel Sözler:
“Güzel söz yılanı ininden, kötü söz insanı dininden çıkarır.”
“ İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür.
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”. Mehmet Akif.
“ Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için.”
“İnsanın suratına değil siretine…Kalıbına değil, kalbine…Malına değil, ameline…İbadet, ile beliren haline bakarım…”-Kuran-ı Kerim
“Dünya insanlarla şeref bulmuştur. İnsanın şerefli oluşu ruh iledir. Ruhun akıl ile…Aklın ilimle…İlmin amel ile…Amelin de şerefli olduğu İman ve İhlas iledir.”
“Kalpte Allah korkusu olacak, şeytan tortusu değil.”
“İman insanı insan eder.
İnsan değil belki sultan eder.”
“Bir kimse de kin varsa, o kimse de din yoktur.” –Hadis
“Gülü gül yapan yanındaki dikenidir.
İnsanı insan yapan, kalbindeki imanıdır.”
“Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hem de Allah’tan yardım bekleriz.
Ne utanmaz köpekleriz.”
“Allah’a dayan saya sarıl hükmüne ram ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.” –Mehmet Akif
“Gök cisimlerini ve güneş manzumesini düzenleyen ve kâinatı idare eden gücü tesadüfe bağlamak imkansızdır.” – Laplace
“Kar yağmadık kış, hal gelmedik baş olmaz.”
“Kul darda kalmayınca, Hızır yetişmez.”
“Nefret, cehaletin gözlere çektiği kapkara perdedir.
Sevgi ise, gönülden gönüle yansıyan bir aynadır.”
“Çalıştır kafanı, al nafakanı.”
“Acı sirkenin zararı küpüne olur.”
“Okşayan eli ısıranlar, tekmeleyen ayağı öperler.”
Bu notları Ahmet Günbay Yılmaz’ın kitabından 05.04.1977 tarihinde almışım.
***************
Bu aldığım notlar notların ötesinde bir İmam-Hatiplinin o yıllarda hangi tür kitapları okuduğunu da göstermektedir. Biz o yıllarda tüm arkadaşlarımız bulduğumuz her türden kitabı okurduk. Bütün arkadaşlarımız kitaba önem verirler ve bütün öğretmenlerimiz bizleri girdikleri derslerde kitap okumaya yönlendirirlerdi. Dersimize giren öğretmenlerimiz tavsiye ettiği kitaplar genelde kendi düşüncelerini de ortaya koymuş olurdu. İleride öğretmenlerimizin bizlere tavsiye ettiği kitapları da burada yazacağım.
****************
Biz aldığımız notları paylaşmaya devam edelim. Şimdi ise Metmet Birgül’ün Mutluluk Yolu Romanından aldığım notları sizlere sunmak istiyorum. “MUTLULUK YOLU” KİTABININ ARKA KAPAĞINDA YAZILANLAR “ Akıllı insan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayıran kimsedir. O geleceğini düşünür. Hayattan çok şey beklemez. Hırslarını ve arzularını dizginlemesini bilir. Başkaları ve kendisi için zararlı olabilecek şeylerden çekinir…Millet yararına sanat için, canını bile feda eder.
(İyiler dururken, neden kötüler? Aydınlıklar dururken, neden karanlıklar? Kardeşlik varken niçin düşmanlıklar? Merhamet dururken neden gaddarlıklar?
“Ne acayiptir o kimse ki, ahireti tasdik ettiği halde sırf dünya için çalışır. Dünya insan tabiatının meylettiği bir yeşilliktir. Allah sizi oraya bıraktı…Nasıl amel işleyeceğinize bakıyor.
*****************
Mutluluk Yolu Kitabının arkasında bu yazıları notlarım arasına aynen yazmışım. Şimdi ise kitaptan aldığım diğer notlar şöyle.
“İnsanlar parayla değil, kendi iyi ve kötü meziyetleri ile değer kazanır.”
“İnsanların en güzel anlaştıkları ortam, telaşsız oldukları andır.”
Zulüm: Eza, cefa zulüm olduğu gibi: Kendisine çay ısmarlayıp, kapıcısına uzaktan baktırmak zulümdür. Her hangi birine kötü söz söylemek zulümdür. İşçinin parasını bekletmek zulümdür.
“İnsanların dünyasında, onlarda değer ölçüsü, fakirlik, zenginlik, çirkinlik, güzellik, zencilik ve beyazlılıkla olmaz. İnsanın insandan üstün olması için, takvaca üstün olması lazımdır. Takva sahibi olanlar zulüm yapamazlar. Zulüm edenden hoşlanmazlar. Yolu şaşırmışlara yol gösterirler.”
“İyi bir iman olmayınca Allah’tan haya da olmaz.”
“İyi insan numune görmeyince kötülüğüe saplanır.”
“Cemiyette nasıl hareket edileceğini bilmeyen kötü insandır.”
“Akıntıda balık durmaz.”
***************
Soru : Japonya yakın tarihte büyük bir zaiata uğradı. Harpten çıktığı halde büyüklere baş kaldıracak kadar ileri bir merhale kat etmiş durumdadır. Bunun sebebi nedir?
Cevap: Onların inançlarının ruhu, İslam kabuğu Budizim olduğu için, Japonlar bugün, teolojik din devriyle, pozitif ilim devrinin her ikisini beraber yaşatan bir millet olduğu için, böyle baş döndürücü bir hızla ilerlemesini bilmiştir.
****************
Hayatın Temel Prensibi üçtür:
1. İlim
2. İbadet
3. Karşılıksız sevgi
**************
“Kurtarılmaya muhtaç olanlar kimseyi kurtaramazlar.”
“Cemiyetle kendini sorumlu tutabilmek için insan, kâmil olmak lazımdır.”
“Eğer Lenin-Mao bir an için kendilerini unutup halkın yerine koysalardı,
Komünizm rejimi gibi zalim ve gaddar bir rejim ihdas etmezlerdi.”
“İki günü müsavi olan aldanmıştır.”
“Uzlet kuvvetlilere vatan, zayıflara gurbettir.”
“Para, kadın veya erkek gösteriş için istenilen geçici ve aldatıcı şeylerdir.”
“Cemiyet ayakta durabilmesi için, cemiyeti meydana getiren kişilerin, inançta, yaşayışta, gayede, ızdırapta ve refahta birleşmeleri lazımdır.”
“İyi bir hanım sosyaldir. Umumun metağı değil, terk ferdin sefiğidir.”
“Plansız hiçbir şey yürümez.”
“Her şey yerinde olduğu zaman güzeldir.”
Akıllı kimse, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayıran kimsedir.”
“Dünya bütün fikir adamlarını birleştirse gerçek eşitliği sağlamak için yapacağı müeyyideler, İslam inancının getirdiği düsturlardan daha müessir olamaz.”
***************
“Örtü kadının ziynetidir. Kadın ailenin müvesidir.”
“Kadının örtülmesi ağırbaşlılığının, hürmete layık olmanın ifadesidir. Örtü kadının ziynetidir. Süsüdür.”
“Bayanlar ince ruhludur. Küçük bir şeyle mutlu olurlar, küçük bir şeyle bedbin olurlar.”
“Evi yıkan da kadın, yapan da kadındır. Cemiyeti memur hale getiren de kadın, öldüren de kadındır.”
Büyük Devlet Adamı BİSMARK : “ Bütün dinleri tetkik ettim. Gördüm ki bir aileyi idare edecek kuvvete sahip değiller. Ancak İslam Dini dünyayı idare edecek kuvvete sahiptir..”
Kaynak: Mutluluk Yolu-roman-Mehmet Birgül
Benim bu notları aldığım tarih 08.04.1977 tarihidir.
**************
Bu notların hemen altına şu notu ilave etmişim. Semuel Smıles’in “Kitapların Arkadaşlığı” yazısından şu notu almışım. Semuel Smıles Diyor ki; “Kitap okurken mutlaka şu yolu takip edin.
1. Yeni çıkan bir kitabı bir yıl geçmedikçe okumayın.
2. Ün yapmış kitaplardan başka kitap ta okumayın.
3. Yalnız hoşlandığınız kitapları okuyun.
Bu notları
İkinci notlarımın sonu…
Bu yazı devam edecek…
Bekir AKKAYA/KUMRU/08.06.2008
“Türkler Musevilik ve Hıristiyanlık dururken, bunları bildikleri halde neden milli inançları olan Şamanizm’i terk ederek büyük çoğunluk halinde Müslüman oldular?”
Yılmaz Boyunağa Kırık Hançer kitabında bu soruya şöyle cevap veriyor. Türklerin Müslüman olmalarının asıl sebebi, İslamiyet’in ilahi ve bütün insanlığa ve kainata hitap eden bir din olmasından dolayı Müslüman olmuşlardır.” Ve Türkler onuncu yüzyıl sonlarında Müslüman olmuşlardır.
Yine aynı kitaptan Tevrat’la ilgili şu bilgileri notlarıma almışım. Tevrat; Hz. Süleyman dan sonra gelen 24 kadar Yahudi hükümdarlarının çoğu Haz. Musa’nın dinini terk etmişlerdir. Bu hükümdarlardan biri tekrar Musa’nın dinine dönmüş ve bunun zamanında, yani bundan 1600 sene kadar önce Azra adlı bir kahin, Tevrat’ın asıl nüshasını Kudüs’te bulup meydana çıkardığını ilan etmiştir. Bugünkü Tevrat işte budur.
Bu nüshalar çoğaltıldı. Şimdi elde bulunan Tevrat Hz. Musa’ya gelmiş Tevrat değildir. Sonradan çeşitli insanlar tarafından yazılmış bir çok harfleri, iftiraları içine alan bir mecmuadır. İçinde asıl Tevrat’tan parçalar ve kısımlar da vardır.
Tevrat’ın aslı kaybolmuştur. Yahudiler Tevrat’ı da İncil’i de değiştirdiler. Kendi menfaatlerine uyan yazılar yazdılar.
***************
“Kırık Hançer” romanından aldığım notlar bunla da sınırlı olmamış. İncil’le ilgili şu bilgileri de bu romandan şöyle almışım.
İncil; Bugün elimizde var olan İncil’inde asıl ve hakiki nüshası yoktur. Hıristiyan’ların elinde bulunan ve Ahdi Cedid adını taşıyan kitaplar Hz. İsa’ya Allah tarafından inmiş olan İncil değildir.
İsa’dan sonra çeşitli insanların yazmış olduğu kitaplardır.
****************
“Az yaşa çok yaşa, akıbet gelir başa. “
*************
Şimdide aynı romandan Peygamberimiz Hz. Muhammet’ten Sözler başlığı ile şu sözleri not etmişim.
“Yabancı kadına şehvetle bakan kimsenin gözleri ateşle doldurulup, sonra cehenneme atılacaktır.”
“Komşu kadınlara ve arkadaşların hanımlarına şehvetle bakmak, yabancı kadınlara bakmaktan on kat daha günahtır.”
“ Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan bin kat daha günahtır.”
Zina günahları da böyledir.
“Evlenen dinin yarısını korumuştur.”
“Bir kimse gusül abdesti alması gerek durumda gusül abdesti almadan bir namaz vakti geçse, o kimseye ateşten gömlek giydirilecektir.”
“İçki ile iman bir yerde durmaz. İçki içince iman çıkacaktır.”
Hz. Osman Diyor ki;
“ Allah’a yemin ederim ki, bir kimse eline içki alıp içerken iman, o içkiye derki; -Hey Lanet! Dur! Ben çıkayım da, ondan sonra sen gir.”
Peygamberimiz : “ Her kim üzerindeki elbiselerinde haramdan bir tel iplik olsa, o elbise ile kılınan namaz ve yapılan dualar kabül olmaz.”
“Dostluk ve düşmanlık Allah rızası için olmalıdır.”
“Sana gelmeyene gitmem, seni mahrum edene vermem, sana luzum eden af etmem.”
“Akraban kesse bile, onlarla ilgini kesme.”
Allah sizin üç şeyinizi hoş görmez. Dedi-kodu, mal israfı ve lüzumsuz soru.”
“Bizi kandıran bizden değildir.”
Hz. Aişe Anamız Ben Peygamberden işittim:
“Ezan okunurken iş işlemek dinde noksanlıktır.”
“Her kim ezan sesini işittiği zaman müezzinle birlikte hafif okursa, her harfine bin sevap verilir.” Bin günahı mahvolur.”
Bu notların Kaynağı: Kırın Hançer-Roman-Yılmaz Boyunağa…
Ben bu notları 01.03.1977 tarihinde almışım.
******************
“Ahmet Günbay Yılmaz’ın Çiçekler Susayınca adındaki kitabından aldığım notların başlığı “Güzel Sözler” adını taşıyor. İşte o notlarım.
Güzel Sözler:
“Güzel söz yılanı ininden, kötü söz insanı dininden çıkarır.”
“ İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür.
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”. Mehmet Akif.
“ Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için.”
“İnsanın suratına değil siretine…Kalıbına değil, kalbine…Malına değil, ameline…İbadet, ile beliren haline bakarım…”-Kuran-ı Kerim
“Dünya insanlarla şeref bulmuştur. İnsanın şerefli oluşu ruh iledir. Ruhun akıl ile…Aklın ilimle…İlmin amel ile…Amelin de şerefli olduğu İman ve İhlas iledir.”
“Kalpte Allah korkusu olacak, şeytan tortusu değil.”
“İman insanı insan eder.
İnsan değil belki sultan eder.”
“Bir kimse de kin varsa, o kimse de din yoktur.” –Hadis
“Gülü gül yapan yanındaki dikenidir.
İnsanı insan yapan, kalbindeki imanıdır.”
“Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hem de Allah’tan yardım bekleriz.
Ne utanmaz köpekleriz.”
“Allah’a dayan saya sarıl hükmüne ram ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.” –Mehmet Akif
“Gök cisimlerini ve güneş manzumesini düzenleyen ve kâinatı idare eden gücü tesadüfe bağlamak imkansızdır.” – Laplace
“Kar yağmadık kış, hal gelmedik baş olmaz.”
“Kul darda kalmayınca, Hızır yetişmez.”
“Nefret, cehaletin gözlere çektiği kapkara perdedir.
Sevgi ise, gönülden gönüle yansıyan bir aynadır.”
“Çalıştır kafanı, al nafakanı.”
“Acı sirkenin zararı küpüne olur.”
“Okşayan eli ısıranlar, tekmeleyen ayağı öperler.”
Bu notları Ahmet Günbay Yılmaz’ın kitabından 05.04.1977 tarihinde almışım.
***************
Bu aldığım notlar notların ötesinde bir İmam-Hatiplinin o yıllarda hangi tür kitapları okuduğunu da göstermektedir. Biz o yıllarda tüm arkadaşlarımız bulduğumuz her türden kitabı okurduk. Bütün arkadaşlarımız kitaba önem verirler ve bütün öğretmenlerimiz bizleri girdikleri derslerde kitap okumaya yönlendirirlerdi. Dersimize giren öğretmenlerimiz tavsiye ettiği kitaplar genelde kendi düşüncelerini de ortaya koymuş olurdu. İleride öğretmenlerimizin bizlere tavsiye ettiği kitapları da burada yazacağım.
****************
Biz aldığımız notları paylaşmaya devam edelim. Şimdi ise Metmet Birgül’ün Mutluluk Yolu Romanından aldığım notları sizlere sunmak istiyorum. “MUTLULUK YOLU” KİTABININ ARKA KAPAĞINDA YAZILANLAR “ Akıllı insan, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayıran kimsedir. O geleceğini düşünür. Hayattan çok şey beklemez. Hırslarını ve arzularını dizginlemesini bilir. Başkaları ve kendisi için zararlı olabilecek şeylerden çekinir…Millet yararına sanat için, canını bile feda eder.
(İyiler dururken, neden kötüler? Aydınlıklar dururken, neden karanlıklar? Kardeşlik varken niçin düşmanlıklar? Merhamet dururken neden gaddarlıklar?
“Ne acayiptir o kimse ki, ahireti tasdik ettiği halde sırf dünya için çalışır. Dünya insan tabiatının meylettiği bir yeşilliktir. Allah sizi oraya bıraktı…Nasıl amel işleyeceğinize bakıyor.
*****************
Mutluluk Yolu Kitabının arkasında bu yazıları notlarım arasına aynen yazmışım. Şimdi ise kitaptan aldığım diğer notlar şöyle.
“İnsanlar parayla değil, kendi iyi ve kötü meziyetleri ile değer kazanır.”
“İnsanların en güzel anlaştıkları ortam, telaşsız oldukları andır.”
Zulüm: Eza, cefa zulüm olduğu gibi: Kendisine çay ısmarlayıp, kapıcısına uzaktan baktırmak zulümdür. Her hangi birine kötü söz söylemek zulümdür. İşçinin parasını bekletmek zulümdür.
“İnsanların dünyasında, onlarda değer ölçüsü, fakirlik, zenginlik, çirkinlik, güzellik, zencilik ve beyazlılıkla olmaz. İnsanın insandan üstün olması için, takvaca üstün olması lazımdır. Takva sahibi olanlar zulüm yapamazlar. Zulüm edenden hoşlanmazlar. Yolu şaşırmışlara yol gösterirler.”
“İyi bir iman olmayınca Allah’tan haya da olmaz.”
“İyi insan numune görmeyince kötülüğüe saplanır.”
“Cemiyette nasıl hareket edileceğini bilmeyen kötü insandır.”
“Akıntıda balık durmaz.”
***************
Soru : Japonya yakın tarihte büyük bir zaiata uğradı. Harpten çıktığı halde büyüklere baş kaldıracak kadar ileri bir merhale kat etmiş durumdadır. Bunun sebebi nedir?
Cevap: Onların inançlarının ruhu, İslam kabuğu Budizim olduğu için, Japonlar bugün, teolojik din devriyle, pozitif ilim devrinin her ikisini beraber yaşatan bir millet olduğu için, böyle baş döndürücü bir hızla ilerlemesini bilmiştir.
****************
Hayatın Temel Prensibi üçtür:
1. İlim
2. İbadet
3. Karşılıksız sevgi
**************
“Kurtarılmaya muhtaç olanlar kimseyi kurtaramazlar.”
“Cemiyetle kendini sorumlu tutabilmek için insan, kâmil olmak lazımdır.”
“Eğer Lenin-Mao bir an için kendilerini unutup halkın yerine koysalardı,
Komünizm rejimi gibi zalim ve gaddar bir rejim ihdas etmezlerdi.”
“İki günü müsavi olan aldanmıştır.”
“Uzlet kuvvetlilere vatan, zayıflara gurbettir.”
“Para, kadın veya erkek gösteriş için istenilen geçici ve aldatıcı şeylerdir.”
“Cemiyet ayakta durabilmesi için, cemiyeti meydana getiren kişilerin, inançta, yaşayışta, gayede, ızdırapta ve refahta birleşmeleri lazımdır.”
“İyi bir hanım sosyaldir. Umumun metağı değil, terk ferdin sefiğidir.”
“Plansız hiçbir şey yürümez.”
“Her şey yerinde olduğu zaman güzeldir.”
Akıllı kimse, doğruyu eğriden, iyiyi kötüden ayıran kimsedir.”
“Dünya bütün fikir adamlarını birleştirse gerçek eşitliği sağlamak için yapacağı müeyyideler, İslam inancının getirdiği düsturlardan daha müessir olamaz.”
***************
“Örtü kadının ziynetidir. Kadın ailenin müvesidir.”
“Kadının örtülmesi ağırbaşlılığının, hürmete layık olmanın ifadesidir. Örtü kadının ziynetidir. Süsüdür.”
“Bayanlar ince ruhludur. Küçük bir şeyle mutlu olurlar, küçük bir şeyle bedbin olurlar.”
“Evi yıkan da kadın, yapan da kadındır. Cemiyeti memur hale getiren de kadın, öldüren de kadındır.”
Büyük Devlet Adamı BİSMARK : “ Bütün dinleri tetkik ettim. Gördüm ki bir aileyi idare edecek kuvvete sahip değiller. Ancak İslam Dini dünyayı idare edecek kuvvete sahiptir..”
Kaynak: Mutluluk Yolu-roman-Mehmet Birgül
Benim bu notları aldığım tarih 08.04.1977 tarihidir.
**************
Bu notların hemen altına şu notu ilave etmişim. Semuel Smıles’in “Kitapların Arkadaşlığı” yazısından şu notu almışım. Semuel Smıles Diyor ki; “Kitap okurken mutlaka şu yolu takip edin.
1. Yeni çıkan bir kitabı bir yıl geçmedikçe okumayın.
2. Ün yapmış kitaplardan başka kitap ta okumayın.
3. Yalnız hoşlandığınız kitapları okuyun.
Bu notları
İkinci notlarımın sonu…
Bu yazı devam edecek…
Bekir AKKAYA/KUMRU/08.06.2008
AK BANK’IN KURDUĞU “ATM” KUMRU’DA HİZMETE BAŞLADI
Fatsa Akbank Şubesi, kazandığı ihale karşılığında Kumru’ya bankamatik kurmayı taahhüt etmişti. 29 Ocak 2008 Salı günü Yapılan sözleşmede oluşturulan diğer şartlar şöyledir. Bu sözleşme ilgili kurumlarla dört yıllığına yapılmıştır. Ak Bank’la yapılan bu sözleşme doğrultusunda aşağıdaki şartları da beraberinde yerine getirecektir. Kumru’ya uygun bir ATM kurulacaktır. Üyelerin almış olduğu bankamatik kredi kartından aidat ya da diğer kesintiler kesilmeyecektir. Promosyon dâhilindeki memurlar, maaşlarının %60’ı oranında avans kredi çekebilecek ve faiz oranı da banka çalışanlarıyla aynı olacak. Yani %5 oranından düşük olacaktır. Sözleşme dört yıllığına olacak. Yapılacak havalelerden komisyon ücreti alınmayacak. Bu sözleşmenin şartlarından yararlanan her personel alış- veriş yapsın ya da yapmasın kredi kartı olmak zorunda olacak.
Yine aldığımız bilgiye göre Öğretmenlerin Ek-Ders ücretleri ATM ‘den alınamayacak. Ek ders ücretleri yine Kumru’da Ziraat Bankası şubesinden alınmaya devam edecek. *Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU
Daha Önceki Haberi Okumak İçin: http://bekirakkaya.blogspot.com/2008/01/promosyon-ihalesini-kumruda-ubesi.html
Etiketler:
Haber-Yorum
10 Haziran 2008
Kredi kartında kandırılıyoruz/Kerim Baydak
İnsanlar kredi kartı kullanımında yeni para kazanma yolları buldular. Bu da bazı suistimalleri beraberinde getirmektedir.Deyim yerindeyse adeta kandırıyoruz/kandırılıyoruz!Nasıl mı kandırılıyoruz? Aslında çok basit!..
Bireylerden kim olursa olsun, muhakkak cebinde,Worldcard, Maksimum, Axes... gibi kredi kartlarından bir veya bir kaçı vardır.Çünkü teknoloji çağında yaşıyoruz ya! Teknoloji son sürat ilerliyor ya! Elbette bu değişime ayak uydurma gibi bir zorunluluk hissettiğimizden, en ufak bir ihtiyacımızı bile kredi kartlarıyla karşılamaya çalışıyoruz. Bu da zamanla başımızı ya derde sokuyor ya da hiç alışık olmadığımız bazı sıkıntılarla karşı karşıya bırakıyor.Belki de sözde hakkımız olan bazı uygulamaların nimetlerinden faydalandıramıyor.
Faydalanamadığımız birkaç kredi kartı kullanması/kullandırılması, kullanım/kullandırma sahtekarlığını sizinle paylaşayım.
*A bankasının kredi kartını kullanıyorsunuz.Bir mağazaya girip alış veriş yapıyorsunuz. Her zaman ki gibi kredi kartıyla ödemek istiyorsunuz.Biraz modern görüneceksiniz ya da teknolojik takılacaksınız yani! Kasada hesaplamalar yapıldı.Kredi kartınızı kasiyer kızlardan birine veriyorsunuz.Kasiyer kız; A bankasına ait kredi kartınızı yine A bankasına ait POS makinesinden çekmesi gerekiyor. Ama nerede!.. O da ne!... Sizin kredi kartınız mevcut bir çok POS makinesi arasından kredi kartının ait olmadığı birinden çekiliyor. Pek önemsemiyorsunuz! Ancak unutmayın! Büyük ihtimalle kandırılıyorsunuz. Bilmiyorsanız sorun yok ama mevcut hakkınız olan banka puan nimetlerinden faydalanmıyorsunuz. Ama eğer biliyorsanız ve müdahale ederek “Neden aynı POS makinesinden çekmiyorsunuz?” dediğiniz de; işte o zaman manidar bir cevapla karşılaşırsınız. “Efendim! Şu an da hatlar çalışmıyor ya da çok yavaş çalışıyor, o bankayla bağlantı yok, o banka hattı arızalı...gibi” diyerek maalesef sizi bankanın para puanlarından ediyorlar.Çünkü bir çok banka yapılan alışverişlerde müşterilerine %5’lere varan para puanlar vermektedir ve siz bu hediye puanlardan oluyorsunuz demektir. Bu puanlar mağazaya kalmaktadır.Yani kandırılıyorsunuz!
Genellikle işyerleri ve mağazalar bir çok bankayla anlaşmalı olduğundan, verdiğiniz kart, başka bankanın POS makinesinden çekilmektedir. Biz de bir şey yapmıyoruz ya da yapamıyoruz.Nereden bileceğiz ki...! Saatlerce bir mal satabilmek için dil döken kişi ve kişiler artık cebimizdeki hakkımız olan birkaç kuruşa bile göz diktiler ve hakkımızı gasp ettiler.
Belki taksitli satışlarda işyerleri ilgili bankayı kullanmak zorunda olduklarından bir şey yapamıyorlar ama diğer SLIP ödemelerde yaklaşık %5-10 arasında para puanınız başka banka makinelerinin kullanılması neticesinde boşa gidip heba oluyor.
*Bazı işyerleri aile bireylerinin tamamı birkaç bankanın kredi kartlarını alarak adeta onlardan para kazanma yoluna gidiyorlar. Nasıl mı? Kredi kartlarının ödeme tarihlerini çakışmayacak şekillerde ayarlayarak kendi POS makinelerinde yüklü miktarlarda alışveriş yapmış gibi ilgili bankadan paralar çekerek sürekli ellerinde sıcak paranın kalmasını sağlıyorlar. Büyük meblağlar oluşturan bu paralarla, kısa sürede getirisi iyi olabilecek mallar alarak haksız bir kazanca sebep oluyorlar. İlgili bankaların tespitleri zor olduğu için bazı işyeri sahipleri bu yolla iyi bir kazanç kapısı bulmuş durumdalar.
* Bazı işyerleri, vatandaşa, mal satmış gibi işlemler yaparak komisyon karşılığında sıcak para tedarik ediyorlar. Acil para bulmanın rahatlığıyla olmadık sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar.
Şimdi muhakkak ki kredi kartı kullanacaksınız..Kullanmak en doğal hakkınız. Ama lütfen kullanırken kredi kartınızın hangi POS makinesinden çekildiğine dikkat ediniz derim. İlgili banka makinesi yok ise kabul edilebilir bir şeydir.
Kasiyerlerin bilerek veya bilmeyerek söyleyecekleri “Hatalı, çalışmıyor, hat yok” gibisinden söylemlerine bekleyerek çözüm bulabilirseniz. Tabi eğer bekleyecek zamanınız varsa... Tabi eğer bankanın verdiği para puanlardan faydalanmak istiyorsanız... İhtiyacınız yoksa bırakıp ta gidebilirsiniz o da başka bir şey tabi!..
Öncelikle esnaf ahlâkı gereği aynı işyerinin birkaç kredi kartı ile para kazanma yollarının pek de etik olmadığını söylemek isterim.
Mevcut sahibi olduğunuz/olacağınız haklarınızı gasp ettirmeyiniz.
Herkes herşeyin bilincindedir elbet!
Bize düşen sadece dile getirmektir.
Gerisi size kalmış tabi ki..
Unutmayınız!..
Kandırıyoruz ve kandırılıyoruz!...
Karar sizin!..
Kerim BAYDAK
kbaydak61-artan@hotmail.com
http://onpunto.com/ShowBlog2.aspx?Web=kerimbaydak&CId=149473
İLKOKUL ARKADAŞLARI 25 YIL SONRA YAYLA PİKNİĞİNDE BULUŞTU (FOTOĞRAF)
1984-1985 Kumru Atatürk İlkokulu mezunu öğrenciler ilkokul öğretmenleri Ayla Köken,eşi beden eğitimi öğretmeni Muammer Kökenle Döşşekdibi ve Erecek yaylasında yaptıkları piknikte bir araya geldiler.Yaklaşık 4 ay önce Ordu öğretmenevinde bir araya gelinmiş ve yazın böyle bir piknikte buluşmak ümid edilmişti.Organizesini Kumru Temsilcimiz Murat Yüreklinin yaptığı piknikte Öğretmen ve öğrencileri eş ve çocukları ile yaylada unutulmaz bir gün geçirdiler. http://picasaweb.google.com/kumruhaber/25YILSONRABULUMAMURATYREK
1984-1985 Kumru Atatürk İlkokulu mezunu öğrenciler ilkokul öğretmenleri Ayla Köken;
9 Haziran 2008
Kumrulu şairimiz Adem Eyüpoğlu'nun ikinci imza günü Bodrum’da
Türkiye’yi ağlatan Kumrulu şairimiz Adem Eyüpoğlu’nun imza günleri hız kesmiyor. İlk imza gününü 2 Mayıs’ta Kumru’da düzenleyen şairimiz, ikinci imza günü için rotasını Bodrum’a çevirdi. 27 Temmuz 2008 Pazar günü gerçekleşecek imza günü için şair, çalışmalarına başladı.Şubat 2008’de çıkardığı ‘"Dün Kendime Seni Aanlattım"isimli şiir kitabıyla binlerce okurun kalbinde taht kuran Eyüpoğlu, imza günleri düzenleyerek hayranlarıyla buluşuyor.
Geçtiğmiiz günlerde Kumru Çok Programlı Lisesi ve Erçallar Kültür Sarayı’nda gerçekleştirdiği ilk imza gününde öğretmenlerine vefa borcunu ödeyen şair, emin adımlarla ilerliyor. İkinci imza gününü Muğla’nın Bodrum ilçesinde gerçekleştirecek olan şair, afiş ve reklam çalışmalarına başladı.
Şairin kitap satışlarını ise Yahşi Bijuteri gerçekleştiriyor. Bodrum’un bütün caddelerine şairim imza gününe yönelik afişler asılmış durumda. Hayranlarının dört gözle beklediği imza günü için şair, Bodrum dışında yaşayan okurlarına seslenerek, ‘Tatilinizi temmuz ayına getirin. Hem benimle tanışma fırsatı yakalayıp kitabınızı imzalatın hem de Bodrum’da keyifli bir yaz tatil geçirin’ diyor.
Göğsümüzü kabartan ve Kumru’nun adını layıkıyla taşıyan Şair Yazar Adem Eyüpoğlu, önümüzdeki günlerde ‘Üstüme Basıp Git Sevgilim, …Ve Aşk Beni Keşfetti, Üniversite Mezunu Çaycı Aranıyor’ isimli şiir ve araştırma inceleme kitaplarıyla karşımıza çıkacak. Bekir AKKAYA/KUMRU HABER /KUMRU
Etiketler:
Haber-Yorum
8 Haziran 2008
ANASİAD Başkanı Asım Cep, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin Ekonomi Zirvesi'ne katılıyor
Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) 12 Haziran Perşembe akşamı İstanbul Cemile Sultan Korusu İTO Kandilli Tesisleri'nde gerçekleşecek Geleneksel "Yaza Merhaba" etkinliği ve Ekonomi Zirvesine katılmak üzere İstanbul'a gidiyor.. Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak'ın davetlisi olarak İstanbul'a gidecek olan Cep, zirvede Sicil Affı yasa tasarısı ve TOKİ'nin haksız rekabeti nedeniyle krize giriyor görüşünü toplantıya katılan ekonomi kuruluşları ile siyasilere anlatarak destek arayacak.
Bilindiği üzere 400'ü aşkın ekonomi gazetecisinin üye olduğu Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) geleneksel "Yaza Merhaba" buluşmaları adeta ekonomi zirvesi haline dönüşüyor. İş dünyasından bürokrasiye, yerel yönetimlerden merkezi yönetime tüm ekonomi çevrelerinin bir araya geldiği EGD Buluşması ekonomi gündemine damgasını vuruyor..
Ekonomi zirvesi'ne davet edilenler arasında Türk Sanayiciler ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Orta Akdeniz Temsilcisi Ali Haydar Kılıç da yer alıyor.
Etiketler:
Haber-Yorum
BİZİM KUMRU(ŞİİR)/ İSMET KAYMAK
Bizim Kumrunun denizi yoktur yüzmeye Güllü bahçelerinde gülleri çoktur koklamaya
Karlı dağlarında karları boldur serinlemeye
Şu bizim Kumrunun
**********
Tozdan çamurdan kurtuluyor
Yolları örümcek ağı gibi düzeliyor
Geceleri loş ışıklar altında hoş geziliyor
Bizim Kumru caddelerinde
**********
Ortasından Elekçi deresi şen akıyor
İnsanların gözü hep güzel bakıyor
Kaynak suları temizdir içilmeye doyulmuyor
Bu bizim Kumrunun
**********
Kumru yaylasında efsaneleşmiştir kırk kızlar
Düşman askerlerine karşı direnmişler
Namusları için kendi canlarına kıymışlar
Bu bizim Kumru yaylalarında
*********
ANASİAD Başkanı Asıp Cep: TOKİ İNŞAAT SEKTÖRÜNÜ OLUMSUZ ETKİLİYOR!
TOKİ'nin eliyle müteahhitlik sektörünün çökertildiğini iddia eden Cep, TOKİ'nin yapı denetim bedeli ödemediğini, 20 yıl vadeli banka kredisi kullanabildiğini,yerel yönetimlere vergi harcı ve benzeri ödemeler yapmadığını kaydetti.
Bu haksız rekabete son verilmesini beklediklerini söyleyen Cep, müteahhitlik sektörünün TOKİ'den daha pahalıya mal ettiği için daire satamadığını ve büyük bir krizin eşiğine sürüklendiğini söyledi.
Cep, müteahhitlere sahip çıkılmasını isteyerek "TOKİ konut yapacağına köprü yapsın, havaalanı yapsın, liman yapsın, yol yapsın, baraj yapsın" önersinde bulundu. KUMRU HABER/ANAMUR
Etiketler:
Haber-Yorum
BİR İMAM HATİPLİNİN NOT DEFTERİ -2 / BEKİR AKKAYA
İmam Hatip Lisesinde okuduğum yıllar “not defterime tuttuğum notları ve hatıraları sizlerle paylaşmaya devam edeceğimi söylemiştim. Not defterimi sayfa sayfa takip ettiğimden bir konu bütünlüğü bulamayacaksınız…Notlarımı hiç tasnif etmeden yazmaya devam edeceğim.Daha önceden ifade ettiğim gibi o yıllar hem son derece karışık hem de canlı ve aktif bir hayatın yaşanmasına neden oluyordu.. 1975 – 1980 arasında hemen hemen her akşam Ordu’nun bir çok yerinde değişik kültürel etkinlikler oluyordu. Tiyatro ve sinema salonları doluydu. Herkes kendini bir fikri temel düşünceden tanımlıyordu. Belki bana öyle geliyor ama gerçekten son derece hareketli ve yoğun günlerimiz geçiyordu. Onlarca dernek teşkilat daha çok fikri ağırlıklı etkinlikler yapılıyordu.
Düzenlenen etkinliklerde salonlar tıklım tıklım dolu ve heyecanlı konuşmalar yapılıyordu. Ankara ve İstanbul gibi yerlerden dergi ve gazetelerden yazılarını takip ettiğimiz hatipler geliyor bizleri coşturuyordu.
Bizim dönemimizde İmam Hatiplerde pek solcu öğrenci olmazdı. En azından biz böyle biliyoruz. Komünizm deyince aklımıza okuduğumuz kitap ve dergilerde beğenme imkanımız olmayan bir yaşam tarzı ve dünya geliyordu. Komünizm’in dine bakışı ve din düşmanlığı bizler için tescillenmiş bir durumdu. O tür kitapların her türünü okurduk. O yıllarda Aleksandır Soljenitsin Batı Dünyasında olduğu kadar bizim Türkiye’de de biliniyor kitapları ekmek ve su gibi gidiyordu.
411/9=45 Yani: El elden üstündür/ İlhan Döğüş
Başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik düzenlemeyi onaylayan vekil sayısı 411. Bunu reddeden mahkeme üye sayısı 9. 411/9=45.6... Bu sonuç 1 bürokratın 45 vekile eş değer olduğunu göstermiyor sadece. Bu rakamın çok daha derin anlamları var. iyibilgi özel-http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=71404Amiral geminin kaptanı bugünkü yazısına “411 el kaosa kalktı" manşetine itiraz eden arkadaşlara sesleniyorum. Şimdi anladınız mı o eller neye kalkmış?” diye başlamış.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bu cümledeki zevk, keyif haklı çıkmanın keyfinden ziyade; demokratik bir hakkı engellemenin, statükonun devamını başarmış olmanın keyfidir… Nihayetinde demokratikleşme ve sivilleşme süreçleri büyük bir darbe almış durumda…
Öte yandan kaosun öncü aktörü olup, süreci şekillendirip sonrasında haklı çıkmanın zevkini yaşamak, kaosa öncülük etmenin ahlaki yoksunluğunu daha da derinleştirmektedir…
Fakat en temel ahlaki sorunlar şunlar:
-Temel insan haklarının ihlalinin devamının değil; bu ihlalin kaldırılmasına yönelik çabaların kaos olarak değerlendirilmesi,
-Toplumun %85’inin oyunu almış 411 vekilin (AKP+MHP+DTP) aldığı kararın 9 atanmış mahkeme üyesi tarafından engellenmesi,
***
Şimdi burada 411’i 9’a böldüğümüzde ulaştığımız 45 sayısı bize iktidarın yoğunluğunu gösteriyor. Yani 1 atanmış bürokrat 45 seçilmiş vekile bedel… Boşuna dememişler, “El elden üstündür” diye…
Bu da devletin vatandaştan ne kadar yukarda ve uzak olduğunu, aynı ölçüde vatandaştan ne kadar korktuğunu gösteriyor.
Dünkü “Burası TBMM. Burada siyaset YASAK!” başlıklı analizimizde kısaca şunu vurguladık: Meclis’e siyaset yapmak yasak, oranın görevi resmi ideoloji tarafından çizilmiş sınırlar dahilinde oyun oynamak.
İşte meclis siyaset yapmaya kalktığı anda ya da BÜYÜK İKTİDAR’ın kararlarının dışında karar alırsa böyle ipotek altına alınıyor.
Ayrıca bitirirken belirtmekte fayda var, son dönem çağdaş demokrasi teorileri demokrasinin çoğulculuk, yani aslında kaos olduğunu söylüyorlar. İşte toplumu kışla gibi görmek isteyen militarist zihniyet bu nedenle demokrasiye karşı ve kaos diyerek demokrasiyi ve demokratikleşme çabalarını gayri-meşru kılmaya çalışıyor...
www.iyibilgi.com analiz İlhan Döğüş
Korkmaz: Başyazar ''aşağılık bir adam''dır!Tamer Korkmaz / Yeni Şafak

"Amerikancı Statüko'nun Utanmaz İşbirlikçileri" Hakkında
"Kaybeden Statüko"nun lokomotif gazetesi Hürriyet'in "İşbirlikçi Başyazarı" yine fenersiz yakalandı!
"Bu hadise burada bitmez: Finali görmeden kimse paçaları sıvamasın" başlıklı yazımı tümüyle bağlamından kopararak bu satırların yazarını hedef göstermeye yeltenen "Utanmaz Adam" bunca zamandır hangi mahfillere hizmet ettiğini bir kez daha ispatladı.
Gülay Göktürk'ü yıkan isyan mektubu/ Gülay Göktürk
"Hep birlikte vatandaşlıktan çıkmak için İçişleri Bakanlığı'na dilekçe verelim. Birleşmiş Milletler'in Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme'sinin tanıdığı haklardan yararlanmak üzere BM'nin Ankara Temsilciliği'ne müracaat edelim."Çaresizliğin, umutsuzluğun, haksızlık karşısında duyulan isyanın bir tezahürü olan bu mektup, iki gündür işittiğim acılı feryatlardan sadece bir tanesi...
Kendi ülkesinde bu kadar aşağılanmaktan ve itilip kakılmaktansa vatansız kalmayı düşünecek kadar çaresiz kalan bu insanları nasıl avutabilirim? Onlara ne umut verebilirim? Neyi beklemelerini söyleyebilirim?
Biz ki her on yılda bir darbe yaşadık, meclis defalarca dağıtıldı; seçtiklerimiz yaka paça hapse atıldı. Ama hepsinde bir geri dönüş umudumuz vardı. Darbeciler elbet bir gün kışlalarına dönecek ve söz yine bize geçecekti. Sabrettik ve bekledik.
Peki bu defa neyi bekleyeceğiz? Bu 11'in değişmesini, yerine başka bir 11 gelmesini mi? Kaderimiz 11 kişinin dudakları arasında olduktan sonra bunun hangi 11 olduğu ne fark eder ki...
Kaybımız büyük... Yetim kaldık. Hukuku kaybettik. Artık en zor zamanımızda, başımız darda kaldığında son çare olarak sığınabileceğimiz bir hukukumuz yok.
Zaten nicedir çok hastaydı, ama umudumuzu yitirmemiştik. Anayasa Mahkemesi en sonunda, önüne gelen son davada büyük bir duyarsızlıkla fişi çekti.
Ne olayın safahatını anlatmak geliyor içimden, ne de kararın hukuksuzluğunu izaha çalışmak... Bilen zaten biliyor, bilmeyenlerin de anlamaya hiç niyeti yok.
Şu anda benim kendime, okurlarımın da bana sorduğu tek bir soru var ortada:
Şimdi ne yapacağız?
Anayasa Mahkemesini mi kapatacağız?
Anayasa Mahkemesini kapatan yasayı bozacak olan da bu Anayasa Mahkemesi değil mi?
Anayasa'yı mı değiştireceğiz?
Yapılan her değişiklik aynı barikata toslayıp geri dönmeyecek mi? Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı Türkiye'de sadece darbecilerin yeni Anayasa yapma yetkisi olduğunu acı bir şekilde göstermedi mi?
Erken seçime mi gideceğiz?
Erken seçim, Meclis'in temsil kabiliyeti, hükümetin meşruiyeti üzerinde soru işareti olduğu zaman bir çaredir. Daha on ay önce seçmen yüzde 47'lik bir oyla sözünü söylemişse; bürokratik dayatmalara karşı kendi iradesine saygı istediğini apaçık ortaya koymuşsa, daha ne yapsın bu halk? Neden gitsin ki sandığa? Seçtiği Meclis'in yasama yetkisi elinden alınmışsa yenisini neden seçsin? Yüzde 47'yle iktidara getirdiği parti çatır çatır kapatılıyorsa, yeniden sandığa gidip yüzde 99'la seçse ne değişecek?
Evet, ben de biliyorum ki, bu son karar aslında ölümcül bir zaafın ifadesidir. Anayasa Mahkemesi'ne herhangi bir ikna edicilik kaygısı bile taşımadan, inanılmaz bir fütursuzlukla "Hukuk benim; ben yaptım oldu" dedirten şey, güç değil güçsüzlüktür. 80 yıldır süregiden vesayetçi sistemin toplumdaki değişim talebi karşısında yaşadığı çaresizliktir; sıkışmışlıktır.
Böyle durumlarda sonunda kazanan haklı olanlar; demokrasiyi ve özgürlüğü savunanlar olur. Anakronik fikirlerini otoriter rejimlerle sürdürmeye çalışanlar nihai olarak kaybetmeye mahkumdur.
Evet, günün birinde bütün bu olup bitenlerin absürdlüğü anlaşılacak. Gelecek kuşaklar, üniversitelerdeki başörtü yasağını, kadınlara oy hakkı vermemek kadar inanılmaz bir gerilik olarak görecekler. "Biliyor musunuz; eskiden Türkiye'de üniversitelerde baş örtmek laikliğe aykırı sayılıyormuş" deyip şaşacaklar.
Ama şu anda bu gerçek, ne bütün yetişkin hayatı darbelerle ve darbeci zihniyetle kararmış benim gibileri avutabiliyor, ne de üniversiteye gitme umutları silip süpürülen on binlerce genç kızı...
Çünkü herkesin bir tane hayatı var.
Ak Partinin Hatası/ Mehmet Gündem
Darbeler yarışıyor…Ve sonunda bu da oldu.
Yarım kalan darbe tamamlandı.
Üstelik hukukçuların eliyle.
“Kaosa kalkan 411 el” senaryosuna uygun tavır gecikmeden geldi.
“Yüksek” yargıçlar daha önce 367 kararına da imza atmışlardı.
Şimdi ise Meclis'in 411 oyla kabul ettiği anayasa değişikliğini iptal ettiler.
11-2 yani bildiğimiz 9E2H formülüyle CHP'nin isteğine uygun karar aldılar.
Bu formül bize eski çağlardan kalma bir cumhurbaşkanının armağanıdır.
Peki bu gün sayılabilecek kadar az sayıda el neye kalktı?
Kaosa mı, darbeye mi, yasama yetkisinde hak gaspına mı?
Bir kere daha gördük ki, değişime direnen bir “bürokratik iktidar” var bizde.
Siyaset yapılacaksa onu da biz yaparız diyorlar.
Bildiğimiz Tandoğan sendromu.
Hukukçuları ikiye bölen bir karar var elimizde.
Birincisi, yasaklamaktan mutlu, memnun ve mesrur olanlar.
Onlara “yüksek” hukukçular diyebiliriz.
Galiba yükseklerden aşağısı, toplumun içi çok farklı gözüküyor.
İkincisi de siyasallaşan hukuka isyan edenler.
Türkiye hızla her şeyi siyasallaştırıyor.
Bunda elbette tipik CHP zihniyetinin büyük vebali var.
Jakoben, değer tanımaz, özgürlük düşmanı, dini konularda “derin takıntılı”, kendini her durumda iktidarda zanneden, siyasetin kendi eliyle yok eden, toplum düşmanı bir CHP
Dibe vurduğu her fırsatta, başarısızlığını örtbas etmek için, “rejim elden gidiyor” feryadına tutulan ve ardından “darbe” çağrısı yapan CHP nihayet Meclis'i devre dışı bırakmayı başardı.
Sistem CHP'nin talebiyle, yargıçların “siyasi iradeleriyle” yeniden belirsizliğe mahkum oldu.
Siyaset ve hukuk bu çok tartışmalı kararla bağımsız disiplin alanları olmaktan çıktı ve hukuk “derin siyasetin” emrine girdi.
Yaşadığımız durum bir “yargıçlar iktidarıdır”.
Bunu idrak etmekte zorlananlar için “yargı darbesi” de diyebiliriz.
Bize hukuk da lazım, yargıçta.
Ama hangi hukuk ve hangi yargıç?
Elbette pozitif ve evrensel hukuk.
Kirlenmiş “memleket havasından” beslenen ve hukukun özgürlükçü boyutunu kendi eliyle yok edip de toplumunu “kamp” yönetmeliği ile idare etmeye, onu baskı altında tutmaya çalışan bir dizi kanunlar mantığı değil aradığımız.
Hukukçularımız da aradığımız ilk şart; siyaseti yok etmeden, siyasileri hasım görmeden mesleklerini icra etmeleridir. Bütün dayatmalara rağmen ideolojik ve siyasi taraf olmadan “bağımsız” karar verebilmeleridir.
Öyle karar verdiklerinde, verebildiklerinde kimsenin fazla sevilmesine ve kimsenin fazla üzülmesine gerek kalmaz, çünkü “tecelli eden” haktır, adaletin kendisidir.
Fakat bugün, bu ve benzeri kararlarla yüksek yargı, yürürlükteki hukuk mantığı ağır eleştiri konusu olmaktan asla kurtulamaz.
Kitlelerin vicdanı “büyük sorunu” görmekte ve kaynamaktadır.
Siyasete güvenmeyen ve eline fırsat geçtiğinde siyaseti dizayn etmeye çalışan bir yapı var bizde.
Bu yapı içinde ne yazık ki bazı yargı mensupları da var.
Ülkede son dönemlerde her çeşidinden ve her kanattan darbe girişimleri yarıştırılıyor.
Yorgun düşmüş bir Türkiye elimizde.
Kışlada kendini “herkesten daha büyük yurtsever” ilan eden bazı askerler, “gerekirse bilime ara veririz” diyen üniversite mensupları, sivilliği Truva atı gibi kullanıp da darbeye ortam hazırlayan sözde sivil toplum kesimler, elit sermayenin bir bölümü, iktidar hastalığına tutulmuş kendini “devletin sahibi” gören o bürokratlar ve onlara itaat eden çapsız politikacılar, haber ve yorumlarıyla kamuoyunu darbeye ikna etmeye çalışan gazeteciler…
Beğenmediği siyasete ve siyasi iktidara karşı darbeyi “ilk çare” olarak gören bu kesimlerin eseridir; yorgun Türkiye, yorulmuş Türkiye.
Ne yazık ki azı gerçek çoğu suni gündemlerle oluşturulan bu “memleket havası” hukuku da, hukuk adamlarını da, yüksek yargı mensuplarını da etkisi altına alabiliyor.
Bazen rüzgârlar sert esiyor.
Şöyle ki; Anayasanın 14. maddesindeki açık hükme rağmen “yüksek” mahkeme üyeleri “şekille” yetinmeyerek, Anayasa değişikliğini “esastan” incelemiş, eğitim-öğretim eşitliği ile ilgili düzenlemeyi iptal etmiştir.
Buradan çıkan ilk sonuç şudur; memleketin muhtelif duvarlarını süsleyen “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” veciz ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır.
Bu söz “esas” olmaktan ziyade “şekli”dir.
Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına karşı çıkmak, yani reşit bireyin neyi giyip neyi giymeyeceğine “biz karar veririz” demek asla kabul edilemez bir dayatmadır.
Genç siviller Yüksek mahkemenin karı için “ve cumhuriyetin sonu” demeyi uygun bulmuşlar.
İdeolojik yapılar ne yazık ki egemenliği kendilerinden başka kimseye layık görmüyorlar.
Sandıktan çıkmak, kitlelerin büyük teveccühleriyle iktidara gelmek de bir anlam ifade etmiyor buralarda.
Hem halka hem de siyasi iktidara ait olan “hakların gaspı” yaşanıyor bizde.
9E2H ile bunu bir kere daha yaşadık.
Yöneten ve yönetilen ilişkisi dayatılıyor bize.
Hükmeden bir azınlık yapı ile “güdülen” kalabalıklar ayrımını içselleştirmemiz bekleniyor.
Şimdi “yorgun Türkiye” tablosundan çoğumuz utanç duyuyoruz. Zaman ilerleyip geriye doğru baktığımızda bu “ortak eserimizden” daha derin bir utancı hepimiz duyacağız.
“AKP'yi kapatacaklar mı” sorusu da şimdilik o demokrasinin “utanç duvarına” yazılmaya aday.
Sonuç belli, çünkü süreç “siyasi” olduğunu her haliyle ilan ediyor. Bu kadar siyaset içinde hukuk nasıl kendi olabilir ki.
“Yüksek siyaset” yapanlar kararı vermişler; AKP kapatılacak…
Bakalım AKP yanlışını görecek mi?
AKP'nin yanlışı darbe anayasasından kurtulamayan “yarım hukuka” eksik demokrasiye fazla güvenmesidir.
Tam demokrasiyi, evrensel hukuku, bağımsız yargıyı tesis etmeyen iktidarlar kapatılmayı hak ediyorlar.
İyi de bunda yargıçların suçu ne?
Elbette darbelerin yarıştığı parkura yollarını bir şekilde çıkıyor olması.
Sayın yargıçlar;
Sizden istirhamım, hukukun en üst düzeyde ve her kademede tesisi için bütün varlığınızla çalışınız.
Kişiye ve döneme özel hukuk uygulamalarının ortaya çıkmasına izin vermeyiniz.
Hukuku araç haline getirip de onunla “devleti koruma” gibi bir yanılgıya asla düşmeyiniz.
Hak ve yetkilerinizi kötüye kullanmayınız.
Siz devleti korumayın.
Siz sadece hukuku koruyunuz.
Onu ideolojilerden, iktidar çatışmalarından, siyasi ihtiraslardan korursanız devleti de, toplumu da, toplumsal düzeni de korumuş olursunuz.
Hukuku zayıflatarak hukukun gücünü azaltmayın.
Hukuk skandallarıyla vicdanları hukuka kapalı hale getirmeyin.
İçinizdeki darbe hukuku heveslilerine itibar etmeyin.
Sizlere “devrim muhafızlığı”nı uygun görenlere de göz kırpmayın.
Mesleğine ihanet etmeyenlerin elinde hukuk “her durumda” yaşarsa, hukukun gücü hepimizi korumaya, bir arada tutmaya yeter.
AKP ile ilgili kapatma davasına “siyasi değil hukuki” baktığınız konusunda lütfen bizi, toplumu, dünyayı ikna edin.
Sayın yargıçlar,
Türkiye'ye yapacağınız en büyük hizmet, toplumda hukuka olan yıpranmış güveni tazelemenizdir.
Lütfen bizi hukuka inandırın...
Türkiye hukuk devletinden daha fazla uzaklaşmasın…
Mehmet Gündem / Yeni Şafak
7 Haziran 2008
Başarının Altın Kuralalrı/Sakıp Sabancı
1..Hedefinizi belirleyin2..Ayran gönüllü olmayın
3..Zikzak yapmayın
4..Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırın
5..Cepheyi daraltın, dar cepheden hücuma geçin
6..Geçmişe bağlanmayın,ancak ders alın
7..Ustanın yanına çırak olun, işi öğrenin
8..Tek adam olma devrini kapatın
9..Show yapmayın
10..Başarıya ulaşanları inceleyin
11..Kendi çalışacağınız takımı kurun
12..Çekirdek kadroyu kaçırmayın
13..Başarıyı para ile mükafatlandırın
14..Adam yetiştirin ve takımınızı koruyun
15..Masada oturan yönetici olmayın
16..Takım arkadaşlarınıza saygı duyun
Ah Şekerim/ Şiir/ Saadet ÜN
Yoruldum beklemekten ama değdi gelişin;Ah canım, ah şekerim! Hoş geldin kutlum benim...
Yaşamıma yön verdi ömre düşen gülüşün;
Ah canım, ah şekerim! Hoş geldin tatlım benim…
Sen yokken ayaklarım, neden yürümez derdim,
Şirin uyku gözümü, neden bürümez derdim,
Bahtıma yağan şu kar, hiç mi erimez derdim,
Ah canım, ah şekerim! Hoş geldin tatlım benim…
Bak sayende gözümü, gün yüzüne çevirdim,
Gamdan yana ne varsa, tekmeleyip devirdim,
Kurumuş ot gibiydim, varlığınla göverdim,
Ah canım, ah şekerim! Hoş geldin tatlım benim…
KUMRU HABER ZİYARETCİLERİMDEN BİR RİCAM/BEKİR AKKAYA
Sizden bir ricam olacak... Yurt dişindan birkac arkadasim bir süreligine Turkiye'ye geliyor ve bende kalmak istiyorlar.Benim evde misafir olacagı icin sizin evde kalabilirler mi? Sizesormadan onlara sizin isminizizu ve telefonunu verdim. Eger
ilgilenebilirseniz cok sevinecegim. Bir yesil ve bir beyaz
Mercedes'le geliyorlar. Bu hafta KUMRU HABER misafirleri ve ziyaretcileri olarak saat 20.00 gibi sizde
olacaklar. Tanimana yardimci olur umuduyla fotograflarini ekte
bulabilirsiniz Yardimlarinız icin simdiden tesekkur ederim.Bekir AKKAYA>/KUMRU HABER KUMRU
Etiketler:
Haber-Yorum
EN ÇEVRECİ TÜRK/semiha söyler
Türkiye genelinde 19 Mayıs'tan itibaren uygulamaya konulan tütün ürünlerinin zararlarının önlenmesi ve kontrolü kanunu kapsamında, sigara izmaritini ve paketini yere atanlara uygulanan 20 YTL para cezası, vatandaşları ilginç çözüm yolları bulmaya sevk etti. Aydın Valiliğinde otopark görevlisi, 30 yıllık sigara tiryakisi Ali Kılınçer, beline bağladığı boş pet şiseyi kül tablası olarak kullanıyor.
Etiketler:
Haber-Yorum
FATSA ŞİİR AKŞAMLARI VE HASAN GENÇAY SANAT GECESİ
İlesam Üyesi ŞÜŞİYAD Başkanı FATŞAT Onursal Başkanı Hikmet OKUYAR etkinliğe canlı yayınla katılarak tüm katılımcıları kutladı ve ''FATSA ŞİİR AKŞAMLARI ŞİİR ETKİNLİKLERİ bundan böyle Tüm Ordu ve İlçelerinin etkinliği haline gelecek; ''KARAREDİZ'DE ŞİİR RÜZGARI ESECEK'' özdeyişimize önemli katkılar sağlayacak'' dedi. Türkiye genelinde birçok Hasan GENÇAY şiir dostu kısa mesajı atarak etkinliği kutladı Ordu Belediye Başkanı Seyit TORUN'un etkinliklere gönderdiği çiçek alkışlarla karşılandı.
Etkinliklerin sunuculuğunu Şiir Proğramları Sunucusu, Şiir yorumcusu DJ Yasemin COCİ yaptı.Yörenin ses sanatçıları Ordu şarkı ve türküleriyle etkinliklere renk kattılar.
Fatsalı Şair Hasan GENÇAY konuklarıyla tek tek ilgilenip şiir kitabını imzalarken; Şiir yorumcuları Dursun Ali AKINET, Gülay ABU, Fatma Gürsoy HAZİNEDAR,Ömer ÖZKURT, Ahmet YENİ YILDIZ, Zekeriya ERUZUN, Yasemin COCİ hem Ordu şiirleriyle hem de
Hasan GENÇAY şiirleriyle imza gününe sanat gecesine ve FATSA ŞİİR AKŞAMLARI etkinliklerine şiir güzelliğinde ve lezzetinde önemli katkılarda bulundular ve Fatsalılar'a değişik bir organizasyonla sanat coşkusu yaşattılar..Bekir AKKAYA/KUMRU HABER/KUMRU
iletişim
hasan GENÇAY
TEL 04524235808
FAKS 04524235808
GSM 05335746655
MSN gencayemlak@hotmail.com
Etiketler:
Haber-Yorum
Bunun Adı: Soğuk İç Savaş / Engin Ardıç
Bu bir savaştır, adı konulmamış bir "soğuk iç savaş" ... Gerçi kimi zaman az miktarda kan da dökülmektedir ya... Bu, halkla bürokrasi arasında bir savaştır.
Bu bir sınıf savaşıdır.
Anayasa, hak, hukuk, guguk, laiklik, cumhuriyet, demokrasi falan filan, bu savaşın kılıfıdır, süsüdür.
Ya da isterseniz "maç" diyelim, o da bir "savaş simülasyonudur".
Evet evet, maç diyelim ki devletliler bize daha az bozulsunlar, nemize lazım...
Bir takımdan İsmet, Recep, Cevdet, Memduh, Faruk, Muhsin, Kenan, Deniz gibi yıldız oyuncular geldi geçti... Öbür takımdan Celal, Adnan, Süleyman, Turgut, Recep gibi büyük futbolcular...
Bu maç iki yüz yıla yakındır sürüyor. Eski kadrolarda Reşit, Ali, Fuat, Mithat, Enver, Talat falan da vardı ama siz hatırlamazsınız.
O zamanlar maç İstanbul'da
BİZ HİÇ'İZ...İLHAN TİNCİ/http://www.habernews.com
Siz bu ülkede yaşadığınızın farkında mısınız?Bu ülkede; başını kuma gönen hangi tür bir yaratık olduğumuzu hiç düşündük mü? Ben düşündüm ve yaratık sınıflarından hiç birisine dahil olmadığımı gördüm.
Bu güne kadar yazdıklarımın ise ne kadar isabetli ve ne kadar yerinde olduğunu gördüm. Ama bunlar benim mutlu olmamı hiç mi hiç sağlayamadı. Bu çerçeveden baktığımda hep söylediklerimin ve yazdıklarımın yanlış olması beni ve bu ülkeyi, yaşadığım şehri mutlu ve geleceğe umutlu bakan bir kriter olarak gösterebilirdi!
Hep şunu söyledim ve belki ömrümün sonuna kadar da yine aynı şeyi söyleyeceğim: Bu ülkeyi ne biz yönetiyoruz, ne de bizim değerlerimizin bir önemi var.
Hep birilerinin zırt deliği olduk.
Dün de böyleydi, bu gün de böyle, yarın da öyle olacak! Çünkü biz, ahmak, bön, münafık, aşağılık, birilerinin cebinde beş para görünce namusumuzu bile hiçe sayabilecek bir sürü haline getirilmişiz.
Hep bu sürünün içinde yer almamak için yıllardır gayret sarfettim. Gayri ne çare…
Yüz yıl önce kaptırdığımız yakamızda,
6 Haziran 2008
Apartmanlar arası balkon köprüsü/Durmuş Sevindik
ZONGULDAK'ın Kilimli Beldesi'nde, 7 katlı binanın 5'İnci katında oturan işadamı 75 yaşındaki Nizamettin Velioğlu, karşı binanın aynı katında oturan kızının evine balkondan balkona köprü yaptırdı. Velioğlu Demircilik'in sahibi Nizamettin Velioğlu, Kilimli Beldesi Güney Mahallesi'nde 1993 yılında yaptırdığı iki apartmanın 5'inci katlarını kendisine ve kızına tahsis etti. A blokun 5'inci katında oturan Nizamettin Velioğlu, B blokun aynı katında oturan evli kızı Gülsüm Kaymakçı'nın evine kestirmeden gidebilmek için 3 yıl önce balkondan balkona köprü yaptırdı. Velioğlu Ailesi ile Kaymakçı Ailesi, merdiven inip çıkmadan, üstü ve yanları kapalı olan köprüden geçerek birbirlerini ziyaret ediyor.Babası Nizamettin Velioğlu ile birlikte yaşayan 42 yaşındaki Ümit Velioğlu, projenin babasına ait olduğunu belirterek, “Babam kardeşimizle birbirimize daha rahat gidip gelebilmemiz için böyle bir köprü yaptırdı. Çok da güzel oldu. Hem kızkardeşim ve eşi, hem de bizler birbirimizin evine kestirmeden gidip geliyoruz. İki balkon arasındaki köprüyü görenler şaşırıyor. Babamın bu Karadeniz zekası evimize gelen misafirleri de şaşırtıyor doğrusu” diye konuştu. (dha)
Etiketler:
Haber-Yorum
İyiler kazanır, kötüler kaybeder!/Nihal Doğan
Keneler, salgınlar, muhtıralar... Zor dönemlerden geçiyoruz fakat yine de umudu yitirmemek lazım... Nihayetinde iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek... iyibilgi özelÇok yoğun geçti bu hafta!
Önce keneler sardı etrafımızı, ardından kirli sular bulandırdı kafamızı, genetiği bozuk tohumlar yetmiyormuş gibi, bilim adamları şimdi de insan-hayvan karışımı bir ırk çalışmasına başlamışlar, siyaset konuları zaten çok sıkıcı, hiç açmayalım o konuları!
Ne oluyor bize böyle, nereye gidiyoruz?
Neden birileri bizi umutsuzluğa sürüklemek için durmadan çalışıyor!
Yok yok bizim pes etmeye hiç niyetimiz yok!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KONULAR
Haber-Yorum
(1837)
Fotoğraf Galeri
(1417)
Fotoğraflarım
(1257)
Biyoğrafi
(1014)
Yazılarım
(1009)
Kitap-Dergi-Gazete
(970)
Kültür-Sanat
(871)
Yazarlarımız-Şairlerimiz
(859)
Hakkımda
(659)
Araştırma-İnceleme
(606)
Eğitim
(599)
Edebiyat
(594)
Spor-Sağlık
(484)
Kumpas-Polemik
(457)
Kurum -Kuruluş
(383)
İslam
(372)
Hatıra
(283)
Video Galeri
(265)
Belgesel
(218)
İmam Hatipliyim
(197)
Tarih
(174)
Şiir Arşivi
(117)
Türkülerimiz
(71)
Şiirlerim
(56)
Röportaj
(49)




