Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

31 Mart 2012

** Uslu olan pek cömert **/Z.Güngör Uslu 30.03.2012

Selamünaleyküm can, iki bin on iki,
Otuz bir Mart Cumartesi, mey sunar saki.
**
Alış verişte dost tanı, birlik sefer et,
Bir sofrada otur bak, darlıktan haber et.
**
Bir düşsen el verir mi, ya yarana merhem?
Borç istesen verir mi, sunar mı az dirhem?
**

BEKİR AKKAYA


Kumru'da suça susmalısın!


AKŞAM ÜSTÜ KUMRU


İYİ Kİ SENDİKA ÜYESİ DEĞİLİM/BEKİR AKKAYA

araf Gazetesinin 13 Mart 2012 tarihli sayısında Ahmet Altan “Benim Cici Öğretmenlerim” başlığında bir yazı kaleme aldı.
            Ahmet Altan yazısında kendi meslektaşlarının kendisine “gazetecilik dersi” verdiklerini ifade ederek onlarla  kendi arasındaki farkı çok belirgin bir şekilde ifade etmiş.
            Ahmet Altan yazının bir bölümünde : “ Benim bu yeni öğretmenlerimin çoğunu tanırım, severim de, aralarından kalem sahibi, edebiyata yatkın olan biri “benim ağırlığımı kaybettiğimi” yazmış, ona küçük bir anekdot anlatayım; bir gün Necip Fazıl babama,

13 Mart 2012

ŞAŞIRTMACALAR

Adem madene gitmiş. Adem madende badem yemiş.


Madem ki Adem madende badem yemiş, niye bize getirmemiş.



Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür. Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al da gel.



Bir berber bir berbere, bre berber gel beraber bir berber dükkânı açalım demiş.

Bir dalda bir kartal; dal tartar, kartal kalkar.



Bu çorbayı nanelemeli mi de yemeli, nanelememeli mi de yemeli?



Bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi.



Çıtır pıtır hanımın, çıtı pıtı kızının çıtkırıldım çocuğu olmuş.



Bu duvarı badanalamalı mı , badanalamamalı mı?



El alem ala dana aldı aladanalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık.







Şiş, şişeyi şişlemiş; şişe keşişe kiş demiş.



Değirmene girdi köpek. Değirmenci vurdu kötek, hem köpek yedi kötek, hem kötek yedi köpek.



Kırk kantar, kırkar kırkar kantar tartar.



Herkes yoğurdu sarımsaklamış yemiş, biz sarımsaklasak da mı yesek, sarımsaklamasak da mı yesek?



Ummaca, üç kere ağzını açıp yummaca, üç kere de arkasından kahkaha ile gülmece.



İbiş ile Memiş mahkemeye gitmişler, mahkemede mahkemeleşmişler mi, mahkemeleşmemişler mi?



Nereden gelip nereye gidiyorsun, beş eşekli, bez yüklü beş adam?



Götür küpü, dök küpü. Getir küpü dök küpü.

Gül dibi, bülbül dili gibi.



Çarşıda koza ucuz, çarşıda darı ucuz, çarşıda boza da ucuz mu?



Falcı, falcının falına, fasa fiso dedi.



O pikap, şu pikap, bu pikap.



Sudan çıktı iki su şadısı, biri erkek şu şadısı, diğeri dişi şu şadısı.



Keşkekçinin keşkeklenmiş keşkek kepçesi.



Bu bankaya eski veznedar gelecek, bu bankaya eski vezne dar gelecek.



Bu evi yıkıp yapsak da mı otursak, yoksa yıkmasak onarsak da mı otursak?



Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.



Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.



Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar?



Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergâhtan dört dev çıkar.



Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.



Kırk kırık küp kırkının da kulpu kırık kara küp.



A be kuru dayı ne kuru sarı darı bu darı a be kuru dayı.



Şu karşıdaki kara kuru kavak , karardın mı, ey kara kuru kavak sarardın mı ey kara kuru kavak!



Paşa tası ile beş has tas kayısı hoşafı.



Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.



El alem aladana aldı aladanalandı da biz bir aladana alıp aladanalanamadık.



Çarık çorap dolak, ben sana çarık çorap dolak mı dedim?



Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek

Bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek

Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek

Bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördek

Siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz demiş.



Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.



Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.



Davulcu dede dışarıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düştü.



Galip Geyve'de gır gır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.



Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu.



Kara kahküllü ketenli kız kibar komşusuna köprülü kuyuda küstü.



Şamlı, şemsiyeli, şıracı,şişko, şoför, şölende, şurupçuları şüphelendirdi.



Sandıklıda sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucukları süpürdü.



Tatar tepsici tıknaz titiz Tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.



Hakkı hakkının hakkını yemiş.Hakkı Hakkı’dan hakkını istemiş. Hakkıya hakkını vermeyince haklı da Hakkı’nın hakkından gelmiş.

Biz onlara ders verelim derken onlarda bize ders vermişler,şimdi gidip onlara bir ders daha verelim de biz onlara ders verirken gelip bize ders vermek neymiş görsünler.



Yaprağın üstünde bir tırtıl, yaprağı yiyor kıtır kıtır, yaprağı yeme pis hain tırtıl.

3 Mart 2012

Özgür Körükçü Kaymakamın İlçemizden Ayrılması Üzerine / Bekir AKKAYA


KAYMAKAMIMIZ ÖZGÜR KÖRÜKCÜ’NÜN İLÇEMİZDEN AYRILACAK OLMASI ÜZERİNE

İLGİLİ HABER : İçişleri Bakanlığı'nın kararnamesine göre, yaklaşık 2 yıldır ilçemizde görev yapan Kumru Kaymakamı Özgür Körükçü, Mersin'in Aydıncık İlçesi'ne atandı.

                                                    VE HAKKINDA YAZILANLAR-1
           
KUMRU TV’DE “KUMRU” ADINDA BİRİ ŞÖYLE YAZDI…
GÜLE GÜLE GÜZEL İNSAN 
TÜRKİYENİN ÖZLEMİNİ VE GELECEK DİYE BEKLEDİĞİ BİRİKİMLİ İNSANLARIN İDARECİSİ, ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİNİN KLASİK VE İNSANINI GÜDEN VE SÜREKLİ KURAL VE KAİDELERİNİ NOKTA VE VİRGÜLÜNE KADAR

Hacı Mehmet Sana'dan İnternet Sitemize Açıklama


H.MEHMET SANA “ KUMRU HABER” İNTERNET  SİTEMİZE BİR AÇIKLAMA GÖNDERDİ…
AÇIKLAMAYI Sayın H.Mehmet Sana’nın Kendi İsteği Üzerine  AYNEN YAYINLIYORUZ


KİŞİYE ÖZEL
KUMRU HABER EDİTÖRÜ SAYIN BEKİR AKKAYA’YA AÇIK MEKTUP

         Sayın Hocam,
         Haber sitenize yazdıklarınıza tümüyle katılıyorum. Sizi böyle düşünmeye ve tavır almaya zorlayanlar arasında olmaktan da üzüntü duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bu nedenle sizleri sıkıntıya soktuğum için özür dilerim.
         Ancak;
1.     İlk yazdığımda şahsıma yöneltilen seviyesiz üsluba (bazı kişiler tarafından) bir tepki olduğunu bilmenizi isterim. Her şeye rağmen ben bu oyuna gelmemeliydim. Yazdıklarımın hiç birinde hukuka aykırı, yaptırım gerektirecek tek cümle yoktur. Unutmayın T.C.K. (Türk Ceza Kanunu’nda) “ağır tahrik” diye bir kavram vardır. İşin o boyutu

HERGELE /BEKİR AKKAYA


Hiç emek vermedi pahalı sattı.
Yemin billâh etti, çok yalan kattı
Sıkıştığı yerde attı da attı.
Uzaktan göründü bak şu gelene.
Mahalleyi sulandırdı hergele…

*******
Bir camiye gitti, yalandan kıldı.
Bilmediği şeydi, kıldı da kıldı.
Hacı gördü hoca gördü sarıldı.
Fetvayı bastırdı, dağıttı yine.
Mahalleyi karıştırdı hergele.

*******

Ben sizdenim dedi, öteye geçti.
Meyhaneye gitti içti de içti.
Davette yedikçe kendinden geçti.
Sofranın başına oturdu yine.
Kafaları karıştırdı hergele.

Derya Yıldırım : "Hacı Emin Payat'ın Adı Kumru'da Yaşatılsın"

               Vefat eden Kumrumuzun çok değerli insanı Hacı Emin Payat’la ilgili  sitemize gelen yüzlerce mesajın içersinde Derya Yıldırım okuyucumuzun gönderdiği şu mesaj bizim açımızdan da çok önemliydi. Derya Yıldırım “ Hacı Emin Payat’ın isminin Kumru’da bir sokağa verilmesini talep ediyordu. Ben de aynı düşüncedeyim.
             İşte Derya Yıldırımın hiç değiştirilmemiş

Fizmeliler Davulu Tartışıyor /Bekir AKKAYA


Kardeş sitemiz www.fizme.com sitesi editörü Mehmet Arşın’ın bir fotoğraftaki “FİZME DAVUL GİRMEYEN BELDE” yazıları ile ilgili yapmış olduğu bir yorum http://www.fizme.com/index.php?option=com_akobook&Itemid=37 sayfasında Gurbetteki Fizmeliler tarafından ilginç yorumlarla tartışılıyor.
            Mehmet Arşın “ 600 yılı askın süre ayakta kalan ve aşağı yukarı şeriatla yönetilen Osmanlı İmparatorluğu zamanında bile Davul besteciydi. Ordu savaşa giderken askeri coşturmak için çoğu zaman Mehteran bölüğü marslar çalardı ve bu muhteşem

FİZMEDE YÜZLERCE KİŞİ ALİMLERİ ANDI


            Bu yıl ikincisi düzenlenen Fizmede alimleri anma proğramına yüzlerce kişi katıldı. Beş yüzün üzerinde vatandaşın katıldığı proğrama bayanların da ilgisi büyüktü.
            Geçen yıl Ecelli Mahallesi Büyük Mezarlıkta yapılan proğram bu yıl Dikmeci denilen Dua yerinde gerçekleşti. Proğrama katılan yüzlerce insana yemek ikramında bulunuldu. Fatsa Yavuz Selim  Teşkilatı Kumru şubesi tarafından gerçekleştirilen proğrama iki Fizme’nin dışında çevre ilçe ve köylerden de yüzlerce misafir iştirak etti.
            Fizme Belediye Başkanı Hikmet

Eğitimde Kumru Sondan Dördüncü /Bekir AKKAYA


Ordu ve ilçelerinde bulunan 6, 7 ve sekizinci sınıflarda okuyan öğrencilerin başarılarını ölçmek amacıyla Ordu’nun 19 ilçesinde yapılan son sınavda  Kumru İlçesi 7. Sınıflarda 19 ilçenin  sondan 4. (dördüncü) sırasını alırken 8. Sınıflarda da Kumru İlçesi 19 ilçe arasında sondan yine 4. (dördüncü) sırada yer aldı. İlçe Başarı Sıralamasında Kumru 19 ilçe arasında ancak 16. (on altıncı) olabildi.
            Yine bu son yapılan sınavlarda Ordu Merkez dahil 19 ilçede Kumru 7. ve  8. sınıflarda 16. sırada yer alırken 7. sınıf öğrencilerinde eğitimi en yüksek olarak Ordu merkez Birinci olurken Fatsa  ikinci, Kabadüz Üçüncü, Aybastı dördüncü ve Gürgentepe İlçesi

Rüştü Akıcı'dan : Yaptığınız degeri olculemeyecek hizmet‏/Caterina Akici


degeri gercekten olculemeyecek hizmet‏
Von:
Caterina Akici (RAKICI@nyc.rr.com)

Mittleres RisikoMöglicherweise kennen Sie den Absender nicht.Als sicher markieren|Als unsicher markieren
Gesendet:
Dienstag, 20. September 2005 05:25:05
An:
kumruvehaber@hotmail.com
kiymetli Bekir agabey,
yapmis oldugun hizmetin,ortaya koymus oldugun hizmetin kiymetini ifade etmede kelimeler yetersiz kalir..kisitli olan imkanlarla hazirlanan bu guzel web sayfasi,kumruda dogmus hayatinin belirli bir bolumunu orada gecirmis dolayisi ile dunyanin neresinde yasarsa yasasin hayatinin her karesinde kumrudan izler tasiyan ben ve benim gibi yuzlerce kumrulunun hasretini bir nebzede olsa hafiflettigi gibi ,ayni zamanda guzel ilcemizin internet ortaminda baska insanlar tarafindan da taninmasina vesile olmaktadir...bu yuzden emeginiz gercekten cok degerli..saygilar sunuyor ,benim yapabilecegim herhangi bir sey olursa bir mesaj yazmaniz yeterli olur diyorum....Rustu Akici   New York

Emeklilik Dilekçesi Tamam / Bekir AKKAYA

Bugün gerçek olup olmadığına inanamadığım ama kesin gerçek olan bir mutlu günün sevinci içersindeyim. Aklımın ermeye başladığı ilk günden bu yana uzun bir süreçten geçip ilk göreve başlamanın heyecanı kadar mutlu ve huzurluyum bugün. Ben bugün bitmez- tükenmez denen yılları arkama atarak her görevlinin defalarca hayalini kurduğu emekli dilekçemi verdiğimin sevincini sizlerle paylaşmak istiyorum.
            Uzun yıllar edindiğiniz alışkanlıklarınızı arkanızda bırakmak, yaptığınız iş ve eylemlerden uzak kalmak elbette zordur. Hele de görevinizin dışında hiçbir aktiviteniz yoksa ya da işinizin dışında bir alışkanlık elde edilmemişse emeklilik çok daha zordur.
            Ben emekliliğin nasıl bir şey olduğunu bilmesem de zor bir kararın ardından “şükrolsun” bugün emeklilik dilekçesi verdiğimin mutluluğunu yaşıyorum.
            Göreve başlarken de beni nelerin

Kur'an-ı Kerim'in Konuları–5/ Bekir Akkaya

Önceden paylaştığım notlarıma devam etmek istiyorum.
            Şimdi sizlerle paylaşmak istediğim notlar 1979 yılında okuduğum Dr.H.H.Bilsel’in Kitabı “Allah Vardır”’dan alınma…
            “Allah Vardır” kitabından Kur’an-Kerim’le ilgili aldığım notlar şöyle…
            ------------
            KUR’AN-I KERİM
            Kuranı Kerim 114 süredir.
            Kuranı Kerimin Ayet Sayısı 6666’dır.
            Kuranı Kerimde 70389 kelime vardır.
            Kuranı Kerimde 321 586 tane harf vardır.
            --------------
            Kuranı Kerimde 6666 Ayetin
            200 tanesi Zekât hakkında.
            106 tanesi Sadakaya ait.
            100 tanesi Dua ve Niyaz.

Kitap Tavsiyeleri Üzerine /Bekir Akkaya

TAVSİYE EDİLEN YA DA OKUNAN KİTAPLAR ÜZERİNE
            İmam Hatip Yıllarında Tuttuğum Notları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.
            Şimdi ise o yıllarda hocalarımız ve bizden büyük ağabeylerimizin bizlere tavsiye ettiği bazı kitaplardan söz etmek istiyorum.
            09.03.1977 yılında daha önceden sizlerle paylaştığım bir notla bu yazıya başlamak istiyorum.
            Samuel Smıles’in Kitapların Arkadaşlığı bölümünde “Kitap Okurken Uygulanacak Yol” diye üç tavsiyesi bulunuyor. Bunlar:
1.      Yeni çıkan bir kitabı bir yıl geçmedikçe okumayın.
2.      Ün yapmış kitaplardan başka kitaplardan okumayın.
3.      Yalnız hoşlandığınız kitaplardan okuyun.

Dolu Dolu Okumalarımız /Bekir AKKAYA


Bu yazı İmam Hatip Lisesinde okurken tutuğum notların dördüncüsü. Not Defterimden sayfa atlamadan 1977 yılında tuttuğum notları sizlere aynen aktarmaya devam ediyorum.
            “Mukaddes Çile “ Mustafa Necati Bursalı’nın 1977 yılında okuduğum kitaplarından birinin adıdır. İlgili kitaptan tuttuğum notlar şöyle.
            14 asır boyunca pek çok devlet kurulmasına ve gayri Müslim devletleri dahi asırlarca idare etmesine bakılırsa Kur’an kadar muvaffak olmuş başka bir kitap gösterilemez. Ne var ki kıymetli kitapların kıymetli okuyucuları lazımdır.
            *********
            Kıymetli orduların kıymetli mensupları bulunur.

Ayakla Vesikalık Fotoğraf /Bekir AKKAYA


           "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur."
            Üzerine toz kondurulmayan ve ima yolluda olsa eleştirilmeyen bu söz benim için son zamanların en önemli sözü haline geldi. Ben demiştim ki, "Sağlam kafa sağlam vücutta değil, sağlam bir inanca ya da düşünceye sahip beyinle mümkündür."
            Biri çıktı geçende "Bu kafaya sağlam bir beden gereklidir tabii ki. Sağlam vücut bu kafanın düşüncelerini dimdik durarak hayata geçirecektir. Düşünce ile davranış arasında uyum akort koordinasyon olmalıdır." Demiş ve devamla hızını alamayarak ""Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" veciz sözüyle inceden inceye alay etmiş. Bu veciz söz acaba hocayı neden rahatsız etmiş olabilir. Hoca sağlam vücutta sakat kafa mı taşımaktadır. Sakat vücutta sağlam kafası vardır da onun için mi bu veciz söz yanlışlanmıştır." İfadelerini kullanarak bir yerlere de güya mesaj vermeyi ihmal etmemiştir.
            Bu sözün bize ait olmadığını geçen yazımda özellikle vurgulamıştım ki, veciz sözü eleştirdi diye "veciz sözüyle inceden inceye alay etmiş. Bu veciz söz acaba hocayı neden rahatsız etmiş olabilir." Sözü de ortada kabak gibi kalmıştır.
            Şimdide inceden inceye tehditler ve tahrikler.
            İlgili yazıda  doğru olan tek bir cümle "benim sakat olduğumdur."  Bu nedenle de "Bu kafaya sağlam bir beden gereklidir tabii ki" denilerek, sakatların sağlam kafalarının olmadığı sonucuna varılmıştır.
            İddialı bir yazıda bu kadar sakat düşünce olabilir mi?
            Demek ki olabiliyor.
            Ve sakat olmanız sizin için bir eksiklik olarak görülebiliyor ya da gösterilebiliyor.
            Görme ve gösterme bilinçli bir bakışla mümkündür. Hatta bakmakla görmek arasında bir fark olduğu da kesindir.
            İlgili yazıdan benim çıkardığım sonuç şudur. Ben sakatsam kafam da sakattır. Dolayısıyla sakat bir kafadan sağlam bir düşünce oluşması mümkün değildir.
            Atalarımız " Kork kelden körden, topal da geliyor geriden." Buyurmuşlar. İyi ki de buyurmuşlar…Bizim öncülerimiz bu durumda "körler ve keller" oluyorlar. Yani daha doğrusu yalnız değiliz. Sakatlık varsa bunun kafada olması, kafanın sağlam olmasını gerektirmez. Hatta kafa sakatlığı düşüncenin sakatlığına daha fazla bir etkendir. Bizim ayak hiç olmazsa kafadan biraz uzakta…
            Geçmiş yıllarda kör bir arkadaşım vardı. Ben sakatlığımdan söz ettiğimde bana "bırak ayağını, amuda kalkarak fotoğraf mı çektiriyorsun?" demişti. Hakikaten öyle. Ben hiç ayağını havaya kaldırarak vesikalık fotoğraf çekildiğine şahit olmadım. O günden bu güne hep iyi ki gözüm kör değil diye şükrederim.
            Her ne kadar bedenimde özellikle de ayağımda bir bozukluk olsa da kafama yakın bir mıntıkada bir sakatlık olmaması hep beni teselli etmiştir. Düşünsenize kafamın bulunduğu ve beynime yakın bir bölgede sakat olma durumu beynimi çok fazla etkilerdi.
            En çok beyni etkileyen büyük ihtimal gözdür. Bir göz yine idare ederde, iki gözün bulanık görmesi görüntüyü tamamen farklı istikametlere çekebilir(!)
            Aslında bana yazılan yazıların sahibi belli değil. Yazılardaki tutarsızlıklar beni bir noktaya götürüyor. Acaba bu yazıları kaleme alan yazar beyin, bedensel bir sakatlığı olmasın?
            Belden aşağıda bir sakatlık olması yazıların kalitesini bu kadar düşürmez. Büyük ihtimal bu yazarın "bel ile boyun" arasında da bir koordinasyon bozukluğu yok. Kâhin olmasam da bu kadar isabetsiz atış ancak "yedi delikli tokmak" dediğimiz "baş=kafa" kısmında bir noksanlık var ki edebiyat dünyasına böyle çapsız yazılar çıkıyor.
            Benim kesin düşüncem yazarın görme bozukluğu olma ihtimali. Bu bana göre bir eksiklik değil, hatta bu tür bulantılı görenlere yardımcı olmak bizim vazifemizdir.
            En kısa zamanda bizim Başkan Faruk Teber'e müracaat ederek bu tür bulanık görenleri derneğimize üye yapması için yazı vermek, bacaktan topal ancak görme durumu olan bizim gibiler için en kutsal vazife olacaktır.
            Bu yazıda sanal reklam uygulaması yapılmıştır.
            Buluşmak ümidiyle.

ACABA BİZ İSTİSMARCIMIYIZ?/Dr.Cemalettin Yaktı


Kış Yalın tepesinden başlayan vadinin üst kısımlarını Kayabaşı tepelerini Kovanluca’nın üst kesimlerini, Yalamaç’ın kayabaşını kestiği yere kadar olan kısmını, Erüklüce’nin kaya dibi mahallesine kadar olan kısımlarını, Demürlüce’nin yukarı mahallelerini, Erecek’i soğukla buluşturan beyaz örtüsünü serdi. Yakacağı, alafı ve zahrası olanların haline diyecek yok… Beyaz örtüsünü çekinerek yaklaştırdığı, kalın bir kar tabakası oluşturmaya korktuğu şehir merkezinde ise kışın bu gelişi pek heyecan yaratmamış gibi. Bir heyecansızlık durumu, atalet durumu hâkim ki değme gitsin. Küresel olan krizin etkisinden desem yalan söylemiş olurum.
Kış bu sene denizden geldi. Yalın gibi Erzurum’la aynı zamanda karla buluşan yerler hariç Karadeniz’in kıyılarındaki yoğun yağışa içerlere doğru girdikçe rastlayamayacaksınız. Hele elekçi deresinin iki yanındaki hafif eğimli yüksekliklerin bazı yerlerine daha kar

TAŞRADA ÂLİM OLMAKAbdi Hoca [Abdurrahman Hilmi BİLİCİ] Örneği- /Ahmet Çapku


Abdi Hoca ismiyle anılan Abdurrahman Hilmi Bilici[1] hoca Ordu / Kumru civarında ilmi, şahsiyeti ve hizmetleriyle tebarüz etmiş, ahlakî duruşu ve dinî bilginin yetişen nesle kesintisiz bir şekilde aktarılması itibariyle mühim bir görev icra etmiştir. İncevelioğulları olarak bilinen ve içinde pek çok âlimin bulunduğu bir aileden gelen Abdi Hoca’nın babası Hasan efendi ve her biri âlim olan dedeleri -silsile halinde- Abdurrahman, Hasan ve Mustafa efendiler, saygın kişilerdir. Dört çocuklu bir ailenin çocuğu olan Abdi Hoca’nın nüfus kağıdındaki bilgiler şöyledir:

T.C. Nüfus kimlik no: 51. Seri no: 078458. Aile ismi, yani lâkap ve şöhreti: İncevelioğlu. Adı: Abdurrahman. Babasının adı: Hasan. Anasının adı: Hanife. Doğum yeri: Fizme-i Süflâ [Aşağı Fizme]. Doğum tarihi: 1279[2]/[1862-63]. Dini: İslâm. Mezhebi: Hanefi. Meslek ve içtimai vaziyeti. [boş, herhangi bir bilgi yok]. Medeni hali [*]: Evli. Boy: Orta. Göz: Ela. Renk: Buğday. Vücutça sakatlığı veya noksanlığı: Tam. Nüfus Kütüğüne Yazılı Olduğu Yeri. Vilayeti: Ordu. Kazası: Fatsa. Nahiyesi: Kumru. Mahalle veya köyü: Fizme-i Süflâ. Sokağı: [boş]. Hane no: 96. Cilt no: 32. Sahife no: 136. Ne suretle verildiği: Zayiden verildi. Bu nüfus cüzdanında adı ve hüviyeti yazılı olan Abdurrahman, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak nüfus kütüğünde kayıtlıdır. Bu cüzdan Fatsa nüfus idaresinden verilmiştir. 27. 9. [1]935. Mühür. İmza.

İlim Hayatı:      

Bir insanın ilme olan merakı doğuştan mıdır yoksa sonradan mı kazanılır tartışmasını bir yana bırakırsak ilim sevgisinin daha küçük yaşta Abdi Hoca’nın benliğinde yer ettiği görülür. Fakir bir ailenin çocuğu olarak tarlaya çift sürmeye gittiklerinde koltuğunun altında elif-bâ cüzü, elham cüzü eksik olmamıştır. Bir yerlere giderken ve mahalle içinde dolaşırken yakınları onu hep kitapla haşır neşir halde görmüştür. İlk tahsiline Findekse müftüsü Mustafa efendide başlayan Abdi Hoca,

KUMRU’DA İSRAİL’İ PROTESTO MİTİNGİ


10 Ocak Cumartesi Günü Kumru İlçesinde, İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımını protesto için bir araya gelen bir grup, İsrail aleyhinde slogan atıp tekbir getirdi
Kumru ilçesinde, WWW.KUMRU.TV, Kumru Girişim Grubu, bazı siyasi parti temsilcilerinin de bir araya geldiği mitingde, İsrail’in Müslüman topraklar üzerinde nasıl ve kimler tarafından kurulduğu anlatıldı.
Mitingi düzenleyen gezeteci İlhan Tinci, İsrail’in, Filistinlilere ve dolaylı olarak ta dünyadaki Müsülamanlara yönelik saldırılarının sebebini anlattı.
Daha sonra, mitinge katılan emekli imam