Bu içerikler Bekir Akkaya tarafından oluşturulmaktadır .İçeriklerin izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur.

29 Kasım 2007

İnsanlığımdan Utandım! /Bekir AKKAYA

Yapılanlar insanın yanına “kar” olarak kalmalı mıdır? Ya da kalır mı?



Bizim inancımızda kesinlikle kalmaz! Bazı olumsuzluklar “ değişik nedenlerle” sır olarak kalsa da, gün olur kabak gibi ortaya çıkar. Ya da kabak gibi siz ortadasınızdır. Söylemleriniz ya da eylemlerinizin bir de şahidi ortada ise sizin varlığınızın adından bile söz etmek mümkün değildir. Böylelerinin bırak kişiliklerini, kendi varlıkları bile tartışma konusudur.



“Dün dündür, bugün bugündür.”


Mahalle Salatası! Afiyet Olsun!

Son zamanlarda Türkiye’mizin gündeminde bir “Mahalle Baskısı” muhabbeti aldı başını gidiyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda epey bilmediklerimizi bu vesileyle öğrenmiş olduk. Bana göre muhabbetin her türü makbuldür. Konuşmamaktansa konuşan bir ülke insanı olmak, bunun da ötesinde insanın kendi mahallesinde olup bitenleri işin uzmanlarınca ve hatta hocaların hocaları tarafından öğrenebilmek son derece yararlı. Tartışan ve ahkam kesenlerin bizim mahalle ile bir ilgisi olmasa da, ya da bizim mahallelilere benzemese de onların uzmanlıklarından yararlanmamak, biz mahallelilerin lüksü olamaz. Mahalle dışındakiler işin sosyolojik ve psikolojik yönlerini konuşacak, biz de bu konuşmalardan karın doyuracağız. Afiyet olsun!
Mahalle baskısı deyince bizim kafa geçmişten günümüze gidip geldi. İşin sosyolojik boyutunu algılayamasam da bu kadar sözün beni neresi ilgilendiriyor diye epey düşündüm. Genelde konuşulanları biz pek üzerimize almayız ama, elin koskoca hocaları “beni” konuşunca bir hücre olarak ben, farkında olmasam da epey incelenmiş olduğumu öğrendim. Bu büyük zevatlar bizi inceleyerek kendi şablonlarına göre kalıplar oluştururlar ve o kelime ve kavramlara yine kendilerine göre anlam vererek garipler kürsüler oluşturarak geçimini temin ederler. Yandan destekçiler de “benim de hocamdı” diyerek, kıyıdan kenardan biz ne kadar baskıcı mahalleliler olduğumuzu yorumlayarak akşam iftar rızklarını temin ederler. Tevfik Fikret “Yiyin efendiler yiyin!” derken büyük ihtimal onların söz ettiği mahallelileri kast etmemiştir sanırım.
Uzmanlar baskıyı hep kılık

SEVİYESİ ÖLÇÜLÜYORSA “ÇUKURDUR” /Bekir AKKAYA

Bu hafta içersinde okuduğum Zihni Çakır’ın “Ergenekon’un Çöküşü” adlı kitabın son cümlesini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Seviyesi Ölçülebilen Şeyin Derinliği Yoktur; Ona Ancak Çukur Denir.”



Cümleden yola çıkarak maddi ve manevi tüm bildiklerinizin ne olduğuna siz karar verin. Yani, elde ettiğiniz ya da karşılaştığınız tüm değerleri bu güzel sözle değerlendiriniz. Ben, sen, o, ya da biz, siz, onlar…



Necip Fazıl Kısakürek “hatırladığım kadarı ile bir muhatabına "alçaklık bile bir seviyeyi ifade eder. Ben sana alçak diyemem. Sen ancak çukur adamsın" deyu seslenmiştir.



Anlarsınız adamın kalıbını ya da boyunu. Bilmek için de illa da ip salmak ya da cetvel ya da pergel gerekmez.


Eyüp Fatsa ile Tarihi Bir Konuşma- Röportaj /Bekir AKKAYA


NOT : Bu röportaj Ordu Haber Gazetsinde Rıza Razı imzası ile yayınlanmıştır.
Rıza RAZI : Fatsa Kurultayı ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim. Bu kurultay katılan yedi ilçeye ne getirebilir veya iler ki yıllarda bu kurultaya katılan ilçeler, Fatsa tarafından mağdur duruma düşebilir mi. Bu konuda görüşleriniz nelerdir?


Eyüp FATSA : Demokratik toplamlarda kurultaylar çok önemlidir. Kendi yöremiz hakkında konuşacak olursak mesela, Mesudiye kurultayları vardı. Genelde de çok fazla ciddiyete alınmazdı. İşte Mesudiyeliler bir araya toplanmışlar konuşuyorlar, birbirleriyle

Kumru'da Bunları Biliyor musunuz?(2003) /Bekir AKKAYA

Kumru Kaymakamının adı Ali Çalgan olduğunu,

************************************************************************************************

Kumru Belediye Başkanının adı Adil Karaoğlanoğlu olduğunu, partisinin CHP olduğunu bundan önceki Belediye başkanının partisinin Refah Partisi olduğunu,

***********************************************************************************************

Kumru Vaizinin isminin Faruk Ana olduğunu ve Fizmenin Karapınar Mahllesinden olduğunu...

*************************************************************************************************

Yukarıdamlalı Belde Belediye Başkanı Hüseyin Yanar, partisinin MHP, Fizme Belde Belediye Başkanı Ahmet Ağrbaşlı, partisinin AK parti ve iki başkanın seçildikleri partinin Fazilet partisi olduğunu,
************************************************************************************************


1998 yılında tam teşekküllü olarak açılan Kumru Devlet Hastanesinde hiç uzman dokturun olmadığını, bu sebeple vatandaşların uzak ilçelere giderek mağdur olduklarını
************************************************************************************************


Kumru'da görev yapan iki avukatın Fizmeli olduklarını, adlarının Mehmet Bilu ve Ali Arguç olduğunu
**************************************************************************************************


Kumru dışında 45 bin Kumrulu yaşadığını, bunun 15 bininin İstanbul'da olduğunu...
*************************************************************************************************


İstanbul Avcılarda bulunan Kumrulular Derneği Başkanının Harun Topalcı Olduğunu ve bu derneğin hizmetleri ile İstanbulda örnek dernek seçildiğni,
**************************************************************************************************


Ak Parti Ordu Millet Vekili Eyüp Fatsa'nın Kumru Çokdeğirmen Köyünden olduğunu, Ordu İmam Hatip Lisesi Mezunu olduğunu ve daha önceki partisinin Sadet Partisi olduğunu
*************************************************************************************************


Erol Başar'ın Kumru Milli Eğitim Müdür Vekili olduğunu, Yaşar Başar'ın ise bir yıl önce öğretmen olarak Ünye'ye tayini çıktığını, Tahsin Nas ise Şube Müdürü olarak Kumru'da görev yaptığını,
**************************************************************************************************
Kumru Milli Eğitim Müdürlüğü Şefinin Ekrem Saygı olduğunu kendisinin Fizme - Karapınar Mahllesinden olduğunu,
**************************************************************************************************


Ünye Savcısı Fizmeli Zülkarneyn Kısık'ın ve eşi Kumru Noteri Süreyya Kısık'ın tayinlerinin Karadeniz Ereğlisine çıktığını,
**************************************************************************************************


Kumru'nun ilk Belediye Başkanının Kemal Kumru olduğunu ve Kumrulular tarafından hiç unutulmadığını
**************************************************************************************************


Ak Parti İzmir İl Başkanının Kumrunun Fizme Beldesinden Avukat Ali Aşlık'ın olduğunu
*************************************************************************************************


KUMRU KİTABININ PARASIZLIK YÜZÜNDEN BASTIRILAMADIĞINI

*********************************************************************************************

Siz de bildiklerinizi bize bildirin, burada bilmeyenlere bildirelim.

BEKİR AKKAYA -2003


BAŞA DÖN

Bir Üsluptur Kumru /Ekrem SAYGI

NE DESEM BİLMEM Kİ;SEVDAMMISIN,YOKSA AYAĞIMA TAKILAN PRANGAMMI?NE SENLE NEDE SENSİZ OLUYOR,KIŞIN SÜSÜLÜ,YAZIN SÜSLÜ GEÇMİŞİMDEN ANISIN,ÇEVREMLE BAĞIMSIN BİRDE GUBET OLMASA.

Bir başkadır Kumru ve Kumrulu. Havasıyla, suyuyla insanıyla bir başkadır. Bir pencere ki, o pencereden bakan gözler, hep farklı şeyler görür. Bu bir bakıştır. İnsanların dünyaya bakışı, insanın insana bakışı ve bu bakışlarla kitaplar yazılır. Sayfalar aralanır ve her sayfanın her satırında ayrı bir anlam, ayrı bir dünya. İşte; tarih konuşulur ve tarih konuşturulur. Kumru’da, Kumruluda kirlenmemiş pek çok değer sıkışmış satır aralarından sessizce seslenir dünyaya. Bir dünya ister. Geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe ışık tutacak. Yalanlardan kurulmamış, saf ve tertemiz. Açlığın ve sefaletin sofralara çökmediği, zilletin ve rezaletin olmadığı, kavgaların ve gürültülerin olmadığı bir dünya. Bir hayat ki, kirlenmemiş, kardeşçe ve insanca. Yok olmanın ezginliğini çekip, var olmanın muhteşemliğini hissederek,

Kumru'nın Kısa Tarihi ve Ekonomik Göstergeler-2007

KUMRUNUN KISACA TARİHİ NÜFUS VE EKONOMİK GÖSTERGELER

BEKİR AKKAYA

Kumru'nun Tarihçesi :

----------Kumru İlçesi çağlar boyunca kavimlerin yaşadığı bir bölgedir. Tarihi M.Ö. 584-555 yıllarında Pers İmparatorluğu’ na dayanmaktadır. Pont hakimiyeti ve daha sonra Roma’nın egemenliğine giren Kumru M.S 391 395 yıllarında Orta Asya’dan gelen Peçenek ve Kuman Türkleri’nin akınları ile karşı karşıya kalmıştır. Yörede güçlü Türk hakimiyeti 1095 – 1175 tarihlerinde Danişment’liler tarafından sağlanmıştır. 1178 ‘de Selçuklu hakimiyetine girdikten sonra Türk nüfusu kademeli olarak yerleştirilmiştir. Kösedağ savaşından sonra sırasıyla; Eretna beyliği, Kadı Burhanettin ve

Kumru'yu Tanıyalım /Bekir AKKAYA

KUMRU'NUN TARİHİ

Kumru'nun tarihinden söz etmek için, öncelikle Fatsa ve Ünye İlçelerinin tarihine bakmak gerekir. Yüzölçümü 344 kilometrekare ve denizden yüksekliği 450 metre olan kumru ilçe merkezinin kuruluşu çok yenidir. Ancak Fatsa'ya bağlı bölge olarak yerleşimin tarihi çok eskilere kadar gider. Tarihi kaynaklara göre Fatsa ve Ünye merkezlerine İniş ve yerleşme M.Ö.3000 yılına kadar gider. Sahilden iç bölgelere yerleşme ise bu tarihlere kadar dayandığı görülür. Sebep ise, sahilde sıtma hastalığının çok yaygın olması olarak görülür.

Fatsa Pontos Krallarından Farnakes tarafından kurulmuştur. Ünye ise M.Ö. 1270 yıllarında yapılan Truva Savaşları sonucunda sömürge haline getirilmiş bir bölgedir. 2. Farnakes'ten sonra Fatsa Bölgesi'nde ayrı sülaleden gelen Polemen hükümdarlık yapmıştır. Fatsa'dan Trabzona kadar uzanan sahil şeridi ile iç kesimlerde kalan Tokat-Niksar, dolayısıyla kumru

Anten ve TV /Bekir AKKAYA

BİR YORUM

Aslında her birimiz şaşırdı ne yapacağını. Ben de öyle...Benim gibiler bir şekilde kendilerini kurtarıyorlar. Ya durumu müsait olmayanlar? İşte sıkıntıda burada başlıyor.
Neden mi söz ediyorum? Şu TELEVİZYON ANTENLERİNDEN...
Bundan bir kaç yıl önce çatal antenler aldık. Sonra bunlar tedavülden kalktı. Sonracığıma Çanak ve uydu cihazları girdi devreye bugünlerde bunlarda tedavülden kalkmak üzere. Ben şahsen dijital uydu aldım hem de kartlısından...Zaten kitap okuma alışkanlığı yok. Oturuyorum

SEN VE BEN / Bekir Akkaya

Sen ve Ben

Aynı dünyanın insanlarıyız aslında. Kısacık ömrümüzü yaşıyoruz aynı yer ve mekanlarda. Toprağımız, havamız, güneşimiz ve suyumuz hep aynı. Fiziki özelliklerimiz et ve kemik. Ruhi özümüz de aynı. Altından kalbimiz, tunçtan kalbimiz yok. Ayaklarımız demirden olmadığı gibi tunçtan, kollarımız da plastik değil. Sorulmamış bize « Hangi madeni arzu ederdiniz ? »

Sen ve Ben.....

Yaratanın ;eşrefi mahluk; diye adlandırdığı varlığız. Yaratılanlar içersinde ;akıl; denilen değerle ;cüz-i irade; hürriyeti verilen Adem oğullarıyız. Bunun

KUMRU;DA BİR ŞEYLER OLUYOR /Bekir Akkaya

Siz siz olun Kumru;yu görmeden sakın Azrail;e teslim olmayın. Hakikaten Kumru, güzel, şirin ve tarihi bir ilçe. Bugüne kadar tarihi diyemiyorduk. Ancak son araştırmalar Kumru;da yerleşmenin MÖ. 4500 yılına kadar uzandığını gösterdi.
Geçen ay Fatsa;da yapılan, Fatsa;nın da aralarında bulunduğu ;FATSA VE ÇEVRE İLÇELER KALKINMA KURULTAYI;n da 7 ilçeden birisi de Kumru idi. Kumru;nun da yetkilileri, Kumru;nun da problemlerini gözler önüne serdi. Bunun Kumru için güzel bir adım olduğunu düşünüyoruz. Belki de diğer ilçeler Kumru kadar içlerine kapanık değildirler. Bizim gözlemlerimizden şunu söyleye biliriz. Kumrunun ne iş adamı, ne politikacısı, ne de kurum amirleri bu tür toplantılara alışık değil. Kurultaya iştirak eden Kumruluların ifadelerinden biz bunu çıkardık. En azından neyin nasıl istenildiğini, insanların nasıl bir araya gelebildiklerini diğer ilçelerden görebilmek bile büyük başarı. Kurultaya katılan diğer ilçelerdeki bayan katılımcılar, bir Kumrulu olarak beni utandırdı. Bizler Kumrulu olarak çok kaderciyiz. Veya birileri tarafından sürekli pasifize ediliyoruz. Bilmem yanılıyor muyum?
Karadenizliler olarak Yayla şenlikleri kervanına artık Kumrulular da katıldılar. Düz Oba Yayla şenliklerinin bu yıl 9.su yapıldı. Ericek Yaylası Şenliğinin birincisi. En azından insanların değişik bir mekanda bu tür yerlere gitmeleri çok güzel. İnsanlar moral buluyorlar. Piknik yapıyorlar. Bunları görmezden gelmek mümkün değil. Ancak Bu tür etkinliklerin İlçeye kazandırdığını sormadan da geçemeyiz. Yayla turizmi, ilçemize kalıcı olarak ne kazandırıyor?

Kumru'yu Sevmek /Bekir Akkaya

Erıch Fromm ; sevmek vermektir; diyor. Karşılık beklemeden vermek, verebilmek. Almayı herkes gerçekleştirebilir. Vermek öylemi? Sevmek; hissetmek, paylaşmak, dert edinmektir. Verme eylemini gerçekleştiremeyen hiç kimse sevemez de.
Hakikaten sizler Kumrulu idiniz değil mi? Zannedersem Kumru;yu da çok seviyorsunuzdur. Kumru;da devlet görevlerini yerine getiren ve Kumru;yu çiftlik görenler de Kumru;yu çok seviyorlarmış. Verme, dert edinme eylemi olmayınca sevenlerimiz de çok fazla oluyor.
Üç beş kuruş para kazanmak için zorunlu olarak gurbet ellere düşmüşlere Allah yardımcı olsun. Bu durumda olanlarımıza tek söz söylemek mümkün değil. Ancak, Bulundukları yerlerde krallar gibi yaşayıp, Kumru veya Ordulular hayrına hiçbir faydalı işte görünmeyen beylere,

Kumru Tarihi ya da Parasız Olmuyor/ Bekir AKKAYA

Herkes için olmasa da günümüzde maddi unsurlar çok önemli gibi gözüküyor. Bir çoklarımız ;para olmaz ise hiçbir şey olmaz, en önemli şey benim için para, ben başka bir şey tanımam; yaklaşımı içersinde. Bu düşüncenin bir çok haklılık payı var. Ancak her şeyin para olmadığı da muhakkak. Ben şahsen böyle düşünmüyorsam da bu söyleme hak vermeye başladım.
Bu düşünceye ben de inanıyor olmamın asıl sebebi, yakın zamana dayanıyor. Yıllardır Kumru;yu tanıtmak, yok olmaya yüz tutan kültür değerlerimizi araştırır dururum. Sona geldiğimde elimdeki çalışmayı bir kitap olarak bastıramamanın rahatsızlığını yaşıyorum. Yıllarca dağ taş demez dolaş, ;sen bundan para olarak ne kazanacaksın ki uğraş veriyorsun; diyenlere ben bunların önemli olduğunu söyler dururdum. Kısa zamanda hakikaten bu para sevdalıların ne kadar

Kumru'nun Tarihi MÖ 4500 Yıllarına Kadar Gidiyor/Bekir AKKAYA

Değerli iş adamımız İsmet ERÇAL, elinizdeki bu gazetenin Mart-1998 tarihli 8. sayısında ;KUMRU;NUN BİR MEDENİYETLER VE HAZİNELER ŞEHRİ OLDUĞUNU, KUMRU;DA YERLEŞMENİN ÇOK ESKİLERE GİTTİĞİNİ; iddia ediyordu. Bu konuda araştırma yapmak için yetkililerden yardım talep ediyordu. Daha sonra aynı iddiaları başka yayın organlarında da sürdürdü.
Bu iddialar daha sonra Kültür Bakanlığı;nca dikkate alındı. 1999 yılında Ordu Müze Müdürü Sayın M. Yücel KUMANDAŞ Kumru;ya gelerek İsmet ERÇAL;la görüşme yaptıktan sonra, Dr Cemalettin YAKTI, Öğretmen Bekir AKKAYA ve Kumru Kütüphane Müdür Vekili Osman Kasımoğlu ile birlikte bir ekip oluşturarak Kumru;nun Akçadere (Küşnefak), Ayvalı (Kömerik), Divani Kayabaşısı, Tekke ve Karaağaç gibi yerleşim birimlerini iki gün gezerek önemli bulgular tespit ederek ilgililere iletilmek üzere bir rapor hazırlandı.
Nihayet geçtiğimiz ay, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özsait başkanlığında bir bilim adamı

Kumru'dan Teşekkürler /Bekir AKKAYA

Son zamanlarda Kumrulu olmaktan ve Kumru;da yaşamaktan son derece keyif almaya başladım. ;Bir musibet bin nasihattan iyidir; derler. Zaman zaman bazı uyarılarımızla dalga geçenler, veya bizimle alay edenler, yaşadıkları olumsuz olaylar karşısında neredeyse bizleri evliya ilan edecekler. Hani meşhur bir söz var ; ZARARLARINDAN EMİN OLDUKLARI İÇİN DOSTLARINI UZAK TUTTULAR, KENDİLERİNE BAĞLAMAK İÇİN VE YAKINLAŞMAK İÇİN DÜŞMANLARINI YAKINLAŞTIRDILAR, YAKIN OLDUKLARI DÜŞMANLARI DOST OLMADI, UZAKLAŞAN DOSTLAR DÜŞMAN OLDU, HERKES DÜŞMAN SAFINDA BİRLEŞİNCE.....................; Bu cümleler Vicdanül Kumru, Cüzdanül Kumru ve Zoraki Kumrulu olarak düşünülürse denilmek istenilen çok daha iyi anlaşılır inancındayım.........Beni sıkıntıya sokan bari Kumrulu olsa.....
Zaman zaman insanın kendi kendini sigaya çekmesi gerekir. Bireysel olarak her birimiz bunu sık sık yaparız. Ancak insan ilişkileri açısından bu son derece zor.

İYİ ÖĞRETMEN - KÖTÜ ÖĞRETMEN TANIMLAMASI DOĞRU MU?/Bekir AKKAYA

Geçenlerde bir öğretmen arkadaşım aynen şöyle dedi. "Bizi ucuza satmışlar. Ben okula gittiğimde kolumdan tuttular en yakın bir okula ve hiç tanımadığım bir öğretmene teslim ettiler. " Bu cümleleri söylerken bayağı kızgın bir hali vardı. Bunun üzerine ben "Hayrola hocam neden böyle söylüyorsun? Dediğimde bana " Ben branş öğretmeniyim. Sınıf öğretmeni arkadaşları dikkatle takip ediyorum. Sürekli küçük çocuklarla beraber olduklarından olsa gerek, bütün davranışlarını bir çocuk gibi yapmaya başlıyorlar. Küçük meseleleri büyütüyorlar. Olmadık şeyleri ciddileştiriyorlar. Tabi ki bu sözlerim tüm sınıf öğretmenlerine yönelik değil. " dedi.

İlgili öğretmen arkadaşın söylediklerinin doğru olduğunu söyleyen bir başka öğretmen arkadaş : " On beş yıldır Kumru'da öğretmenlik yapmaktayım. Şimdi emekli olan bir sınıf öğretmeni arkadaş yaz tatilinde birinci sınıf öğrencilerinden iyi diye nitelendirdiği ailelerin çocuklarını toplar ve ders yılı başladığında seçtiği öğrencileri kendisinin okutacağını söyler, öğrencileri

BU YAŞAMA ÖYLE Mİ? Bekir Akkaya

Hayranım efendim sizlere emin olun hayranım! Sizdeki bu muhteşemlik herkese nasip olmaz..Kıvırma muhteşem, duruş muhteşem...Daha ne olsun...Sizinle herkes gurur duyuyor...

Dün alabildiğine yakınıyordunuz? Ya bugün ne oldu. Dünkü yakındığınız fiillerin içersindesiniz...

Bey Efendi, hani yakınıyordun...Elinde dosyalar ve faks çekmeler...Ve şikayetler, ama bugün maşallah şimdi bir başkası aynı yöntemleri uyguluyor. Dün ne oldu bugün ne oldu. Maşallah maşallah, aman ayağına bir taş değmez inşallah....

Evetefendim,muhteşemsinizmuhteşem...Dostluklarımız muhteşemdi. Ama son zamanlarda gözükmüyorsunuz. Mutlaka bugünde bir başkasını bulmuşsundur... Sende bu endam oldukça sen adamsız kalmazsın...sEN MUHTEŞEM BİR YARATILIŞA SAHİPSİNDİR...Ben bilirim...

Benim dostlarım, nereye kadar istifade ve yararlandığıma kadar....İlişkilerimde öyle...Zenginse severim. Boş ver ilkeyi milkeyi de sen paradan haber ver bana.. O kadar dostum var ki gökteki yıldızlar kadar...Birini boşar diğerini alırım. Memlekette enayiden

BUNUN SONU EŞŞEK CENNETİ OLMASIN? /Bekir AKKAYA


Ne hayallerimiz var. Her birimizin yapmak istediklerini normal şartlarda yapmaya kalkışsak kaç yüz yıl alır dersiniz? Ama işin gerçek yönü hiçte öyle değil. 50 -60 derken 100;e kadar yaklaşanımız yüz kişide ya bir ya da hiç yok...
Bana en fazla sorulan şey emeklilik ne zaman? Yaş elliyi geçince de hayatın pek fazla tadı olur mu? Çevremdeki yaşayanlara baktığımda hiçte iç açıcı bir durum yok ortada. Hastaneden çıkmayanlar, yolda yürüyemeyenler, emekli kuyruğunda düşüp bayılanlar...Hepsi bunların gerçek. İnadına da hatırlamak istemiyor, gerçekle yüz yüze gelmek istemiyoruz...Sanki gözlerimizi yumunca hakikat yok oluyor...
Kendimizin yaşayamadığı hayatları geleceğe havale etmek, çoluk ve çocuklarımıza bırakmak ne derece gerçekçi. Kızlarımıza çeyiz,

PTT'de Kafayı Oynattırdı /Bekir AKKAYA

fatsa telekom müdürlüğü telefon faturalarından haberdar mı?

Geçen ay bir vesile ile dile getirmiştim. Şimdi tekrar dile getirmek istiyorum. Neyi mi? Neyi olacak birkaç aydır gelen telefon faturaların durumunu. İnanır mısınız başlıktaki gibi oynatmama az kaldı. Emin olun samimiyetimle söylüyorum ne yapacağımı “VALLAHİ” bilmiyorum. Baştan söyleyeyim, bu konuda site ziyaretçilerimizden veya yetkililerden beni aydınlatan bana bir yol gösteren olursa son derece memnun olacağım...Şimdiden Teşekkür ediyorum.

“Ne oldu kardeşim, hepimiz telefon kullanıyor, hepimize fatura geliyor, TÜRK TELEKOM BU KONUDA SON DERECE DUYARLIDIR” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Aslında ben de aynı şeyi düşünüyorum da bir türlü aklım ermediği için nereye gideceğimi, nereye müracaat edeceğimi bilemiyorum. Sorun da zaten buradan kaynaklanıyor. İşte ben de bu yüzden sıkıntımı bana

27 Kasım 2007

Ölümden Sonrasına Yolculuk- Ruhsal Yansıma - 5 /Bekir AKKAYA

Geçen yazımızda kısaca Akait ilminden söz ederek Akait ilminin iman esaslarını inceleyen bir ilim olduğunu ifade etmiştik. Devamında ise “İslam tasavvuf tarihinde önemli yeri olan Hicri XII. Asırda Fas’ta yaşamış zamanın Kutbu Abdülaziz Dabbağ Hazretlerinin esrar dolu sözlerinden oluşan “EL-İBRİZ” adlı kitaptan Allah’ın varlığı ile ilgili bazı alıntılar yapmıştık.
Yine aynı yazıda Ergün Candan’ın “Ölümden Sonra Neler Oluyor” adlı kitabının 45. sayfasında Sadıklar Planı ismiyle tebliğ veren ileri düzeyli bir ruhsal varlıklar grubu, “fiziksel varoluşun ruhsal varoluşun yansıması” olduğu ile ilgili bir konuda yapılan bir celsede alınan bilgilerin bir kısmını aktarmıştık. İlgili bilgilerin “Yaratan ve yaratılan” kavramlarına önemli açıklık getirdiğini düşündüğümüzden bir bütünlük oluşturması açısından ilgili bölümün tamamını buraya almanın faydalı olacağını ümit ediyoruz.
“Fizik bir kürenin (gezegenin) meydana gelişi, çok ince titreşim vasatlarından meydana getirilen bir düşünce şekliyle başlar. Düşünce şekli, bir yüce varlığın, ebedi ve ezeli olan Bir’e hizmette bulunan bir yüce varlığın düşünce şeklidir. “Tanrı evreni yaratmayı diledi” dendiği zaman, varlığa göre dilemek ve düşünmek, düşünmekle yaratmak, aynı şeydir…. O yaratılış ancak kainatın minicik bir noktasının, yarım yamalak izahından başka bir şey değildir. Hiçbir varlık mutlak Yaradan’ın yaratmak istek ve fiilini anlayacak ve intikal ettirecek yükseklikte değildir. Hiçbir varlık, bu yaratılışı anlayacak zihinsel kapasiteye sahip olamaz. Bizler şu anda onu biliyoruz ki, dünya vasatının oldukça yüksek seviyelerinde bulunan bir sistemin işçileriyiz. Böyle bir yaradılışa ait bir bilgimiz yoktur. Böyle bir imajın, böyle bir düşüncenin intikal edilmesine de anlaşılmasına da imkan yoktur.Yalnız şu anlaşılabilir: Yaratılmış olan, var olan varlık, kendini idrak edebildiği için varlığını anlar. Dolayısıyla, bu varlığa ait olan tüm yaratmalar hakkında bilgi edinebiliriz.
İşte dünyanızın meydana gelişi, onun

22 Kasım 2007

Hoş Gelmişsin Bekir /Haşmet Uzar Yazısı


http://www.kumru.tv/ 'den Alıntı

SESSİZLİĞİN SESİ


21/11/2007
HAŞMET UZAR

HOŞ GELMİŞSİN BEKİR

Bazen düşünürüm en çok ne kullanılır?
Yemek yapıyorsan, ortalama olarak tüm yemeklerde tuz kullanılır...
İnşaat yapıyorsan, tüm inşaatların ortak noktası da harcı.
Evet, şimdi asıl konuya geliyorum. Bu iş medya işi... Yani yazı çizi işi! Evet, tabii ki bu işte de ortak nokta; Bekir akkaya...
Bu memlekette yazın hayatıyla alakalı bir iş olsunda altından çapanoğlu gibi Bekir akkaya çıkmasın… Olur mu? Olmaz tabiî ki…
Ama neden olmaz?
Olmaz efendim olmaz!
...
Peki ya kardeşim neden olmaz?
Olmaz çünkü o Bekir! Hem Bekir, hem de kayası ak...
Yazar mı yazar...
Eeeeeeeee,
Yazarda yazar.
Peki, ne yazar.
Tarihe not düşer.
Ne tarihine?
Orası biraz karışık tabii.
Bu Akkaya yazdı mı okunur. Okunmasa dokunur.
Be kardeşim bu memlekette senin yazmadığın bir yer varsa oraya gidelim desek gidecek yer yok.
Kalmamış!
Her yerde ağabeyimiz Bekir.
Evir Bekir
Çevir Bekir...
Hoş gelmişsin Bekir.

20 Kasım 2007

Ölümden Sonrasına Yolculuk ve Allah’a İman-4 /Bekir AKKAYA

Allah’ın varlığına inanma İslam’ın altı iman esaslarından biridir. İslam Dini’nde imanın esaslarını inceleyen ilme Akait adı verilir. Akait, akîde kelimesinin çoğuludur. Akîde, “akd” kökünden türemiştir. “Akd” ise düğümlemek, bağlamak anlamına gelir. Buna göre akide, bağlanılan, sağlam bir şekilde inanılan, düğüm atmışçasına kesinlikle gönülden kabul edilen şey anlamını taşır. İtikat kelimesi de “akd” kökünden türemiş olup kalpten bağlanma, kesin olarak karar verme, inanma anlamına gelir. Terim olarak akait, İslâm dininde inanılması ve kalben kabul edilmesi gereken konulara verilen addır. "Akait" terimiyle kastedilen, iman esaslarıdır. Akait ilmi denilince akla, iman esaslarından bahseden ilim gelir.
Akait, İslâm dininin ameli değil de itikadî ve nazari hükümlerinden bahseder. İslam dininin temel kurallarını inceler. Akait ilmi, kısa ve özlü olarak, iman esaslarını inceler. Bu açıdan bakıldığında akaidin konusu, iman esaslarının tümüdür. İman esasları, altı bölümden oluşur.Allah’ın zatına ve sıfatlarına iman, bu esasların temelini teşkil eder. Bundan sonra diğer esaslar gelir. Bunlar; meleklere, kitaplara, peygamberlere, âhrete(ölümden sonrası) , kaza ve kadere imandır. Akait ilmi, sözü edilen iman esaslarına inanmanın nasıl ve ne şekilde olacağını da belirler ve iman etmenin

Ölümden Sonrasına Yolculuk- “Ruh” Gerçeği-3 /Bekir AKKAYA

RUH GERÇEĞİ
Yazımızın ilk bölümünde maddenin en küçük yapısı olan atomdan söz etmiştik. Ve atomun da aslından bir boşluklardan oluştuğunu ve bir enerji topluluğu olduğunu söylemiştik. Bu nedenle de maddenin olmadığını ve var sandığımız ya da bizim bilme imkanımız olmayan tüm varlıkların bir enerjiden ibaret olduğunu ifade etmiştik.
Bu durumda şöyle bir soru sorulabilir. O halde tüm kainatı oluşturan enerji nasıl ortaya çıkmıştır? Bu sorunun cevabını verebilirsek sürecin küçük bir parçası olan ölüm gerçeğini de, ruh gerçeğini de kısa yoldan öğrenmiş olacağız. Sadece ölüm sonrasını değil, doğum öncesini de yakınan tanıyacağız.
Hiçbir dini kabul etmeyen modern fizik bilimcilerinin kısaca cevabı şöyle. “ Dünyamızı oluşturan her şey atomların parçacıklarından meydana gelmiştir. Madde

15 Kasım 2007

Haşmetname (Şiir) /Bekir AKKAYA

NOT : BU KASİDEDEN NASİPLENMEK İSTİYORSANIZ, ÖNCE, HEMEN ALTIMDA DURAN HAŞMETİN “HOŞGELDİN BEKİR” YAZISINI OKUYUNUZ...SONRA ABDEST ALIP BU KASİDEYE BAŞLAYINIZ. ALLAH GAZANIZI MÜBAREK ETSİN!

Ben bu sesi, bir yerlerden tanıdım.
Uzar soy adınız yeni mi Haşmet?
Haşmetteki “met”e ben çok takıldım.
“Meddi Cezir” aynen devam mı Haşmet?

Alaylı bir üslup “Bekir” demişsin.
Yazıdan çıkardım, çok tuz yemişsin.
Direği es geçmiş, harca girmişsin.
Ortak nokta ordan, görünmez Haşmet?

“Yani” diyor isen, giriş olmamış.
Düşündüm desen de, hiç oturmamış.

3 Kasım 2007

Ölümden Sonrasına Yolculuk-2 /Bekir AKKAYA

Önceki yazımızda "Bütün ruhların aynı anda yaratıldığını, ruhla bedenin bir araya gelmesi ile de insan denen varlığın dünya hayatını oluşturduğunu ve ruhun bedenden ayrılması ile de ölüm denen hadisenin gerçekleşmiş olduğunu ve ahiret ya da ölümden sonrası hayatın başlamış olduğunu ve sürecin devamından başka bir şeyin olmadığını" ifade etmiştik.
Bu inancımız Kuran-ı Kerim başta olmak üzere Tevrat ve İncil'de de açık olarak ifade edilmektedir. Sadece kutsal kitaplarda değil, ilahi dinlerin dışında tüm inançlarda da bir şekilde ölümden sonrası söz konusu edilmektedir. Dünyanın bir çok yerinde "ölümden sonrası" bilim adamlarınca araştırılmakta çok farklı düşünceler olsa da hayatın devam ettiği gerçeği özellikle de vurgulanmaktadır. Şahsen benim öğrenebildiğim kadarıyla kendilerini "ateist – tanrının olmadığını ve buna bağlı olarak ölüm sonrasını yok sayan çok az bir insan, ölümden sonrasını inkar ederek, ciddi bir veri de ortaya koyamamaktadır.
Benim asıl maksadım ölümden sonrasının varlığı veya yokluğundan öte "inandığım bir ölüm sonrası hayatı" nasıl bir hayat olduğunu paylaşmak, “neden inandığımı” ortaya koymaktan ibarettir. Sonuçta, inanılsa da inanılmasa da bu dünyada ölüm gerçeğini kimse inkar edemez. Şahsen ben şu elinizdeki gazetenin varlığı kadar ölümden sonraki hayatı somutlaştırıyor, gidemediğim ama ve kesin olarak gideceğimi bildiğim bir şehrin varlığına inandığım kadar ölüm sonrası hayata inanıyorum.
Yaratılış ve yaratılışımızın gayesi ve bu dünyadaki yaşamamızın nedeni, ölüm ötesi hayatın süreci olarak düşünüldüğünde, bu dünyadaki hayatta anlamlaşıyor. İslam inancıyla bütün işler ibadet haline dönüşüyor. Kur'an-ı Kerim'in ifadesi ile " Dünya

1 Kasım 2007

Habere Yapılan Yorum Ama Ne Yorum /Bekir Akkaya

Söylenecek çok söz var da karşıda muhatap yok. Sıkıntıda burada zaten…
Kendi konum ve durumlarından memnun olmayanlar platformu. Prestiş kazanma sevdalıları. Meslekleri dışında söz üstatları. Belki haberli, belki habersiz fotoğrafların yan yana koyulduğu bir alan…Birilerince bilerek, olmayan birliktelik görüntüsü. Haberler ya alıntı ya da çalıntı. Üretilmiş hiçbir şeyin bulunmadığı…Kısa yoldan para kazanma sıkıntısı.
Resmi kurumlar için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ya da bir başka kanun. Memurların bilgi ve demeç verme şekilleri kanunla düzenlenmiş. Yani kanunda yazılı durumların dışına çıkamazlar. Siyaset, gazete ya da ticaret mümkün değil. Her şey kurallara dahil.
Basın ve internet kanunu gazete ve internet için geçerli. Onlar

25 Ekim 2007

Ölümden Sonrasına Yolculuk-1 /Bekir AKKAYA

Gelin bir çırpıda aklımıza gelen Orta Asya Dinlerine bir göz atalım. Eski Türk Dini (Gög-Tanrı Dini) – (Hun Dini), Şamanizm, Budizm, Taoizm, Maniheizim, Mazdaizim(Zerdüşlük), Taoizim, Konfüçyüsçülük)…
Anadolu Uygarlıkları ise: (Hitit, Frigya, Lidya,İyon Kültürleri), Eski Mısır ve Yunan Gelenekleri, Mitraizm, Sümer ve Babil Kültürleri, Roma Gelenekleri, Musevilik, Hristiyanlık, İslamiyet, Sufizim ve Bektaşilik, Ahilik gibi diğer Tasavvufi-Batıni Kültürler… İşte tüm bu unsurların bileşkesine işin uzmanları “Anadolu Kültürü” adını veriyor.
Bütün dinlerin ve kültürlerin en çok ilgilendikleri ortak kavram insan ve buna bağlı olarak nereden geldik ve nereye gidiyoruz? Sorusudur. Ölüm ve ölümden sonrası hayat insanların en çok merak ettikleri bir konudur. Dinli ya da dinsiz ölümü inceleyen binlerce kitap ve araştırmanın yanı sıra bunun da ötesinde ruh ve fizik ötesi hayatla ilgili araştırmalar. Hiçbir insan yoktur ki

16 Ekim 2007

GÖRGÜ TAHSİLİ BOZAR! /Bekir Akkaya

Yaşlı ve tecrübeli insanlarla sohbet etme ve onların tecrübelerinden yararlanma en kolay ve ucuz olmasına rağmen, günümüzde en çok ihmal ettiğimiz bir durumdur. Hani derler ya “ günümüzde rağbet güzel ile zenginedir.” Oysa en çok sıkıntı ve zor durumda kalanlar belki de güzel ve zenginlerdir. Belki diyorum. Çünkü ben zenginlik ve güzellikten mahrum olduğum için pek sıkıntı çeken birisi değilim. Burada ben zenginliği ve güzelliği aynı zamanda şan, şöhret, makam ve mevki içinde kullanıyorum. Kumru’da herkesin tanıdığı, sevdiği ve saydığı Azmi Amca ile geçen hafta uzun bir sohbet yaptık. Konuşmanın bir yerinde Azmi Amca “Görgü tahsili bozar.” Dedi. Bu cümleye bağlı olarak anlattıkları belki de çoklarına göre yenilir yutulur cinsten değildi. Ve her anlattıklarının

Hocanın İşi Zor /Bekir Akkaya

Herkesin bildiği bir Nasrettin Hoca fıkrası ile bu yazıma başlamayı düşünüyorum. Fıkra şu, “Hoca’nın evine hırsız girmiş. Feryat içersinde derdini paylaşacak birilerini arıyor. Ama nerde! Herkes : “ –Hocam suç sende!” Kimi kapıya daha iyi kilit vursaydın, kimi evi boş bırakmasaydın, kimi eşyalarını daha uygun bir yere saklasaydın”. Gibi sözlerle Hocayı sürekli suçlarlar. Hoca bunalmış bir vaziyette “ Tamam da dostlar bu hırsızın hiç mi kabahati yok?” diye sıkıntısını anlatmaya çalışır.Şu cümleye birlikte göz atalım. “Bir şahsın insanlık ve mürüvveti, dost ve ahbaplarına karşı yakınlığı ve bu yakınlığında devamıyla kabildir. Onlara yakınlık gösterilmeden mürüvvetten dem vurmak, mücerret bir iddiadır.” Cümle bitmiş gibi gözükse de aslında cümle bitmiş değil. Söylenen söz çok açık ve net. Eğer yukarıdaki sözde aynı düşünceyi paylaşıyorsak cümlenin devamına göz atmak yararlı olur.Cümle aynen şöyle devam ediyor; “ Onlara karşı iyiliklerimizi onların bize olan iyiliklerine bağlamak ve yer yer o iyilikleri keserek onları cezalandırmak da ham ruhluluk ve hakikate ermemişliğin ifadesidir.” Ve ilgili cümle şöyle bitiyor. Vicdanında huzura ermiş kamil kimseler ne ettikleri iyilikleri başa kakarlar, ne de gördükleri alakasızlıktan şikayet ederler.Başlangıçta bir şekilde oluşan beraberlikler, zamanla anlamlaşarak kendiliğinden yararlı ve zararlı bir hukuka dönüşür. Evlilikler bu süreçlerden sadece bir tanesidir.

Güneş Balçıkla Sıvanmaz! Ya da Geçmiş Olsun! /Bekir Akkaya

Bizim yaşıtlarımız bir dönemin birikimleridir. Kibir ve gurur yapmadan ifade edeyim ki, 70’le 80’li yıllar arasında öğrenim görmüş ve o dönemi yaşkumruış kim olursa olsun birikimlidir ve düzeylidir. Çevremizde olup bitenlere baktığımızda o dönemin farkını bugün görmemiz mümkündür. Şahsen ben siyaset ve ticaretle hiç barışık olmadım. İnsanın en mükemmel oluşuna binaen insanlara ve özellikle insan kalanlara hep öncelik verdim. Üç bin öğrencili bir okulun mezunu olmamdan bugün bile gurur duyuyorum. Bundan 30 yıl önce, her cuma akşamları bir dernek ya da teşkilatta konferans ve etkinliklere koşuşturmaktan, sayısız kitapları hatmetmekten ders çalışmaya bile fırsatımız olmazdı. Solculuğu da sağcılığı da o günlerde öğrendik. Bugünkü ilke ve duruşu da…O günün ne solcusuna ne sağcısına ne de İslamcısına bugün bir şey öğretmeye kalkışmak boşuna bir uğraştır. Çoklarının hayal bile edemediği

13 Ekim 2007

Seviyesi Ölçülüyorsa Çukurdur /Bekir AKKAYA

Bu hafta içersinde okuduğum Zihni Çakır’ın “Ergenekon’un Çöküşü” adlı kitabın son cümlesini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Seviyesi Ölçülebilen Şeyin Derinliği Yoktur; Ona Ancak Çukur Denir.”
Cümleden yola çıkarak maddi ve manevi tüm bildiklerinizin ne olduğuna siz karar verin. Yani, elde ettiğiniz ya da karşılaştığınız tüm değerleri bu güzel sözle değerlendiriniz. Ben, sen, o, ya da biz, siz, onlar…
Necip Fazıl Kısakürek “hatırladığım kadarı ile bir muhatabına "alçaklık bile bir seviyeyi ifade eder. Ben sana alçak diyemem. Sen ancak çukur adamsın" deyu seslenmiştir.
Anlarsınız adamın kalıbını ya da boyunu. Bilmek için de illa da ip salmak ya da cetvel ya da pergel gerekmez.
Çukurda istikrar yoktur. Düşeni de alır götürür. Çukura düşmek boşluğa düşmeye de benzemez. Ölmezsiniz ama iyi de olmazsınız.

8 Ekim 2007

Mahalle Salatası! Afiyet Olsun! /Bekir Akkaya

Son zamanlarda Türkiye’mizin gündeminde bir “Mahalle Baskısı” muhabbeti aldı başını gidiyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda epey bilmediklerimizi bu vesileyle öğrenmiş olduk. Bana göre muhabbetin her türü makbuldür. Konuşmamaktansa konuşan bir ülke insanı olmak, bunun da ötesinde insanın kendi mahallesinde olup bitenleri işin uzmanlarınca ve hatta hocaların hocaları tarafından öğrenebilmek son derece yararlı. Tartışan ve ahkam kesenlerin bizim mahalle ile bir ilgisi olmasa da, ya da bizim mahallelilere benzemese de onların uzmanlıklarından yararlanmamak, biz mahallelilerin lüksü olamaz. Mahalle dışındakiler işin sosyolojik ve psikolojik yönlerini konuşacak, biz de bu konuşmalardan karın doyuracağız. Afiyet olsun!
Mahalle baskısı deyince bizim kafa geçmişten günümüze gidip geldi. İşin sosyolojik boyutunu algılayamasam da bu kadar sözün beni neresi ilgilendiriyor

7 Ekim 2007

ESNAF SANATKARLAR ODASI VE ŞOFÖRLER DERNEĞİNDEN İFTAR YEMEĞİ

İlçemiz Esnaf Sanatkarlar Odası ve Şoförler derneği her yıl olduğu gibi bu yılda esnaf ve şoför üyeleriyle birlikte protokol ve daire amirlerine Perşembe akşamı Erçal Kültür sarayında bir iftar yemeği verdi.
Ordu ve çevre ilçe esnaf ve oda başkanlarınında katıldığı yemekten sonra misafirler Kumru Öğretmenevine geçerek burada çay ikram edilerek sohbet edildi.
Kumru Kaymakamaı Özgür Körükçünün izinde olması sebebiyle katılamadığı yemeğe İlçe Belediye Başkanı Ticabi Civelek,İlçe Jandarma Komutamı Jandarma

4 Ekim 2007

Tarih Öğretmeninin İki Kolu Kırıldı

Korgan İmam-Hatip Lisesi Tarih Öğretmeni Mustafa Bilgü, bahçesinde bulunan ceviz ağacını dökmek için ceviz ağacına çıkarken merdivenin kayması sonucu yere düşerek iki kolunu kırdı. Kimsenin olmadığı bir anda düşen Tarih Öğretmeni Mustafa Bilgü yere düşmeden sonra yama olan yerde bir süre yuvarlandı. Öğretmen olan eşi tarafında yarım saat sonra yuvarlandığı yerde baygın halde bulunan Tarih Öğretmeni Mustafa Bilgü Eşinin yardımı ile yola kadar çıkartıldı. Kumru Fizme Karapınar Mahallesinde Ceviz Ağacından düşen Mustafa Bilgü, Eşi Aysel Bilgü tarafından hızlı bir şekilde Fatsa Devlet Hastanesi

27 Eylül 2007

Karadeniz Görme Engelliler Derneği Başkan va Üyeleri Daire Amirlerini Ziyaret etti

Gaziler günü olması sebebiyle sabah erken saatlarda tören başlamadan Kaymakam Özgür Körükçü'den alınan rendevu ile ilk görüşme gerçekleşti.Kaymakam Özgür Körükçü Dernek Başkanaı Faruk Teber ve Dernek Üyelerini karşılayarak Derneğin hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.ve Her konuda derneğe yardımcı olacaklarını belirtti.Başkan Faruk Teber Derneğin kuruluş aşamasından bugune gelinmesinde yardımlarını esirgemeyen kaymakam Özgür Körükçü'ye Teşekkür etti. Dernek Başkanı Faruk Teber Kaymakam Özgür Körükçü'ye Fahri Üyelik belgesi vererek destek beklediklerini belirtti.Buradan sonra Dernek Üyeleri İlçemize yeni tayin olan

25 Eylül 2007

Ordu İl Genel Meclisinden Basına İftar

Ordu İl Genel Meclis Başkanlığı Ordu ve İlçelerinde bulunan ulusal ve yerel medya mensuplarına Ordu Gardenya Cafeteryada iftar yemeği verdi.İftar yemeğine Ordu İl Genel Meclis Başkanı Şanser Şahin,Başkan yardımcısı İsmet Erçal,İl Genel Meclis Grupbaşkanı Abdurrahman Baş,İl genel Meclis üyeleri ve basın mensupları katıldı.Yemek sonrası selamlama konuşması yapan Ordu İl Genel Meclis Başkanı Şanser Şahin; " Her zaman yanımızda olan,bizlere haberleri ile destek olan basın emekçilerimizle kaynaşma adına bu yemeği düzenledik.İlerki zamanlarda da bu tür organizelerimiz olacak.Bu vesile ile tüm basın mensubu arkadaşlarımıza iftar yemeğimize katılımlarından dolayı İl Genel Meclisi Üyesi arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum" dedi.

21 Eylül 2007

Çekilin Yoldan! "Pat Pat Geliyor!"/Bekir Akkaya

Gittiğimiz her yerde var olan yol çalışmaları Kumru'da da devam ediyor. 1987 yılından bu yana Kumru'da şahsen gitmediğim hiçbir köy ve mahalle yolu kalmadı. 20 yıl önce bugünkü yollarımızla ilgili bir iddiada bulunsa idik emin olun hiç birimiz bugünkü durumu tahmin edemezdik. Asfalt yol olarak 1992 yılında, Karaağaç Köyü ile Kumru arasındaki 10 kilometrelik yoldan söz edebilirdik. Kumru- Korgan arası 18 kilometrelik yol bugün son derece düzgün ve asfalt. Kumru – Ünye arasında da aynı güzellikte bir yol mevcut. Kumru – Fatsa arasında ise yer yer çalışmalar devam etse de son derece güzel bir yolla Fatsa'ya ulaşabiliyoruz. Bütün köylerimizin yolları ya bitirilmiş ya da çalışmalar hızla devam ediyor. Bu çalışmalar sadece bizim ilçemiz ya da ilimizle de sınırlı değil. Gittiğimiz her yerde bu çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu en yakın çevremizden en uzak çevremize kadar Türkiye'miz hızla yenileniyor ve kabuk değiştiriyor.
Bu güzelliklerin şimdilik bir eksiği var ki ileriki günlerde biten yerleşim birimlerinde bu eksik mutlaka giderilecektir. Biz yine de bu konuda birkaç cümle söz etmek istiyoruz. Herkes kendi köyüne nereden ve nasıl gideceğini bilebiliyor. Ancak bilmeyenler

Bunlar Yusuf Dayımızın Bahçesinden

Kendisini yıllardır tanırız.Yusuf Dayımız Divanitürk Köyünden.Bazı haftalar Çarşamba günü mutlaka kendi bahçesinde doğal ortamda yetiştirdiği ürünleriyle birlikte Belediye binamızın köşesinde bulursunuz.Her çeşit meyve ve sebzeyi kendi emeğiyle yetiştirerek burada kumrulularaın hizmetine sunar. Bu haftada onu bahçesinde yetiştirdiği fasulye ve üzümleri vatandaşa sunmak için yerini almıştı.

31 Temmuz 2007

ADEM ARUK ÖDÜL ALDI

Ünye Belediyesi’nin 2. Yunus Emre Etkinlikleri çerçevesinde düzenlediği şiir yarışmasında ilçemiz edebiyat öğretmenlerinden Adem ARUK mansiyon ödülü kazandı.
Geçen hafta düzenlenen festivalde şiir yarışmasının sonuçları da açıklandı. Sivil dalda yarışmaya katılan Kumru Çok Programlı Lisesi Edebiyat Öğretmeni Adem ARUK, “HAYAL” adlı şiiriyle mansiyon ödülüne lâyık görüldü. Adem ARUK, yetmişten fazla eserin yarıştığı yarışmada böyle bir ödül aldığından çok mutluluk duyduğunu, bunun bundan sonraki yarışmalar için bir basamak oluşturacağını söyledi.
Adem ARUK, 26 Temmuz Perşembe günü Ünye Kültür Sarayında düzenlenen ödül töreninde ödülünü aldı.

20 Temmuz 2007

TRT SON DEĞİRMENLER BELGESELİ İÇİN KUMRUDAYDI!

TRT İstanbul televizyonu "S on Değirmenler" isimli kaybolma tehlikesinde bulunan su ile çalışan değirmenlerin çekimi için Kumrudaydı.TRT İstanbul televizyonu İl Kültür Ve Turizm Müdürü Muzaffer Günay ve İş adamı İsmet Erçal ın refakatinde Kumru ilçesinde bulunan su değirmenlerinin çekimlerini yaptılar.TRT de Ocak,şubat ayı gibi 2 bölüm halinde yayınlanacak belgeselin yönetmenliğini Aygün Filiz,görüntü yönetmenliğini Mustafa Filiz yaptı.
Belgesel çekimi ile alakalı görüşlerini aldığımız Yönetmen Aygün Filiz; " TRT İstanbul televizyonu olarak yok olma tehlikesinde olan su,ekmek,sofra kültürümüzün bir parçası olan su ile çalışan

14 Temmuz 2007

İsmet Erçal ın Şiiri Şarkı Sözü Oldu!

Ordu Televizyonunun düzenlediği "ORT 1.Yaz Konseri"Ordu Atatürk Parkın da yapıldı. konsere çok sayıda vatandaş katıldı. ORT ve İstanbul TV konseri canlı yayınla sundu. Şafak Sönmez, Lal, Şahmaral, Mahmut Engün, Gözde, Özlem Özer, Faruk Deniz, Ruhi Birkalır, Çetin Alkan, Hassan, Zafer Toprak gibi sanatçıların katıldığı konserde izleyenler coşkulu saatler geçirdi. Konserde sahne alan Zafer Toprak'ın söylediği Keşke Görmez Olaydım isimli şarkının sözleri Ordu'nun sevilen isimlerinden İsmet Erçal imzalıydı.
Konser sonunda İsmet Erçal Zafer Toprak a Orduyu temsilen bir plaket vererek şu açıklamayı yaptı; "Zafer Bey iki ay önce ORT nin misafiri olarak orduya gelmişti.Kumru İlçemize gelerek beni işyerimde ziyaret etti.Bu ziyarette ben kendisine 2. Şiir kitabım olan " Zaman Tüneli" ni hediye ettim.Daha sonra kendisi beni aradı,abi Keşke Görmez

5 Temmuz 2007

Ordu Evliyaları Kitabı Üzerine /Bekir AKKAYA

Geçen hafta kısaca Kumru’nun tarihinden söz etmiştik. Bu yazımızda ise Kumru Evliyaları üzerinde duracağız. Birkaç yıl önce Sıtkı Çebi imzası ile yayınlanan “Ordu Evliyaları” kitabında Kumru Evliyalarından hiç söz edilmemişti. Bunun üzerine Kumru ve köylerini adım adım dolaşarak bu konuyu araştırmış, araştırma sonuçlarını Ordu Haber Gazetesi - Mart-1998 tarihinde okuyucularımızla paylaşmıştık. O günden bugüne kitabın yeni baskısının yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Benim Merak ettiğim konu, kitabın ikinci baskısında Kumru Evliyalarından söz edilip edilmeyeceği. Her ne kadar birinci baskıda Kumru Evliyalarınsan söz edilmemiş olsa da, okuyacağınız yazı Kumru topraklarından evliya olup olmadığı konusundan “var olduğuna dair” hiçbir kuşku bırakmamaktadır. (BA) EVLİYA: Veliler. Velayet ve keramet sahibi. Allah’a yakın adam, iyi ahlak sahibi. KERAMET: Evliyadan sadır olan harikulade hal. (1) EVLİYA VELİ: Tasavvufta, velayet (ermişlik) makamına ulaşan kimsenin

19 Haziran 2007

DAKKA BİR GOL BİR /BEKİR AKKAYA

Bu başlığı görenler maç yada, spordan bahsedecek diyecekler ama hiçte öyle olmayacaktır.Gerçi hayatımızın bir oyun yada oyalanmadan ibaret olduğunu bazılarımız iyi bilirler.Öyle zamanlar gelir ki içinizden biri seçilmiş,diğeri de seçen durumundadır.Bazılarına göre hiç istemediği kişi seçilivermiştir.Bazen de çok desteklediği,güven duyduğu kişiyi seçmiştir.Aradan zamanlar geçerken,zerre miktarı dediğimiz sebepten dolayı kızarak kendi kendine ofsayda düşerek gol atıvermiştir.Halbuki bu gol geçerli değildir.Aldanmamak gerekir.Öbür taraftan zart diye biri çıkar.Pat diye bir söz söyler.Ortalık karışır.Herkes bulunmuş olduğu çevrede yada ortamda,al öbürünü tut birini,olduydu ,olmadıydı derken olaylar gelişir.Bazıköyler belde olur.Belediye başkanı seçilir.Başkan kendince bir şeyler yapmaya gayret eder.Eski köye yenilikler getirmek arzusundadır.Aylar yıllar gelip geçer.Hizmetler devam ede dursun.zaman zaman seçimler yapılır.Sayım,yazım derken insanların bir kısmı iş aş için memleketi terk etmek zorunda kalmıştır.Kimi İstanbul,kimileride İzmir gibi büyük şehirlerde yerleşme çabası içindedir

17 Haziran 2007

Kumru da Muharrem Ayı ve Aşure Günü Kutlandı

İslam aleminde kutsal sayılan Muharrem ayının 10 gününde Kumrululara aşure dağıtıldı.Kumruluların gayretleri ile 150 kız çocuğunun okumaları için oluşturulan Kız yurdunda misafirler ağırlandı.Organizesini Kumru temsilcimiz Murat Yüreklinin yaptığı gecede Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek,Kumru Müftüsü Abdullah Pamuklu,İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdülkadir Hocaoğlu,Çarşamba Tekstil Fabrikası sahibi İzzet Kılıç,Kumru esnafı,okul müdürleri ve basın mensupları katıldı.Yenen yemek ve aşure ikramından sonra Kumru

16 Haziran 2007

AKP GRUP BAŞKANVEKİLİ VE SANATÇI UĞUR IŞILAK HASRET GİDERDİ

Almanyadan tanışan AKP GRUP Başkanvekili Eyüp Fatsa ve sanatçı Uğur Işılak Kumru Öğretmenevi oturma salonunda sohbet ettiler.Sohbette Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek,İl Genel Meclis Üyeleri İsmet Erçal,H.Emin Payat,Atıf Yüksel,Göller Belediye Başkanı Nuhil Kiremitçi,Çayırkent Belediye Başkanı H.İbrahim Aha,İstanbul Kumrulular dernek başkanı Celalettin Dervişoğlu,Mali Müşavir Mustafa Çaya,AKP Kumru İlçe Başkanı Hamza Karar,İlçe Emniyet Amiri Uğur Güçlü,Kumru Akşam Sanatokulu ve Öğretmenevi Müdürü Bekir Akkaya da hazır bulundular.
AKP Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa; " Uzun yıllar bildiğiniz gibi Almanya da kaldım.Uğur kardeşimle tanışıklığımız oralara dayanır.Yüzüne karşı söylemiyorum tarzı ve sesi Anadolu insanının özlem ve arzularını işleyen bir kardeşimiz.Tekrar kendisine ilçem Kumruya hoş geldin diyor,bu organizeden dolayı belediye başkanımız Ticabi Civelek Beyi tebrik ediyorum"dedi.
Sanatçı uğur Işılakta;" Eyüp abimiz mecliste taktir ettiğimiz vekillerimizden.Ben kendilerine yeni seçim dönemi hayırlı olsun diyorum.Sayın Belediye Başkanımız Ticabi Bey ve ekibine bu misafirperverlikten ötürü teşekkür ediyorum" dedi.
Sohbet gecenin geç saatlerine kadar sürdü.

15 Haziran 2007

Kimse Yokmu Derneği Kumrudaydı

Samanyolu Televizyonun yardım proğramı olan " Kimse Yokmu" derneği üyeleri ve gönüllüleri Kumrudaydı.Sunuculuğunu ses sanatçısı Şükrüye Tutkun un yaptığı proğram ekibi Kumru'daki kardeş aile Şeref ve Züleyha Özgen çifti tarafından karşılandı. Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek ve İl Genel Meclis Üyesi İsmet Erçal ın refakatinde Kumru esnafını gezilerek ihtiyaç sahibi aile için yardım toplandı.Kumrunun Güneycik Köyünde eşinden ayrı olarak yaşayan,felç hastası ve 2 çocuğuna bakmakla yükümlü olan

İŞADAMIDAN OKUL ONARIMI

TOÇEV Vakfı SHOW TV ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle yapılan yaşasın okulumuz kampanyası çerçevesinde,Ordulu İşadamı Bahtiyar Tenteoğlu tarafından onarımı yapılan Kumru İlçesi Ayvalı İlköğretim okulu 6 Haziran 2007 Çarşamba günü yapılan görkemli bir törenle açıldı.Açılışa Ordu Vali yardımcısı M.Fikret Çavuş,Kaymakam Özgür Arslan, Belediye Başkanı Ticabi Civelek,CHP Ordu Milletvekili adayı Adil Karaoğlanoğlu,İl Genel Meclis Üyesi İsmet Erçal,İlçe Garnizon Komutanı Jandarma Üsteğmen Murat Ayyarkın,

KUMRU ÇPL MÜDÜRÜ İÇİN VEDA YEMEĞİ

Kumru Çok Programlı Lisesi idareci, öğretmen ve çalışanları, tayini çıkan müdür ve öğretmenleri için veda yemeği düzenlediler.
Kumru Çok Programlı Lisesi Müdürü Şükrü Dizek'in tayini Bafra'ya, edebiyat öğretmenlerinden Pınar İri'nin tayini Reşadiye'ye, rehberlik öğretmeni Ümit Yaşar Aydın'ın tayini Ordu'ya çıktı. Edebiyat öğretmenlerinden Adem Aruk'un organize ettiği yemeğe bütün okul çalışanlarının katıldığı yemekte hoş anlar yaşandı. Balık ikramının da yapıldığı yemekte Okul Müdürü Şükrü Dizek; " yedi yıldır Kumru'da hizmet verdiğini, okul ortamlarının çok iyi olduğunu söyledikten sonra artık doğum yeri Bafra'da çalışacağını belirtti". Pınar İri ve Ümit Yaşar Aydın da böyle güzel bir ortamda arkadaşlarıyla bir araya geldikleri ve Kumru'daki görevlerini bu şekilde tamamladıkları için çok mutlu olduklarını söylediler.
Meyve ikramından sonra öğretmenler, çaylarını yudumlarken koyu bir sohbete daldılar ve bir eğitim öğretim yılını daha başarıyla bitirmenin mutluluğunu yaşadılar. Yemeğin sonunda öğretmenler tayini çıkan arkadaşlarına başarılar dilediler.

Kumru Belediye Başkanı Ulusal Ve Yerel Basını Kahvaltıda Buluşturdu

Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek Ordu ve İlçelerinde bulunan ulusal ve yerel medya mensuplarını Kınalı Aile Çay Bahçesinde sabah kahvaltısında buluşturdu.Kahvaltı proğramına Kumru Belediye Başkanı Ticabi Civelek,AKP Kumru İlçe Başkanı Hamza Karar,İl Genel Meclis Başkanı Şanser Şahin,İl Genel Meclis Grup Başkanvekili Abdurrahman Baş,İl Genel Meclis Üyeleri H.Emin Payat,İsmet Erçal,Cemal Salgut,Kumru Belediye Meclis Üyeleri,İstanbul Kumrulular Dernek Başkanı Celalettin Dervişoğlu,

11 Haziran 2007

KUMRU BELEDİYESİ 15.DÜZOBA VE YABAN ÇİLEĞİ FESTİVALİ YAPILDI

Kumru Belediyesinin düzenlediği " 15. Kumru Düzoba yaylası Yağlı pehlivan güreşleri ve Erecek yaylası yaban çileği festivali" halkın yoğun katılımları ile düzenlendi
9 Haziran Cumartesi günü Düzoba yaylasında şenlikler saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı.Akabinde at yarışları düzenlenerek,dereceye girenlere ödülleri verildi.Şenliklere Korgan Kaymakamı(Kumru Kaymakam vekili)